YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1036
KARAR NO : 2023/1639
KARAR TARİHİ : 23.02.2023
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/2706 E., 2022/1748 K.
FER’Î MÜDAHİL : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 19.12.2014
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/175 E., 2019/382 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ve fer’i müdahil SGK vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer’i müdahil SGK vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı iş yerinde 01.08.2012-17.12.2014 tarihleri arasında gündüz bekçisi olarak asgari ücretle çalıştığını, bekçilik dışında temizlik, sıva, boya gibi işlerde de çalıştığını, sigortasının düzenli olarak yatırılmadığını, 01.08.2014-17.12.2014 tarihleri arasında çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının iş yerinde çalıştığı süre içinde SGK primlerinin ödendiğini, kayıt dışı çalışmasının söz konusu olmadığını, davacının iddialarını kabul etmediklerini belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2.Feri Müdahil SGK cevap dilekçesinde özetle; davacı adına davalı işveren tarafından 27.08.2013-20.08.2014 tarihleri arasında ve 28.08.2014-29.08.2014 tarihleri arasında bildirim yapıldığını, davacının davalı iş yerinde çalıştığı dönemde aynı zamanda başka iş yerinde çalıştığının göründüğünü, davacının davasının yazılı belge ve tanık bilgileri ile ispat zorunluluğunun bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ” 1-Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davacının davalı iş yerinde 01.08.2014-30.09.2014 tarihleri arasında toplam 60 gün süre ile asgari ücret ile çalıştığının tespitine, bu dönemde 38 günün kuruma eksik bildirildiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer’i müdahil SGK vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B.İstinaf Sebepleri
1. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; “… Daha önce yapılan yargılama sonunda yerel mahkeme kararı Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesinin 2018/491 E -2018/649 K sayılı kararı ile ortadan kaldırılmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi ortadan kaldırma kararının gerekçesinde 2014 yılı Ağustos ayı bakiye dönemi için çalışma bulunup bulunmadığı yönünde bordro tanığı dinlenmediği, bordro tanığı seçilerek dinlenmesi varsa bakiye ücret ödemesine ilişkin belgelerin celbinin incelenmesi hususunu bildirmiştir. Yeniden yapılan yerel mahkeme incelmesinde çağrılan bordro tanıkları dinlenmiştir. Tanıklardan birisi davacıyı hiç hatırlamazken diğer iki bordra tanığı da iş yerinde sigortasız kayıt dışı çalışma olmadığını, işverenin bu konuda hassas olduğunu beyan etmişlerdir. Cevap dilekçemizde de belirttiğimiz üzere davacının çalışmaları Kurum’a bildirilen sürelerle sınırlıdır. Bu bakımdan kayıtdışı çalıştırdma olgusunu kabul etmiyoruz. Davacı işçi “…” projesi yapımında çalışmıştır. Adana Büyükşehir Belediyesi’nden gelen cevapta da davacının çalıştığı projenin 15.08.2014’te bitirildiği açıktır. Buna rağmen 30.09.2014’e kadar çalışıldığı yönünde hüküm kurulması hukuka aykırı olmuştur.
– Hizmet tespit davalarının kamu düzeninden olması dolayısıyla her türlü şüpheden uzak, soyut beyanlara dayanılmadan, fiili çalışma olgusunun ispat edilmesi halinde hizmet tespitine karar verilmelidir. Nitekim davalı işveren de bordroları gerçek duruma göre tanzim etmiş olup, bankaya yatan tutarlar ile bordrodaki çalışmaların uyuştuğu görülecektir.
– Hükümde 26.09.2014’te işçi hesabına ödeme olduğu için eylül ayında tam çalışma olduğuna kanaat getirilmiştir. Bir an için ödemenin Eylül ücreti olduğu kabul edilse dahi gerek işyeri uygulaması gerek hayatın olağan akışına göre işçi ücretinin çalışılmadan ödendiğinin kabulüne kanaatle ulaşılması hukuka uygun değildir. 26.09.2014’te yatan ödeme sebep gösterilerek 30.09.2014’6 kadar çalışıldığının kabul edilmesi açıkça hukuka aykırıdır. İşçi ücretlerinin çalışma yapıldıktan sonra, ilgili dönem muhasebeleştirilip bankaya ödeme talimatı aşamaları düşünüldüğünde, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, yatan ödemenin ancak 26.09.2014’ten daha da önceki döneme İlişkin olarak değerlendirilmesi mümkündür. Bu bakımdan salt soyut tanık beyanlarına göre hizmet tespitine gidilmesine itiraz ediyoruz. Nitekim Bölge Adliye Mahkemesi ortadan kaldırma kararına göre dinlenen diğer bordro tanıkları beyanlarına göre de iş yerinde sigortasız çalışma yoktur…” şeklinde beyanda bulunmuştur.
2.Feri Müdahil SGK vekili istinaf dilekçesinde; “..Davacıya ait hizmet dökümünün ve Kurum kayıtlarının tetkikinden, … T.C. Kimlik numarası adına, dava konusu edilen döneme ilişkin olarak; kesintisiz çalışma kaydına rastlanılmamıştır. Davacı adına, dava konusu edilen dönemlerde gerek davalı işveren gerekse de farklı işverenlerce herhangi bir sigortalı hizmetin Kuruma bildirilmediği, tespit edilmiştir. Kayıtların incelenmesinden de görüleceği üzere, davacıya ait çalışmalar, işe giriş bildirgeleri ve dönem bordrolarına dayanılarak Kurumumuza intikal ettirilmiştir. Gerek işe giriş bildirgeleri ve gerekse bordrolar, davacının çalışmalarının, kesintili geçtiğinin karinesidir. Karinenin aksinin ise, eşdeğerdeki belgelerle ispatı gerektiği, böyle durumlarda, tanık sözlerine itibar edilemeyeceği, Yargıtay’ın yerleşmiş görüşüdür.
Mahkemece, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve yerleşmiş Yargıtay kararları doğrultusunda, davacının tespitini istediği sürelerle ilgili olarak, davalılara ait işyerlerinden bildirgeler ve bordrolar celbedilerek, davacının imzası olanlar saptanmalı, imzasını içeren bordrolarda geçmiş sürelerin dışındaki sürelerle ilgili istemin reddine, imzalı olmayan bordrolardaki süreler yönünden, işverenin bordrolarında kayıtlı tanıklar tespit edilerek, bu tanıkların bilgilerine başvurulmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
Sayın Mahkemece, araştırılması gereken diğer bir husus da, çalışıldığı iddia edilen işyerlerinin hangi tarihler arasında kanun kapsamında bulunduğu hususudur. Davacıya ait hizmet dökümünde kodları görünen işten çıkış ve eksik gün nedenlerinin de Sayın Mahkemece dikkate alınmasını talep etmekteyiz.
Sonuç olarak, davacının dava konusu edilen dönemde kuruma bildirilmiş olan çalışmaları yönünden davanın hukuki yarar yokluğu; bunun dışındaki çalışma iddiasının ise, davacının yazılı belge ibraz edemediği ve esasen kesintisiz çalışma iddiasında bulunulduğu sürede gerek Adana gerekse de başka şehirlerde farklı işverenler nezdinde çalışmalarının bulunduğu hususları da dikkate alınarak, reddi gerekmektedir…” hususlarına yer vermiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İncelenen tüm dosya kapsamına göre; davalı iş yerinin 10.06.2013 tarihinde kanun kapsamına alındığı, SGK kayıtlarından, davacının davalı iş yerinde 27.08.2013-20.08.2014 tarihleri arasında 301 gün, 28.08.2014-29.08.2014 tarihleri arasında ise 2 gün hizmet bildiriminin olduğu, davacının 01.08.2014-17.12.2014 tarihleri arasında da devamlı ve sürekli çalıştığının tespitini talep ettiği, tanık beyanlarına göre davacının 30.09.2014 tarihine kadar çalıştığının ispatlandığı ve davacıya 26.09.2014 tarihinde davalı iş veren tarafından Eylül maaş ödemesinin yapıldığı, davacının 30.09.2014 tarihinden sonra da çalıştığının ispatlanamadığı, ilk derece mahkemesinin; dinlenen bordro tanıkları ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davalı işyerinde 01.08.2014-30.09.2014 tarihleri arasında devamlı ve sürekli çalıştığı, 38 gün eksik gün bildirimi olduğu yönündeki tespitin isabetli olduğu belirtilerek, “Davalı ve feri müdahil SGK vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi nin 1 numaralı alt bendi gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer’i müdahil SGK vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarla Mahkemece dinlenen tanıkların yetersiz beyanlarına dayalı olarak karar verildiği, fiili çalışmanın kanıtlanmadığı belirtilerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Fer’i müdahil SGK vekili temyiz dilekçesinde; davacının davalı iş yerinde bildirilmeyen çalışmalarına ilişkin olarak yazılı belgenin bulunmadığı esasından hareketle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, Yargıtay kararlarına aykırı olarak tanzim olunan bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle karar verilmesinin isabetsiz olup, bozmayı gerektirdiği belirtilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanunun 86/9 uncu maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ve fer’i müdahil SGK vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…