Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/1697 E. 2023/1661 K. 23.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1697
KARAR NO : 2023/1661
KARAR TARİHİ : 23.02.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/820 E., 2022/822 K.


HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 36. İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/423 E., 2020/33 K.

Taraflar arasındaki hizmet ve prime esas kazanç tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı şirket ve feri müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı şirket ve fer-i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin eski eşinin %25 hissedarı ve genel müdürü olduğu davalı şirkette 01.08.2011-16.05.2016 tarihleri arasında “Operasyon Müdürü” olarak çalışmış olduğunu, başlangıçta 8.000,00-TL ücret almakta iken davacının eski eşinin hissesinin 2012 yılında %5’e düşmesi sonrasında ücretinin 10.000,00-TL olduğunu, davalı işyerinin davacının çalışmalarını Kuruma hiç bildirmemiş olduğunu ileri sürerek davacının 01.08.2011-16.05.2016 tarihleri arasında davalı işyerinde aylık 10.000,00-TL net ücretle çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davacının, müvekkili iş yerindeki çalışmalarının bir hizmet akdine bağlı olmadığını, dışardan danışmanlık hizmeti vermiş olduğunu ve ücretlerinin danışmanlık hizmeti kapsamında ödenmiş olduğunu, davacı ile müvekkili arasında bağımlılık ilişkisi bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Feri Müdahil kurum vekilinin cevap dilekçesini özetle; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dinlenilen tanık beyanları dikkate alındığında, davacının, davalı şirkette çalışmaları olduğu ancak bu çalışmaların 5510 sayılı Kanun’un 4/1.a maddesi kapsamında sigortalılık niteliğinde bir çalışma olup olmadığının değerlendirilmesinin gerektiği, dava dosyası kapsamında davalı vekili tarafında sunulan gider pusulalarının incelenmesinde, davacıya, 2014 yılı ile 2015 yılı başında her ay ödeme yapıldığının görüldüğü, dinlenilmiş olan davalı tanıklarının, davacının çalışmasında davalı şirkete dışardan danışmanlık hizmeti verdiğini beyan etmişlerse de davalı iş yerinin farklı adreste olduğu için davacının çalışma esaslarını bilmediklerini beyan ettikleri, davacı tanıkları ise davacının çalışmalarının davalı iş yerine bağlı ve sürekli olduğu yönünde beyanda bulunduklarının görüldüğü, davacı vekili tarafından müvekkilinin, davalı şirketteki çalışmalarında ücretinin 10.000,00-TL olduğunun tespitine karar verilmesini talep ettiği, davalı iş yerinde 01.08.2011-31.07.2012 tarihleri arasında 8.400,00-TL, 01.08.2012 – 31.07.2013 tarihleri arasında 8.820,00-TL, 01.08.2013 – 31.07.2014 tarihleri arasında 9.261,00-TL, 01.08.2014 – 31.07.2015 tarihleri arasında 9.724,00-TL, 01.08.2015-31.05.2016 tarihleri arasında 10.210,00-TL ücretle çalıştığının beyan edildiğinin görüldüğü ancak bu tür davalarda senetle kanıtlama zorunluluğu yönünden brüt ücretin esas alınması gerektiği, davacının ücret talebinin, tüm dönemler bakımından senetle ispat sınırı üzerinde olduğu, ücret iddiasını ancak yazılı belgelerle ispat edebileceği tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği, davalı vekili tarafından davacının müvekkili iş yerine vermiş olduğu danışmanlık hizmeti karşılığında gider pusulası ile ücret ödendiğine dair 2014 yılı ve 2015 yılına ait 5.000,00-TL ve 6.000,00-TL tutarındaki makbuzları sunmuş olduğu anlaşılmıştır Davacının hizmet tespiti taleplerine ilişkin, tanık anlatımları ve dosya kapsamındaki deliller dikkate alındığında 01.08.2011-16.05.2016 tarihleri arasında davalı iş yerinde bir hizmet akdine dayalı çalışmaları olduğu kanaatine varılmıştır. Davacının prime esas ücretleri bakımından ise gider pusulalarında davacıya ödendiği yazılı olan aylık ücretlerin 2014 yılında net 5.000,00-TL olduğu, brüt halinin (5.000/0,71491= 6.993,89-TL) olduğu ve 2014 yılı Haziran ayı öncesindeki tavan ücretlerinin (2014/6 dönemi prime esas kazanç tavan ücreti 6.961,50-TL) üzerinde olduğu, 2014 yılı Haziran sonrası ve 2015 yılı için ödenen 6.000,00-TL olduğu, brüt halinin (6.000/0,71491=8.392,66-TL) olduğu ve dönemin prime esas kazanç tavan ücreti olan (2015 yılı prime esas kazanç tavan ücreti 8.277,75-TL) üzerinde olduğu göz önüne alındığında davacının tüm dönemlerdeki kazançları prime esas kazanç tavan ücreti üzerinden hesaplanması gerektiği, davacının 01.08.2011-16.05.2016 tarihleri arasında davalı iş yerinde bir hizmet akdine dayalı çalışmaları olduğu ve çalışmalarında prime esas kazanç tavan ücretleri üzerinden hesaplanması yönünde kanaate varılmış ve davanın kısmen kabulüne karar verilerek” gerekçesiyle,

Davanın kısmen kabulü ile, davacının 01.08.2011 – 16.05.2016 tarihleri arasında davalı Evimiz Dekorasyon İnternet Hizmetleri ve Danışmanlık Tic. A.Ş. unvanlı 1148486.34.12 sicil numaralı iş yerinden
01.08.2011- 31.12.2011 tarihleri arasında 150 gün ve günlük 181,35 TL kazançla
01.01.2012-30.06.2012 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 192,08 TL kazançla
01.07.2012-31.12.2012 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 203,78 TL kazançla
01.01.2013-30.06.2013 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 212,03 TL kazançla
01.07.2013-31.12.2013 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 221,33 TL kazançla
01.01.2014-30.06.2014 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 232,05 TL kazançla
01.07.2014-31.12.2014 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 245,70 TL kazançla
01.01.2015-30.06.2015 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 260,33 TL kazançla
01.07.2015-31.12.2015 tarihleri arasında 180 gün ve günlük 275,93 TL kazançla
01.01.2016-16.05.2016 tarihleri arasında 146 gün ve günlük 356,85 TL kazançla olmak üzere 1726 gün sigortalı gösterilmesinin tespitine,
2-Fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket ve feri müdahil vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı şirket vekili; müvekkilinin sözde çalışanı olduğunu iddia eden davacının, … ticaret siciline 436222 sicil no ile kayıtlı … Dayanıklı Tüketim Malları Otomotiv Turizm Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi’nin 2000 yılından bu yana ortağı ve münferit yetkili müdürü olduğunu, davacının, aynı zamanda müvekkili şirket’in çalışanı olamayacağını, İlk Derece Mahkemesince sırf davacı tanıklarının beyanları doğru kabul edilerek eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, iş sözleşmesindeki zaman, bağımlılık ve ücret şartlarının mevcut olmadığını, keza, türk ticaret kanunu’nun 613 ve 626 ncı maddeleri uyarınca limited şirket ortak ve müdürlerinin şirkete bağlılık yükümü ve rekabet yasağı altında olup, bir şirket müdürünün aynı zamanda başka bir şirketin çalışanı olmasının TTK’nu uyarınca mümkün olmadığını, HMK’nın 255 inci maddesi ve yerleşik yargıtay içtihatları uyarınca, davacı ile menfaat birliği içerisinde olan müvekkili ile husumetli tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğini, mahkemece re’sen hiçbir inceleme yapılmaksızın, sadece davacı tanık beyanları dikkate alınarak eksik inceleme sonucunda davacı yanın müvekkili şirket çalışanı olduğuna ilişkin kararının tümüyle hukuka aykırı olup, anılan kararın kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini belirterek,

2.Feri Müdahil SGK vekili; fiili çalışmanın ispat edilemediğini, tanıkların bordro tanıkları olmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, davanın reddi gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuşlardır.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iş akdinin sona erdiği 16.05.2016 tarihine göre hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak beş yıl içerisinde 09.11.2018 tarihinde davanın açıldığından hak düşürücü sürenin geçmediği, talep edilen dönemde iş yerinin faal ve kapsamda olduğu, tanık beyanlarına göre davacının iddia ettiği dönemlerdeki fiili çalışmasının ispatlandığı anlaşılmış olup, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu görülmekle, davalı vekili ve fer-i müdahil Kurum vekillerinin istinaf başvurularının oy birliği ile esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket ve fer-i müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı şirket vekili temyizinde istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.

2.Feri Müdahil Kurum vekili temyizinde istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet ve prime esas kazançların tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
Davanın yasal dayanakları, sigortalı ve işverenin Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığına ödeyecekleri primlerin matrahını teşkil eden sigortalı kazançlarının nelerden ibaret olduğu ve istisnalarını gösteren (mülga) 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 77/I nci maddesi ile 5510 sayılı Kanun’un 80 nci maddesidir.

a-)Mülga 506 sayılı Kanun dönemi açısından;

Mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 4958 sayılı Kanun’un 36 ncı maddesi ile değişik 77 nci maddesi olup, anılan maddede; “Sigortalılarla işverenlerin bir ay için ödeyecekleri primlerin hesabında:

a)Sigortalıların o ay için hakettikleri ücretlerin,

b)Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan sigortalılara o ay içinde ödenenlerin,
c)İdare veya kaza mercilerince verilen karar gereğince (a) ve (b) fıkralarında yazılı kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, brüt toplamı esas alınır.

Şu kadar ki, ölüm, doğum ve evlenme yardımları, yolluklar, kıdem, ihbar ve kasa tazminatları, aynî yardımlar ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca miktarları yıllar itibariyle belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, sigorta primlerinin hesabına esas tutulacak kazançların aylık tutarının tespitinde nazara alınmaz. Bunların dışında her ne ad altında ödeme yapılırsa yapılsın tüm ödemeler prime tabi tutulur…” denilmektedir. “Bunların dışında her ne ad altında ödeme yapılırsa yapılsın tüm ödemeler prime tabi tutulur” bölümü, 4958 sayılı Kanun ile anılan maddenin ikinci fıkrasına son cümle olarak eklenmiştir.

Kanun gereğince, maddenin 2 nci fıkrasındaki istisnalara girmemesi koşuluyla hizmet akdi karşılığı elde edilen her türlü gelirden sigorta primi kesilmesi söz konusu olmaktadır.

506 sayılı Kanun’da ücretin tanımı yapılmamıştır. Fakat m.77/I-a’da sözü edilen “ücretler” kavramı içine asıl ücretle birlikte, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri gibi ücretlerinde girdiği kabul olunmaktadır. Bu ücretlerin sigortalıya fiilen ödenmesi şart olmayıp, onun adına o ay için tahakkuk ettirilmiş olması prime esas kazanca dahil edilmesi için yeterlidir.
Asıl ücretin eki niteliğinde bulunan prim ve ikramiyeler, prime esas kazançlar olarak brüt tutarları üzerinden ödendikleri aylar itibariyle prime esas tutulur. Bunların tahakkuk etmiş olması prime esas tutulmaları için yeterli olmamakta, ödenmiş olması da aranmaktadır (m.77/I-b).

b-)5510 sayılı Kanun dönemi açısından;

5510 sayılı Kanun’un 80/1 inci maddesinde de;

“4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançları aşağıdaki şekilde belirlenir.

a) Prime esas kazançların hesabında;

1) Hak edilen ücretlerin,

2) Prim, ikramiye ve bu nitelikteki her çeşit istihkaktan o ay içinde yapılan ödemelerin ve işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen tutarların,

3) İdare veya yargı mercilerince verilen karar gereğince yukarıdaki (1) ve (2) numaralı alt bentlerde belirtilen kazançlar niteliğinde olmak üzere sigortalılara o ay içinde yapılan ödemelerin, brüt toplamı esas alınır.

b) Ayni yardımlar ve ölüm, doğum ve evlenme yardımları, görev yollukları, seyyar görev tazminatı, kıdem tazminatı, iş sonu tazminatı veya kıdem tazminatı mahiyetindeki toplu ödeme, keşif ücreti, ihbar ve kasa tazminatları ile Kurumca tutarları yıllar itibarıyla belirlenecek yemek, çocuk ve aile zamları, işverenler tarafından sigortalılar için özel sağlık sigortalarına ve bireysel emeklilik sistemine ödenen ve aylık toplamı asgari ücretin % 30’unu geçmeyen özel sağlık sigortası primi ve bireysel emeklilik katkı payları tutarları, prime esas kazanca tabi tutulmaz.

c) (b) bendinde belirtilen istisnalar dışında her ne adla yapılırsa yapılsın tüm ödemeler ile ayni yardım yerine geçmek üzere yapılan nakdi ödemeler prime esas kazanca tabi tutulur. Diğer kanunlardaki prime tabi tutulmaması gerektiğine dair muafiyet ve istisnalar bu Kanunun uygulanmasında dikkate alınmaz
d) Ücretler hak edildikleri aya mal edilmek suretiyle prime tabi tutulur. Diğer ödemeler ise öncelikle ödendiği ayın kazancına dahil edilir ve ücret dışındaki bu ödemelerin yapıldığı ayda üst sınırın aşılması nedeniyle prime tabi tutulamayan kısmı, ödemenin yapıldığı ayı takip eden aydan başlanarak iki ayı geçmemek üzere üst sınırın altında kalan sonraki ayların prime esas kazançlarına ilâve edilir. Toplu iş sözleşmelerine tabi işyerleri işverenlerince veya kamu idareleri veya yargı mercilerince verilen kararlara istinaden, sonradan ödenen ücret dışındaki ödemelerin hizmet akdinin mevcut olmadığı veya askıda olduğu bir tarihte ödenmesi durumunda, 82 nci madde hükmü de nazara alınmak suretiyle prime esas kazancın tabi olduğu en son ayın kazancına dahil edilir. Bu durumlarda sigorta primlerinin, yukarıda belirtilen mercilerin kararlarının kesinleşme tarihini izleyen ayın sonuna kadar ödenmesi halinde, gecikme cezası ve gecikme zammı alınmaz ve 102 nci madde hükümleri uygulanmaz.

Diğer taraftan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun; 288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belirli bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292 nci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200 üncü ve 202 nci maddelerinde de bu düzenlemeler korunarak senetle kanıtlama zorunluluğunda parasal sınır 2.500 TL. olarak belirlenmiş, anılan Kanunun geçici 1 inci maddesinin 2 nci fıkrasında, bu Kanunun, senetle ispat, istinaf ve temyiz ile temyizde duruşma yapılmasına ilişkin parasal sınırlarla ilgili hükümlerinin Kanunun yürürlüğe girmesinden önceki tarihte açılmış olan dava ve işlerde uygulanmayacağı hüküm altına alınmıştır. Şu durumda senetle kanıtlamada parasal sınırlar; 2005 yılı için 400 TL., 2006 yılı için 430 TL., 2007 yılı için 460 TL., 2008 yılı için 490 TL., 2009 yılı için 540 TL., 2010 yılı için 550 TL., 2011 yılı için 590 TL., 01.10.2011 gününden itibaren açılan davalar yönünden ise 01.10.2011 tarihinden itibaren 2.500 TL. olarak uygulanmaktadır.

Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas – 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas – 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas – 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas – 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas – 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.

3. Değerlendirme
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı şirket ve Kurum vekillerinin sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.

2-Davacı vekili, davacının 01.08.2011-16.05.2016 tarihleri arasında davalı işyerinde aylık 10.000,00-TL net ücretle çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiş, mahkemece, davacının hizmet tespitine yönelik talebi yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

İnceleme konusu eldeki davada, davacının hizmet tespiti talebine ilişkin olarak verilen kabul kararı yerinde ise de, prime esas kazanç tespiti istemi yönünden verilen karar gider pusulası olmayan aylar yönünden eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.

Yukarıdaki yasal düzenleme ve açıklamalar ile ortaya çıkan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduğunda, sigorta primine esas kazanç tutarı konusunda öngörülen yönteme uygun inceleme ve araştırma yapılmaksızın eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

23.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.