Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/12000 E. 2023/12776 K. 13.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/12000
KARAR NO : 2023/12776
KARAR TARİHİ : 13.12.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/379 E., 2023/1365 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 3. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/309 E., 2021/370 K.

Taraflar arasındaki sigorta başlangıcının tespiti ile yaşlılık aylığı bağlanması istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 15.03.1991 tarihinde çalışmaya başladığını, işe giriş bildirgesinin yasal süresi içinde Kuruma verilerek tescil yapıldığını, ancak işveren tarafından bordro verilmemiş olmasının hak kaybına neden olduğunu, emeklilik aylığı için SGK’ya başvurusu üzerine… sicil numaralı işyerine ait 15.03.1991 tarihli işe giriş bildirgesinin mevcut olmasına karşın bordrosuna rastlanmadığını bu nedenle sigorta başlangıç tarihinin 01.01.1993 olduğunu ve emekliliğe hak kazanmadığının bildirildiğini belirterek, davacının 15.03.1991 tarihinde davalıya ait işyerinde 1 gün sigortalı çalıştığının, sigorta başlangıç tarihinin 15.03.1991 olduğunun ve Mayıs/2019 tarihinde yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile birikmiş aylıkların ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı … cevap dilekçesinde özetle; davacının işyerinde 15.03.1991 tarihinde işe başladığını, prim ve bildirgelerin eksiksiz yapıldığını, SGK’nın bir çok vatandaşı o dönemde mağdur ettiğini, bilgisayar kullanımının yaygın olmadığı dönemde, özellikle 1990’lı yıllarda bu hataların sık yapıldığını, kendisinin bir sorumluluğunun olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.

2.Davalı Kurum vekili; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “davacı … Altuntaş’ın 15.03.1991 tarihinde davalı …’a ait… sicil numaralı işyerinde çalışmaya başladığı, davalı işveren tarafından işe giriş bildirgesi verildiği ancak primlerin ödenmediği, dinlenen komşu işyeri sahipleri tanık …, …’in beyanları ile komşu …’in beyanları, işe giriş bildirgesi ve tüm dosya kapsamından anlaşılmakla davacının 15.03.1991 tarihinde davalı …’a ait… sicil numaralı Demircioğlu Eczanesinde çalışmaya başladığının tespiti cihetine gidilmiştir.

Davacı Mayıs 2019 tarihinde yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti ile birikmiş aylıkların ödenmesine karar verilmesini de talep etmiş ise de davacının ilk sigortalılık başlangıç tarihinin 15.03.1991 kabulü halinde 506 sayılı Kanun’un Geçici m.81/B-h hükmü ile 20 yıllık sigortalılık süresini, 47 yaşını doldurması ve en az 5450 gün malullük, yaşlılık, ölüm sigortaları primi ödemiş olmak koşuluna tabi olduğu davacının 10.05.1972 doğumlu olduğu, tahsis talep tarihi itibari ile 28 yılı aşan sigortalılık süresi ve 8475 prim günü bulunduğu ancak 47 yaş koşulunu tamamlamadığı, Mayıs 2019 tarihi itibari ile yaşlılık aylığı koşullarının yerine gelmediği ayrıca 5510 sayılı Kanun’un 28 inci maddesinin 9 uncu fıkrasına göre yaşlılık aylıklarından yararlanabilmek için 4.maddenin 1.fıkrasının a bendinde belirtilen sigortalının çalıştığı işten ayrıldıktan (b bendinde belirtilen sigortalının sigortalılığa esas faaliyete son verip vermeyeceğini beyan ettikten sonra yazılı istekte bulunmaları …şarttır.) düzenlemesi uyarınca davacının işten ayrıldıktan sonra talepte bulunması gerektiği halde hizmet cetvelinde 2019 yılı Aralık ayına kadar çalışmalarının devam ettiği anlaşıldığından davacının yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin talebinin de reddi cihetine gidilmiştir.” gerekçeleri ile davacının davasının kısmen kabulü ile davacının 15.03.1991 tarihinde davalı …’a ait Demircioğlu Eczanesinde çalışmaya başladığının tespitine, davacının yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece işten ayrılma tarihi gözetilmeksizin hüküm kurulduğunu, davacı müvekkilinin 47 yaşını doldurduktan sonra kuruma başvurduğunu, talepte bulunmak için işten ayrılma zorunluluğunun olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını, davanın kabulünü talep etmiştir.

2.Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; kurum işlemlerinin hukuka uygun olduğunu, kararın mevzuata aykırı olduğunu belirterek, kararın aleyhe hususlarının kaldırılmasını talep etmiştir.

3.Davalı … istinaf dilekçesinde özetle; davacının sigorta primlerinin işe girdiği günden itibaren eksiksiz yatırıldığını, dava konusu dönemde SGK’nın bildirim kayıtlarıyla ilgili benzer hatalar yaptığını, Mahkemece işten ayrılma tarihinin hatalı tespit edildiğini belirterek, kararın kaldırılmasını, davanın reddini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “tüm dosya kapsamından ve özellikle, işe giriş bildirgesinin süresinde Kuruma verilmesi, mahkemece dinlenen tanıkların davacının çalışmasını doğrulamış olması nedeniyle 15.03.1991 tarihinin sigorta başlangıç tarihi olarak kabul edilmesinin, ayrıca 01.04.2009 tarihi itibariyle yaşı ve 13.09.2009 tarihine kadar çalışma bilgisinin bulunması nedeniyle yaşlılık aylığı koşullarını taşımadığından, bu yönden davanın reddi kararının yerinde olduğu, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı” gerekçesi ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili; istinaf gerekçeleri ile birebir aynı gerekçeleri ile kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı Kurum vekili, istinaf dilekçesi ile birebir aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, sigorta başlangıcının tespit edilerek yaşlılık aylığının bağlanması istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2.5510 sayılı Kanun’un 28/8 inci maddesi; “(Değişik fıkra: 17/4/2008-5754/16 md.) Yukarıdaki fıkralarda belirtilen yaşlılık aylıklarından yararlanabilmek için, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde belirtilen sigortalının çalıştığı işten ayrıldıktan, (b) bendinde belirtilen sigortalının sigortalılığa esas faaliyete son verip vermeyeceğini beyan ettikten sonra yazılı istekte bulunmaları, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendinde belirtilen sigortalıların ise istekleri üzerine yetkili makamdan emekliye sevk onayı alındıktan sonra ilişiklerinin kesilmesi şarttır.”

Malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortasına ilişkin bazı geçiş hükümleri başlıklı Geçici 1 inci maddesi (Değişik: 17.04.2008-5754/68 md.) Bu Kanun’un yürürlüğe girdiği tarihten önce, 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu ile 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanunu ve bu Kanunla mülga 2926 sayılı Tarımda Kendi Adına ve Hesabına Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kanununa tabi olanlar, bu Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında, 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanununa tabi olanlar, bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında kabul edilir.

Mülga 506 sayılı Kanun’un 62/1 inci maddesi, “Sigortalı olarak çalıştığı işten ayrıldıktan sonra yazılı istekte bulunan ve yaşlılık aylığına hak kazanan sigortalıya bu isteğinden sonraki aybaşından başlanarak yaşlılık aylığı bağlanır.”

Yine mülga 506 sayılı Kanun’un 60/h maddesi ise “Bu maddede belirtilen yaşlılık aylıklarından yararlanabilmek için, sigortalının çalıştığı işten ayrılması ve yazılı istekte bulunması şarttır.”hükümlerini içermektedir.

Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler doğrultusunda dava dosyası incelendiğinde,davacının 01.04.2019 tarihinde tahsis talebinde bulunduğu, Kurum tarafından sigorta başlangıcının 01.01.1993 olması ve 30.05.2019 tarihine kadar 8624 prim gün sayısı ile 49 yaşını 10.05.2021 tarihinde dolduracak olmasından dolayı tahsis talebi reddettiği, davacının işten ayrılmadan çalışmaya devam ettiği, bu sırada 04.12.2019 tarihinde açtığı eldeki dava ile sigortalılık başlangıcının 15.03.1991 tarihi olduğunun ve Mayıs 2019 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitini istediği, İlk Derece Mahkemesi tarafından sigorta başlangıcının 15.03.1991 olduğunun tespitine, tahsis talebinin ise reddine karar verildiği, istinaf mahkemesinin de istinaf istemlerinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre temyiz eden davalı Kurum vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıda kalan paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2.Davanın yasal dayanaklarından olan mülga 506 sayılı Kanun’un 62 nci maddesindeki “….çalıştığı işten ayrıldıktan sonra…” ibaresinin önüne gelen başka bir uyuşmazlık nedeniyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından Anayasanın 2, 10, 48, 49 ve 60 ıncı maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptali için Anayasa Mahkemesine itiraz yoluna başvurulmuş, Anayasa Mahkemesi 2019/104 Esas, 2021/13 Karar ve 14.01.2021 tarihli kararı ile “17.07.1964 tarihli ve 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun mülga 62 nci maddesinin 1 inci fıkrasında yer alan “….çalıştığı işten ayrıldıktan sonra…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline” karar verilmiştir.

Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunun Gerekçe ile Bağlı Olmama başlıklı 29 uncu maddesi; “Anayasa Mahkemesi, kanunların, kanun hükmünde kararnamelerin ve Türkiye Büyük Millet Meclisi İçtüzüğünün Anayasaya aykırlığı hususunda ilgililer tarafından ileri sürülen gerekçelere dayanmaya mecbur değildir. Anayasa Mahkemesi, taleple bağlı kalmak kaydıyla başka gerekçe ile de Anayasaya aykırılık kararı verebilir.

Ancak, başvuru, kanunun, kanun hükmünde kararnamenin veya İçtüzüğün sadece belirli madde veya hükümleri aleyhinde yapılmış olup da, bu belirli Madde veya hükümlerin iptali kanunun, kanun hükmünde kararnamenin veya İçtüzüğün bazı hükümlerinin veya tamamının uygulanmaması sonucunu doğuruyorsa, Anayasa Mahkemesi, keyfiyeti gerekçesinde belirtmek şartıyla, kanun’un, kanun hükmünde kararnamenin veya İçtüzüğün bahis konusu öteki hükümlerinin veya tümünün iptaline karar verebilir.” amir hükmü gereği 506 sayılı Kanun’un 60/h bendindeki işten ayrılma koşuluna ilişkin düzenlemeyi de iptal edebilecek olmasına karşın sadece 62 nci maddesindeki ibarenin iptal edilmiş olması sigortalılar aleyhine olan durumun devamına imkan sağlamakta ise de Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesinden de anlaşılacağı üzere işten ayrılma koşulunu özünde Anayasaya aykırı kabul ettiği belirgindir.

Açıklanan nedenlerle 506 sayılı Kanun’un mülga 62 nci maddesindeki “çalıştığı işten ayrıldıktan sonra” ibaresinin Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edildiği hususu da dikkate alınarak, tahsis yönünden talebin yasal dayanağının 506 sayılı Kanun olduğu gözetildiğinde, işten ayrılma koşulunun iptal edildiği tarih sonrası dönem yönünden tahsise karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin yatırılan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.