Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/137 E. 2023/402 K. 17.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/137
KARAR NO : 2023/402
KARAR TARİHİ : 17.01.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1924 E., 2022/1742 K.
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 03.01.2020
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Uşak 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/5 E., 2020/242 K.

Taraflar arasındaki ödeme emrinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili ve davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı dava dilekçesinde özetle; davacıya usulüne uygun ödeme emri tebliğ edilmediğini, ödeme tarihi itibariyle borçlu şirketle ilişiği olmayan davacının sorumlu tutulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının ödeme emrinden haricen haberdar olduğunu, sonrasında davalı Kurum tarafından 2018/12. aya ilişkin borçların iptal edildiğine dair yazı gönderildiğini, ancak yeniden ödeme emri düzenlenmediğini ileri sürerek, davacının dava dışı şirketin borçlarından dolayı sorumlu tutularak ödeme emri düzenlenmesine ilişkin Kurum işleminin ve ödeme emirlerinin iptaline ve davacının yaşlılık aylığı üzerine konulan haczin iptaline karar verilmesini istemiştir.

II.CEVAP
Davalı SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; yönetim kurulu üyelerinin yönetim kurulunda bulundukları dönemlere ait borçlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, davacının 25.12.2018 tarihli genel kurul kararı ile yönetim kurulu üyeliğinden ayrıldığının tespit edilmesi üzerine 2018/12. aya ait borcun iptal edildiğini, diğer dönemlere ilişkin borçtan sorumlu tutulduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.

III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Somut olayda, dava konusu olan ödeme emrinin 2018/11. ayına ilişkin dönemini kapsadığı, davacının 14.05.2016-25.12.2018 tarihleri arasında dava dışı şirketin yönetim kurulu üyesi olduğu, 2018/11. dönemine ilişkin borcun 5510 sayılı Kanun’un 88/1. maddesi gereğince 12. ayın sonuna kadar ödenmesi gerektiği ve davacının yönetim kurulu üyeliğinden 25/12/2018 tarihinde ayrıldığı anlaşıldığından, davacının 2018/11.döneme dair olan borçtan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

B.İstinaf Sebepleri:
Davacı Vekilinin İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; ödeme emrinin davacıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmediğini, davacının takipten haricen haberi olduğunu, daha sonra davalı Kurum tarafından davacıya gönderilen 20.09.2019 tarihli yazı ile; ödeme emrinde 2018/12. aydan da sorumlu olduğu bildirilmişse de bu aya ilişkin borcun iptal edildiğinin ve sadece 2018/11. aydan sorumluluğunun devam ettiğinin bildirildiğini, davacıya yeniden ödeme emri gönderilmediğini, usulüne uygun olarak düzenlenmiş ve tebliğ edilmiş bir ödeme emri bulunmadığından davacının dava dışı şirketin 2018/11. aya ilişkin borçlarından sorumlu tutulmasının ve aylığına haciz konulmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının şirketteki yönetim kurulu üyeliğinin 25.12.2018 tarihinde sona erdiğini, davaya konu borcun anılan tarihte doğmuş olduğunu, ancak ödeme günün gelmediğini, ödeme günü gelmeyen bir borç nedeni ile davacının şirket kasasından ödeme yapmasının mümkün olmadığını, Anayasa Mahkemesi’nin 19.03.2015 tarih ve 2014/144 E, 2015/29 K sayılı kararı ile 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35 inci maddesine 5766 sayılı Kanun ile eklenen 5 ve 6 ıncı fıkraların iptaline karar verildiğini belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava dosyasındaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere, vakıa ve hukuki değerlendirme ile özellikle; her ne kadar davacı vekili tarafından ödeme emirlerinin davacıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği beyan edilmişse de; davalı Kurum tarafından ilk olarak düzenlenen 2018/11 ve 12. aylara ilişkin ödeme emirlerinin davacı ile aynı konutta oturduğunu beyan eden kızına 28.08.2019 tarihinde tebliğ edilmiş olduğu, daha sonra davalı Kurum tarafından 2018/12. aya ilişkin borçların iptal edildiğine dair yazının da davacı tarafından 06.11.2019 tarihinde elden tebliğ alındığı, bu itibarla; davaya konu 2018/11. aya ilişkin ödeme emrinin tebliğinin usulüne uygun olduğu, öte yandan; davaya konu ödeme emirlerine ilişkin borçlar 2018/11. aya ilişkin olup davacının anonim şirket yönetim kurulu üyeliğinin 25.12.2018 tarihinde sona erdiği anlaşılmakla; istinaf kanun yoluna başvuran davacı vekilinin dilekçesinde yer verdiği itirazların, sıralanan gerekçeler ışığında yerinde olmadığı, ayrıca kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı SGK vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı Vekilinin Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.

2.Davalı SGK Vekilinin Temyiz Sebepleri

Davalı SGK vekili; davacı taraf yönünden haksız çıkma tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın bu yönüyle temyizen bozulmasını istemiştir.

C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık; ödeme emrinin iptaline ilişkindir.

2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanunun 88 inci maddesi, 6183 sayılı Kanunun 35 inci maddesi.

3.Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Dava açmada hukuki yararının bulunması dava şartlarından olduğu gibi temyiz Kanun yoluna başvuracak olan tarafın da temyiz yoluna başvuruda hukuki yararının bulunması gerekir. Davada haklı çıkmış olan taraf da hukuki yararı bulunmak şartıyla temyiz yoluna başvurabilir (HMK m. 361/2). İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurmayan veya süresini geçirdiği için istinaf yoluna başvurmamış olan taraf yönünden, verilen karar kesinleşeceği için artık bu tarafın temyiz yoluna başvurmasında hukuki yararı yoktur. Şayet, karşı tarafın istinaf yoluna başvurması üzerine bölge adliye mahkemesi tarafından yeniden esas hakkında karar verilmiş ise, o takdirde karara karşı istinaf yoluna başvurmamış olan taraf temyiz yoluna gidebilir. Zira, bunda hukuki yararı vardır. İnceleme konusu eldeki davada, davalı SGK vekilinin ilk derece mahkemesinin kararına karşı, istinaf yoluna başvurmadığı, bu itibarla davalı SGK yönünden ilk derece mahkemesinin kararı kesinleştiğinden, temyiz yoluna başvurmasında hukuki yarar bulunmamaktadır.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekili tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Davalı kurum vekilinin temyiz dilekçesinin reddine,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden ilgiliye yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

17.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.