Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/135 E. 2023/749 K. 26.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/135
KARAR NO : 2023/749
KARAR TARİHİ : 26.01.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1876 E., 2022/1868 K.
vekili Avukat …
FER’Î MÜDAHİL : … vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 19.06.2019
HÜKÜM/KARAR : Usulden Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/206 E., 2022/51 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti ve prime esas ücretin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı ve fer’i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ve fer’i müdahil Kurum vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın hukuki yarar yokluğuna ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; “Müvekkilinin davalı işyerinde 23.09.2013 tarihinden 18.06.2019 tarihine kadar davalı işyerinde hastane ekipmanları boyacı ustası olarak çalıştığını, son aldığı aylık net ücretin 2.350.-TL olduğunu ayrıca yemek ve servis bulunduğu, sigorta kayıtlarını incelediğinde bir çok ay 10 gün çalışmış gibi gösterildiğini, giriş tarihinin 01.12.2013 olarak gerçeğe aykırı bir şekilde sigortaya bildirildiğini, her ay tam 30 gün karşılığı kesintisiz olarak çalıştığını, Davalı firma müvekkilinin emekli ve sağır dilsiz olmasından istifa ederek bu durumun takipçisi olmayacağını düşündüğünü ve çalıştığı günleri işyerine ilk giriş çıkışını ve çalışma sürelerini gerçeğe aykırı olarak bildirdiğin, müvekkilinin emekli olduğunu, eksik günlerin kıdem tazminatını etkilediğini, ayrıca maaşın asgari ücretle gösterildiğini iddia ederek açıklanan sebeplerle çalışmasının 23.09.2013 ile 18.06.2019 arası ve 30 gün kesintisiz olarak tespitini, asgari ücretten gösterilen maaşının 2.350.- TL net olarak tespitini, talep ve dava etmiştir.

II.CEVAP
Davalı … Medikal Müh. San. ve Tic. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı müvekkil nezdindeki işine 01.12.2013 tarihinde kısmi süreli iş sözleşmesi ile başladığını, ekte bir fotokopisi bulunan ve davacının ıslak imzası bulunan bu sözleşmede davacının ayda 10 gün çalışacağı açık olarak yazıldığını, sözleşmede davacının da imzası olduğunu, müvekkilinin de bu sözleşmeye göre davacıyı çalıştırdığını ve sigortasını da buna göre bildirdiğini ve ödemiştir. Davacı, davalı müvekkil nezdinde işe başladığında zaten emekli bir insan olarak işe başladığı için tamamen kendi isteği ile ve hem emekli ve hem de özürlü olmasından ötürü çalışmasının ilk yıllarında tam zamanlı olarak değil, ayda sadece 10”ar gün işe geldiğini, kendisinin isteği de sözleşmesi de bu yönde olduğu bu sözleşmede davacının imzası olduğunu ve aksinin ispatı ancak yazılı delil ile mümkün olduğunu,epey bir süre ayda sadece 10 gün çalışan davacının, daha sonra parasal ihtiyacı nedeni ile ayda 30 gün çalışmaya başlamış olsa da bazı aylarda yine kendi isteği ile ayda 10 gün çalıştığını, Örneğin davacı, 2014 yılının ilk on ayında ayda 10”ar gün çalıştığını 2014 yılının Kasım ve Aralık aylarında ise ayda 30 gün çalıştığını, çalışmalarının S.G.K. uygun olarak bildirildiğini, davalı müvekkilinin kötüniyetli olsa, 2014 yılının Kasım ve Aralık aylarında da 10”ar gün çalışmış gibi göstereceğini, çünkü davacı, 2015 yılında da yine her ay 10”ar gün çalıştığını, 2016 yılının ilk beş ayında yine ayda 10”ar gün çalıştığını, 2016 yılının Haziran ayından Aralık ayına kadar da ayda 30”ar gün çalıştığını, çalışmaları da kuruma bu şekilde bildirildiğini, davacı 2017 yılının Ocak ayında sadece 2 gün çalışmış ve çalışması bu şekilde kuruma bildirildiğini, 2017 yılının Şubat ayında hiç işe gelmediğini, 2017 yılının kalan aylarında ise 30”ar gün çalıştığını ve bu çalışmalarında kuruma bildirildiğini, dava dilekçesinde davacının boya ustası olduğunu ama boya ustası olmadığını, fabrikada zaten bir boya ustası olduğunu, davacının sıradan bir işçi olup sadece profil boruları temizleyen ve ustasının verdiği işleri yapan bir işçi olduğunu, dosyada sunulan bizzat davacı eli mahsulü olan belgelerde dahi davacı fabrikanın boya bölümünde çalıştığını söylediği, usta olduğundan falan bahsetmediğini, aylık maaşı da 2.350,00 Tl. olmadığını, davacının eline geçen ücreti 2.347,10 Tl. olduğunu, fakat bu ücretin açılımını davacı aslında asgari ücret ile çalışmakta olup bürüt asgari ücreti 2.558,40 Tl olup davacı aslen emekli olduğu halde çalıştığı için bürüt maaşından S.G.K. kesintisi daha az yapıldığından kaynaklandığını, bu nedenle net asgari ücret olan 2.020,00 Tl. yerine net 2.089,20 Tl. maaş aldığını, bunun üzerine de 257,48 Tl. AGİ ilave edildiğinden eline geçen maaşı 2.347,10 Tl olduğunu, davacının bu şekilde düzenlenmiş olan ücret bordrolarda imzası bulunmakta olup bu ücretten daha fazla aldığını iddia ediyorsa bu hususu ancak yazılı deliller ile ispat etmesi gerekeceğini, iş disiplini olmayan, işyerinde kasıtlı olarak işi yavaşlatan, mazeretsiz işe gelmeyen, bunun gibi nedenlerden ötürü işvereninden defalarca uyarı alan, sadece tazminat alabilmek için kendisini işten zorla attırmak isteyen davacı, davalı müvekkilimin sabırlı davranması sonucunda buna muaffak olmadığını, en sonunda da işe mazeretsiz olarak devamsızlık yapan davacının iş akdi, davalı müvekkil tarafından bu sebepten ötürü haklı nedenle ve tazminatsız olarak fesh edildiğini ilerek sürerek davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir.

Davalı SGK Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde; feri müdahil olarak devamına, davacıya ait … TC nosu üzerinden bilgisayar kayıtları incelendiğinde …,… doğumlu davacının, 01.02.1986 tarihli ilk işe giriş bildirgesine istinaden 3501016317318 ss nosu alarak 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olduğu; 2103083187 tahsis nosuyla 01.03.2001 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı halen de yaşlılık aylığı almaya devam ettiği görüldüğünü, Bilgisayar işyeri tescil kayıtlarının incelenmesinde ise çalışmanın geçtiği iddia edilen işyerinin Kurumumuzda … Medikal Müh. San. ve Tic. A.Ş. ünvanıyla … adresinde, 110510.35 sicil sayılı dosyada işlem görüldüğünü, mahiyetinin “plastik ürünl.imalatı” olduğu, 01.07.1997 tarihinde 506 sayılı Yasa kapsamına alındığı ve halen faal olduğu görüldüğünü, davacının çalışma iddiasında bulunduğu davalı işyerindeki çalışma bildirimlerinin 01.12.2013 tarihi itibariyle başladığı, 2019/Mayıs tarihine kadar devam ettiği bu tarihler arasındaki çalışmalarından 01.12.2013 ile 2016/6.aya kadar bildirimlerin 10 gün üzerinden,2016/6.aydan 2019/5.aya kadar 30 gün üzerinden Kuruma bildirildiği; 01.12.2013 öncesinde çalışma bildiriminin bulunmadığı; tüm bu bildirimlerin 2 koduyla sosyal güvenlik destek primi (SGDP)olarak bildirim yapıldığı görüldüğünü, bu kapsamda dava konusu çalışma, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışma olarak değerlendirilecekse; sosyal güvenlik destek primi niteliği itibariyle kısa vadeli sigorta kollarına tabi primlerin kesilmesini gerektirdiğinden ve uzun vadeli sigorta kolları açısından prim kesintisi yapılmadığından bu davanın açılmasında davacının hukuki yararı bulunmamaktadır.Davacının sigorta primine esas kazançlarının eksik bildirildiğine ilişkin iddia da bulunmuş ise de davacıya yaşlılık aylığı bağlandığı ve halen de almaya devam ettiği, SGDP ye tabi çalıştığı gözetildiğinde prime esas kazancın tespitinde hukuki yarar bulunmamaktadır. Aksi halde davacının prime esas kazancı 2019/1,2,3. aylara ilişkin olarak 2.558,40 TL; 2019/4 ve 5.aylara ilişkin olarak da 2.473,12 TL üzerinden Kuruma bildirilmiş olup iddiasını yazılı belgelerle ispatlanması gerekir; Zira, 2008 yılı Ekim ayında yürürlüğe giren 5510 sayılı Yasa’nın 80.maddesi gereğince hesaplanacağını, Sigorta primine esas kazançların tespitine ilişkin davaların kamu düzenini ilgilendirmesi nedeniyle bu davalar resen araştırma ilkesine tabi olup özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarından olduğunu, davacının Kurumumuza bildirilen sigorta primine esas kazançlarının eksik bildirildiği iddiasını yazılı belgelerle ispatlaması gerektiğini. Bu nedenle davacının 5510 sayılı Yasa’nın 80/1 -e maddesinde belirtildiği şekilde çalışıp çalışmadığının, ödenen ücretin içinde b bendinde tahdidi olarak sayılan prime dahil olmayan kazançların olup olmadığının da araştırılması, ücretinin banka hesabına ödenmiş olması halinde dava konusu döneme ilişkin hesap ekstresinin ve işverence tutulması zorunlu olan ve sigortalılar tarafından imzalanan ücret ödeme bordrolarının celbedilerek imzalı olan dönem bordrolarındaki kazançlar yönünden davacının talebinin reddini talep etmiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Davanın Kısmen Kabulü ile, … TC kimlik, … sigorta sicil, … tahsis numaralı davacı …’ın; Kurumda 1236014.35 sicil sayılı dosyada işlem gören …,…/… adresinde kurulu … Medikal Müh. San. ve Tic. A.Ş. İş yerinde; 01.12.2013 – 18.06.2019 tarihleri arasında toplam 1677 gün hizmet akdine istinaden asgari ücretle Sosyal Güvenlik Destek Primine Tabi sigortalı olarak çalıştığı, bu çalışmalarında 1352 günün davalı Kuruma bildirildiği, 325 gün asgari ücretle çalışmalarının kuruma bildirilmediğinin tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer’i müdahil SGK vekili istinaf yoluna başvurmuştur.

B.İstinaf Sebepleri:
1. Davalı vekili; davacının imzasının yer aldığı yazılı delillerin aksinin eşdeğer belge ile ispat edilmesi gerektiğini, eş değer belge bulunmadan, iki tanık beyanına göre karar verilmesinin yerinde olmadığını, davacının imzaladığı kısmi süreli iş sözleşmesinde davacının ayda 10 gün çalışacağının açıkça yazdığını, aksinin yazılı delille ispat edilmesi gerektiğini, yaşlılık aylığı alan davacının kendi isteğinin de kısmi süreli olduğunu, ancak sonradan nakit ihtiyacı nedeniyle davacının tam gün çalışmaya başladığını, davacının işyerinde görevinin boya ustası yanında çalışan işçi olduğunu, davacının, aylık ücretinin AGİ ilave edildiğinde net 2.347,10 TL olduğunu, mahkemece yazılı deliller esas alınmadan karar verildiğini, ek rapor isteminin yerine getirilmediğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

2.Fer’i müdahil SGK Başkanlığı vekili, 01.03.2001 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı alan davacının davalı işveren adına kayıtlı 115010,35 sicil sayılı işyerinden bildirimlerinin SGDP kesintisine tabi yapıldığı, davacının dava açmasında hukuki yararının bulunmadığını, prime esas kazanç tutarı iddiasının ise yazılı delille ispatlanması gerektiğini, Kurumun yazılı kayıtları ile çelişen tanık beyanlarının esas alındığını beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının isteminin, 506 sayılı Yasa’nın 63/A maddesi kapsamında yaşlılık aylığı kesilerek tüm sigorta kollarına tabi çalışma tespiti olmadığı, 63/B kapsamında sosyal güvenlik destek primine tabi çalışmanın tespitini talep ettiği, sosyal güvenlik destek primine ilişkin düzenlemenin yer aldığı 506 sayılı Yasanın 63/B maddesinde, “Sosyal Güvenlik Destek Primi ödenmiş süreler, bu Kanuna göre sigortalılık süresinden sayılmaz…” düzenlemesine yer verdiği, sosyal güvenlik destek primine tabi süreler, kısa vadeli sigorta kolları yönünden prim tahsili gereğini öngörmekte olup; kısa vadeli sigorta kollarının; güvence altına aldığı risklerin yarattığı etkileri gidermeye yönelik yardımların sağlanmasında, ödenen prim miktar ve süresiyle orantı kurulması gereği gözetilmeyen sigorta kollarından olduğu, kısa vadeli sigorta kolları, sigortalının bildiriminin gerçekleştirilmediği ve bu nedenle sigortalı adına herhangi bir prim ödemesinin yapılmamış olduğu durumlarda dahi yardım öngören sigorta kollarından olduğu, kısa vadeli sigorta kolları yönünden prim içeren sosyal güvenlik destek primi geçmişe dönük sigortalılık hakkı yaratmadığı gibi, yaşlılık aylığı alırken gerçekleşen sosyal güvenlik destek primine tabi sigortalılık süresi niteliğindeki çalışmalar nedeniyle uzun vadeli sigorta kollarından prim tahsilatı yapılamayacağı, davacının, isteminin kısa vadeli sigorta kolları kapsamında çalışmanın tespiti niteliğinde olması ve uyuşmazlık konusu dönemde kısa vadeli sigorta kollarından faydalanamamaktan kaynaklı bir uyuşmazlık ileri sürülmediği, kısa vadeli sigorta kolları kapsamındaki hak taleplerinin hizmet süresi tespiti yoluna gidilmeden doğrudan dava konusu yapılması olanağı bulunduğu gibi; bu konular, Kuruma başvuru önkoşuluna tabi olarak dava edilebilen ve idari aşamada çözümü gereken öncelikli sorunlar kapsamında bulunduğu, davacının, işçilik haklarına yönelik talebin bulunması halinde ise, alacak tahsiline yönelik davada hizmet süresinin tespiti, usul ekonomisi ilkesi ve hakka en kısa sürede ulaşma konusunda daha etkin bir yol olup, soyal güvenlik düzenlemeleri kapsamında hak talebi olmayan davacının, böylesi bir hizmet tespiti davasında hukuki yarar bulunmadığı, kısa vadeli sigorta kollarına ilişkin primler yönünden geçmişe dönük tespit isteminde Sosyal Güvenlik Kurumu’nun yer aldığı dava türünde, 5510 sayılı Yasa’nın 86. (506 sayılı Yasanın 79.) maddesi uyarınca sigortalılık süresinin tespiti davası açılmasının, çalışana sosyal güvenlik hukuku kapsamında sosyal güvenlik destek primine tabi çalışma süresi yönünden hukuki yarar sağlamasının mümkün olmadığı (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 24.02.2020 t., 2019/1306 E., 2020/1494 K.) dikkate alındığında, eldeki davada, davacının hukuki yararı bulunmadığından, dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesinin, davacının, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışmalarının kısmen kabulüne yönelik kararının isabetsiz olduğu, gerekçeleriyle;

“1-Davalı vekili ile fer’i müdahil Kurum vekilinin istinaf taleplerinin kabulüyle; … 1. İş Mahkemesi’nin, 08.04.2022 tarihli, 2019/206 E, 2022/51 K. sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına,

2- Davanın, hukuki yarar yokluğuna ilişkin dava şartı yokluğundan usulden reddine” karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; Müvekkilin davalı firma aleyhine işbu tespit davasını açtığı gibi ayrıca … 6. İş Mahkemesi 2019/414 E sayılı işçi alacağı davası da açtığı, bu davada müvekkil davalı firmadan kıdem tazminatı yıllık izin ücreti ve asgari geçim indirimi talebinde bulunduğu, sigorta kayıtları incelendiğinde aylık tam çalışma olmasına rağmen bir çok ay 10 ar gün ve daha azı çalışmalar gösterildiği, kıdem tazminatı ve diğer tüm alacakların hak edildiği gibi kazanılması için çalışılan günlerin gerçeğe uygun olarak tespit edilmesi gerektiği, bu nedenle tespit davasının açılmasında hukuki yarar bulunduğu belirtilerek kararın bozulmasını istemiştir.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; hizmet tespiti ve prime esas ücretin tespiti istemine ilişkindir

2.İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. 506 sayılı Kanunun 63/A, 79. ile 5510 sayılı Kanun’un 80. ve 86/9 uncu maddesi hükümleridir.

3.Değerlendirme
1-Yukarıda belirlenen ilgili hukuk kuralları uyarınca somut olaya dönüldüğünde, 01.03.2001 tarihinden itibaren 5510 sayılı Kanun’un 4/1-a maddesi kapsamında yaşlılık aylığı bağlanan davacının, 01.12.2013 -25.06.2019 tarihleri arasında davalı adına kayıtlı 1105101.35 sicil sayılı işyerinden, metal boyacısı mesleğinden, sosyal güvenlik destek primine tabi bildirimlerinin olduğu, anılan bildirimlerinin 2013/12 – 2014/10, 2015/1-2016/5 aylarında ayda 10’ar gün olduğu, 2017/1 ayında 2 gün, 2017/2 ayında bildirimsiz, diğer bildirimlerinin ayda 27 ila 30 gün şeklinde olduğu, eksik gün bildirimlerinde 18, 1, 7, 6, 21, 15 kodlarının yer aldığı, davalı işverenin eksik gün bildirimi yapma zorunluluğu olmadığından kağıt ortamında eksik gün bildirimlerinin Kurumda mevcut olmadığı, davalı adına kayıtlı 1105101.35 sicil sayılı işyerinin plastik ürün imalatı mahiyetinde olup 01.07.1997 tarihinden itibaren Kanun kapsamında olduğu, davacının imzasının bulunduğu 29.11.2013 tarihli kısmi süreli iş sözleşmesinde işyerinde aylık çalışma gün sayısının 10 gün olarak, işe başlama tarihinin 01.12.2013 tarihi olarak belirtildiği, davacının 04.01.2017 – 06.01.2017 tarihleri arasında hastaneye yatışının, 07.01.2017 – 05.02.2017 tarihleri arasında istirahatli olduğu, davacının. 06.02.2017 – 06.03.2017 tarihleri arasında ücretsiz izne ayrılma isteminin bulunduğu, davacının, 14.03.2018 tarihinde 1 gün işe gelmemesine ilişkin hasta olduğuna ilişkin savunma verdiği, davacının 17-18-19.06.2019 tarihleri arasında mazeretsiz işe gelmediğine ilişkin işyeri çalışanları tarafından tutanak tutulduğu, 2015/2, 4-12, 2016/1, 3-11, 2017/1-4, 6-10, 12, 2018/1-7,9-11, 2019/1-3 ücret hesap pusulalarında sigortalı imzaları bulunduğu görülmektedir.

506 sayılı Kanunun 63/A bendi hükmüne göre yaşlılık aylığı almakta iken çalışmaya başlayanların yaşlılık aylıkları bu çalışma olgusuna dayalı ve onunla sınırlı olarak kesilmektedir. Ancak aynı Kanunun 63/B bendi kapsamında sigortalının istemi bulunması halinde sigortalı adına sosyal güvenlik destek primi ödenerek veya sigortalı adına tüm sigorta kollarından prim ödenmesi durumunda bunun sigortalının aylığı kesilmeden çalışma tercihini gösterdiği kabulüyle aylığı kesilmeden çalışmaya devam etmesi mümkündür.

Öte yandan; davanın yasal dayanağı 5510 sayılı Kanunun geçici 7/1’nci maddesi uyarınca uygulama alanı bulan mülga 506 sayılı Kanunun 79’ncu maddesi olup; anılan Kanunun 6’ncı maddesi gereği sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez. Sigortalı ister sosyal güvenlik destek primi, isterse tüm sigorta kollarına tabi olarak çalışsın, Kanunun öngördüğü belli bir sosyal güvenlik kuruluşu sigortalısı olması, kamu düzenine ilişkin, kişiye bağlı, vazgeçilmez ve kaçınılmaz hak ve yükümlülük doğuran bir hukuksal statü yaratır. Bu statüye Kurumun prim tahakkuk ettirmesi, sigortalının iş kazası geçirmesi veya meslek hastalığına yakalanması halinde kendisi ya da hak sahiplerine gelir bağlanması gibi çeşitli sonuçlar bağlanmıştır. Bu sonuçlar kapsamında davacının bildirim yapılmayan dönemlerdeki çalışmalarının tespitini istemekte hukuki yararının bulunduğu ve aksinin kabulü halinde yaşlılık ya da emekli aylığı alan kişilerin sigortasız çalıştırılabileceği gibi sosyal güvenlik hakkının zorunlu ve vazgeçilemez niteliğine aykırı bir sonuç çıkacağı açıktır.

Mahkemece, davacının hukuki yararının olduğu kabul edilip, davacının açıkça beyanı alınmak suretiyle talebin sosyal güvenlik destek primine tabi olarak geçen sürelerin tespitine mi yoksa hizmet akdine dayalı zorunlu çalışmaların tespitine mi yönelik olduğu hususları açıklığa kavuşturulmalı, işin esasına girilerek, elde edilecek sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir.

VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1-Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

26.01.2023 gününde oybirliğiyle karar verildi.