Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/10944 E. 2023/12357 K. 04.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/10944
KARAR NO : 2023/12357
KARAR TARİHİ : 04.12.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1713 E., 2023/1665 K.
KARAR : Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gördes Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/238 E., 2022/34 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili ve fer’i müdahil Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf istemlerinin kısmen kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili, davalı vekili ve fer’i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı nezdinde 01.12.1996 – 31.03.1999 tarihleri arasında çalışmışlığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Fer’i müdahil Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, davanın Kurum kayıtlarının aksinin eşdeğerde yazılı delille ispatının gerektiğini beyanla davanın reddini istemiştir.

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalıya ait işyerinde yardım maksadı ile çalıştığı sürelerde temizlik ve buna benzer sıradan işleri yürüttüğünü, davacının çalışma sürelerinin tam zamanlı olmadığını, davalının ihtiyacı doğrultusunda belirli aralıklarla çağrı üzerine çalışmasının olduğunu, bu çalışmalarının karşılığı ücretlerinin günlük olarak eksiksiz ödendiğini ve bu çalıştığı sürelerin Kuruma eksiksiz bildirildiğini, 5 yıllık hak düşürücü sürenin de geçtiğini beyanla davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tüm dosya kapsamı ve tanık beyanlarından göre davacının davalıya ait iş yerinde sigorta poliçesi takip işleri yaptığı, dükkana gelen müşterilere hizmet verdiği, tam zamanlı temizlik, sekreterlik, asistanlık işçisi olarak çalıştığı ve işyerinde tam zamanlı olarak çalıştığı mahkemece taraflar arasındaki ilişkinin hizmet aktine dayandığı anlaşılmıştır. SGK kayıtları, Bağ-Kur kayıtları, davacının kesintisiz ve sürekli çalıştığına ilişkin tanık beyanları ile desteklendiği anlaşılmakla davanın kabulü ile 36391928326 T.C. kimlik numaralı davacı …’nin, davalı …’e ait işyerinde tam zamanlı çalışma hizmet akdine dayalı olarak 01.12.1996 – 31.03.1999 tarihleri arasında toplam 840 gün çalıştığının tespitine, 01.12.1996 – 31.03.1999 tarihleri arasında 145 günlük kısmının SGK Başkanlığına bildirildiği, 695 günlük kısmının … Başkanlığı’na bildirilmediğinin tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer’i müdahil kurum vekilince istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hak düşürücü süre dikkate alınmadan karar verildiğini, davalının ihtiyacı doğrultusunda belirli aralıklarla çağrı üzerine gelen davacının çalışmalarının karşılığı ücretlerinin günlük olarak eksiksiz ödendiğini ve bu çalıştığı sürelerin Kuruma eksiksiz bildirildiğini, davacının davalıya yardım etmediği zamanlarda ve boşta geçen sürelerinde tarım işiyle uğraştığını ve tütün üretimini yaptığını, bu husustan gereken araştırmanın yapılmadığını, bilirkişi raporlarında çelişkili ifadeler bulunduğunu, gerekçeli kararın kanun maddelerine dayandırılması noktasında hataya düşüldüğünü, gerekçeli karar ile davalının dayandığı iddialar birlikte değerlendirilmeden salt davacının iddialarına dayalı olarak gerekçeli karar tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, 5 yıllık hak düşürücü sürenin de geçtiğini beyanla kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Fer’i müdahil Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın kabulüne elverişli yazılı delil bulunmadığını, Kurum kayıtlarının aksinin eşdeğerde yazılı delille ispatının gerektiğini, kararın çelişkili tanık anlatımlarına, hatalı ve çelişkili bilirkişi raporuna eksik incelemeye dayalı olduğunu beyanla kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıya ait işyerinden, davacı adına 01.12.1997 – 1998/3 tarihleri arasında kısmi bildiriminin bulunduğu, somut olayda; davanın 30.12.2019 tarihinde açılmış olduğu, 01.12.1997 öncesi işveren tarafından herhangi bir bildirimde bulunulmadığı ve çalışmanın geçtiği yılı takip eden 5 yıllık sürede davanın açılmamış olduğu gözetildiğinde, bildirim öncesi 01.12.1996 – 01.12.1997 arası süre yönünden hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu, 01.12.1997 – 31.03.1999 dönemi yönünden ise sürekli çalışma olgusunun aydınlatıcı ve samimi tanık anlatımları ile kanıtlandığı, istinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili ve fer’i müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurularının kısmen yerinde olduğu, ancak bu hatanın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği dikkate alınarak; davalı vekili ve fer’i müdahil Kurum vekilinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davacının, davalı işveren … adına tescilli … sicil numaralı trafik takip bürosu işyerinde asgari ücretle ve sürekli hizmet akdine dayalı olarak 01.12.1997-31.03.1999 tarihleri arasında toplam 480 gün çalıştığının, 145 günlük kısmının Kuruma bildirildiğinin, 335 günlük kısmının bildirilmediğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı vekili ve feri müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının dava konusu dönemde davalıda hizmet akdine dayalı olarak sürekli ve kesintisiz çalıştığını, davalı tarafça Kuruma eksik gün bildiriminde yapıldığının sigorta hizmet dökümünden ve tanık beyanlarından tespit edildiğini, davanın ispat edildiğini, her iki bilirkişi raporunun da taleplerinin haklılığını tespit ettiğini, 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinin 1 inci fıkrasına göre işverenin çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgelerin Kurumu verilmesi gerektiği Sosyal Sigortalar İşletmeler Yönetmeliği’nde belirlendiğini, bunlardan birinin Kuruma verilmiş olması halinde hak düşürücü süreden bahsedilemeyeceğini, davacının Kuruma işe girişinin tescil edildiğini, kısmi prim ödeme gün sayılarının mevcut olduğunu, SGK tescil ve hizmet döküm cetvelinden görülmekte olduğunu, söz konusu uyuşmazlıkta hak düşürücü süre ve zamanaşımının olmadığının her iki raporda da belirtildiğini, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasının vicdana, işçi lehine yorum ilkesine aykırı olduğunu beyanla davanın kabulüne karar verilmesi talebiyle temyiz isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki taleplerle temyiz isteminde bulunmuştur.

Fer’i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde taleplerle temyiz isteminde bulunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davalı nezdinde 01.12.1996 – 31.03.1999 tarihleri arasında çalışmışlığının tespitine karar verilmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile

2. 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinin 10 uncu maddesi

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili, davalı vekili ve feri müdahil Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Üye …’ın muhalefetine karşı, Başkan …, Üyeler …, … ve …’nın oyları ve oy çokluğuyla,

KARŞI OY

Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmaların tespitine ilişkin dava şartları, 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu maddesinde belirtilmiştir. Bunlar; 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalı sayılma, yönetmelikte belirtilen belgelerin işveren tarafından Kuruma verilmemiş olması ya da çalışmaların Kurum tarafından saptanmaması ve davanın beş yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olması şeklinde ifade edilmiştir. Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı noktasından kaynaklanmaktadır.

Bildirimsiz kalan sigortalı çalışmaların tespiti davalarının, tespiti istenen hizmetin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içinde açılabileceği öngörülmüştür. Bu sürenin hak düşürücü bir süre olduğu Yargıtay’ın yerleşmiş, oturmuş görüşlerindendir.

506 sayılı Kanun’un 79/1 maddesinde açıkça, işveren tarafından sigortalılara ilişkin hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiğinin yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nde, işveren tarafından Kuruma verilmesi gereken belgeler; işe giriş bildirgesi, aylık sigorta primleri bildirgesi, dönem bordrosu vs. olarak belirtilmiştir. Bu belgelerden herhangi birinin Kuruma verilmesi veya Kurum tarafından fiilen ya da kayden sigortalı çalışma olgusunun tespiti halinde hak düşürücü süreden söz edilemeyecektir.

Kesintili çalışma halinde de, yukarıda açıklanan hususlar her bir çalışma dönemi açısından geçerli olacaktır.

Yönetmelikte belirtilen işe giriş bildirgesinin, sigortalı işe alınır alınmaz düzenlenerek Kuruma verilmesi gerekirken, somut uyuşmazlıkta olduğu gibi, çalışmaya başlandıktan bir süre sonra verildiği sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle işe giriş bildirgesinden önceki çalışmalar, işe giriş bildirgesi sonrasında da kesintisiz olarak devam etmiş ise; başka bir anlatımla blok bir çalışma dönemi varsa bu dönem içerisinde işe giriş bildirgesinin Kuruma verilmesi halinde hak düşürücü süreden söz edilmeyecektir. Zira işe giriş bildirgesi verilmekle sigortalının çalışmasından Kurum haberdar olduğundan, artık gerekli denetimleri yapmak sigortalının sigortalı hizmetlerinin eksiksiz bildirilmesini sağlamak Kurum sorumluluğundadır. Denetim görevini yapmayan Kurum’un kendi kusurundan yaralaması düşünülemez.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26.02.2003 gün ve 2003/21-44- 98, 23.4.2004/21-369- 371 27.2.2008 gün ve 2008/21-163-207, 14.11.2012 gün ve 2012/21-735-795 ve 2017/21-2177-2019/ 836 Esas ve Karar sayılı ilamlarında da aynı ilkeler benimsenmiştir

Somut olayda da, davacının çalışmalarının talep edilen dönemde blok halinde geçtiği bir kısım çalışmalarının 01.11.1997 tarihinden itibaren Kuruma bildirildiği, sigortalının işe girdiği 01.12.1996 tarihinden itibaren çalışmalarına ara vermediği anlaşıldığından hak düşürücü sürenin geçmediği açıktır. Bölge Adliye Mahkemesince aksinin kabul edilmesi isabetsizdir. Kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, Sayın çoğunluğun kararına bu nedenle katılmıyorum.