Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/108 E. 2023/567 K. 23.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/108
KARAR NO : 2023/567
KARAR TARİHİ : 23.01.2023

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2018/126 E., 2022/86 K.
DAVALILAR : 1-Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı
vekili Avukat …
2-…
DAVA TARİHİ : 13.12.2012
HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü

Taraflar arasında görülen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince (kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı … Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının 12.10.1989 ile 02.05.2012 tarihleri arasında aralıksız olarak geçen hizmetlerinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı … vekili, davalı işyerinin palet imal ettiğini, fabrikadan gelen talebe göre üretim yapıldığından sürekli çalışmanın söz konusu olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı Kurum vekili, hizmet tespiti davasının kamu düzenine ilişkin olup, davada çalışmanın hiçbir kuşku ve duraksamaya meydan vermeyecek şekilde ispatlanması gerektiğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 01.07.2016 tarihli ve 2012/184-2016/150 Esas ve Karar sayılı kararı ile davacının davalı …’ e ait iş yerinde 01.01.1991 ile 15.12.2009 tarihleri arasında ayda 10 gün çalıştığı kabul edilerek karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalılardan Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

2. 21 .Hukuk Dairesinin 27.09.2018 tarihli ve 2016/18732 Esas 2018/6775 Karar sayılı kararı ile; “nizalı dönemin tamamına ait bordrolar ile bu döneme ilişkin imzalı ücret bordroları var ise getirmek, imzalı ücret bordrolarının bulunması ve imzaya inkar edilmemesi durumunda bordrolarda belirtilen süre kadar, imzalı ücret bordrosu olmayan veya olup da itiraz edilen imzaların davacıya ait olmadığı anlaşılan dönemlerde ise nizalı dönemin tamamında çalışması olan işyeri çalışanları res’en tespit edilip dinlendikten sonra aylık kaç gün çalıştığı hususları açıkca ortaya konulup, toplanan delillerin sonucuna göre karar vermek “gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına 2005, 2006, 2010 yıllarında işveren tarafından tam süre ile bildirimde bulunulduğu, tanık beyanları ile davacının çalıştığı süre boyunca iş yeri dışında da tarlada çalışmak, çam kavak toplamak vb. İşlerde görevlendirildiğinin ifade edildiği, ayrıca tanıkların da çalışmalarının kesintili bildirildiği ve işverenin diğer çalışanları yönünden de eksik bildirimde bulunduğu, eksik bildirimlerin davacının çalışmaya ara verdiği şeklinde değerlendirilemeyeceği gerekçesi ile davanın kabulü ile ,davacı …’ın davalı …’e ait işyerinde Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilen çalışma günlerine ek olarak 12.10.1989 – 24.11.2011 tarihleri arasında 4519 gün daha çalıştığının tespitine fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
SGK Başkanlığı vekili, tanıkların davacının iş yerindeki çalışmasının kısmi zamanlı olduğunu beyan ettiği, bilirkişi raporunda da bu hususun netleştirilmediği, Kurum aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesini belirterek kararı temyiz etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
01.10.2011 günü yürürlüğe girerek 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nu yürürlükten kaldıran 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “Taraf ehliyeti” başlığını taşıyan 50 inci maddesinde, medeni haklardan yararlanma ehliyetine sahip olanın, davada taraf ehliyetine de sahip olduğu belirtilmiştir. Buna göre taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneği olup, medeni (maddi) hukuktaki medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyetinin medeni usul hukukunda büründüğü şekildir.

Medeni hukuktaki haklara ve borçlara sahip olma ehliyeti hak ehliyetini oluşturmakta, gerçek ve tüzel kişiler bakımından geçerli olmaktadır. Hak ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişi, davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 28 inci maddesinde ise, kişiliğin, çocuğun sağ olarak tamamıyla doğduğu anda başlayıp ölümle sona erdiği ve çocuğun hak ehliyetini, sağ doğmak koşuluyla ana rahmine düştüğü andan başlayarak elde ettiği hüküm altına alınmış olup, gerçek kişilerin kişiliği ve bununla medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyeti ölümle sona erdiğinden, ölmüş kişinin taraf ehliyeti bulunmamaktadır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 114 üncü maddesinde, taraf ve dava ehliyetine sahip olunması, dava şartı olarak düzenlenmiş ise de; anılan Kanun’un tarafta iradi değişikliği düzenleyen 124/3 üncü maddesinde, maddi bir hatadan kaynaklanan ve ya dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebinin, karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edileceği belirtilmiştir.

Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde MK 27/1 inci maddesi gereğince ölen kişinin taraf ehliyeti son bulur. Bu nedenle, davaya ölen tarafa karşı veya onun tarafından devam edilmesine imkan yoktur. Ölü kişi adına hüküm kurulamaz. Yalnız öleni ilgilendiren yani mirasçılara geçmeyen haklara ilişkin davalar tarafın ölümü ile konusuz kalır. Yalnız ölen tarafı ilgilendirmeyen, yani mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Bu davalara, ölen tarafın mirasçıları tarafından veya ölen tarafın mirasçılarına karşı devam edilir.
3. Değerlendirme
Eldeki davada, davalı …’in karar tarihinden önce 19.09.2021 tarihinde vefat ettiği, karar başlığında davalı olarak vefat eden …’in davalı olarak gösterilip aleyhine hüküm kurulduğu anlaşıldığından, Mahkemece, davacıya mirasçıların tespiti ile HMK’nın 124 üncü maddesi gereğince davaya dâhil edilmeleri için süre verilmesi, davaya dâhil edilen mirasçıların gösterdiği deliller toplanarak elde edilecek sonuca göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple ;
İlk Derece Mahkemesi kararının sair yönler incelenmeksizin BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

23.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.