Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/1516 E. 2023/2637 K. 16.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1516
KARAR NO : 2023/2637
KARAR TARİHİ : 16.03.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/990 E., 2022/2420 K.

HÜKÜM/KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 36. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/127 E., 2022/75 K.

Taraflar arasındaki 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalılığın tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının mimar olduğunu ve 13.02.2002 tarihinde ilk kez Bağ-Kur’a başvurup sigortalılığını başlattığını, müvekkilinin 10.01.1995 tarihinde kurulan … Mimarlık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi’nin ortağı olduğunu, şirket ortağı olarak mimarlık yaptığını ancak Bağ-Kur girişinin yapılmadığını, şirketin daha sonra kapandığını ve müvekkilinin şahıs şirketi olarak kesintisiz çalışmasını sürdürdüğünü, 08.08.2003 günü 4956 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemeyle 04.10.2000 gününden önce Bağ-Kur’lu olması gerektiği halde olmayanların Bağ-Kur başlangıcının 04.10.2000 tarihi olduğu ve geçmiş sürelerin sayılmayacağının belirtildiğini ve müvekkilinin de bu tarihten itibaren Bağ-Kur’lu sayıldığını, müvekkilinin ilk Bağ-Kur başvurusunun 13.02.2002 olduğunu, ancak 10.01.1985 yılından itibaren şirket ortağı olduğunu, 10.01.1995 tarihinden bu yana gelir vergisi mükellefiyeti olan bir şirketin ortağı olan müvekkilinin 10.01.1995 – 13.02.2002 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılması gerektiğini beyanla müvekkilinin 10.01.1995 – 01.10.2000 tarihleri arasında 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; öncelikle davaya 5 yıllık hak düşürücü süre yönünden itiraz ettiklerini, 5510 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) ve (3) numaralı alt bentlerine göre sigortalı sayılanlardan, bu Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren sigortalılıkları başlatılanların, bu Kanunun yürürlük tarihi ile 04.10.2000 tarihi arasında geçen vergi mükellefiyet veya şirket ortaklığı süreleri bulunmak kaydıyla sigortalının, bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içinde talepte bulunması halinde, bu sürelerinin tamamı için 80 inci maddenin ikinci fıkrasının (a) bendine göre talep tarihindeki prime esas kazancının %32’si üzerinden borçlanma tutarının hesaplanıp sigortalıya tebliğ edildiğini, sigortalının, kendisine tebliği edilen borcu 6 ay içinde ödemesi halinde bu sürelerin sigortalılık süresi olarak değerlendirildiğini, sigortalının, tebliğ edilen borç tutarının bu süre içerisinde tam olarak ödenmemesi halinde bu sürelerin, sigortalılık süresi olarak değerlendirilemeyeceği ve ödenen tutarın bu Kanunun 89 uncu maddesine göre iade edileceği hükmünün geçtiği ve anılan Kanun maddesi hükmünden de anlaşılacağı üzere davacının 01.10.2008 tarihinden önceki ticari faaliyet sürelerinin sigortalılık süresi olarak değerlendirilmesine imkan bulunmadığını, ayrıca davacının, fiili olarak Bağ-Kur sigortalısı olarak çalıştığını, müvekkili Kurum kayıtlarına eş değer belgelerle ispatlaması gerektiğini, bu hususta tanık dinletmesine muvafakat etmediklerini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının, 10.01.1995 tarihinde başlayan, 04.10.2000 tarihinden sonra da sürdürülen ltd.şti. ortaklığı karşısında, 10.01.1995 – 03.10.2000 arasında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı kapsamında faaliyette bulunduğu kabul edilmesi gerektiği, Bağ-Kur’a tescil başvurusunun 15.04.2002’de yürürlükteki 619 sayılı Kanun geçici 1 inci maddesi, Anayasa Mahkemesi’nin 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe giren kararıyla iptal edildiği, 1479 sayılı Kanuna 4956 sayılı Kanunla eklenen geçici 18 inci madde hükmünün ise, anılan Kanun’un yayım tarihi olan 02.08.2003 tarihi itibariyle yürürlüğe girmesi karşısında her iki hükmün de uygulanma imkanı bulunmadığı, başvuru tarihinde cari mevzuat bakımından ise, Bağ-Kur sigortalılığının 04.10.2000 tarihinden başlatılmasını zorlayan bir koşulun bulunmadığı, ihtilafın tarihte cari olan mevzuat hükümlerine göre giderilmesi gerektiği, 3165 sayılı Kanun ile değişik 1479 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesinin sigortalılık için aradığı koşullar bakımındansa, davacının, 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak hak ve yükümlülüklerinin, kendi nam ve hesabına bağımsız çalışma olgusunu gerçekleştirmesi de dikkate alınarak vergi mükellefiyetinin veya limited şirket kurucusu ortalıklığının oluşturulduğu tarih itibariyle başlatılması gerektiği, Bağ-Kur sigortalılığı 04.10.2000 tarihinde başlatılmışsa da davacının bu tarihten öncesinde 506 sayılı sigortalılığının sona erdiği 03.10.2000 tarihinden sonra limited şirket ortaklığı bulunan 10.01.1995 – 03.10.2000 tarihleri arasında da zorunlu Bağ-Kur sigortalısı sayılması gerektiği belirtilerek, davanın kabulü ile davacının, 10.01.1995 – 03.10.2000 tarihleri arasında 5510 sayılı Kanun’un 4/1-b maddesine göre sigortalı sayıldığının tespitine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili, davacının süresinde başvurusu ve tescili bulunmadığını, Bağ-Kur sigortalısı sayılmasının mümkün olmadığını, Kurum dava açılmasına sebebiyet vermediğinden aleyhine vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini belirterek Mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosyada bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinden; davacının 02.01.1995-04.10.2000 tarihleri arası … Mimarlık San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin ortağı olduğu, 15.04.2002 tarihli giriş bildirgesine istinaden 04.10.2000 tarihinden itibaren Bağ-Kur sigortalısı olarak tescil edildiği, davacının Kuruma müracaatının reddedildiği, davacının giriş bildirgesinin 4956 sayılı Kanun ile 1479 sayılı Kanuna eklenen ek geçici 18 inci maddenin yürürlük tarihi olan 02.08.2003 tarihinden önce giriş bildirgesinin verilmiş olması nedeniyle 02.01.1995 – 04.10.2000 tarihleri arası Bağ-Kur sigortalısı sayılmasının mümkün olduğu, mahkeme kararının yerinde olduğu kanaatine varılarak Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi nin 1 numaralı alt bendi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili, istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuşlardır.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık davacının şirket ortaklığı ve vergi kayıtlarına istinaden 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalısı olarak kabul edilip edilemeyeceğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 4956 sayılı Kanun ile 1479 sayılı Kanuna eklenen Geçici 18 inci madde

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.