Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/1041 E. 2023/3662 K. 04.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1041
KARAR NO : 2023/3662
KARAR TARİHİ : 04.04.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI :

Taraflar arasındaki 4447 sayılı Kanun’un geçici 10 uncu maddesinde yer alan teşvikten faydalandırılmasına yönelen belgelerin işleme alınması ve hukuka uygun olduğunun tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair karar verilmiştir.

Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 2 numaralı alt bendi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması suretiyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle: 6111 sayılı Kanun ile 4447 sayılı işsizlik sigortası Kanunu’na eklenen geçici 10 uncu maddedeki sigorta prim teşvikinden ve 687 sayılı olağanüstü hal kapsamında bazı düzenlemeler yapılması hakkında kanun hükmünde kararname ile 4447 sayılı işsizlik sigortası Kanunu’na eklenen geçici 17 nci maddedeki işveren desteği uygulamalarından yararlanmaya yönelik 06.12.2017 tarih ve … sayılı başvurunun işleme alınması ve kurum işleminin iptali talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekilince cevap dilekçesinde özetle; davacının isteminin mümkün olmadığını, bu nedenle davanın reddi gerektiğini belirterek, davanın reddi talep edilmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanun’un … başlıklı 81 inci maddesi ile 4447 sayılı Kanun’un Geçici 10 uncu maddesidir. Söz konusu yasal düzenlemeler ile, işverenlerden alınacak sigorta prim oranları belirlenmiş, bu oranlar farklı tarihlerde yürürlüğe giren yasal değişiklikler ile yeniden düzenlenmiştir. Sigorta primi teşviklerine ilişkin farklı Kanun’larda yer alan düzenlemelerin uygulama usul ve esasları … tarafından çıkartılan 18.03.2010 tarihli 2010/10 sayılı Genelge ile düzenlenmiştir. Kurum söz konusu genelgede mevcut sigorta primi teşvik uygulamalarında,bir sigortalının aynı anda birden fazla sigorta primi teşviki kapsamına girmesi durumunda, işverenlerin bahse konu sigortalıyı tercih edecekleri herhangi bir sigorta primi teşvikinden Kuruma bildirmelerinin mümkün olduğunu kabul etmekte ancak değişiklik taleplerinin bu genelge esas alınmak suretiyle yapılması gerektiğini genelge sonrasında yapılan değişiklik taleplerini kabul etmemektedir.

Dava konusu olayda, davacı işveren tarafından 2011/4-2017/6 arasındaki muhtelif dönemlere ilişkin 6111 sayılı Kanun’la getirilmiş olan işveren primi teşviğinden yararlanmak üzere Kuruma verilen ek ve iptal bildirgeler sözkonusu Genelgeye istinaden Manavgat Sosyal Güvenlik Merkezi’nin 11.12.2017 tarih 14.940.318 sayılı işlemi ile reddedilmiştir. Uyuşmazlık, kurumun genelge ile yasa koyucu tarafından getirilen işveren teşvikinden yararlanma hakkına sınırlama getirip getiremeyeceği noktasında toplanmaktadır. İdareler yasa koyucu tarafından çıkartılan yasaların uygulama usul ve esaslarını belirlemek için düzenleyici işlemler yapabilir iseler de yasalar tarafından belirlenen hakların sınırlanması sonucunu doğuracak şekilde düzenleyici işlemler yapamazlar. Söz konusu genelge ile davacı şirketin işveren primi teşvikinden yararlanma hakkı sınırlandırılmıştır. Hal böyle olunca, davacı şirketin genelgeden sonra değişiklik talebinde buluduğu gerekçesiyle yasal olarak yararlanma hakkı olan işveren primi teşvikinden yararlanmasını engelleyen işlemi yerinde olmadığından, davanın kabulü ile Kurum işleminin iptaline dair karar verilmiş, davacının davasının kabulü ile davacı şirketin davalı Kuruma yaptığı 06.12.2017 tarih, … sayılı başvurusunun hukuka uygunluğunun tespitine dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
İstinaf başvurusunda bulunan davalı vekili, usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine dair karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince daha önce konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair verilen karar dairemizin 16.09.2021 tarih ve 2021/2540 esas, 2021/1970 karar sayılı kararı ile 7103 sayılı Kanun’un 70 inci maddesi ile 5510 sayılı Kanun’a eklenen 17 nci maddesi gereğince davanın konusuz kalması için sorunun idari yoldan çözülmüş olması gerektiği, öte yandan anılan maddenin 4 üncü fıkrasının Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmiş olması sebebiyle bu durumun da verilecek kararda gözetilmesi gerektiğinden bahisle kaldırılmış ve yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince kuruma yazılan yazıya verilen cevapta, davacının talep ettiği teşvikler için 7103 sayılı Kanun gereği bildirge giriş ekranının kullanıma açıldığı, davacı şirketin de bu program vasıtasıyla daha önce talep ettiği teşvikler için sisteme belge girişi yaptığı ve bu belgelerin müdürlükçe onaylandığının bildirildiği görülmüştür. Davacı vekili de bu cevabi yazının dosyaya sağlandığının yazıldığı celsede (31.03.2022 tarihli celse) davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesini talep etmiştir.

Açıklanan bu duruma göre konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken esasa ilişkin iptal kararı verilmesi yerinde olmamıştır. Kararın kaldırılarak bu doğrultuda karar verilmesi ve verilecek kararda ek 17 nci maddenin ücreti vekalet ve yargılama giderlerine ilişkin 4 üncü maddesinin Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmiş olması hususununda gözetilerek yargılama giderlerinin genel hükümlere göre çözümlenmesi gerekir.

Somut davada, Kurumun dava açılmasına sebebiyet verdiği de ortadadır. Sonuç olarak istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 2 numaralı alt bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyizinde davacı hakkında Kurumca yapılan işlemlerin yasalara uygun ve yerinde olduğunu verilen vekalet ücretinin da hukuka aykırı olup, kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı şirketin 4447 sayılı Kanun’un geçici 10 uncu maddesinden faydalandırılmaya yönelik olarak verilen belgelerin işleme alınması gerekip gerekmediğine ve Kurumca yapılan işlemin yerinde olup olmadığına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 4447 sayılı Kanun’un geçici 10 uncu maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.