YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/143
KARAR NO : 2023/512
KARAR TARİHİ : 19.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/1341 E., 2022/1920 K.
DAVALILAR : 1-… vekili Avukat …
2-Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 04.10.2017
KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 9. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/418 E., 2020/102 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti ve prime esas ücretin tespiti davasından yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, … Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA Davacı vekili 04.10.2017 tarihli dava dilekçesinde özetle, “Müvekkilinin, davalıya ait “ … /…” adresinde bulunan evinde kış döneminde, “ …/…” adresinde bulunan evde ise yaz döneminde 01.03.2001 tarihinden 10.07.2017 tarihine kadar fasılasız olarak çalıştığı halde, hizmet döküm cetveli incelendiğinde; 01.11.2016 – 10.07.2017 tarihleri arasındaki çalışmalarının ayda tam gün olmasına rağmen, 15 gün üzerinden bildirildiğinin anlaşıldığını, davalı yanın müvekkilinin bilgisi dışında fiili durumla ilgisi olmayan böyle bir değişikliğe gittiğini, ayrıca, müvekkilinin eşi …’ın da davalının daimi çalışanı olup, müvekkilinin ve eşinin aldığı ücretlerin eşi …’ın … Şubesinde bulunan hesabına işverence yatırıldığını ve müvekkil ile eşinin maaşlarını toplu olarak aldıklarını ve son net ücretlerinin ikisinin toplamda 6.000,00 TL olmasına rağmen, prime esas kazançlarının SGK’na eksik bildirildiğini” iddia ile “Müvekkilinin, davalıya ait iş yerinde 01.03.2001 – 10.07.2017 tarihleri arasında sürekli çalıştığının, 01.11.2016 – 10.07.2017 tarihleri arasındaki prim ödeme gün sayısının ve prime esas kazancının SGK’na eksik bildirildiğinin tespitine karar verilmesini” talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı … vekili cevap dilekçesinde; “Davacının ev hizmetlisi olarak müvekkiline ait kışlık ve yazlık konutta 01.03.2001 tarihinde işe başladığına dair uyuşmazlık bulunmadığını, davacıya ait hizmet döküm cetvelinin incelendiğinde görüleceği üzere, adı geçenin 01.03.2001 tarihinde müvekkili işveren yanında işe başladığının Kuruma bildirildiği ve istifa ile iş akdini feshettiği 10.07.2017 tarihine kadar da bildiriminin eksiksiz yapıldığını, davacının bu talebinin hizmet döküm cetveli incelenmeden sehven yazıldığı kanaatinde olduklarını, öte yandan, davacının kendisi ile birlikte yazlık konutta ev hizmetlisi ve bahçıvan olarak çalışan eşi … hesabına yatırılan düzensiz ödemelerin içinde davacı ve eşinin maaşı ile birlikte yazlık ve kışlık evlerin genel giderleri ve masraflarının da olduğunu, evler için alışveriş yapan, faturaların tamamını ödeyen davacının eşi hesabına yatırılan bu meblağların maaş imiş gibi lanse edilmeye çalışılmasının kötü niyetli bir yaklaşım olduğunu, neredeyse bir müdür maaşındaki bir tutarın muhataplara maaş olarak ödendiği iddiasının hayatın akışına ve piyasa rayiçlerine aykırı olduğunu, nitekim, davacının eşi …’a ait hesap ekstresi celp edildiğinde görüleceği üzere, ödemelerin aylık rutin ödemeler olmadığı, davacı ve eşinin iddiası gibi her ay 6.600,00 TL yatırılması gibi bir durumunda söz konusu bulunmadığının görüleceğini, kışın hafta sonu hariç, müvekkilinin kışlık evinde yazın ise yazlıkta kalan, burada barınan ve istediği gibi yeyip içen, müvekkili ve ailesinin yurt dışında ya da yurt içinde tatilde olduğu zamanlarda ise hiçbir çalışması olmayıp fazladan izin kullanan davacının aldığı ücretin piyasa koşullarına göre gerçek olduğunu, ekte davacının eşi …’ın kendi el yazısı ile tuttuğu hesap defterine göre, davacının eşinin müvekkili adına yaptığı harcamaları tuttuğu günlüğün görüleceğini, davacının istifa edip işten ayrıldığı günden geriye doğru son 6 ay içerisinde neden sigortalılık süresinin 15 gün gösterildiğinin müvekkili tarafından ilgili insan kaynakları birimine verilen talimat ile araştırıldığı, bu konuda sehven bir yanlışlık yapıldı ise SGK nezdinde düzeltme işleminin yapılacağını”, belirtmiştir.
2. Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; “Kurum kayıtlarının incelenmesinde, davacının, davalıya ait … sicil sayılı iş yerinde 01.03.2001 tarihinde çalışmaya başladığı, çalışmalarının 31.10.2016 tarihine kadar kesintisiz devam ettiği, yine davalıya ait … T.C. kimlik numaralı işyerinde 01.11.2016 – 10.07.2017 tarihleri arasında fasılalı çalışmalarının olduğunun görüldüğünü, davacının eksik bildirildiği iddia edilen çalışma gün sayıları ile prime esas kazançlarına dair iddiasını yazılı belgeler bağlamında somut ve inandırıcı delillerle kanıtlaması gerektiğini” ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile; davanın kısmen kabulü ile … T.C.kimlik ve … S.S. numaralı davacı …’ın; davalı …’a ait … sicil sayılı işyerinde 01.03.2001 – 10.07.2017 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle 5890 gün çalıştığı, 5770 günlük çalışmasının Kuruma bildirildiği, 120 günlük çalışmasının bildirilmediğinin tespitine, sigorta primine esas kazancın tespitine ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı, davalı ve davalı Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Yargıtay’ın ilke kararları gereğince dosyada mevcut banka kayıtlarının esas alınması gerektiğini, müvekkilinin kendi adına açılmış bir banka hesabı olmadığını, müvekkilinin ve eşinin 2001 yılından 2017 yılına kadar davalı yanında birlikte çalıştıklarını, bu nedenle işveren tarafından bir çalışan gibi kabul edilerek ücretlerinin müvekkilinin eşinin banka hesabına yatırıldığını, 16 yıllık bir çalışanın bu sürenin tümünde asgari ücretle çalıştığını kabul etmenin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, banka kayıtlarının dikkate alınmamasının bozmayı gerektirdiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının prime esas kazançlar yönünden bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davaya müvekkilinin sebebiyet vermediğini, müvekkilinin işveren olarak tüm sorumlulukları yerine getirdiğini, Sosyal Güvenlik Kurumu nezdinde sehven yapılan hatanın davaya sebebiyet verdiğini, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesine rağmen müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
3.Davalı Kurum vekili, davacının çalışmalarının fiili olup olmadığı konusunda dinlenen tanıkların dönem bordolarında adı geçen sigortalılardan biri olup olmadığı hususunun araştırılmadığını, davacıyı yakından tanıması gereken aynı işyerinde çalışan kişilerin tanık olarak dinlenmediğini, Kurumun yazılı kayıtları ile çelişen tanık beyanlarının hükme esas alındığını, tanık beyanları değerlendirilirken, işyerinde yürütülen işin niteliği, tanıkların iş ve işyeri hakkındaki bilgileri, tanıklık edilen dönemin üzerinden geçen sürenin uzunluğu, tanık beyanlarının hayatın olağan akışı ile çelişkili olmasınını dikkate alınmadığını beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının iddia ettiği prime esas kazanç miktarının tespitine ilişkin iddiasının kesin delille ispat edilemediği gibi delil olarak dayandığı banka kaydının davacının iddiasını ispata elverişli olmadığı görülmekle buna ilişkin ilk derece mahkemesinin ret kararında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, davalı Kurum davanın tamamıyla reddi gerektiğini dillendirmiş ise de davalı tarafın maddi hatadan kaynaklı olarak bildirimlerin eksik yapıldığını ifade etmesi, davacının uzun süre tam bildiriminin yapılmış olmasına karşın ve yaptığı işin farklılaştığına dair herhangi bir verinin bulunmaması ve de dinlenen tüm tanıkların davacının kısmi süreli değil tam çalıştığını doğrulaması karşısında hizmet tespitine dair talebin kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediği belirtilerek, “… 9. İş Mahkemesi’nden verilen 30.06.2020 tarih, 2017/418 Esas ve 2020/102 Karar sayılı kararının kaldırılmasına yönelik davacı vekili, davalı vekili ve davalı Kurum vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Yasanın 353/1-b.1 hükmü gereğince esastan reddine” karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve davalı Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının son 6 aylık çalışmasının işverenin İnsan Kaynakları Departmanının sehven yanlış beyanı sonucu eksik gösterildiğini ve bunun düzeltilmesi için SGK’ya pişmanlık beyannamesi verildiğini, dolayısıyla davacının son 6 aylık çalışmasının 15’er gün eksik gösterildiğine ilişkin iddia ve davasının konusuz kaldığını, bu hususun ısrarla yargılamanın her aşamasında belirtilmişse de, … Bölge Adliye Mahkemesi 10.Hukuk Dairesi tarafından bu husus dikkate alınmadan verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, müvekkilin dava açılmasına sebebiyet vermediğini, müvekkilin işveren olarak üzerine düşen tüm sorumlulukları yerine getirdiğini, davaya sebebiyet verenin diğer davalı kurum olan Sosyal Güvenlik Kurumu olduğu, dava kısmen kabul kısmen reddedildiği halde davalı işveren için herhangi bir vekalet ücretine hükmedilmediği belirtilerek kararın bozulmasını istenmiştir.
2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarla, kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti ve prime esas ücretin tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanunun 86/9. maddesi 5510 sayılı Kanunun 80. madde hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisinden alınmasına,
19.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…