Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/1405 E. 2023/3812 K. 06.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1405
KARAR NO : 2023/3812
KARAR TARİHİ : 06.04.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: Balıkesir 2. İş Mahkemesi

Taraflar arasındaki yurtdışı hizmet borçlanmasının davacının 18 yaşını doldurduğu tarihe geri çekilmesi ve borçlanmanın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının yurtdışı çalışanı olduğu, 3210 sayılı Kanun’un tanımış olduğu imkandan yararlanmak suretiyle ülkemizden de yaşlılık aylığı bağlatmak amacıyla yurtdışında (Almanya’da) geçen çalışma sürelerini borçlanmak üzere davalı Kuruma müracaat ettiği ve yurtdışında geçen çalışma sürelerini borçlanmak üzere davalı Kuruma müracaat ettiği ve yurtdışında geçen 5450 günü aşan hizmet süresinin karşılığını 10.03.2016 tarihinde ödemek suretiyle borçlanmasını tamamladığı, müvekkilinin yapmış olduğu borçlanmanın davalı Kurum tarafından 06.11.1999 ila 31.12.2014 tarihlerine hasredildiğini daha sonra öğrenmiş bulunduğu, müvekkilinin davalı Kuruma müracaat ederek hizmet borçlanmasının yurtdışı çalışma tarihinden başlatılarak ileriye doğru götürülmek suretiyle hesap edilmesini yazılı olarak talep etmesine karşılık, davalı Kurum müvekkilinin bu talebine olumsuz yanıt vermek suretiyle çekişme yarattığı, müvekkilinin kısmi borçlanma yapmadığı, borç tahakkuk cetvelinde hizmet süresinin tamamını yasal sürede ödemek suretiyle borçlanmasının tamamladığı, davalı Kurumun uygulamasının müvekkilin yurda kesin dönüşünü takiben yapacağı aylık tahsis talebinin 5510 sayılı Kanun kapsamında değerlendirilmesinde, bağlanacak yaşlılık aylığını ve emeklilik tarihini etkilediği, daha geç ve daha düşük miktarlı yaşlılık aylığı almasına sebep olduğu, 3201 sayılı Kanunun 5/5 maddesinde “…….” hükmü bulunduğundan, davalı Kurumun uygulamaya bu maddeyi dikkate alarak sigortalılık başlangıç tarihi tespitinde evvelce sigortalılığı bulunmayanların başlangıç tarihini borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürmek suretiyle sigortalılığı olmayanlar için ise borçlarını tamamen ödedikleri tarihten borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürmek suretiyle tespit ettiği, ancak Almanya ile yapılan Sözleşmenin “Alman Sigortasına girişi; Türk sigortasına giriş olarak kabul edilir hükmünü içermesi karşısında Sözleşmeye aykırı olan yasal düzenlemenin değiştirildiği ve Kanun’un 5/5 maddesi son fıkrasına 6552/29 uncu madde ile eklenen son fıkra ile “…….” hükmünün eklendiği, eklenen hüküm ile davalı Kurum işlemlerinde iç mevzuat yerine uluslararası sözleşmeyi (Türk-Alman Sosyal Güvenlik Sözleşmesi) uygulama imkanının getirildiği, yurtdışı hizmet sürelerini borçlanan müvekkilinin borçlanmasını hangi yıllara hasredileceği hususunda davalı Kurum tarafından bilgilendirilmediği, borçlanma tamamlandıktan sonra 06.11.1999 ila 31.12.2014 tarihlerine hasredildiğini öğrenme imkanın kavuştuğu, işlemin düzeltilerek yurtdışı çalışma başlangıç tarihinden başlatılması doğrultusunda müvekkilinin başvurusunun davalı Kurum tarafından reddedilmek suretiyle muaraza yaratıldığı, davalı Kurum işlemi ile aynı borçlanmayı yapan yurtdışı çalışanları arasında borçlanmanın hasredildiği zaman aralığının farklılığı nedeniyle hak edilecek yaşlılık aylığının miktarı bakımından eşitliğin ihlal edilerek müvekkili aleyhine hak kaybına sebep olduğu, 01.12.1972 doğum tarihi olan müvekkilinin yurtdışı hizmet borçlanmasının 18 yaşını tamamlama tarihi olan 01.12.1990 tarihinden başlatılarak takip eden süreye hasredilmesi gerektiği belirtilerek davacının yurtdışı hizmet borçlanma süresini 06.11.1999 ila 31.12.2014 tarihlerine hasretmek, müvekkilinin düzeltme talebini reddetmek suretiyle davalı Kurum tarafından yaratılan çekişmenin giderilmesi ile yapılan borçlanmanın 01.12.1990 tarihinden başlatılarak ileriye doğru götürülmek suretiyle hesap edilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesi talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hukuki ve maddi dayanaktan yoksun olduğu, Kurum kayıtlarında yapılan incelemede davacının yurtdışında geçen 5450 günlük süresini 29.05.2015 tarihli dilekçesi ile herhangi bir tarih aralığı belirtmeden borçlandığı, 3201 sayılı Kanunun 5 inci maddesi “………” hükmüne amir olduğu, 2015/4 e-Yurtdışı Talimatına göre “……..” maddesi gereğince borçlanma işlemlerinin sondan başa doğru yapıldığı, 11.03.2016 tarihli 2608138 sayılı tebligatta borçlanılan sürelerin tarih aralıklarını gösteren tahakkuk cetvelinin davacıya gönderildiği, bilgilendirildiği, davacı tarafın 13.06.2016 tarihinde ödemeyi yaptığı, 3201 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre “……….”, 5754 sayılı Kanunun 79 uncu maddesi ile 3201 sayılı Kanunun 5 inci maddesine “………” hükmü eklenmek suretiyle anılan Kanundan yararlanmak suretiyle yurtdışında geçen sigortalılık sürelerini borçlananlarının aylığının hak kazanma şartlarının belirlenmesinde esas alınan sigortalılık süresinin başlangıç tarihinin belirlenmesine açıklık getirdiği, 3201 sayılı Kanuna göre borçlanılmak suretiyle iç mevzuatımıza göre Türkiye’de geçmiş hizmet gibi değerlendirilen bir hizmetin, sosyal güvenlik sözleşmesi kapsamında değerlendirilerek bu hizmetin başlangıç tarihinin ilk işe giriş tarihi olarak alınmasının 3201 sayılı Kanunun sigortalılık süresinin başlangıcının tespitine ilişkin hükmüne aykırı olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dosyasında; davacının doğum tarihinin 01.12.1972 olduğu ve 01.12.1990 tarihinde 18 yaşını doldurduğu dikkate alındığından davacının bu tarihte de Alman Sigorta Kurumunda zorunlu sigorta kapsamında sigortalı olduğu dikkate alındığında davacının malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası yönünden sigortalılık süresinin başlangıcının 01.12.1990 tarihi olarak alınmış ve diğer taraftan, davacının Alman Sigorta Kurumu kapsamındaki sigortalılığının 31.12.2014 tarihinde sona erdiğinden davacının 5450 gün borçlanmak istediğini” beyan ettiği ve 15.02.2014-17.02.2014 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanunun 4/a kapsamında sigortalı çalışması olduğundan 3201 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasında “son tarihten geriye doğru olmak üzere gün sayıları esas alınır” hüküm altına alındığından davacının 3201 sayılı Kanuna göre yapmış olduğu borçlanmasının 01.12.1990 tarihinden başlatılarak ileriye doğru götürülmek suretiyle 5450 gün borçlanma süresinin tespiti Kanunen mümkün olmadığından davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının yöntemince yürürlüğe konulmuş uluslararası sözleşme hükmüne aykırı olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, somut olayda; davacının 07.01.2016 tarihli yurtdışı borçlanma talep dilekçesi üzerine davalı Kurumca 06.11.1999-14.02.2014 tarihleri arasındaki 5139 gün ve 18.02.2014-31.12.2014 tarihleri arasındaki 311 gün olmak üzere 5450 gün için borç tahakkuk cetveli düzenlediği, davacının anılan borcun tamamını ödediği anlaşıldığından, açıklanan maddi ve hukuki olgular ile anılan yasal düzenlemeler hep birlikte değerlendirildiğinde; borçlanma tahakkukuna ilişkin olarak davalı Kurumca gerçekleştirilen işlemlerin, 3201 sayılı Kanunun 5 inci maddesi ile 06.10.2008 tarih ve 27046 sayılı Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmelik’in 12 inci maddesi hükümlerine uygun bulunduğu anlaşıldığından ve bu nedenle Mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmediğinden yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesinde belirttiği gerekçelerle kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, yurtdışı hizmet borçlanmasının davacının 18 yaşını doldurduğu tarihe geri çekilmesi ve borçlanmanın tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371’inci, 3201 sayılı Kanunun 5 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.