Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/1392 E. 2023/1683 K. 27.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1392
KARAR NO : 2023/1683
KARAR TARİHİ : 27.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3338 E., 2022/3250 K.
FER’Î MÜDAHİL : Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 27.05.2020
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/254 E., 2022/380 K.

Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili ve SGK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer’i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirket yanında Aralık 2013-Temmuz 2017 tarihleri arasında şoför ve oto yıkamacı olarak çalıştığını, işveren tarafından sigortalı bildiriminin 02.04.2014 tarihinde yapıldığını, Aralık 2013-02.04.2014 tarihleri arasındaki 4 aylık çalışma süresine ilişkin olarak davalı işveren tarafından SGK’ya herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun sigortalı bildirimi ve tescili başlıklı 8 inci maddesi, sigortalının işe giriş tarihinin bildirilmesi yükünü işverene verdiğini, Kanunda gösterilen zaman içerisinde işveren, çalıştırdığı işçiyi Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirmediği takdirde işçi de kendisini bildirme hakkına sahip olduğunu, işverenin müvekkiline sigortasının yapıldığı yönünde beyanda bulunduğunu, müvekkilinin bu durumu işten ayrıldığında farkettiğini ve iş akdinin işveren tarafından haksız olarak sona erdirilmesi üzerine, işçilik alacaklarının tahsili talebiyle … 3. İş Mahkemesi’nin 2020/242 E. sayılı dosyası ile dava açtığını belirterek, bordro tanığı bildirme hakları saklı kalmak suretiyle, müvekkilinin davalı … Otopark İşletmeciliği yanında 10.12.2013-22.04.2014 tarihleri arasında çalıştığının tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili, davacının, davalı müvekkili nezdinde sigortasız çalışması / çalıştırılmasının söz konusu olmadığını, davacının davalı müvekkili nezdinde 02.04.2014 tarihinde otoparkçı olarak çalışmaya başladığını ve 02.04.2014- 24.07.2017 tarihleri arasında çalışmış olup Aralık 2013 tarihinden beri çalıştığı iddiası doğru olmadığını, davacının, … / … adresinde bulunan … İş Merkezinin altındaki otoparkta çalıştığını, İş Merkezinin altında otopark bulunduğunu, İş Merkezinde ofisi bulunan maliklerin kendi anahtarları ile iş merkezine girebildikleri gibi otomatik kapı anahtarlarıyla da otoparkı kullanabildiklerini, yine dışarıdan da ücreti karşılığında otoparka araç alındığını, abonelik yaptıranların da kendi anahtarları ile otoparka girebildiklerini, davacının, davalı işverenin bilgisi haricinde abonelikler yaptığını, otoparka araçlar aldığını, ancak tahsil ettiği ücretlerin bir kısmını davalıya vermediği gibi yaptığı bir kısım abonelikleri de bildirmediğini ve bunların ücretlerini de kendisinin aldığını, bu durumun ortaya çıkmasıyla davacının işi bıraktığını, istifa ettiğini, davacının 24.07.2017 tarihinde hiçbir mazeret bildirmeksizin işe gelmemesi üzerine 24.07.2017 tarihli İşe İzinsiz Gelmeme Tutanağı düzenlendiğini, davacının takip eden 25.07.2017, 26.07.2017 ve 27.07.2017 tarihlerinde de işe gelmediğini, her bir gün için de aynı şekilde tutunaklar düzenlendiğini, davacının mazeretsiz olarak üst üste 4 işe gün gelmemesi üzerine müvekkili tarafından 27.07.2017 tarihinde davacının 03 koduyla işten ayrılış bildirgesi verildiğini, davacının çalıştığı sürenin eksiksiz olarak SGK’na bildirildiğini, müvekkilinin ticari hayatı boyunca hiçbir surette sigortasız işçi çalıştırmadığını belirterek, davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Fer’i müdahil vekili, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, 506 sayılı Kanun’un 108 inci maddesi uyarınca salt işe giriş bildirgesinin verilmiş olması yeterli olmayıp, ayrıca aynı Kanun’un 2 nci ve 6 ncı maddeleri uyarınca hizmet akdine dayalı olarak eylemli bir şekilde çalışmanın da varlığı şart olduğunu, yani usulüne uygun düzenlenip süresi içinde kuruma verilen işe giriş bildirgesi, kişinin işe girdiğini gösterir yazılı delil niteliğinde olsa da, yasal diğer belgelerin bulunmadığı durumlarda, çalışmayı ortaya koyabilecek inandırıcı ve yeterli kanıtlarla bu durumun ispatlanması gerektiğini, bu ispatın da ancak işyerinde tutulması gerekli ücret bordoları, pirim tahsilat makbuzları ile yine işyerinde ya da komşu işyerlerinde aynı dönemde çalışmış kayıtlı işçilerin tanıklığı ile ispatlanabileceğini, zira, salt işe giriş bildirgesinin varlığının gerçek ve eylemli çalışmanın kanıtı sayılamayacağını, davacının işe giriş bildirgesi üzerinde yaptırılacak grafolojik inceleme sonucuna göre bildirgedeki imza ve varsa fotoğrafın davacıya ait olup olmadığı, davacıya verilen sigorta sicil numarasının hangi yılın serilerinden olduğu ve daha sonraki yıllarda gerçekleşen hizmetlerinde kullanılıp kullanılmadığının da belirlenmesi gerektiğini, Hizmet tespiti davalarının kamu düzenini ilgilendirdiğinden işverenin tek taraflı kabulü veya yalnızca tanık anlatımlarının davacının davasının kabulünde yeterli olmadığını, tanıkların davacı ile aynı işyerinde çalışmış bordro tanıkları ya da komşu işyerlerinde çalışmış yine bordro tanıkları olması gerektiğini, yine işyerinin çalışıldığı iddia edilen tarihte 506 sayılı Kanun kapsamında veya bu kapsama alınabilir nitelikte olmasının da gerektiğini belirterek, davacının haksız ve yasal dayanaktan yoksun davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesi, somut olayda, davalı adına kayıtlı iş yerinin 08.04.2010 tarihinden itibaren Kanun kapsamında olduğu, dava konusu dönemde faal bir işyerinin bulunduğu, davacının hizmet cetvelinde, davalıya ait işyerinden davacı adına 02.04.2014-27.07.2017 tarihleri arasında tam ve kesintisiz çalışmaların bildirilmiş olduğu, davacıyla beraber ihtilaflı dönemde davalıya ait iş yerinde çalıştığı anlaşılan bordro tanığı …’nin davacının davalıya ait iş yerinde davaya konu edilen dönemde çalıştığına yönelik net ve açıklayıcı anlatımı karşısında, çalışmanın kesintisizliği ve dava tarihi itibariyle hak düşürücü sürenin dolmamış olduğu da dikkate alınarak hak düşürücü süreye uğramayan ihtilaflı döneme ilişkin süreler yönünden davanın kabulüne, davacının, davalı işverene ait iş yerinde 10.12.2013 tarihinden (davalı işverence SGK’ya bildirilen işe giriş tarihi olan) 02.04.2014 tarihine kadar aralıksız bir şekilde dönemin asgari ücreti ile hizmet akdine tabi olarak çalıştığının tespitine karar verildi.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer’i müdahil kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili, bordro tanığı …’nin anlatımlarının davanın kabulüne karar vermeye yeterli ve elverişli olmadığını, bu tanığın davalı işyerinde hangi tarihler arasında çalıştığının tespit edilmediğini, davacının çalışmaya başladığını iddia ettiği 10.12.2013 tarihinin üzerinden yaklaşık 9 yıl geçtiğini, tanığın aradan bu kadar süre geçmiş olayı belirli bir sebep yokken hatırlayamayacağını, hayatın olağanakışına aykırı olduğunu, davalı tanığı …’ün beyanlarının gözardı edildiğini, bu tanığın beyanlarına niçin itibar edilmediğinin açıklanmadığını, dosyadaki tüm delillerin değerlendirilmesi gerektiğini, eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep ettiğini bildirmiştir.

Feri müdahil kurum vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, salt işe giriş bildirgesinin verilmesinin yeterli olmadığını, hizmet akdine dayalı eylemli çalışmanın varlığının şart olduğunu, dilekçede belirttikleri şekilde Yargıtay kararlarında bildirilen şekilde araştırma yapılması gerektiğini, hizmet tespiti davaları kamu düzenini ilgilendirdiğinden işverenin tek taraflı kabulü veya yalnızca tanık anlatımlarının davacının davasının kabulünde yeterli olmadığını, tanıkların davacı ile aynı işyerinde çalışmış bordro tanıkları ya da komşu işyerlerinde çalışmış yine bordro tanıkları olması gerektiğini, işyerinin çalışıldığı iddia edilen tarihte yasa kapsamında veya bu kapsama alınabilir nitelikte olması gerektiğini bildirerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; inceleme aşamasında bordro tanıkları Ahmet ile Ayşegül’ün hizmet cetvellerinin temin edildiği, davacının davalı aleyhine işçilik alacağı talebiyle açtığı dosya devri sebebiyle … 10.İş Mahkemesi’nde 2022/304 Esas sırasına kaydedilen dosyanın UYAP Sistemi’nden inceleme onayı alınarak incelendiği, davacının dava konusu dönemde hizmet akdine tabi çalıştığının ispatlandığı, istinaf sebebine göre davanın kabulüne ilişkin Mahkeme kararında hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından başvurunun duruşma açılmadan HMK.’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer’i müdahil kurum vekileri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı ve fer’i müdahil kurum vekilleri, istinaf dilekçesi ile birebir aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 10.12.2013-02.04.2014 tarihleri arasında çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddeleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davalı ve fer’i müdahil kurum vekillerinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.