Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/1038 E. 2023/1557 K. 22.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1038
KARAR NO : 2023/1557
KARAR TARİHİ : 22.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/3002 E., 2022/1749 K.



HÜKÜM/KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/50 E., 2021/160 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili, davalı … vekili ile feri müdahil vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili, davalı … vekili ile feri müdahil vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili; davacının davalı davalılardan … tarafından işletilen iş yerinde 20.02.2008 tarihinde işe başladığını, işe girişinin 18.05.2010 tarihinde yapıldığını, 2011 yılı Şubat ayında davacının kendi isteği ile işten ayrıldığını, 20.02.2008 – 18.05.2010 dönemindeki çalışmasının kuruma bildirilmediğini, davalı iş yerinde 15.09.2011 tarihinde işe başlamasına rağmen sigorta girişinin 05.01.2012 tarihinde yapıldığını, 15.09.2011 – 05.01.2012 döneminde sigortasız çalıştırıldığını, davacı 20.02.2008 tarihinde fiilen davalı … tarafından ilşetilen ancak İmamoğlu Devlet Hastanesinde görevli olması sebebiyle annesi … adına açtığı iş yerinde vergi levhalarına göre girişleri kuruma bildirilmediğini, anılan dönemde aralıksız ve sürekli olarak çalıştığını, medikal estetik hizmeti verildiğini belirterek davalı … yönünden 20.02.2008 – 06.03.2009 döneminde 374 gün süreyle sigortasız çalıştırıldığının tespitine, davalı … yönünden de; davacının 06.03.2009 – 18.05.2010 döneminde 433 gün, 15.09.2011 – 05.01.2012 döneminde 112 gün süreyle sigortasız çalıştığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP
Davalı … vekili tarafından; davacının taleplerinin hak düşürücü süreye maruz kaldığını, davacının 2008-13.03.2009 döneminde ‘a ait eczanede çalıştığını, davalılardan …’in 2004-2009 döneminde İmamoğlu Hastanesinde çalışması, 2008 yılı Mart ayı boyunca raporlu olması, 2008 Eylül ayında Global Tıp Merkezinde çalıştıması nedeniyle bizzat yapılması gereken işlemler sebebiyle davalının iş yeri açmasının mümkün olmadığını belirterek haksız davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Fer’i Müdahil kurum cevap dilekçesinde özetle; davayı kabul etmediklerini, davacının iddiasını yazılı delille ispatlaması gerektiğini belirterek davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Vergi kayıtlarına göre davalı …’in 16.03.2006 tarihinden diğer muris …’in ise 14.04.2004 tarihinden itibaren vergi kaydının olduğu, bu nedenle dava dönemi itibariyle faal işyeri oldukları kabul edildi. Ayrıca davalıların anne – oğul oldukları, kendi adlarına vergi kaydı olmadığından diğer işyerinde faaliyet gösterdiği tanık beyanlarıyla sabittir. Mahkememizce taraf ve bordro tanıkları dinlendi, dinlenen davacı tanıkları … ve …’in davalılarla davalarının olması nedeniyle tarafsız olamayacağı bu nedenle beyanlarına itibar edilemedi. Diğer tanıkların ise işe giriş ve çıkış tarihlerinin 2009-2016 yılları olması nedeniyle davacının muris …’e yönelik hizmet tespit talebinin kuşkuya yer olmadan ispatlanamadığından reddine karar verildi. Yine davacının vergi kaydının bulunması, Bağ-Kur kaydının olması nedeniyle ayrıca tanıkların 2008 öncesine ilişkin bilgilerinin olmaması nedeniyle 16.03.2011 tarih öncesi taleplerinin ispatlanamadığından reddine karar verildi. Ancak dinlenen tanık beyanlarında davacının 16.03.2011 yılından sonra davalı … yanında ameliyatlara girdiği, devamlı ve sürekli çalıştığı gerekçesiyle;

Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, davacının davalı … iş yerinde 16.03.2011-30.06.2011 tarihleri arasında toplam 105 gün süre ile asgari ücret ile çalıştığının tespitine, bu dönemde 19 günün kuruma eksik bildirildiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebinin reddine, karar vermiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı … vekili ile feri müdahil vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

B.İstinaf Sebepleri:
1.Davacı Vekilinin İstinaf Sebepleri
SGK cevabi yazısından anlaşılacağı üzere, davacı müvekkilimin davalı işyerinde işe başladığı 17.06.2004 tarihinde davalı …’e ait işyerinin kanun kapsamında olmadığı, 25.12.2006 tarihinde kanun kapsamına alındığı, davacı müvekkilimin de 25.12.2006 tarihinde, davalı işyerinin kanun kapsamına alındığı gün işe giriş bildiriminin ve tescilinin yapıldığı görülmektedir. Davalı …’in icra ettiği medikal estetik uzmanlığı ve saç ekim işinin süreklilik ve devamlılık arz ettiği, İmamoğlu Devlet Hastanesinde genel cerra- hi uzmanı olarak görev yaptığı dönemde, kamu görevlisi doktorun özel klinik ve muayenehane açması konusundaki yasaklılık nedeniyle kendisi adına klinik açamadığı için annesi … adına açtığı işyerinde saç ekim faaliyetini sürdürdüğü, davalı …’in adına kayıtlı olan işyerinin 25.12.2006 tarihinde kanun kapsamına alındığı, davacı müvekkilimin çalışmasının da aynı gün, 25.12.2006 tarihinde kuruma bildirildiği, davacı müvekkilimin 17.06.2004 – 25.04.2016 tarihleri arasında aralıksız ve sürekli olarak fiilen davalı …’in emir ve talimatı altında sağlık uzmanı olarak çalıştığı, davacı müvekkilimin işe başladığı 17.06.2004 tarihinden sonraki dönemdeki bir kısım çalışmasının 25.12.2006 – 01.06.2007 arasındaki 158 günlük çalışmasının 1077158 işyeri sicil nolu davalı … işyerinden SGK’na bildirildiği, dosyaya gelen belge ve kayıtlar ile tanıklarımızın beyanlarından davalılar … ve …’in sürekli olarak “ … Estetik” unvanını kullandıkları hususları birlikte değerlendirildiğinde, davacının 17.06.2004 tarihinden itibaren 25.04.2016 tarihine kadar sürekli ve aralıksız olarak davalılar … ve … işyerinde çalıştığının kabulünde zorunluluk bulunduğunu belirtmiştir.

2.Davalı … Vekilinin İstinaf Sebepleri
Davacının müvekkil yanındaki hizmeti kesintisiz olmayıp arada Bağ-Kur kaydı olduğu da düşünülecek olursa davacının talepleri 5 yıllık hak düşürücü süreye tabi olduğundan davanın tamamen reddi gerektiği, davacı tarafından SGK’nun davalı olarak değil de ihbar olunan sıfatıyla gösterilmiş olması da usule aykırıdır. Zira hizmet tespiti davasında, davalı işveren ile SGK arasında zorunlu dava arkadaşlığı olup, SGK’nun gösterilmemiş olması da usule aykırı olduğu, …’in 2008 yılında bir klinik işletmesi fiilen ve fiziken imkansız olup, müvekkil … 2008 yılında skolyoz (omur ilik eğriliği) ameliyatı olmuş ve uzunca bir süre yatağa mahkum halde, çalışamaz durumda 2008 yılı Mart ayı sonuna kadar yatmıştır. Nitekim vergi kayıtları da iddiamızı doğrular niteliktedir. Dolayısıyla davacı tanıklarının davacının 2008 yılının başlarında davacının müvekkilin yanında çalışmaya başladığı iddiası ve beyanları gerçekleri yansıtmadığı halde yanlı ve gerçek dışı beyanlarda bulunan tanıkların sözlerine itibarla hazırlanan bilirkişi raporuna itibar edilerek kurulan yerel mahkeme kararı da hatalı olduğu, müvekkilim tıp mesleğini icra eden bir kişi olarak kanunların kendisine yüklediği görevleri yine kanunlar çerçevesinde yerine getirmiş ve yanında çalıştırmaya başladığı elemanlarını çalışmaya başladıkları tarih itibariyle sigortaya bildirmiştir. Kaldı ki, saç ekiminin yapıldığı hastane ameliyathanelerine sigortasız işçi sokmak mümkün değildir ve müvekkilim tarafından kullanılan Acıbadem Adana hastanesinde sigortasız elemanın ameliyathaneye alınması da mümkün değildir. Bu nedenle de gerçekte davacı müvekkil yanında çalımlaya başladığı tarih itibariyle sigortası yapılmış olduğu halde son derece kötü niyetle ve çalışmadığı dönemlere ilişkin hizmet tespiti davası açmış ve ne yazık ki tümünün de müvekkile karşı aynı nitelikte davası olan davacı tanıklarının çelişkili ve gerçeğe aykırı beyanlarına itibar edildiği, dosya kapsamına göre davacının dava konusu dönemde fiilen ve sürekli çalıştığını ispatlayacak nitelikte dosyada delil bulunmamaktadır. Dosyada dinlenen tanıklar da davacının dava konusu dönemde fiilen ve sürekli çalıştığını ispatlayacak nitelikte değildir. Davacı, müvekkil yanında çalışmış olsa dahi çalışmasının aralıklı çalışma mı, sürekli çalışma mı olduğu hususu hiç bir duraksamaya mahal vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmamıştır.

3.Feri Müdahil Kurum Vekilinin İstinaf Sebepleri
Bu tür davalar “kamu düzenine” ilişkin olduklarından, çalışma olgusunun hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak açıklıkta ortaya konması gerekir. Süresi içerisinde başvurulması halinde Yargıtay kararlarında kabul edilen ilkelere uygun bir biçimde bu tespitin belirlenmesi gerekir. Yapılan incelemeler neticesinde müvekkil kurumun yapmış olduğu işlemler tamamen mevzuat dahilinde gerçekleşmiş olup, herhangi bir hukuka aykırılık söz konusu değildir. Davacının iddiaları maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olup, Mahkemenin davanın kabulüne dair vermiş olduğu kararın kaldırılması gerekmektedir.

C.Gerekçe ve Sonuç
Davacının iddia ve talep olunan … dönemindeki çalışmaları yönünden; dinlenen tanıkların davacı ile 2004-2008 döneminde aralıksız ve sürekli çalışmalarının bulunmadığı anlaşılmakla, bu dönem yönünden iddiasının ispatlanamadığı, bu yöne ilişkin davacı tarafın istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, bordro tanıklarının kayıtlı hizmet süreleri ve beyanlarına ve denetime elverişli rapor kapsamına göre, ilk derece mahkemesinin; davacının davalı … iş yerinde 16.03.2011-30.06.2011 tarihleri arasında toplam 105 gün süre ile asgari ücret ile çalıştığının ve bu dönemde 19 günün kuruma eksik bildirildiğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine dair verilen kararın isabetli olduğu, gerekçesiyle;

Davacı, davalı … ve feri müdahil SGK vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı … vekili ile feri müdahil vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesinde belirttiği hususlar ile temyiz talebinde bulunmuştur. Davalı … vekili; istinaf dilekçesinde belirttiği hususlar ile temyiz talebinde bulunmuştur.

Feri müdahil kurum vekili; istinaf dilekçesinde belirttiği hususlar ile temyiz talebinde bulunmuştur.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; davacının davalı … yönünden 20.02.2008-06.03.2009 döneminde 374 gün süreyle, davalı … yönünden de; 06.03.2009-18.05.2010 döneminde 433 gün, 15.09.2011 – 05.01.2012 döneminde 112 gün süreyle çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.

2.İlgili Hukuk
1-Davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Kanun’un 79 ve 5510 sayılı Kanunun 86 ıncı maddesidir. 5510 sayılı Kanun’un 86 ıncı maddesinde; aylık prim ve hizmet belgesi veya muhtasar ve prim hizmet beyannamesi işveren tarafından verilmeyen veya çalışmaları kurum tarafından tespit edilemeyen sigortalıların, çalıştıklarını, hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde iş mahkemesine başvurarak, alacakları ilam ile ispatlamaları halinde, mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayılarının dikkate alınacağı düzenlenmiştir.

2-Sosyal Güvenlik Hukukumuzda, “sosyal sigortalarda çokluk”, bir başka anlatımla bireylere olabildiğince sosyal sigorta hakkı tanıma, “yararlanmada ve yükümlülükte teklik” ilkesi egemendir. Buna göre, aynı tarihlerde farklı sosyal güvenlik kuruluşları kapsamında bulunulamaz. Çifte sigortalılık olarak adlandırılan bu statü, kanun hükümleriyle engellenmiştir. Belirtilmelidir ki, anılan düzenlemelerde yer alan “emekli sandıklarına aidat ödemekte olanlar” ibareleri, “başka sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olanlar” şeklinde anlaşılmalı, “sosyal güvenlik kuruluşları ibarelerinin de aynı zamanda “sosyal güvenlik kanunları” terimlerini içerdiği kabul edilmelidir.

01.10.2008 tarihinden itibaren yürürlüğe giren, 5510 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi uyarınca; sigortalının aynı Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerinden birden fazlasına aynı anda tabi olunmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında sigortalılık yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılacaktır.

5510 sayılı Kanun’un anılan 53 üncü maddesi, 6111 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değiştirilmiş; sigortalının 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) ile (c) bendinde yer alan sigortalılık statülerine aynı anda tabi olunmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle (c) bendi kapsamında, (a) ile (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde çalışması halinde ise (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacağı düzenlemesi getirilmiş; ancak, değişikliğe ilişkin anılan 33 üncü madde de ayrıca söz konusu değişikliğin maddenin yürürlük tarihinden öncesi için uygulanmayacağı hükme bağlanmıştır. 6111 sayılı Kanun’un yürürlüğe dair 215/b maddesiyle; “…33… maddesi yayımı takip eden ayın birinci günü yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir. 6111 sayılı Kanun 25.02.2011 tarihinde yayımlanmış olup; bu durumda anılan değişiklikler 01.03.2011 tarihinden itibaren uygulanabilecektir. Başka bir deyişle 5510 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi ve bu maddede yapıılan değişikliklerin ancak yürürlüğe girdikleri tarihten itibaren uygulanabilecekleri dikkate alınmalıdır.

5510 sayılı Kanun’un yürürlükte olmadığı 01.10.2008 tarihi öncesine ilişkin olarak bu tür çakışan (ikili) sigortalılığa ilişkin uyuşmazlıkların çözümü için ise, gerçek ve fiili çalışmanın, başka bir anlatımla baskın sigortalılık olgusunun hangi Kurum ve Kanun kapsamında gerçekleştiği belirlenmeli, aynı döneme rastlayan gerçek ve fiili çalışmalardan hangisinin sigortalının hayatında ekonomik olarak baskın çalışma niteliği taşıdığı ortaya konulmalıdır. Şu durumda 506 sayılı (hizmet akdine dayalı olarak işveren/işverenler tarafından çalıştırılma) ve 1479 sayılı (hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışma) Kanunlar kapsamında veya 5510 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri çerçevesinde birleşen (çakışan) zorunlu sigortalılık olgusuna ilişkin olarak; 5510 sayılı Kanun’un yürürlükte olmadığı 01.10.2008 tarihi öncesi dönem yönünden baskın sigortalılığa üstünlük tanınmalı, 01.10.2008 – 01.03.2011 dönemi yönünden 5510 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi gereğince ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınmalı, 01.03.2011 tarihinden itibaren ise anılan maddede 6111 sayılı Kanunla yapılan değişiklik gözetilerek hizmet akdine dayalı çalışmaya değer verilmelidir.

3.Değerlendirme
İlgili kanunlarda hizmet tespiti davasında ispat yönteminin ne şekilde olması gerektiğine dair herhangi bir açıklama bulunmadığından, kamu düzenine ilişkin bu tür davalarda taraflar her türlü delile dayanabileceği gibi mahkemece kendiliğinden araştırma ilkesine göre delil toplanabilir ve inceleme yapılabilir. Bu davaların kamu düzenine ilişkin olduğu da gözetilerek davacının işyerinde eylemli olarak çalışıp çalışmadığı yeterli ve gerekli bir araştırmayla hiç bir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak sağlıklı bir biçimde belirlenmelidir. Bu nedenle fiili çalışma olgusunun somut şekilde ispatlanabilmesi için sadece taraf delilleriyle yetinilmeyip mahkemece resen araştırma yapılmalıdır.

Mahkemece; davacının çalışmasını bilebilecek bina görevlisi, komşu iş yeri tanıkları, medikal hizmet alan kişiler tespit edilerek tanık sıfatıyla bilgi ve görgülerine başvurulmalı; davacının şahsi sicil dosyası getirtilmeli, davalı iş yeri kapasitesi araştırılmalı, yukarıda açıklanan 53 üncü madde de gözetilerek çakışan sigortalılığı da değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.

VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1-Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgililere iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.02.2023 gününde oybirliğiyle karar verildi.