Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/1451 E. 2023/2188 K. 08.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1451
KARAR NO : 2023/2188
KARAR TARİHİ : 08.03.2023

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2013/186 E., 2022/331 K.
DAVALILAR :1- … Taş. San. ve Tic. Ltd. Şti.
vekili Avukat …
2- … vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 19.02.2009
HÜKÜM/KARAR : Ret

Taraflar arasında Mahkemede görülen prime esas kazanç tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, (kapatılan) 21. Hukuk Dairesi tarafından mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkeme, bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar vermiştir.

Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde; davalı şirkete ait işyerinde 12.07.1997 – 01.05.2007 tarihleri arasında kesinlisiz şekilde ön muhasebe elemanı olarak en son 2.500,00.TL brüt aylık ile çalıştığını, davacının SGK bildirgelerinin asgari ücret olarak gösterildiği ve primlerinin eksik ödenmesi nedeniyle yasal hak kaybının olduğu iddiasıyla yatırılan primlerin ve eksikliğin tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP
1- Davalı Şirket vekili cevap dilekçesinde; dava konusu hakkın zamanaşımına uğradığını, davacının 14.07.1997 – 01.05.2007 tarihleri arasında davalı şirkette muhasebe elemanı olarak çalıştığını, şirket hesapları üzerinde oynama yaparak zimmetine para geçirdiği için iş akdinin feshedildiğini, hakkında Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/117 esasında kayıtlı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve resmi evrakta sahtecilik suçlarından dava açıldığını, ceza davasının bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacının asgari ücretle çalıştığını ve 2.500,00.TL ücretle çalışma iddiasını kabul etmediklerini, ücret pusulalarında davacının imzasının olduğunu, fazla çalışma iddiasını ve primlerin eksik yatırıldığı iddiasını kabul etmediklerini, tanık deliline muvafakat etmediklerini savunup davanın reddini talep etmiştir.

2-Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının 14.07.1997 – 01.05.2007 tarihleri arasında davalı şirkette asgari ücretle çalıştığının bildirildiği ve SGK kayıtlarının beyana dayalı olarak yapıldığını, dava konusu olayda kurumun sorumluluğunun olmadığını ve davanın reddini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 18.05.2011 tarihli ve 2009/176 Esas, 2011/338 Karar sayılı kararıyla; tanık anlatımları, SGK dosyası ve Mersin Serbest Muhasebeci ve Mali Muşavirler odasının yazısı gerekçe gösterilerek davacının davalı şirket iş yerinde 14.07.1997 ile 01.05.2007 tarihleri arasında aylık 1.700,00 TL karşılığı kesintisiz çalıştığının tespitine, diğer hizmetleri ile birleştirilmesine, karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Mahkeme yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 14.02.2013 tarih 2011/12880 E., 2013/2525 K. sayılı ilamı ile; “Somut olayda, davacı hakkında Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/117 E. no.lu dosyasında „“Dolandırıcılık, Özel Evrakta Sahtecilik“ suçundan açılan kamu davası sonunda mahkumiyet kararı verildiği; söz konusu ceza davasında davacının aldığı ücretin de ihtilaf konusu olduğu ve kararın henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Bu durumda ceza mahkemesinden verilen kararın bu davayı doğrudan etkileyeceği de dikkate alınarak ceza mahkemesindeki kararın kesinleşmesi beklenip , ceza dosyasındaki tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.” gerekçesi ile İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkeme bozmaya uyularak, 01.11.2022 tarih 2013/186., 2022/331 K. sayılı kararı ile davacının hizmet cetvelinde de dava konusu ettiği tarihlerde eksik gün bildirimi olmadığı, primlerinin asgari ücretten bildirildiği, imzalı bordrolarında da ücretin asgari ücret olduğu, davacının karakolda mahkeme önünde bildirdiği ücretlerinin birbirini tutmadığı, prime esas kazancın fazla olduğunun ispatlanamadığı kabulü ile, davacının prime esas kazanç tespiti talebinin reddine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde: bildirimlerin işverenin direktifleri ve emirleri ile bu şekilde eksik prim üzerinden bildirildiğini, davacının bu hususa itiraz etmesi veya düzeltmesi beklenemeyeceğini, davacının, işverenin emir ve direktifi dışında işlem yapmasının hayatın ve iş hayatının olağan akışına aykırı olduğunu, ilk karar öncesi alınan bilirkişi raporu ile bozma sonrası alınan bilirkişi raporu arasında çelişki oluştuğunu, Yargıtay bozma kararında da belirtildiği üzere ceza yargılamasında davacının ücreti oldukça nettir. Bu husus gerek davalı şirket yetkilileri gerekse davacı tarafından beyan edildiği gibi düzenlenen tüm raporlarda davacının maaşının 1000 USD olduğu kabul edilmiştir. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyanla bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, prime esas kazanç tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici üçüncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası

2.506 sayılı Kanun’un “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77 inci maddesinin 1 inci fıkrası ile 5510 sayılı Kanun’un “Prime esas kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinin 10 uncu bendi ve 5510 sayılı Kanun’un 86 ıncı maddesinin 9 uncu bendine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80 inci maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanun’unun; 288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292 inci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 200 ve 202 inci maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

08.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.