YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1480
KARAR NO : 2023/2240
KARAR TARİHİ : 08.03.2023
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/487 E., 2022/598 K.
DAVACILAR : 1- … vekili Avukat …
…,…
…
…
KARAR : Red
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen davalılar murisinin davacı şirketin sigortalısı olmadığının, geçirdiği kazanın iş kazası olmadığının tespiti ile kazaya ilişkin davalı kurum tarafından düzenlenen 06.09.2017 tarihli inceleme raporunun iptali ve davalılar murisi adına davalı şirketten yapılan sigorta bildiriminin iptali davasında verilen kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Bozma sonrasında yapılan yargılamada İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; olay günü, kazalı …’ın müvekkillerine ait işyeri binasının çatısının tamirat, tadilat vb. işleri sebebiyle ortaklık yaptığı … ile işyerine geldiğini, bu kişilere yapılması istenen işlerin anlatıldığını, bunun ardından, kazalı …’ın, fiyat teklifi vermek için süre istediğini ve konuşmanın yapıldığı idari binadaki odadan dışarı çıktığını, ofisten dışarı çıktığı esnada müvekkilinin haberi olmadan çatıya çıkarak kendi dikkatsizliği sebebiyle düşmesi sonucunda yaralandığını, Pamukkale Üniversitesi Hastanesinde tedavi görmekte iken kazadan yaklaşık 5 ay sonra 14.07.2016 tarihinde vefat ettiğini, kaza sonrasında davalı … tarafından yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen 06.09.2017 tarihli ve … sayılı rapor ile, olayın iş kazası olduğunun tespit edildiğini, rapor doğrultusunda müvekkilleri hakkında ceza yargılamasının yapıldığını ve idari para cezasının düzenlendiğini, olay sebebiyle müvekkilleri aleyhine kazalının ailesi tarafından maddi ve manevi tazminat talepli dava açıldığını, davalı Kurum tarafından da rücuan tazminat talepli dava açıldığını, bunların sonucunda müvekkillerinin maddi ve manevi anlamda zarara uğradığını ve uğramaya devam ettiğini, müteveffa kazalının müvekkillerinin işçisi olmaması sebebiyle söz konusu olayın iş kazası olmadığını, kazalının hastaneye kaldırılmasından kısa bir süre sonra hastanenin davalı Kurumun sağlık yardımlarına ilişkin sürenin bittiği gerekçesiyle tedavi masraflarının karşılanmayacağının bildirdiğini, bunun üzerine kazadan sonra müteveffanın her türlü sıkıntısı ile ilgilenen müvekkilinin, muhasebecisine, davalı … arayarak masrafların karşılanmamasının sebebini öğrenmesini istediğini, bunun üzerine muhasebecisinin yaptığı görüşmede, Kurumun görevlilerinin, olayın, işyerinde gerçekleşmesi sebebiyle iş kazası olduğunu, bu sebeple bu kişinin sigortasını yapmaları gerektiğini, aksi halde çok ciddi cezalar ödeyeceklerini söylemesi üzerine müvekkillerinin, kazalının sigorta girişini yapmak ve davalı Kuruma iş kazası bildiriminde bulunmak zorunda kaldıklarını, kazalının, müvekkillerinin çalışanı olmadığını, kendi nam ve hesabına çalışan bir çatı ustası olduğunu, bu durumun, kazalının kolluk ifadesi ile kazalının birlikte iş yaptığı ve olay esnasında olay yerinde bulunan …’ün kolluk ifadesi ile sabit olduğunu, bu sebeple müvekkilleri ile kazalı arasında iş sözleşmesinin değil, eser sözleşmesinin olduğunu belirterek müteveffa kurum sigortalısının müvekkillerinin işçisi olmadığının ve 25.02.2015 tarihinde işyerinde gerçekleşen olayın iş kazası olmadığının tespitine, kurum sigortalısı için müvekkilleri tarafından yapılmak zorunda kalınan hatalı sigortalılık kaydının ve … Rehberlik ve Teftiş Başkanlığının 06.09.2017 tarihli ve 104651/İR/35 sayılı raporunun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız ve yersiz olduğunu, davanın süresinde açılmadığını, dava dilekçesinde yer verilen iddiaların hukuka uygun olmadığını, olaya ilişkin olarak Kurum tarafından yaptırılan araştırma sonucunda düzenlenen 06.09.2017 tarihli ve 104651/İR/35 sayılı inceleme raporunun aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğunu, kurum işlemlerinin mevzuata uygun olduğunu, kurum kayıtları esas olup, bunların aksinin ancak eşdeğerde yazılı belgelerle ispat edilebileceğini beyanla; davanın reddini talep etmiştir.
2.Dahili davalılar vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin murisi …’ın, çatı ve soğuk demir işlerinde yevmiye usulü ile çalışan bir işçi olduğunu, müteveffanın bağımsız çalıştığını gösterir Bağ-Kur sigortalılık kaydının bulunmadığını, ayrıca bağımsız çalışmaları ile gelir elde ettiğine dair vergi sicil kaydının da bulunmadığını, müteveffanın, hizmet cetvelinden de anlaşılacağı üzere, değişik işyerlerinde kısa süreler ile benzer işlerde çalıştığını, müteveffanın, olay günü davacıların işyerinde çatı sökümü ve tamiri işinde çalışmaya gittiğini, bu esnada yanında kendisi gibi yevmiye usulü ile çalışan … isimli işçinin bulunduğunu, çatıya ilk olarak …’ın çıktığını ve takım çantasını yukarı çekmek için aşağıda bekleyen müteveffaya bir ip sarkıttığını, müteveffanın takım çantasını ipe bağlayınca …’ın takım çantasını yukarı çektiğini, daha sonra aynı merdiven ile müteveffanın çatıya tırmandığını, işçilerin çatıya tırmandığı merdivenin, profil demirden yapılmış, yaklaşık 12-13 metre uzunluğunda, 40 cm genişliğinde ve 150-200 kilo ağırlığında olduğunu, bu ebatlardaki bir merdivenin insan kuvveti ile çatıya kurulmasının mümkün olmadığını, merdivenin, çalışmanın yapılmasından önce davacı işveren tarafından kurdurulduğunu, işçilerin söküm işine başlayacakları sırada kazanın meydana geldiğini ve müteveffanın çatıdan düşerek ağır yaralandığını, olaydan sonra hastaneye kaldırıldığını, davacı …’nin hastane bahçesinde tanıkların huzurunda, bütün masrafları kendisinin karşılayacağını, müteveffanın sigorta girişinin yapılacağını ve kimsenin mağdur edilmeyeceğini söylediğini, daha sonra müvekkilleri haklarını aramaya çalışınca davacının yanında çalışan ya da menfaat ilişkisi olduğu kişileri tanıklığına dayanarak müteveffanın işçisi olduğunu reddettiğini, müteveffanın kendi inisiyatifi ile fiyat vermek amacıyla ve kendisinin bilgisi olmadan çatıya çıktığını iddia ettiğini, davacı hakkında olay sebebiyle Denizli 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/814-349 Esas ve Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda taksirle ölüme sebep olma suçundan davacının mahkumiyet karar verildiğini, bu kararın da istinaf denetiminden geçerek kesinleştiğini beyanla; davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 04.03.2021 tarihli ve 2018/447- Esas 2021/139 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne müteveffa …’ın davacılar tarafından hizmet akdine tabi olarak çalıştırılan işçisi olmadığının tespitine ve müteveffa …’ın 25.02.2016-14.07.2016 tarihleri arasında yapılan hizmet akdine tabi zorunlu sigortalılık süreleri tescilinin iptaline, belirtilen hususlar yönünden SGK Başkanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı Baş müfettişi … tarafından düzenlenen 06.09.2017 tarihli ve 104651/35/İR/:35 sayılı inceleme raporunun iptaline, müteveffa …’ın ölümüyle sonuçlanan 25.02.2016 tarihli olayın iş kazası olmadığının tespiti talebinin reddine karar verilmişti.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 23.09.2020 tarihli ve 2020/1864 Esas, 2020/1519 Karar sayılı kararıyla; kazalı sigortalının olay öncesinde de benzer işlerde farklı iş yerlerinde kendi adına ve hesabına çalıştığı da anlaşılmakla, taraflar arasında hizmet akdinin oluşumu için aranan “bağımlılık” unsurunun varlığından söz edilemeyeceği açıktır.
Bu nedenle, taraflar arasındaki ilişkinin eser sözleşmesine dayandığı ve kazalının davacıların hizmet akdine tabi işçisi olmadığı, olay sebebiyle yaralanmasından dolayı kazalının hastanede tedavi gördüğü ve olaydan sonra da bu iş yerinde çalışmadığı, kazalının kendi adına ve hesabına çalışması sebebiyle iddia konusu olayın iş kazası olarak kabulünün de yerinde olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Daire kararında; dosya kapsamına göre, davalılar murisinin davalı işyerindeki çatıdan düşmek suretiyle kazalının önce yaralandığı sonra vefat ettiği hususu ihtilafsız olup öte yandan yukarıda belirtilen tespitlere göre, Mahkemenin yazılı şekilde verdiği hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.
Dava konusu iş kazasının davacılara ait işyerinde meydana geldiği,davacı işverenin 27.10.2016 tarihinde iş kazası bildiriminde bulunduğu, 02.03.2016 tarihinde de işverenlik tarafından kaza tarihi itibariyle işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu hususu ile davalılar murisinin kaza tarihinde 4/b sigortalılığı ile vergi mükellefiyetinin de olmadığı,yine meslek kuruluşları ve oda kaydının olmadığı hususları da irdelenmek suretiyle,ceza dosyası kapsamı dahil olmak üzere tüm deliller birlikte değerlendirilmek suretiyle meydana gelen kazanın, iş kazası olup olmadığı hususunda bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “… dava konusu iş kazasının davacılara ait işyerinde meydana geldiği, davacı işverenliğin 27.10.2016 tarihinde iş kazası bildiriminde bulunduğu, 02.03.2016 tarihinde de murisin kaza tarihi itibariyle işe giriş bildirgesinin verilmiş olduğu, söz konusu belgeler yazılı delil niteliğinde olup davacı tarafından davalı Kurum memurlarının yanlış yönlendirmesiyle söz konusu yazılı belgelerin düzenlendiği iddia edilmiş ise de bu hususun iradeyi fesada uğratan haller (hata, hile, ikrah) kapsamında bulunmadığı, bunun yanı sıra olay tarihi itibarıyla murisin 5510 sayılı Kanunun 4/1-b bendi kapsamında sigortalılığının, vergi mükellefiyetinin, meslek kuruluşu ve oda kaydının bulunmadığı, öte yandan, ceza mahkemesinden verilen Mahkememizi bağlayıcı nitelikteki maddi vakıanın kabulü konusunda kesinleşmiş olan bir mahkumiyet hükmünde açıklanan olay tarihinde taraflar arasında iş ilişkisinin bulunduğu yönündeki kabule göre murisin olay tarihinde davacı işverenlik bünyesinde 5510 sayılı Kanunun 4’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında hizmet akdine tâbi zorunlu sigortalılık kapsamında çalıştığı ve buna bağlı olarak iddia konusu olayın vefat eden sigortalının işyerinde bulunduğu sırada ve işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle meydana gelmesi ve sigortalının vefatına sebep olması karşısında, 5510 sayılı Kanunun 13’üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri gereğince iş kazası olduğunun kabulü gerekmektedir.Şu halde, murisin davacı işverenlik tarafından davalı Kuruma yapılan bildirime dayalı sigortalılık kaydının ve taraflar arasında hizmet akdi ilişkisinin bulunması ile olayın iş kazası olması bakımından usul ve yasaya aykırılık içermeyen müfettiş raporunun iptalini gerektirecek maddi veya hukuki bir sebep bulunmamaktadır… “gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili, müteveffa …’ın davacı şirketin işçisi olmadığını, müteveffa ile davacı müvekkil arasında iş sözleşmesi değil, eser sözleşmesi mevcut olduğunu,dava konusu olayın davacılar yönünden iş kazası olmadığı, şirket tarafından davacı için yapılmak zorunda bırakılan sigortalılık kaydının hatalı olduğu belirtilerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, iş kazası olmadığının ,müteveffa davalılar murisinin sigortalılığın iptalinin gerektiğinin tespiti ile aksi kurum işleminin iptali davasıdır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanunu’nun 13 üncü maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı fazla alınan temyiz harcının temyiz eden ilgililere iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
08.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…