Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/11 E. 2023/383 K. 16.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/11
KARAR NO : 2023/383
KARAR TARİHİ : 16.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2891 E., 2022/2796 K.
DAVA TARİHİ : 30.03.2022
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/154 E., 2022/407 K.

Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali ile eşinden ölüm aylığı bağlanan davacıya babasından dolayıda ölüm aylığı bağlanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin babasından ölüm aylığı bağlanması için 28.12.2021 tarihinde davalı kuruma başvuruda bulunduğu, başvuru içeriğinde de müvekkilinin eşinin 06.11.2021 tarihinde vefat ettiği, babasının 24.06.2016 tarihinde vefat ettiği ve babasının emekli maaşının kendisine ölüm aylığı olarak bağlanmasına yönelik olduğu, Denizli Sosyal Güvenlik Merkezi’ne yapılan başvuruya ilişkin olarak Denizli Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından verilen cevapta “Babanız …’ün sigortalılığı kapsamında ölüm aylığı talebinde bulunduğunuz görülmüştür. Buna göre gerekli kontroller yapılmış olup kendi sigortalılığınız kapsamında yaşlılık aylığınız olduğu anlaşıldığından 5510 sayılı Kanun gereği babanızdan hak sahibi olarak ölüm aylığı almanız mümkün değildir.” şeklinde bir cevap verilerek yapılan başvurunun reddine karar verildiği, davalı kurum tarafından müvekkilinin talebine istinaden bağlanmayan maaş sebebiyle müvekkilinin mağdur durumda bırakıldığı, açıklanan tüm sebeplerle 01.12.2021 tarihinden itibaren müvekkiline babasının ölümü sebebiyle ölüm aylığı bağlanması gerektiği, davalı idareye yapılan 28.12.2021 tarihli başvuruya karşılık olarak davalı kurum tarafından 30.12.2021 tarihli cevap yazısına ilişkin verilen usul ve esasa aykırı işlemin iptaline, müvekkilinin babasından eşinin vefatını takip eden ay başı olan 01.12.2021 tarihinden itibaren ölüm aylığı bağlanmasına karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davanın zamanaşımı/hakdüşürücü süre yönünden reddine karar verilmesini, ilgili mevzuat hükümleri incelendiğinde görüleceği üzere davacının iş bu davanın açılmasında hukuki yararı bulunmadığı, davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesini, kuruma karşı dava açmadan önce kuruma başvuru zorunluluğunun dava şartı olduğu, davacının ilgili koşulları yerine getirmemiş olup davasının dava şartı yokluğundan reddinin gerektiği, davacı …’ in 30.12.2021 tarih 37772249 sayılı başvurusu ile babası … T.C kimlik numaralı …’ ün sigortalılığı kapsamında ölüm aylığı talebinde bulunduğu, ancak yapılan kontrollerde kendi sigortalılığı kapsamında yaşlılık aylığı almakta olduğu anlaşıldığından söz konusu talebine istinaden herhangi bir işlem yapılamadığı ve 30.12.2021 tarih 37784344 sayılı yazı ile başvuru sahibine müvekkili kurumca bilgi verildiği, buna göre 5510 sayılı Kanunun ‘ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması’ başlıklı 34. maddesinde ölüm aylığının paylara bölünmesinden bahsederken “Ölen sigortalının 33 üncü madde hükümlerine göre hesaplanacak aylığının; b) (Değişik: 17/4/2008-5754/21 md.) Bu Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmayan veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış çocuklardan;” denilmekte olduğu ve müvekkili Kurumca yayınlanan 06 Kasım 2018 tarihli 2018/38 sayılı genelgenin ‘9.1.3. Kız Çocukların Aylıkları’ başlıklı maddesinde “Kız çocuklarına bağlanan aylıklar, Kanunun 34 üncü maddesine 7103 sayılı Kanunla eklenen hüküm saklı kalmak kaydıyla; – Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (e) bentleri hariç Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmaya başladıkları,- Kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlandığı, – evlendikleri, tarihi izleyen ödeme dönemi başından itibaren kesilecektir” denilmekte olduğu, müvekkilinin Kurum işleminin yasal mevzuata, genelge, mevcut yargıtay kararlarına ve hukuka uygun olduğu, tüm bu sebeplerle haksız ve yersiz olarak açılan davanın reddine yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
5510 sayılı Kanun’un 54/5. maddelerine göre davacının hem eşinden hem de babasından ölüm aylığı alamayacağı kanaatine varıldığından kurum işleminde hata olmadığı anlaşılmakla davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin ölüm aylığı gelirinin davalı kurum tarafından iptal edilmesinin Anayasanın sosyal devlet ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, kurum işleminin müvekkilinin haklarını ihlal ettiğini ve mağduriyetine yol açtığını, bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Uyuşmazlığın ilişkin bulunduğu dönemde uygulanması gereken 5510 sayılı Yasa’nın 34. maddesi gereği kendi sigortalılığı nedeni ile gelir ve aylık alanlara ölüm aylığı bağlanamaz. Bu itibarla sonuç olarak; ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Müvekkilinin ölüm aylığı gelirinin davalı kurum tarafından iptal edilmesinin Anayasanın sosyal devlet ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, kurum işleminin müvekkilinin haklarını ihlal ettiğini ve mağduriyetine yol açtığını, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu beyanla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, eşinden ve babasından çift ölüm aylığı bağlanması ile kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
5510 sayılı Kanun’un 01.10.2008 günü yürürlüğe giren ve “Ölüm aylığının hak sahiplerine paylaştırılması” başlığını taşıyan 34. maddesinde, sigortalının evli olmayan, boşanan, dul kalan kızlarına ölüm aylığı bağlanabilmesi, bu Kanun kapsamında veya yabancı bir ülke mevzuatı kapsamında çalışmama veya kendi sigortalılığı nedeniyle gelir veya aylık bağlanmamış olma koşullarına bağlanmış, “Aylık ve gelirlerin birleşmesi” başlıklı 54. maddede ise bu Kanuna göre bağlanacak aylık ve gelirlerin birleşmesi durumunda, hem eşinden, hem de ana ve/veya babasından ölüm aylığına hak kazananlara, tercihine göre eşinden ya da ana ve/veya babasından bağlanacak aylığının bağlanacağı hüküm altına alınmıştır.

Yaşamını yitiren sigortalının eş, çocuk, anne, babasına ölüm sigortasından aylık tahsisi yapılabilmesi için öncelikle hak sahipliği sıfatının kazanılması gerekmekte, bunun için hak sahiplerine ilişkin aylık bağlama koşullarının sağlanıp sağlanmadığına bakılmakta, başka anlatımla bu koşulları tümüyle yerine getiren kişi hak sahipliği sıfatını kazanmakta, anılan sıfata sahip kişilere, sigortalıya ait tahsis şartları da gerçekleşmişse aylık bağlanabilmektedir. Şu durumda yukarıda sıralanan maddeler ve sosyal güvenlik hukuku ilkeleri dikkate alındığında yasal mevzuat ve aylık bağlama koşulları kendi içerisinde ayrıştırılmalı, sigortalıya ait şartlar sigortalının ölüm günü itibarıyla yürürlükte olan yasal mevzuat kapsamında değerlendirilmeli, hak sahiplerine ilişkin koşullar ise hak sahipliği sıfatının kazanıldığı tarihte yürürlükte olan yasal düzenlemeler çerçevesinde irdelemeye tabi tutulmalıdır.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Davacının babadan dolayı hak sahipliği sıfatı, 01.10.2008 tarihi sonrası, 6.11.2021 tarihinde kocasının ölümüyle kazanıldığından hak sahipliği sıfatının kazanıldığı tarihte yürürlükteki mevzuat gereği, özellikle 5510 sayılı Yasa’nın 54. maddesi kapsamında davacının hem eşinden hem de babasından ölüm aylığı alamayacağı bu bağlamda kararın isabetli olduğu anlaşılmaktadır.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

16.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.