Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/1805 E. 2023/5044 K. 09.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1805
KARAR NO : 2023/5044
KARAR TARİHİ : 09.05.2023

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/4310 E., 2022/2569 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kayseri 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/41 E., 2022/221 K.

Taraflar arasındaki iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı … ve davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı …Ş. vekili tarafından temyiz edildiği; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesi ile davacılar murisinin 24.06.2015 günü meydana gelen iş kazasında vefat ettiğini belirterek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı Ers şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların murisi …’nun müvekkili şirkette 14.03.2015 tarihinden itibaren çalışmaya başladığını, 1.900,00 TL maaş ile müvekkili şirkette yaklaşık 4 ay çalıştığını, müvekkili şirketin iş kazasının oluşumunda hiçbir kusurunun bulunmadığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.

2.Davalı … AŞ. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacıların, davalı … şirketine karşı yönelttikleri talebin 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMMS Genel Şartlarının A.6-d maddesi ile teminat dışı bırakıldığını, kazanın araç sürücüsü olan desteğin tam kusuru ile meydana geldiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;
A) Davacı … yönünden asıl davanın kısmen kabulü, birleşen Kayseri 4. İş Mahkemesi 2016/1181 Esas sayılı davanın reddi ile

1-290.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihi olan 01.10.2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …Ş’den alınarak davacı …’ya verilmesine,

2-Davacı … tarafından davalı … yönünden açılan maddi tazminat davasının reddine,

3-Davacı … tarafından davalı … ve davalı …Ş. yönünden açılan manevi tazminat davasının feragat nedeniyle reddine,

B) Davacı … ve … yönünden asıl davanın reddi, birleşen Kayseri 4. İş Mahkemesi 2016/1181 Esas sayılı davanın kabulü ile;

1-Davacılar … ve … tarafından davalı … yönünden açılan manevi tazminat davasının reddine,

2-Takdir edilen 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 04.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …Ş.’den alınarak davacı …’ya verilmesine,

3-Takdir edilen 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 04.11.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı …Ş.’den alınarak davacı …’ya verilmesine, karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı … davalılar vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı … istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun kaldırma ilamı doğrultusunda hazırlanmadığını, trafik – iş kazasının oluşumunda işverenin kusurlu olduğunu, müteveffanın usta bir şoför olmadığını, iş sağlığı – güvenliği eğitimlerinin verilmediğini, davacının yalnızca sigorta şirketi yönüyle manevi tazminat talebinden feragat ettiğini, işveren yönüyle manevi tazminattan feragat dilekçesinin olmadığını, sigorta şirketi yönündün davanın kabul kararı uygun olmasına karşın işveren yönüyle davanın reddi kararının doğru olmadığını belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.

2.Davalı Ers Grup … Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; kararın 8 inci ve 9 uncu kısımları uyarınca lehlerine verilen maktu vekalet ücretinin doğru olmadığını, dava değeri üzerinden nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.

3.Davalı … AŞ vekili istinaf dilekçesinde özetle; anne-baba hayatta olduğu için destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken pay ayrılması gerektiğini, davacı …’ya bağlanan aylığın peşin sermaye değerinin poliçe limitinden tenzil edilmesi gerektiğini, kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, birleşen davada … – …’nun vekili bulunmamasına rağmen vekalet ücretine hükmedildiğini, … – … yönünden ibraname imzalanmak suretiyle manevi tazminatların ödendiğini belirterek istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; kazalı muris …’nun 24.06.2015 tarihinde kullanmakta olduğu …… plakalı araç ile… plakalı kamyona çarpması sonrasında vefat ettiği, trafik kazasında …’nun Karayolları Trafik Kanununun 52/1-b uyarınca kusurlu olduğu, kamyon sürücüsüne herhangi bir kusuru izafe edilmediği; Cumhuriyet savcılığı dosyasında ve Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/37 D.iş sayılı tespit dosyasında alınan bilirkişi raporlarında, …’nun kullandığı…… plakalı aracın lastiklerinin ve fren tertibatında herhangi bir olumsuzluk olmadığı; Adli Tıp Kurumu … Grup Başkanlığı raporuna göre, müteveffanın kan, idrar ve mide içeriğinde uyutucu – uyuşturucu – uyarıcı maddeler bulunmadığı, olayla ilgili olarak Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2015/19938 karar sayısı ile kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiği, Kayseri 4. İş Mahkemesinin 2016/1181 Esas, 2016/552 Karar sayılı ilamı ile davacıların, davalı Mapfree Sigorta AŞ.’ne karşı açtıkları manevi tazminat talebine ilişkin davanın birleştirildiği, dava konusu olay Kurum müfettişinin 02.02.2016 tarih 105870-04/İR/04 sayılı roporuyla iş kazası sayıldığı, mahkemece alınan 19.04.2017 ve 04.04.2018 tarihli heyet kusur raporlarında kazalı …’ya %80, davalı işverene %20 oranında kusur verildiği ve her iki raporda … isimli makine mühendisinin müşterek olarak bulunduğu, raporlarda işveren şirkete verilen %20 oranında kusurun temel iş sağlığı ve güvenliği eğitimi verilmemesine, denetlenmemesine ve çalışana ait özlük dosyası tutulmamasına göre verildiği anlaşılmaktadır. Kaldırma – gönderme ilamı sonrası alınan 22.03.2021 tarihli kusur bilirkişi raporunda; davaya konu trafik iş kazasının tamamiyle aracın sürücüsü …’nun kusurundan kaynaklandığı, davalı işverenin kusurunun bulunmadığı belirtilmiştir. Farklı bir heyetten alınan 31.08.2021 tarihli kusur bilirkişi raporu ile çelişki oluşması nedeniyle 28.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda da, 22.03.2021 tarihli kusur raporuna katıldıklarını belirterek bu doğrultuda görüş belirtmişlerdir. Bu durumda, trafik kazasını tamamiyle müteveffa araç sürücüsü …’nun kusuru ile meydana geldiği, işverenin bu trafik iş kazasının oluşumunda herhangi bir kusurunun olmadığı da anlaşılmakla, bu doğrultuda kusura ilişkin mahkeme kabulünün yerinde olduğu, trafik iş kazasının oluşumunda davalı işverenin kusurunun olmaması, davalı … yönüyle manevi tazminat taleplerinden feragat edilmesi nedeniyle de davalı işveren yönüyle maddi – manevi, davalı … yönüyle manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesinin dosya kapsamına uygun görüldüğü, davalı işveren yönüyle maddi – manevi tazminat davaları reddedildiğinden AAÜT’nin 10/3 ve 13/4 fıkraları uyarınca, işveren şirket lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olduğu, birleşen davada davacıların vekil ile temsil edildiği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun yerinde görüldüğü, poliçe teminat miktarında sorumluluğa hükmedilmesinin isabetli görüldüğü gerekçesiyle;

Taraf vekillerinin Kayseri 4. İş Mahkemesi 23.06.2022 tarih ve 2020/41 Esas – 2022/221 Karar sayılı ilamına yönelik istinaf başvurularının, HMK’nin 353/1-b maddesinin (1) numaralı bendi uyarınca esastan reddine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı … AŞ vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı …Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebeplerle aynı doğrultuda kararının bozulması gerektiğini belirtmiştir.

C. Gerekçe
C.A. Davalı …Ş. vekilinin hükmedilen manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Mülga 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 20.07.2016 tarihinden itibaren uygulanan 8 inci maddesinin 3 üncü fıkrasına göre, “Bölge Adliye Mahkemesinin para ile değerlendirilemeyen dava ve işler hakkındaki kararları ile miktar veya değeri beşbin lirayı geçen davalar hakkındaki nihaî kararlara karşı tebliğ tarihinden başlayarak sekiz gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.” Bu fıkradaki “beşbin” ibaresi 6763 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi ile “Kırk Bin Türk Lirası” şeklinde değiştirilmiştir.

Mülga 5521 sayılı Kanun’un, 6763 sayılı Kanun 5 inci maddesi ile değişik beşinci fıkrasına göre parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı öngörülmüştür.

25.10.2017 tarihinde yürürlüğe giren 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 8 inci maddesinde “temyiz edilemeyen kararlar” sayılmış ancak miktar itibariyle kesinliğe bu maddede yer verilmemiş, 7/3 üncü maddede, 6100 sayılı HMK’nın kanun yollarına ilişkin hükümlerinin, iş mahkemelerince verilen kararlar hakkında da uygulanacağı belirtilmiştir.

6100 sayılı HMK’nın 362/1-a maddesi uyarınca, Bölge adliye mahkemelerinin miktar veya değeri kırk bin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararların temyiz yoluna başvurulamayacağı hükme bağlanmıştır. HMK Ek madde 1 hükmüne göre de 362 nci maddedeki parasal sınırların, her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanacağı belirtilmiştir.

HMK 362/2 nci maddesine göre “Birinci fıkranın (a) bendindeki kararlarda alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda, kırk bin Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması hâlinde, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü kırk bin Türk Lirasını geçmeyen tarafın temyiz hakkı yoktur. Ancak, karşı taraf temyiz yoluna başvurduğu takdirde, diğer taraf da düzenleyeceği cevap dilekçesiyle kararı temyiz edebilir”

HMK 366 ncı maddenin yollaması ile temyiz yolunda da uygulanan 346 ncı madde uyarınca, temyiz dilekçesi kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı veren mahkeme temyiz dilekçesinin reddine karar verir. Ancak temyiz edilen karar kesin olduğu halde bu konuda inceleme yapılıp karar verilmeksizin dosya Yargıtay’a gönderilmiş ise 01.06.1990 tarih, 1989/3 E. – 1990/4 K. sayılı içtihadı birleştirme kararı gereğince dosyanın mahalline çevrilmesine gerek olmaksızın Yargıtay tarafından temyiz talebinin reddine karar verebilecektir.

Yukarıda belirtildiği şekilde, iş mahkemelerinin kararlarının istinaf incelemesi sonucu bölge adliye mahkemelerince verilen kararlarda karar tarihine göre kesinlik sınırı: 20.07.2016 – 01.12.2016 tarihleri arasında 5.000,00 TL; 02.12.2016 tarihi sonrası için 40.000,00 TL; 01.01.2017 sonrası için 41.530,00 TL ve 01.01.2018 tarihi sonrası için 47.530,00 TL; 01.01.2019 tarihi sonrası için 58.800,00 TL, 01.01.2020 tarihi arası için 72.070,00 TL, 01.01.2021 tarihi sonrası için 78.630,00 TL, 01.01.2022 tarihi sonrası için 107.090,00 TL’dir.

Bu tür davalarda, 6100 sayılı HMK’nun 110 uncu maddesi kapsamında dava yığılması (objektif dava birleşmesi) kapsamında her bir talebin ayrı bir dava olduğu ve ayrı ayrı hüküm ve sonuç doğuracağı dikkate alınmalıdır.

Belirtilen açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, temyize konu tutarın yukarıda değinilen temyiz (kesinlik) sınırının altında bulunduğu anlaşılmakla davalı …Ş. vekilinin bu kısma yönelik temyiz itirazlarının aşağıdaki şekilde reddine karar verilmiştir.

C.B. Davalı …Ş. vekilinin davacı eş lehine hükmedilen maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, iş kazası nedeniyle vefat eden sigortalının yakınlarının maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun’un 417 nci maddesi, 5510 sayılı Kanun’un 13, 16, 20 ve 21 inci maddeleri ile 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanun’un 4 üncü maddeleri.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz edenin sıfatına, temyiz kapsam ve nedenlerine göre, davalı …Ş. vekilince temyiz sebebi olarak ileri sürülen sebeplerin aynı zamanda istinaf sebebi olarak daha evvelce ileri sürüldüğü ve Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinde açıklandığı şekilde incelenerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği bu yönle Bölge Adliye Mahkemesince oluşturulan gerekçenin de yerinde olduğu dikkate alındığında kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davalı …Ş. vekilinin hükmedilen manevi tazminatlara yönelik temyiz isteminin miktardan REDDİNE,

2. Davalı …Ş. vekilinin davacı eş lehine hükmedilen maddi tazminata yönelik Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

09.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.