YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1469
KARAR NO : 2023/1090
KARAR TARİHİ : 13.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/80 E., 2022/1340 K.
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 07.12.2020
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/694 E., 2021/621 K.
Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, 19.07.2019 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 7186 sayılı Kanun ile 3201 sayılı Kanun’un bazı maddelerinde 01.08.2019 tarihinde yürürlüğe girmek üzere değişikliğe gidildiğini, bu değişiklik sonucu borçlanma miktarlarının arttırıldığını, borçlanmaların SSK statüsünde değil, Bağ-Kur statüsünden yapılmasına karar verildiğini, ayrıca borçlanmanın başlangıç tarihlerinin değiştirildiğini ve vatandaşın yüksek aylık almasının önüne geçildiğini, vatandaşların mağdur olmamaları için 19.07.2019-31.07.2019 tarihleri arası 12 günlük süre içinde borçlanma yapmak için belgelerini iadeli taahhüt ile kuruma gönderdiklerini, davacının da kısa süre içinde belgeleri tamamlayıp biran önce davalı kuruma belgeleri iadeli taahhüt ile gönderdiğini, 12 gün içinde biran önce yapılan yurtdışı borçlanmanın nedeninin borçlanma sonucu SSK statüsünde emekli olmak olduğunu, borçlanma talep dilekçesine yurtdışı hizmet belgesi ve ikamet belgesi eklemesine rağmen talep dilekçesindeki kutucuklarına acele ile sehven ev kadınlığı süresi işaretlenmemiş ve 3600 gün borçlanma yapmak istediğini belirttiğini, davalı kurumun davacıya yazı göndererek 3 ay içinde yurtdışı giriş çıkış kayıtlarını vs isterken, müvekkilin yalnız çalışma ve boşta geçen sürenin 1947 gün olduğu ancak borçlanma talep dilekçesine ekli ikamet belgesinde 18 yaşından önce yurtdışında ikamet ettiği görülmekte ise de, yasa gereği 18 yaşında olduğu 11.01.1993 tarihinden itibaren yurtdışında ikamet ettiği görülmesine rağmen davalı Kurum bu konuda müvekkili aydınlatmak görevini yerine getirmemiş, müvekkilimin bu konuda yazdığı yazıları değerlendirilmemiş ve müvekkilim 3600 gün yerine 1947 gün yurtdışı borçlanması tahakkuk ettirilerek müvekkilin mağdur edildiğini, 02.11.2020 tarihli yazı ile; gerekli düzeltmelerin yapılarak müvekkilin 18 yaşında olduğu 11.01.1993 tarihinden itibaren yurtdışında ikamet ettiğinden, 23.07.2019 tarihli borçlanma talep dilekçesi esas alınarak 3201 sayılı yasaya göre 11.01.1993 tarihinden başlamak kaydıyla dev kadınlığı süresi gözönüne alınarak borçlanma işleminin 3600 gün olarak tahakkuk ettirilmesi istenilmiş ancak olumlu cevap verilmediğini, kurumun işleminin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilin bayan olup ev kadınlığı sürelerini borçlanma hakkına sahip olduğunu, bu nedenle 3201 sayılı yasaya göre 11.01.1993 tarihinden başlamak kaydıyla ev kadınlığı süresi gözönüne alınarak borçlanma işleminin 3600 gün olarak tahakkuk ettirilmesine karar verilmesini. aksi yöndeki kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davacının kuruma açmış olduğu davanın kurumca kabul edilemez olduğunu, zira davacının sigortalı daha önce 23.07.2019 tarihli dilekçesi ile Almanyada geçen çalışma sürelerini ve boşta geçen sürelerini borçlanmak üzere Kuruma talepte bulunduğunu, kuruma ibraz edilen hizmet belgesine göre Türk vatandaşlığında geçen ve borçlanabileceği bütün çalışma ve boşta geçen süreleri 4/a statüsünde borçtandırılarak 24.03.2020 tarih ve 4952457 sayılı yazımız ile davacıya tebliğ edildiğini, dava konusu ile ilgili olarak Kurumun 2015-4 e Yurtdışı talimatında belirtildiği üzere “Borçlanma tutarı tebliğ edilen veya borcunu ödeyenlerin borçlanılan süre ,gün ve prime esas kazanç miktarını değiştirme talepleri kabul edilmeyecektir.Ancak yapılan borçlanmadan vazgeçilip yeniden talepte bulunulması halinde bu yeni talep esas alınarak borçlanma işlemi sonuçlandırılabilecektir.” hükmü uyarınca davacının talep ve başvurularının reddi gerektiğini, izah edilen gerekçelerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacı …”ın 01.08.2019 tarih ve 11586502 sayı ile kurum kayıtlarına alınan 23.07.2019 tarihli Yurtdışı Hizmet Borçlanma Talep Dilekçesi ile yurtdışında çalışılan ve boşta geçen sürelerinin 600 günün 3201 sayılı Kanuna göre borçlandırılmasını talep ettiğinden, ev kadınlığında geçen ürelerinin borçlandırılmasına ilişkin herhangi bir talebi bulunmadığından, davacının yurtdışında Almanya’da geçen çalışma sürelerini gösterir Almanya Sigorta merciince düzenlenmiş 22.07.2019 tarihli Hizmet Belgesinde belirtilen, davacının 18 yaşını tamamladığı 11.01.1993 tarihinden sonra geçen çalışma süreleri ve çalışma sürelerinin arasında ve sonundaki birer yıllık boşta geçen süreleri esas alınmak suretiyle, Türk Vatandaşlığından çıktığı 05.05.2009 tarihine kadar geçen sürelerinin borçlandırılmasına ilişkin davalı kurum işleminin yasal mevzuata uygun olduğu anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, borçlanma talep dilekçesine, yurtdışı hizmet cetveli ve yurtdışı ikamet belgesi eklediğini, eğer yalnızca çalışma günlerini borçlanma yapmayı düşünse idi, yalnızca çalışma belgesini ekleyeceğini, ikamet belgesini borçlanma talep dilekçesine eklemiş olmakla talebinin aynı zamanda ev kadınlığı süresini de kapsadığının anlaşılacağını, bu hususun kurumca göz önüne alınmadığını, davacının, borçlanma talep dilekçesini hazırlarken, çalıştığı süre ve boşta geçen sürenin 1947 gün olduğunu … durumda olduğunu, davalı kurumun bu durumu gözönüne alması gerektiğini, davalı kurumun, konuyu kapsamlı düşünerek davacının talebinin ne olduğu konusunu değerlendirmesi ve davacıya yazı yazarak talebinin 1947 gün mü yoksa 5600 gün mü olduğunu açıklatması gerektiğinin gözönüne alınmadığını, davalı kurumun, davacının 5600 gün talebine karşılık, davacının 11.01.1993-02.08.1994 tarihleri arası 562 gün, 01.04.2003-01.02.2006 tarihleri arası 1021 gün ve 01.05.2008-04.05.2009 tarihleri arası 364 gün olmak üzere 1947 gün borçlandırdığını, davacının 05.05.2009 tarihinde Türk vatandaşlığından çıktığına göre davacının 05.05.2009 tarihinden sonra çalıştığı günleri borçlanmasının mümkün olamayacağını, hâlbuki davacının 11.01.1993 tarihinden itibaren yurtdışında ikamet ettiğini, yurtdışı ikamet belgesinin davalı kuruma borçlanma talep dilekçesinin ekinde gönderildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; davacı 23.07.2019 tarihli yurtdışı hizmet borçlanma talep dilekçesi ile yurtdışında çalışılan ve boşta geçen sürelerinin 5600 günün 3201 sayılı Kanuna göre borçlandırılmasını talep etmiş olup ev kadınlığında geçen sürelerinin borçlandırılmasına ilişkin herhangi bir talebi bulunmadığından, davacının yurtdışında geçen çalışma sürelerini gösterir hizmet belgesi esas alınarak davacının borçlandırılmasına yönelik kurum işleminin yerinde olduğu; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi nin 1 numaralı alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili; istinaf dilekçesi ile birebir aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının yurt dışı borçlanma talebine göre ev kadınlığı süresinin borçlanıp borçlanamayacağının tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3201 sayılı Kanun’un 1 ve 5 inci maddeleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…