YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1528
KARAR NO : 2023/3820
KARAR TARİHİ : 06.04.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/564 E., 2022/2215 K.
HÜKÜM/KARAR : Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/71 E., 2021/707 K.
Taraflar arasındaki Bağ-Kur sigortalılığının tespiti ile kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin 11.01.1994-14.05.1998 tarihler arası Arsin Mal Müdürlüğünde 5870060793 vergi kaydı, 02.07.1991-03.06.2013 tarihler arası 019362 üye no ile … Şoförler…oda kaydı, 12.08.1991-31.10.2014 tarihler arası 61-38394 sicil no ile … Esnaf ve Sanatkarlar oda kaydı olduğu için davalı kuruma 02.01.2021 tarihli dilekçe ile, Bağ-kur kapsamına alınmasını istemiş ise de; davalı kurumun 04.02.2021 tarihli cevap yazısında “04.10.2000 tarihinden önceki vergi kayıtlarınız ve 04.10.2010 tarihinden sonra devam eden esnaf odası kayıtlarına göre tescil işlemi yapılması mümkün değildir” denildiğini ve kurumun 29.01.2021 tarihli yazı ile 7256 sayılı yapılandırmadan faydalandırılmadığını, 1479 sayılı Kanuna göre sigortalı sayılanların, sigortalı sayıldıkları tarihten itibaren 3 ay içinde kuruma başvurarak kayıt ve tescillerinin zorunlu olduğunu, aksi durumda Kurum tarafından resen tescil işleminin yapılacağının hükme bağlandığını, 619 Sayılı KHK ile zorunlu bağ-kur sigortalısı olması gerektiği halde 04.10.2000 tarihine kadar sigorta kaydı yaptırmayanların geçmişe yönelik hizmet kazanmalarının önü kesilmiş ise de, Anayasa Mahkemesinin 26.10.2000 tarihli kararı ile bu KHK’nın iptal edildiğini, bu nedenle 22.03.1985 tarihinde yürürlüğe giren 3165 sayılı Kanunla 1479 sayılı Kanunda yapılan değişiklik göz önüne alınarak, “Gerçek ve götürü usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, Esnaf ve Sanatkarlar Siciline kayıtlı bulunanlar veya kanunla kurulu meslek kuruluşuna usulüne uygun kayıtlı bulunanlardan gelir vergisi mükellefi olanlar mükellefiyetin başlangıç tarihinden itibaren, gelir vergisinden muaf olanlarla vergi kaydı bulunmayanlarda Esnaf ve Sanatkar Siciline veya kanunla kurulu meslek kuruluşlarına kayıt oldukları tarihten itibaren kendiliğinden sigortalı sayılırlar maddesine göre kurum işleminin yapılması gerektiğini ileri sürerek davacının 11.01.1994-14.05.1998 tarihler arası vergi kaydına göre Bağ-kurluluğun tespitine ve 7257 sayılı yapılandırmadan faydalandırılmasına, aksi yöndeki kurum işleminin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, kurum kayıtlarında yapılan tespit ve incelemelerde davacının adına herhangi bir tescil kaydına rastlanılmadığı, davacının kuruma verdiği dilekçe ekinde bulunan İB formları ile belgelendirdiği gerek 04.10.2020 tarihinden önceki vergi kayıtları ve gerekse 04.10.2020 tarihinden sonra devam eden esnaf odası kayıtlarına istinaden davacı hakkında tescil işlemi yapılmasının mümkün olmadığını, ayrıca 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden önce Bağ-Kur kapsamına girecek nitelikte olan şahısların bağkur giriş bildirgelerini vergi dairelerinden, esnaf odalarından ve il müdürlüklerinden rahatlıkla temin edebileceklerini, bu giriş bildirgelerinin doldurulup imzalanıp tasdik ettirilerek kurum kayıtlarına intikal ettirilmesinin gerektiğini, davacının 29.01.2020 tarihli başvurusu olup bu başvurusuna istinaden 04.02.2021 tarih ve 19703178 sayılı yazı ile hakkında tesclil kaydının olmadığı, bu nedenle de 7256 sayılı Kanun gereği ihya işleminin yapılamayacağının davacıya bildirildiğini, bu sebeple davacının haksız ve yersiz davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının 11.01.1994-14.05.1998 tarihler arası Arsin Mal Müdürlüğünde 5870060793 vergi kaydı, 02.07.1991-03.06.2013 tarihler arası 019362 üye no ile … Şoförler…oda kaydı, 12.08.1991-31.10.2014 tarihler arası 61-38394 sicil no ile … Esnaf ve Sanatkarlar oda kaydı olduğunu, vergi kaydının bulunduğunu, yapılandırma talebinde bulunduğunu belirterek davacının 1479 sayılı Kanunun 24/a bendi uyarınca Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, 7256 sayılı Yapılandırma Yasasından faydalandırılmasına ve aksi yöndeki kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili, kurum kayıtlarında yapılan tespit ve incelemelerde davacının adına herhangi bir tescil kaydına rastlanılmadığı, davacının kuruma verdiği dilekçe ekinde bulunan İB formları ile belgelendirdiği gerek 04.10.2020 tarihinden önceki vergi kayıtları ve gerekse 04.10.2020 tarihinden sonra devam eden esnaf odası kayıtlarına istinaden davacı hakkında tescil işlemi yapılmasının mümkün olmadığını, ayrıca 5510 sayılı Kanunun yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden önce Bağ-Kur kapsamına girecek nitelikte olan şahısların bağkur giriş bildirgelerini vergi dairelerinden, esnaf odalarından ve il müdürlüklerinden rahatlıkla temin edebileceklerini, bu giriş bildirgelerinin doldurulup imzalanıp tasdik ettirilerek kurum kayıtlarına intikal ettirilmesinin gerektiğini, davacının Kuruma 29.01.2020 tarihli başvurusu olup bu başvurusuna istinaden 04.02.2021 tarih ve 19703178 sayılı yazı ile hakkında tescil kaydının olmadığı, bu nedenle de 7256 sayılı Kanun gereği ihya işleminin yapılamayacağının bildirildiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında davacının 02.08.2003 tarihi öncesi tescil ve prim ödemesi olup olmadığı, borçlanma talebinde bulunup bulunmadığının araştırıldığı, 02.08.2003 öncesi tescil kaydı ve prim ödemesi olmadığının tespit edildiği, davacının 02.08.2003 tarihi öncesi tescil ve prim ödemesi olduğuna ilişkin bir iddiası ve ispatı da olmadığı gözönüne alındığında hizmet tespiti talebinin hukuki dayanağının bulunmadığı, Mahkemece bu durum gözönünde bulundurularak davanın reddine karar verilmesi gerekirken vergi ve oda kayıtları bulunduğu gerekçesi ile kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebi yerinde olup kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, 506, 1479, 5434, 2925, 2926 sayılı Kanunlara ilişkin ortak geçiş hükümleri kenar başlığını taşıyan geçici 7.maddesininn birinci fıkrasında yer alan “ Bu kanunun yürürlük tarihine kadar 17.07.1967 tarihli ve 506 sayılı Kanunun 20 inci maddesine göre sandıklara tabi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri , fiili hizmet zammı süresi, itibari hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları kanun hükümlerine göre değerlendirilir” düzenlemesi ve Yargıtay 10. Hukuk dairesinin 06.02.2020 tarih ve E 2019/456, K 2020/785 sayılı kararı dikkate alındığında İstinaf mahkemenin kararı usul ve yasaya uygun olmadığını, örnek kararda belirtildiği gibi, işbu dava da müvekkilinin vergi kaydının başlangıç tarihinin 11.01.1994 tarihi olduğunu, Mahkemenin en azından vergi başlangıç tarihi olan 11.01.1994 tarihinin 4/b sigortalı başlangıç tarihi olarak tespitine karar vermesi gerektiğini beyanla kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davacının 11.01.1994 – 14.05.1998 tarihleri arasında Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespiti ile aksi yöndeki kurum işleminin iptali talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370, 371 inci ve 1479 sayılı Kanunun 24 ve 25 inci maddesi ile geçici 18’inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde verilen hükmün yerinde olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.