Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/1551 E. 2023/1316 K. 16.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1551
KARAR NO : 2023/1316
KARAR TARİHİ : 16.02.2023


MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/275 E., 2022/234 K.

DAVA TARİHİ : 07.04.2017
KARAR : Ret

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen Kurum işleminin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Bağ-Kur sigortalısı eşini 11.05.2013 tarihinde Reyhanlı terör saldırısında kaybettiğini, 5233 sayılı Kanun kapsamında 01.06.2013 tarihinde maaş bağlandığını, 30.01.2017 tarihinde hem kendi adına hem de çocukları adına yatan maaşlarda kesintiler yapılmaya başlandığını fark ettiğini, davalı kuruma başvurudan sonuç alınamadığını, bu nedenle davacı ve reşit olmayan çocuklarının adına yatan bedellerden yapılan kesintilerin faizleriyle birlikte iadesi ve bundan sonra kesinti yapılmaması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; kurum işlemlerinin yerinde ve yasal mevzuata uygun olup, davanın reddi gerektiğini bildirmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 03.12.2018 tarihli ve 2017/100 Esas, 2018/560 Karar sayılı kararıyla; davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 28.01.2020 tarihli ve 2019/353 Esas, 2020/105 Karar sayılı kararıyla; davacı vekilinin istinaf isteminin reddine, karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekiil temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizin 29.04.2021 tarihli 2020/4573 Esas, 2021/6195 Karar sayılı ilamı ile “..Somut olayda, davacının eşinin vefatı nedeniyle aldığı ölüm aylığının yarıya indirilmesine ilişkin uyuşmazlığın 27.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanundan kaynaklanması nedeniyle çözümünün idari yargının görev alanına girdiği gözetilerek 6100 sayılı HMK’nın 114/1-b maddesine göre dava şartı olan “yargı yolunun caiz olmaması” nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir..” gerekçesi ile karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararı ile; “Mahkememizce yargılama sonucu davanın reddine dair verilen karar davalı vekilinin İstemiyle yapılan istinaf incelemesi sonucu … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 2019/353 E., 2020/105 K., sayılı ilamıyla davacının istinaf başvurusunun reddine dair karar verilmiş, bu karar davacı vekilinin istemiyle temyiz incelemesine gönderilmiş Yargıtay 10 Hukuk Dairesinin 2020/4573 E. ve 2021/6195 K. sayılı ilamıyla “… Somut olayda, davacının eşinin vefatı nedeniyle aldığı ölüm aylığının yarıya indirilmesine ilişkin uyuşmazlığın 27.07.2004 tarihinde yürürlüğe giren 5233 sayılı Terör ve Terörle Mücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanundan kaynaklanması nedeniyle çözümünün idari yargının görev alanına girdiği gözetilerek 6100 sayılı HMK’nın 114/1-b maddesine göre dava şartı olan “yargı yolunun caiz olmaması” nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir…” gerekçesiyle bozularak gönderilmiştir.

Mahkememizin 2021/208 Esas, 2021/145 Karar sayılı ilamı ile; Yargıtay bozma ilamına uyularak dava idari yargının görev alanına girdiğinden yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle dava usulden reddedilmiştir.

Davacı vekili aynı taleple idari yargıda yerinde dava açmıştır. … 8. İdare Mahkemesi, 17.03.2022 tarihli ve E.2022/150 sayılı kararına istinaden, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun’un 19 uncu maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için 28.03.2022 tarihli ve 2022/150 esas sayılı üst yazı ile Uyuşmazlık Mahkemesine başvurmuştur.

Uyuşmazlık Mahkemesi’nin 30.05.2022 tarih, 2022/201 Esas, 2022/312 Karar sayılı ilamı ile … 8. İdare Mahkemesinin başvurusu kabul edilerek davanın çözümünde adli yargı yerinin görevli olduğuna kesin olarak karar verilmiştir.

Uyuşmazlık Mahkemesi’nin kararına istinaden yargılamaya devam edilip sonuçlandırılmıştır.
Somut olayda; kurumca davacı ve reşit olmayan çocuklarına 5233 sayılı Kanun’a istinaden aylık bağlandığı, aynı zamanda 4/b ölüm geliri bağlandığının sistem kontrolü sırasında fark edilmesiyle davacı ve reşit olmayan çocuklarının birleşen ölüm geliri ve aylıklarından düşük olan 4/b ölüm gelirinin başlangıç itibarıyla yeniden düzenlenerek yarısının ödenilmesine ve tam aylık üzerinden ödenen kısımların borç kaydedilmesine karar verildiği, 5233 sayılı Kanun’un ek 1 inci maddesi, 6495 sayılı Kanun 90 uncu maddesi, 5510 sayılı Kanun’un aylık ve gelirlerin birleşmesi başlıklı 54 üncü maddesi hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, emsal nitelikli Yargıtay 10. H.D’nin 2014/18994 E, 28247 K. sayılı ilamı dikkate alındığında davacı ve reşit olmayan çocuklarına 5233 sayılı yasaya istinaden bağlanan ölüm aylıklarıyla 4/b kapsamında bağlanan ölüm gelirleri 5510 sayılı yasa hükümlerine göre bağlandığından, 5510 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesi açık hükmü ve az önce belirtilen emsal nitelikli Yargıtay ilamı doğrultusunda ölüm geliri ve aylıkların birleşmesi durumunda bu gelir veya aylıklardan fazla olanın bağlanacağı, diğer aylık veya gelirin yarısının ödeneceğinden kurum işlemlerinin yerinde ve yasal mevzuata uygun olduğu, dolayısıyla davacı talebinin yersiz olduğu ” gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum işleminde hata olduğunu, Kurum’un kusuru bulunduğunu, kararın hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ölüm aylığının yarıya indirilmesine yönelik Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun ilgili hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

16.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.