Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/111 E. 2023/514 K. 19.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/111
KARAR NO : 2023/514
KARAR TARİHİ : 19.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1920 E., 2022/1916 K.
DAVA TARİHİ : 18.11.2019
KARAR : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eşme Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2019/350 E., 2022/194 K.

Taraflar arasındaki tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı müvekkilinin Bağ-Kur hizmetinin bulunduğu gerekçesi ile açtığı dava sonucunda müvekkili için 01.05.1997 – 31.12.2002 tarihleri arasında tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun kesinleştiğini, ancak davalı idarenin düzeltme işlemini doğru şekilde yapmadığını, müvekkilinin köyde oturduğunu, sürekli tarım işiyle uğraştığını, bunun tapu kayıtlarından, önceki mahkeme dosyalarından ve Eşme ziraat odası kaydından belli olacağını, sosyal güvenlik hakkının devredilmez, vazgeçilmez, kaçınılmaz olan haklardan olduğunu, kamu düzenine ilişkin hakkının müvekkiline verilmemesinin müvekkilini mağdur ettiğini, açıklanan nedenlerle Uşak İş Mahkemesinin 2010/139 esas 2011/496 karar sayılı kararına göre hükmün kısmına göre müvekkilinin 01.05.1997 – 31.12.2002 tarihleri arasında tarım Bağ-Kur sigortalı olarak karar verildiğinden tespiti ile kararın kurumca tesciline ve böylece sisteme yüklenmesine, 31.12.2002 tarihinden itibaren bu güne kadar tarım Bağ-Kur – 5510/4-b tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, talepleri kabul edilmez ise müvekkilinin anılan tebliğler uyarınca dilekçi ile SGK Eşme SGM’ye başvurusu olmakla başvurusunun 5510/4-b tarım Bağ-Kur sigortalılık hizmet için yasal hakkın kullanan davacı müvekkilinin başvurusunun kabul edilmemesi yönündeki işleminin iptaline, başvurusunun geçerli olduğunun tespitine, tebliğ hükümlerinden yararlandırılmasının gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın Uşak İş Mahkemesinin 2007/57 Esas 2009/655 Karar sayılı kararında davacının 01.05.1997-31.12.2002 tarihleri arasında tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğu yönünde karar verildiğini ancak Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından Mahkeme ilamının uygulanmadığını ve hizmetinin sisteme aktarılmadığından bahisle dava açtıklarını, söz konusu Uşak İş Mahkemesinin 2007/57 Esas 2009/655 karar sayılı dava dosyasında davalı … vekili olarak Av. …’ın davalı vekili olarak görev yaptığını mahkememizin 2019/350 esas sayılı dava dosyasında davacı vekili olarak dava açmış olduğunu menfaat çatışması nedeni ile davacı vekilinin bu dava dosyasında görev yapmasının mümkün olmadığını, davacı tarafın İş Mahkemesinin kararının uygulanmadığını iddia ettiğini ancak davacı tarafın talebine istinaden 12.09.2012 tarihinde verilen cevapta 5510 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi gereği 01.05.1997-31.12.2002 tarihleri arasındaki süreyi talep etmeniz halinde 80 inci maddeye göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamını 3 ay içerisinde ödenmesi halinde bu tarihler arasındaki sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceği davacıya bildirildiğini, tarafça ödemeye dair talepte bulunulmaması nedeni ile bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmediğini, primleri ödenmeyen sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesi söz konusu olmadığını, davacı tarafın Sosyal Güvenlik Kurumunun Uşak İş mahkemesinin kararının uygulanmadığı iddiasının asılsız olduğunu, bu nedenle davanın reddi gerekmektedir. Açılan davanın kesin hüküm nedeni ile reddi gerektiğini, kesinleşmiş mahkeme kararına rağmen aynı taleplerle dava açılması mümkün olmadığını bu nedenle davanın kesin hüküm nedeni ile reddinin gerektiğini, davanın açılmasına Kurumun sebep vermediğini ve sataşma yaratmadığını, bu nedenle Kurum aleyhine yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedilmesinin mümkün olmadığını, açıklanan nedenlerden dolayı ve yargılama sırasında ortaya çıkacak hususlara binaen davanın kesin hüküm nedeni ile reddine karar verilmesini ve esastan da reddine karar verilmesini yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Davanın kısmen kabulü ile;
1-)Davacının 01.05.1997-31.12.2002 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun’a tabi sigortalı olduğuna ilişkin talebi yönünden karar verilmesine yer olmadığına,

2-)Davacının 01.05.2005-31.12.2005 tarihleri arasında ve 01.05.2007-31.12.2007 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun’a tabi sigortalı olduğunun tespitine,” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B.İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Sosyal Güvenlik davalarında kısmen kabul kısmen red söz konusu olamayacağından aleyhe vekalet ücretini kabul etmediklerini, davanın kabulü gerekirken aksine Kurum işleminin Sosyal Güvenlik hakkını ihlal ettiği gözetilerek istinaf taleplerinin kabul edilmesi gerektiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

2. Davalı Kurum vekili, Kuruma müracaat edilmeksizin dava açıldığını, davacı taraf mahkeme kararının uygulanmadığını iddia etmiş ise de, Kurum tarafından verilen cevabi yazı ile; 5510 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi gereği 01.05.1997-31.12.2002 tarihleri arasındaki süreyi talep etmesi halinde 80 inci maddeye göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamının 3 ay içerisinde ödenmesi halinde bu tarihler arasındaki sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceğinin bildirildiğini, davacı tarafça ödemeye ilişkin talepte bulunulmaması nedeniyle bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmediğini, kesinleşmiş mahkeme kararına rağmen aynı taleplerle dava açılmasının mümkün olmadığını beyanla eksik inceleme ve delillerin yanlış değerlendirilmesi sonucu verilen ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden, Uşak İş Mahkemesi nezdinde 2007/57 esas sayılı dava dosyası kapsamında Ocak 2007 tarihinde aynı nitelikte dava açıldığı ve 2007/57 E.-2009/655 K. sayılı kararla davacının 01.05.1997-31.12.2002 tarihleri arasında tarım Bağ-Kur kapsamında sigortalı olduğunun tespitine ilişkin kararın kesinleştiği görülmektedir. Şu halde davacının Ocak 2007 tarihi öncesine dair talebinin kesin hüküm nedeniyle reddine karar verilmesi gerekecektir.
Eşme Ziraat odasının 13.12.2019 tarihli yazı cevabında davacının 19.09.2001 tarhinde odaya kaydı olduğu ve aktif üyeliğinin devam ettiği, 05.10.2020 tarihli yazı cevabında da davacının oda aidatlarını düzenli ödediği belirtilmiş ve çitçi belgesi sunulmuştur. Yapılan kolluk araştırmasında davacının Eşme İlçesi Kandemirler köyünde ikamet ettiği, çiftçilik faaliyetiyle uğraştığı, üzerine kayıtlı tarlalar ve traktör olduğu tespit edilmiştir. Mernis kaydına göre davacının 2006 yılından beri Eşme İlçesi Kandemirler köyünde ikamet ettiği görülmüştür. T.C. Ziraat Bankasının yazı cevabında davacının 09.05.2009 tarihinde tarımsal kredi kullandığı anlaşılmıştır. Davacının üzerine kayıtlı hisseli mülkiyeti bulunan dört adet, tam mülkiyeti bulunan bir adet tarla vasfında taşınmazı olduğu ve üzerine kayıtlı traktörü olduğu görülmüştür. Dinlenen tanıklar davacının geçimini tarımsal faaliyetten sağladığını ifade etmiştir.

Kurum kayıtlarına intikal ettiği anlaşılan tevkifat listesine göre 2007/4 üncü dönemde davacının ürün tesliminden kaynaklı tevkifatının bulunduğu anlaşılmakla 01.05.2007-31.12.2007 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığın kabulü gerekir.

Daha sonra tevkifat yapıldığına dair davacı iddiasının olmadığı gibi dosya kapsamında herhangi bir delil de bulunmamaktadır.
Kuruma ait kayıtların incelenmesinden davacının 22.10.2014 tarihinde başvuru yaparak sigortalılığının yeniden tescil edilmesini talep ettiği görülmektedir. Yukarıda belirtildiği üzere 19.09.2001 tarihinden itibaren ziraat odası kaydı devam etmektedir. Yine yapılan araştırmaya göre davacı geçimini tarımsal faaliyetten karşılamaktadır. …”Davacının tarımsal faaliyette bulunduğu sübuta ermiş olmakla 5510 sayılı Kanun 4/1-b.4 hükmüne göre sigortalı olması zorunludur. Yine davacının ziraat odası kaydının bulunması ve 22.10.2014 tarihinde başvuru yaparak sigortalılığının yeniden tescil edilmesini talep ettiği görülmekle iş bu tarihten itibaren sigortalı sayılması gerektiği ortada olmakla aksi yönündeki Kurum işlemlerinde isabet görülmemiştir. Şu halde davacının bu yöndeki talebinin de kabulü gerekir.

Sonuç itibariyle Ocak 2007 öncesine ilişkin talebin kesin hüküm nedeniyle reddine, 01.05.2007-31.12.2007 ve 22.10.2014-dava tarihi olan 18.11.2019 (Her dava açıldığı tarihe kadar değerlendirme konusu olacağından dava tarihi sonrasına ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır.) arası tarımsal faaliyetten kaynaklı sigortalı olduğunun tespitine, Ocak 2007-Mayıs 2007 arasına ilişkin talebin ise şartları oluşmadığından reddine karar verilmesi gerekmiştir.

18.11.2019 sonrası döneme ilişkin ise iş bu davanın konusu olmadığından herhangi bir karar verilmemiştir.” gerekçelerine dayalı olarak, “Davacı vekili ve davalı Kurum vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile; Eşme Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi’nden verilen 28.04.2022 tarih, 2019/350 Esas ve 2022/194 Karar sayılı kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin iki numaralı alt bendi gereğince kaldırılmasına,
1.1-Davanın kısmen kabulü ile;
1.2-Davacının 01.05.2007-31.12.2007 ve 22.10.2014-18.11.2019 arası tarımsal faaliyetten kaynaklı zorunlu sigortalı olduğunun tespitine,
1.3-Fazla isteğin reddine,” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın kanıtlanmış olmasına rağmen, taleplerinin tamamının karşılanmadığı, bu şekilde karar verilmesinin adil yargılama ve yine anayasal hakkının ihlal edildiğini, aleyhe vekalet ücretine takdir edilmesinin isabetsiz olduğu, davanın tam kabulüne karar verilmesi gerektiği belirtilerek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı SGK vekili temyiz dilekçesinde; davanın zamanaşımı ve hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, ayrıca davacı tarafça müvekkil Kuruma müracaat edilmeksizin dava açıldığından, davanın ön şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği, davacı tarafın Uşak İş Mahkemesinin 2007/57 Esas, 2009/655 Karar sayılı kararının uygulanmadığını iddia ettiği ancak davacı tarafın talebine istinaden 12.09.2012 tarihinde verilen cevapta 5510 sayılı Kanun’un Geçici 17 nci maddesi gereği 01.05.1997-31.12.2002 tarihleri arasındaki süreyi talep etmesi halinde 80 inci maddeye göre belirlenecek prime esas kazanç tutarı üzerinden hesaplanacak borç tutarının tamamını 3 ay içerisinde ödenmesi halinde bu tarihler arasındaki sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirileceğinin davacıya bildirildiği, primleri ödenmeyen sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesinin söz konusu olmadığı, ayrıca açılan davanın kesin hüküm nedeni ile reddi gerektiği, davanın açılmasına kurum sebebiyet vermediğinden aleyhine yargılama giderine ve vekalet ücretine hükmedilmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafın tarım Bağ-Kur sigortalısı kapsamında herhangi bir faaliyeti söz konusu olmadığı ve daha önce kesinleşmiş Mahkeme ilamı olmasına rağmen Mahkemece davacı tarafın davasının kısmen kabulüne karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2.Davanın yasal dayanağı, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçici 7 nci maddesi delaletiyle mülga 2926 sayılı Kanun’un 2,3,6,9 ve 10 uncu maddeleridir.

2926 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinde, Kanunla veya Kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir.

Anılan Kanunun 3 üncü maddesinin (b) bendinde “Tarımsal faaliyette bulunanlar: kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanlar veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar” olarak tanımlanmış, 5 inci maddesinde, sigortalı olmanın zorunlu olduğu, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6 ncı maddesinde ise, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce, sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı Kanunun 9 uncu maddesi Kuruma re’sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir.

Anılan Kanunun 10 uncu maddesine göre ise, kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile, diğer kamu kurum ve kuruluşlarının, kanunla kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin T.Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir.

Tarım Bağ-Kur sigortalılığının yasal dayanağını oluşturan 2926 sayılı Kanun’da, bildirimsiz kalan sigortalılar için 506 sayılı Kanun’un 79 ve 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinde öngörülen “hizmet tespiti” davasına koşut bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, yada tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı “Tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti” söz konusu olamayacaktır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2011 gün, 2011/10-230 Esas 2011/319 Karar sayılı, 29.02.2012 gün ve 2011/10-769 Esas 2012/107 karar sayılı ve 27.06.2012 gün 2012/10-292 Esas ve 2012/415 Karar kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, davacının tarımsal faaliyetinin kesintisiz sürüp sürmediğinin tespiti için, Mahkemece;

1-Çekişmeli dönemde davacının nerede oturduğu; Nüfus Müdürlüğü, İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı ve Muhtarlık kayıtları esas alınarak belirlenmeli,

2-Dönem içinde Ziraat Bankası, Kooperatif veya Birlikler aracılığıyla “Tarımsal Amaçlı Kredi” kullanıp kullanmadığı araştırılmalı,

3-Dönem içinde ürün teslimatından dolayı prim kesintisi yapılıp yapılmadığı veya sigortalılık iradesini ortaya koyacak şekilde prim ödemesinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı,

4-25.04.2006 gün 26149 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5488 sayılı Tarım Kanunun 19 uncu maddesi uyarınca Çiftçi Kayıt Sistemine dahil edilerek doğrudan gelir desteği alıp almadığı ve bu bağlamda davacının hangi ürünleri ekerek bunları nerelere sattığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunun “Zirai kazanç, zirai faaliyet, zirai işletme, çiftçi ve mahsulün tarifi” başlıklı 52, ” Zirai kazançta vergileme” başlıklı 53, ve “Vergi Tevkifatı” başlıklı 94 vd. maddeleri ile 213 Vergi Usul Kanununun ” Vergi kesenlerin sorumluluğu” başlıklı 11. maddesi kapsamında zirai kazançlarından dolayı vergi ödeyip ödemedikleri araştırılmalıdır. Konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2010 gün ve 2010/10-580-647 sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere ” Tevkifat yapma ve kurum hesaplarına aktarma yükümü, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94/11 inci maddesinde öngörülen çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller için yapılan ödemelerden gelir vergisine mahsuben tevkifat yapma yükümüne paralel olarak getirilmiştir. Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki gerçek ve tüzel kişiler, tarımsal faaliyette bulunan bu kişilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmakla yükümlüdürler.” Tevkifat suretiyle vergilendirilen çiftçiler yaptıkları satış ve hizmetleri dolayısıyla müstahsil makbuzu almak ve saklamak zorundadırlar.

5-Tarımsal faaliyeti kapsamında ilaç, gübre ve sulama parası ödeyip ödemediği, varsa bunların fatura ve belgelerinin nelerden ibaret olduğu, Ziraat Odası, Kooperatif veya Birliklere üyeliği varsa bu kuruluşlara düzenli bir şekilde aidat ödeyip ödemediği araştırılmalı, tarımsal faaliyete elverişli tapulu taşınmazının bulunup bulunmadığı, tarımsal faaliyetin taşınmaz kiralanması yoluyla gerçekleştirildiğinin savunulması halinde; taşınmazların, kimden hangi yıllar için kiralandığı, kiracının; kiralama yoluyla faaliyetini yürütmeye elverişli alet ve edavatının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, traktörünün bulunduğunun ileri sürülmesi halinde, traktörün hangi tarihte satın alınıp ilgilisi adına trafiğe tescil edildiğini gösteren fatura ve trafik tescil belgesinin celp edilmeli,

6-Hayvan yetiştiriciliği bulunduğunun ileri sürüldüğü hallerde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 01.06.2011 gün ve 2011/10-306-365 sayılı kararında da belirtildiği üzere 16.05.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanununun 22 nci maddesi kapsamında hayvanlarına ilişkin menşe şehadetnamesinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, büyük ve küçükbaş hayvanlarına ilişkin istatistik bilgileri ve bu hayvanlara ilişkin yapılması zorunlu bulunan periyodik aşılara ilişkin bilgiler İlçe Tarım Müdürlüklerinden sorulmalı, köy muhtarı ve ihtiyar heyeti üyeleri gibi tarımsal faaliyetin varlığını yakından bilebilecek durumdaki tanıklar dinlenilerek sigortalılık olgusunun varlığı hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.

Ayrıca 2926 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinde belirtilen şekilde sigortalılığın sona erip ermediği araştırılmalı ve bu bağlamda çekişmeli dönemde 506 sayılı Kanun kapsamında SSK sigortalılığı ya da 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı varsa ve bu sigortalılık süresi makul süreyi aşmışsa, HGK.nun 14.02.2007 gün, 2007/21-73-71 sayılı ve 14.03.2012 gün, 2011/10-804-152 sayılı kararları göz önünde bulundurularak sigortalılığın sona erdiği olgusu da dikkate alınmalıdır.

3. Değerlendirme
Dosya kapsamında; davacının 1994/04, 1996/05, 2001/05, 2002/04, 2005/04 ve 2007/04 yıllarında ürettiği tütünlerden dolayı ürün teslimi yaptığı, Davacının 1981 yılından itibaren tütüncülük yaptığını belirterek, Bağ-Kur primlerinin kesildiği tarihin tespiti ile tarım Bağ-Kur sigortalılığının tespiti talebiyle 22.01.2007 tarihinde açtığı davada Uşak İş Mahkemesinin 06.06.2011 tarih ve 2010/139 E. 2011/496 K. sayılı kararıyla “Davanın kısmen kabulü, kısmen reddi ile davacının 01.05.1997 tarihinden 31.12.2002 tarihine kadar tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, fazlaya dair istemin reddine,” karar verildiği, anılan kararın Dairemizin 22.11.2011 tarih ve 2011/13192 E. 2011/15880 K. sayılı ilamıyla düzeltilerek onanmak suretiyle kesinleştiği, davacının 22.10.2014 tarihinde 5510 sayılı Kanun’un Geçici 17 nci maddesi kapsamında, 5 yılı aşkın prim borcunun bulunması nedeniyle sigortalılığının yeniden başlatılması talebinde bulunduğu, davacının 19.09.2001 tarihinden itibaren Eşme Ziraat Odasına kayıtlı olduğu ve oda kaydının halen devam etmekte olduğunun bildirildiği anlaşılmaktadır.

Davacının 01.04.2005 ve 01.04.2007 tarihlerinde üretip teslim ettiği tütün nedeniyle tevkifat yapıldığına dair kayıt bulunduğundan, 01.05.2007-31.12.2007 tarihleri arasında tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesi yerinde ise de, davacının 01.05.2005-31.12.2005 tarihleri arasında tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul edilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile kesin hüküm nedeniyle bu dönem yönünden red kararı verilmesi hatalıdır. Yine Mahkemece, davacının ihya başvurusunda bulunduğu 22.10.2014 tarihi ile dava açtığı 18.11.2019 tarihleri arasında tarımsal faaliyetten kaynaklı zorunlu sigortalı olduğunun tespitine karar verilmişse de, anılan tarih aralığında, davacının 2926 sayılı Kanun’a tabi sigortalılık iradesini ortaya koyacak şekilde, yukarıdaki ilkeler kapsamında tarımsal faaliyette bulunduğuna dair, tevkifat, prim ödemesi veya ürün teslimine dair herhangi bir kaydın dosya içeriğinde mevcut olmadığı anlaşılmakla, bu dönem açısından davacının 2926 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı kabul edilmesi hatalıdır.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.