YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1718
KARAR NO : 2023/1235
KARAR TARİHİ : 15.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/30 E., 2022/250 K.
DAVACILAR : … mirasçıları; 1- … 2- … 3-… 4- … 5- … 6- … 7- …
8- … 9-… 10- … 11- … 12- … 13-… 14-… 15-… 16- … 17-… 18- …
vekilleri Avukat …
DAVA TARİHİ : 16.04.2012
KARAR : Karar Verilmesine Yer Olmadığına
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen kurum işleminin iptali ve yaşlılık aylığı tahsili davalarında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı, davacının tüm primlerini ödemek ve askerlik süresini borçlanmak sureti ile emekli olduğunu ve yaşlılık aylığı almaya başladığını ancak davalı Kurum tarafından davacının aylıklarının kesildiğini belirterek; davalı Kurum işleminin iptaline ve ödenmeyen aylıklarının, müvekkile ödenmesine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır
II. CEVAP
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 16.04.2022 tarihli ve 2020/30 Esas, 2022/250 Karar sayılı kararıyla;
SGK’ya yazılan yazıya verilen 15.06.2022 tarihli yazı cevabında; ” Kurumumuz 51304489374 T.C. kimlik ve 0820501513 Bağ-Kur numaralı …’ya 01.01.1999 tarihi itibarı ile bağlanan yaşlılık aylığı 01.12.2010 tarih ve 164 sayılı denetim raporuna istinaden meslek odasının sahte olması sebebiyle 30.09.2011 tarihi itibarı ile iptal edilmiştir. Daha sonra 2012/190 Esas no ile yaşlılık aylığının ödenmesine ihtiyati tedbiren devamına karar verilerek Temmuz 2012 döneminde ödenmeyen 10-2011/06-2012 tarihleri arasındaki aylıklar 6.891,62 TL olarak 26.07.2012 tarihinde ödenmiştir. Vefat ettiği Aralık 2015 dönemine kadar aralıksız olarak yaşlılık aylıkları ödenmeye devam etmiştir. Kurum Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı’nın 11.03.2014 tarih ve 9997683 sayılı yazısına istinaden yaşlılık aylığının ödenmesine devam edilmesi yönünde karar verilmiştir. ” şeklinde cevap verilmiş olduğu,
Davaya konu yaşlılık aylığının yatırıldığı anlaşıldığından, davanın konusunuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiği,
6100 sayılı HMK’nın 331 inci maddesinin birinci fıkrasında; ” Davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esas hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, hakim davanın açıldığı tarihteki tarafların haklılık durumuna göre yargılama giderlerini takdir ve hüküm eder.” hükmüne yer verilmiş olup, yapılandırılmanın dava açıldıktan sonra yapılması nedeniyle dava açıldığı tarihte dosya kapsamına göre davacının haklı olduğu açıktır. Bu itibarla davacı lehine yargılama giderlerine hükmedildiği gerekçesiyle,
Davanın konusuz kalması sebebi ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Bozma ilamında;
1.1.6645 sayılı Kanun gereğince, 5510 sayılı Kanun’a eklenen geçici 63’üncü maddenin “Kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlarla tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan, Kuruma kayıt ve tescilleri yapıldığı hâlde, bu maddenin yayımlandığı ayın sonu itibarıyla 12 ay ve daha fazla süreye ilişkin prim borcu bulunanların, bu sürelere ilişkin prim borçlarını, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihi takip eden aybaşından itibaren üç ay içinde ödememeleri veya ilgili kanunları uyarınca yapılandırmamaları hâlinde, prim ödemesi bulunan sigortalıların daha önce ödedikleri primlerin tam olarak karşıladığı ayın sonu itibarıyla, prim ödemesi bulunmayan sigortalıların ise tescil tarihi itibarıyla sigortalılığı durdurulur. Durdurulan süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilmez ve bu sürelere ilişkin Kurum alacakları takip edilmeyerek bunlara Kurum alacakları arasında yer verilmez.” Hükmü mevcut olup,
Mahkemece, öncelikle anılan yasal düzenlemenin davaya konu uyuşmazlık yönünden uygulanabilirliği ile anılan düzenleme kapsamında kurumca uyuşmazlığın sürdürülüp sürdürülmediği hususları araştırılıp varılacak sonuca göre karar verilmesi gerektiği,
1.2.Mahkeme 5510 sayılı Kanun’un geçici 54 üncü maddesi kapsamında davacının Kuruma başvurusu sağlanıp, Kurumca oda kaydına ilişkin dönem bakımından yararlandırılıp yararlandırılmadığı tespit edilerek irdelenmeli, sonrasında ise davacının vergi mükellefiyet kaydının olmadığı anlaşılmakta ise de; 31.12.1988 – 27.06.2000 tarihleri arasında Kahramanmaraş Esnaf ve Sanatkarlar Sicil Müdürlüğünde kayıtlı olması hususu gözetilerek, sicile kayıt tarihi olan 31.12.1988 tarihinden tahsis talep tarihine kadar geçen sürede davacının kendi nam ve hesabına faaliyeti yöntemince araştırılmalı bu kapsamda, 1479 sayılı Kanun’un 26 ıncı maddesinde düzenlenen, “sosyal güvenliğin vazgeçilmez ve kaçınılamaz” kamusal yapısı gereği yöntemince ve re’sen araştırma yapılarak, davacı kendi nam ve hesabına çalışıp çalışmadığının tespiti için, davacıya maddi delilleri olup olmadığı sorularak, varsa bunları mahkemeye sunmak üzere davacıya önel verilmeli, oda kaydına göre nakliyecilik işi ile iştigal ettiği anlaşılan davacının gerçekten kendi nam ve hesabına bağımsız çalışmasının nasıl olduğu, davacının adına kayıtlı aracının var olup olmadığı, davacının adına kayıtlı iş bu araçta işçi çalıştırıp çalıştırmadığı, kim ve kimlerin faaliyette bulunduğu emniyet, zabıta, maliye, muhtarlık vs. marifetiyle araştırılmalı, kendi nam ve hesabına çalışma olgusu hiç bir kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya konularak davacının sigortalı olarak kabul edilmesi gereken süre/süreler kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek biçimde ortaya konarak yapılacak faaliyet araştırması sonucu tahsis talep ve koşulları bu kapsamda irdelenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle karar bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili davanın açılmasına kurumun sebebiyet vermediğini, bu nedenle aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerktiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 1479 sayılı Kanun kapsamında Bağ-Kur sigortalılığı ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti, aksine kurum işleminin iptali ile ödenmeyen aylıkların tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 01.04.1972 tarihinde yürürlüğe giren 1479 sayılı Kanun’un 24 üncü ve 25 inci maddeleri, 20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanunla değişik 1479 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesinin (1) numaralı bendinin (a) ve (h) fıkraları, 06.03.1992 günü yürürlüğe giren 3780 sayılı Kanun ile 16.05.1997 tarihinde yürürlüğe giren 4247 sayılı Kanun hükümleri, 5510 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 54 üncü maddesi, 6645 sayılı Kanun gereğince, 5510 sayılı Kanun’a eklenen geçici 63’üncü maddesi,
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
15.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…