Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/1200 E. 2023/7463 K. 04.07.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1200
KARAR NO : 2023/7463
KARAR TARİHİ : 04.07.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1941 E., 2022/2836 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 19. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/474 E., 2021/178 K.

Taraflar arasındaki 5510 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılma hakkının tespiti ve kurumca dava dışı sigortalı hakkında ek bordro verilmesi istemine ilişkin işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair karar verilmiştir.

Kararın davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurunun esastan reddine dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Sosyal Güvenlik kurumu vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete davalı Kurum denetmenleri tarafından 08.04.2015 tarihinde denetim yapıldığını, davalı Kurum tarafından düzenlenen denetim raporunda müvekkili işyerinin eski çalışanı …’ın işe giriş bildirgesi verilmediği ileri sürülerek 4.806,00 TL idari para cezası tahakkuk ettirildiğini, ileride bir doğabilecek hak kaybının önüne geçebilmek için yasal süresi içinde indirimli olarak idari para cezasının ödenmekle birlikte iptali için idari dava açıldığını, davalı Kurum’un anılan işçinin işe giriş bildirgesinin verilmediğinden bahisle davacı müvekkili aleyhine 09.02.2016 tarihli idari işlemi ile 5 puanlık prim indiriminden 1 yıl süre ile yararlanmaması ve indirimden faydalanılan 2015 yılı 5,6,7,8,9,10,11 ayları aylık prim hizmet belgelerinin iptali yönünde işlem düzenlediğini, bu işleme karşı süresinde yapılan İtirazın reddedildiğini, denetim sırasında çalışmadığı halde tutanakta ismi geçen …’ın müvekkili işyerinde 01.10.2014 -04.04.2015 tarihleri arasında çalışıp kendi isteği ile ayrıldığını, davalı Kuruma işe giriş ve işten ayrılış bildirgelerinin zamanında verilmiş olup, primlerinin düzenli olarak ödendiğini, müvekkiline ait işyerine ziyarete gelen …’ın beyanlarının yanlış anlaşılarak yapılan tespitin gerçeğe aykırı olduğunu, davalı Kurumun hukuka aykırı idari işlemine karşı yapılan itirazın reddine ilişkin komisyon kararının eksik ve hatalı olduğunu İleri sürerek, davalı Kurumca tesis edilen 09.02.2016 tarih ve 78525338/051080400034/20212/782209 numaralı idari işlem ile 5 puanlık prim indiriminden 1 yıl süre ile yararlanmaması ve indirimden faydalanılan 2015 yılı 5/6/7/8/9/10/11 ayları aylık prim hizmet belgelerinin iptali hakkındaki işlemin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “….Kurum denetmenleri tarafından 08.04.2015 tarihinde işverene ait iş yerinde denetim yapıldığı, denetim sırasında tutulan durum tespit tutanağına … isimli çalışanın fiili çalışmasına dair kayıt işlendiği görülmüştür. Bu tespite istinaden kurumca ilgili sigortalının 08.04.2015 tarihli işe giriş bildirgesini ve 2015/4. Döneme ait aylık prim hizmet belgesinin kuruma ibraz edilmediği değerlendirilmiştir.

Kurumca tespit edilen sigortalının hizmet cetveline göre 01.10.2014 – 04.04.2015 tarihleri arasında davacı işveren nezdinde çalıştığı, 14.04.2015 tarihinden itibaren ise dava dışı iş yerinden hizmet bildiriminin bulunduğu, sigortalının kuruma hitaben yazdığı dilekçede 08.04.2015 tarihinde kişisel eşyalarını almak üzere iş yerine gittiği ve denetmenlere iş yerinde daha önce çalıştığını ifade ettiğini bildirdiği görülmüştür. Mahkememizce bu hususa dair dinlenen tanıklar, işveren tarafından yapılan işten ayrılış işlemi ile tutarlı şekilde beyanda bulunmuşlardır. Sigortalı …’ın da aynı doğrultuda beyanda bulunmuştur. Tanık anlatımları, sigortalının işten ayrılışından kısa bir zaman sonra farklı bir işveren yanında işe girişinin yapılmış olması ve sigortalının beyanı mahkememizce hizmet ilişkisinin kuruma bildirildiği tarih itibari ile sona erdiği yönünde hayatın olağan akışına uygun görülmüş ve sigortalının bu yöndeki beyanı gerçeği yansıttığı değerlendirilmiştir.

Açıklanan nedenlerle fiilen çalışmadığı, anlaşılan sigortalının iş yerinde çalıştığı değerlendirilerek iş veren yönünden işlem tesis edilmesine ilişkin kurum işleminde hukuka uyarlık bulunmadığından kurum işlemin iptali gerekmiştir. Davalı tarafça tesis edilen 09.02.2016 tarihli 78535338/051080400034/20212/782209 numaralı idari işlem ile beş puanlık prim indiriminden davacının bir yıl süre ile yararlanmaması ve indirimden faydalanılan 2015/05-6-7-8-9-10-11 dönemlerine ilişkin aylık prim hizmet belgelerinin iptali hakkındaki kurum işleminin iptaline, dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili , davacı hakkında yasa ve genelgeler gereğince işlem yapılıp davacıya uygun şekilde tebliğ edildiğini, kurum işlemlerinde herhangi bir hukuka aykırılık olmadığını, belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine dair karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; “…Somut olayda; davacı şirketin işyerinde yapılan denetim sonucunda davalı Kurum denetmenleri tarafından hazırlanan 08.04.2015 tarihli durum tespit tutanağında çalışan olarak görünen işçilerden … dışındakilerin bildirimlerinin bulunduğu, …’ın sigortalı hizmet cetvelinde 01.10.2014-04.04.2015 tarihleri arasında davacı şirketin…sicil numaralı iş yerinden bildirimlerinin bulunduğu, 14.04.2015’den itibaren… sicil sayılı … Turizm ve Tic. A.Ş.’de sigortalı çalışmasının devam ettiği, …’ın Kuruma verdiği dilekçede ve mahkemedeki beyanında “durum tespit tutanağı tarihinden 3 gün önce ayrıldığı ve eşyalarını almak üzere işyerine geldiğini” bildirdiği, anılan işçinin işten ayrılış bildirgesinin de davacı şirket tarafından süresinde Kuruma verildiği, … 13. İdare Mahkemesinin 30.03.2017 tarihli 2016/870 E.-2017/573 K. sayılı ilamı ile kurum işleminin iptaline karar verilmesinin eldeki dava dosya bakımından güçlü delil niteliğinde sayılacağı anlaşılmakla mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir.

Yukarıda yer alan maddi ve hukuki açıklamalar ışığında; uyuşmazlığın …’ın hak alanını ilgilendirmesine rağmen sigortalı …’a husumet yöneltilmeden yargılama yapılmış ise de …’ın Kuruma verdiği dilekçe ve mahkemedeki beyanında tespit tutanağı tarihi öncesinde işten ayrıldığını bildirmesi nedeniyle davaya dahil edilmesi gerekmediği kabul edilmiş, yazılı şekilde hüküm kurulmasının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmış, istinaf başvurusunda bulunan taraf ve istinaf sebepleri gözetilerek davalı Kurum vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı HMK’nun 353/1-b.1 inci bendi uyarınca oy birliğiyle esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili, davacı hakkında kurumca yapılan işlemlerin yerinde ve gerekli olduğunu aksi halde teşvik hükümlerinin anlamsız olacağını, şartlarını taşımadığı belirgin olan davacı hakkında kurumca yapılan işleme karşı açılan bu davanın reddi gerektiğini belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı şirketin 5510 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılma hakkının tespiti ve kurumca belge istemine ilişkin yapılan işlemin iptalinin gerekip gerekmediği hususundadır.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri aynı zamandda 331 inci maddesi ile birlikte, 5510 sayılı Sosyal Sigortaları ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 81 inci maddeleri hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Eldeki davada, davalı Kurumca yapılan tespit nedeniyle sigortalı olduğu kabul edilen dava dışı … hakkında fark prim tahakkuku ve çalışmaya ilişkin bordro ve belge istemi yanında, 5510 sayılı Yasanın 81’inci maddesinin (ı) bendinde yer alan teşvik indirimlerinden faydalandırılmamaya ilişkin kurum işlemlerinin iptali istenmiştir.

Öncelikle belirtilmelidir ki, davaya konu uyuşmazlığın dava dışı sigortalının çalışmalarının varlığı noktasında toplandığı dikkate alındığında, günlerinin eksik bildirildiği iddia edilen sigortalıların da davada taraf olmasında hukuki yararının olduğu anlaşıldığından, davanın sadece Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı hakkında yürütülüp sonuçlandırılması isabetsizdir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 14.12.2011 günlü 2011/21-632 E;, 2011/784 K. sayılı ilamında da belirtildiği üzere dava sonucunda verilecek karar, günlerinin eksik bildirildiği iddia edilen sigortalının da hak alanını ilgilendirdiğinden, davacı tarafa harcı da yatırılmak suretiyle yöntemince söz konusu sigortalıların davaya HMK 124. Madde uyarınca katılımının sağlanması (davanın teşmil edilmesi) için süre verilmesi, anılan sigortalının gösterdiği deliller de toplanarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mahkemece, belirtilen eksiklik giderilmeden ve pasif ehliyet yönü halledilmeden yargılamanın sürdürülmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

2.Diğer taraftan, yargılama ve temyiz aşamasında 01.04.2018 tarihi itibari ile 5510 sayılı Kanun’un ek 17 nci maddesi yürürlüğe girmiş, olup, bu maddenin ilk fıkrasında aynen:
“Bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlerde gerekli tüm koşulların sağlanmış olması ve yararlanılmayan ayı/dönemi takip eden altı ay içerisinde Kuruma müracaat edilmesi şartlarıyla, başvuru tarihinden geriye yönelik en fazla altı aya ilişkin olmak üzere, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşviki, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” Hükmü ve ikinci fıkrasında ise;

“Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önceki dönemlere ilişkin olmak üzere tüm şartları sağladığı halde bu Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanmamış işverenler ile bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yararlanılan prim teşviki, destek ve indirimlerin değiştirilmesine yönelik talepte bulunan işverenler tarafından en son bu maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından itibaren bir ay içinde Kuruma başvurulması halinde, yararlanılmamış olan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabilir veya yararlanılmış olan prim teşviki, destek ve indirimleri başka bir prim teşvik, destek ve indirimi ile değiştirilebilir.” şeklinde belirtilmiş hükümleri mevcut olup, bu yeni madde hükümleri ile tüm teşvik unsurlarından faydalandırılma veya fazla ödemelerin iadesi veya değiştirme istemleri hakkındaki uyuşmazlıklarda ek 17 nci maddede yer alan hükümlerin irdelenmesi gerektiği açıktır.

Değinilen Ek 17 nci maddenin üçüncü fıkrasında ise; “Bu maddenin ikinci fıkrası kapsamında talepte bulunan işverenlere iade edilecek tutar, maddenin yürürlük tarihinden önce talepte bulunanlar için maddenin yürürlük tarihini takip eden aybaşından, yürürlük tarihinden sonra talepte bulunanlar için ise, talep tarihini takip eden aybaşından itibaren kanuni faiz esas alınmak suretiyle hesaplanarak bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak üç yıl içinde ödenir. Ödeme, öncelikle bu Kanunun 88 inci maddesinin on dört ve on altıncı fıkralarına göre muaccel hale gelmiş prim ve her türlü borçlardan, sonrasında ise ilgili kanunlar uyarınca yapılandırma veya taksitlendirme de dâhil olmak üzere müeccel haldeki prim ve her türlü borçlarından mahsup yoluyla gerçekleştirilir. Ancak, üç yılsonunda ilgili kanunları gereği yapılandırılma veya taksitlendirilme sebebiyle vadesi gelmemiş taksit ödemelerinden peşinen mahsup edilir. Kuruma borcu bulunmayan işverenlere altı ayda bir eşit taksitlerle iade yapılır.” hükümleri mevcuttur.

Eldeki davada ise, Ek 17 nci maddenin yürürlüğe girmesi ile birlikte “5510 sayılı Kanun veya diğer kanunlarla sağlanan prim teşviki, destek ve indirimlerinden yararlanılabileceği halde yararlanılmadığı ay/dönemlere ilişkin olarak 5510 sayılı Kanun ile birlikte anılan ilgili kanunların teşvik veya destek hükümlerinde yer alan yararlanma şartlarının mahkemelerce irdelenmesi gerekmekle birlikte, değiştirme veya oluşabilecek fark prim tutarlarının iadesi istemleri hakkında bu madde hükümlerinin de irdelenmesi ve davada uygulanması gereken hüküm olup olmadığı hususu belirlenmelidir.

Diğer taraftan Ek 17 nci maddenin 4 üncü fıkrası hükmündeki “Görülmekte olan davalarda, ayrıca bir başvuru şartı aranmaksızın, dava öncesi yapılan idari başvuru tarihinden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte hesaplanacak tutar üçüncü fıkra hükümlerine göre mahsup veya iade edilir. Mahkemelerce, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış davalarda davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Yargılama giderleri idare üzerinde bırakılır ve vekâlet ücretinin dörtte birine hükmedilir. Ayrıca, ilk derece mahkemelerince verilen kararlar hakkında Sosyal Güvenlik Kurumu’nca kanun yollarına başvurulmaz ve bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce yapılan kanun yolu başvurularından vazgeçilmiş sayılır.” İbaresinin iptali için Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunulmuş ve Anayasa Mahkemesince 19.02.2020 gün ve 2018/139 E. 2020/12 K. sayılı karar ile bu hükmün iptaline karar verilmiş olup, karar 05.05.2020 tarih ve 31118 sayılı Resmi gazetede yayımlanmıştır.

Anayasa’nın 153 üncü maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları gerekçesi yazılmadan açıklanamamakta ve ancak Resmi Gazete’de yayımlandıktan sonra yürürlüğe girmektedir. Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararlarının yasama, yürütme ve yargı organları, idari makamlar, gerçek ve tüzel kişileri bağlayacağı açıktır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 33 üncü maddesi hükümlerine göre, Türk hukukunu resen uygulamakla yükümlü olan mahkemelerin ve giderek Yargıtay’ın iptal kararı ile yok hükmünde olan ve böylece yürürlükten kalkan bir yasa maddesine dayanarak inceleme yapma ve karar verme yetkilerinin bulunmadığının kabulü doğal olup, bu yönde bir uygulama yapılmasına imkânı yoktur. Belirtilmelidir ki, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları, bozma kararları ile oluşan usulü kazanılmış hakların istisnasını teşkil ederler. Buna göre; usulü kazanılmış hak gereğince uygulanması gereken bir kanun maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği takdirde artık usulü kazanılmış hakka göre değil, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararıyla ortaya çıkan yeni hukuki duruma göre karar verilir. Şu halde, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararı karşısında, yeni oluşan durumun kesin hüküm halini almamış derdest tüm davalar yönünden uygulanmasının zorunluluğu ortadadır.

Eldeki davada ise, mahkemece, yazılı şekilde karar verilmiş ise de, kurumca yapılan bütün teşvikleri bünyesinde topladığı anlaşılan Ek 17 nci maddenin gelmesi ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması ile maddenin 4. fıkrasındaki hükmün iptali ile oluşan bu yeni durumun dikkate alınması, davaya konu uyuşmazlığa ilişkin yasal tüm dayanakların irdelenmesi ile beraber, teşvik hükümlerinden faydalandırılma ve faydalandırılma sonrasında fazla ödenen tutarların iadesi/mahsubu istemleri bakımından, ek 17 nci maddenin ilk üç fıkrası da dâhil olmak üzere yasal tüm dayanaklar irdelenmeli, davalı Kurumun da bu madde kapsamında resen veya davacı şirketin başvuru üzerine, işlem yapıp yapmadığı hususu ile teşvik veya destekten faydalandırılma şartlarının varlığı ile birlikte incelenmeli, davacı hakkında yapılan Kurum işleminin kaynağının sigortasız işçi çalıştırılmasına dair yapılan tespit olduğu dikkate alınmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının sair yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.