Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/1952 E. 2023/2347 K. 13.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/1952
KARAR NO : 2023/2347
KARAR TARİHİ : 13.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/502 E., 2022/2360 K.
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 17.12.2016
HÜKÜM/KARAR : Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ödemiş 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2016/1164 E., 2019/620 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kurum işleminin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, davacının 03.10.1983 tarihinden 02.08.2004 tarihine kadar … San. Tic. A.Ş.’de sigortalı işçi olarak çalıştığını, davacının çalışmış olduğu bu sürelerin tamamında sigorta primleri ödendiğini, davacının işveren şirketi olan … San. ve Tic. A.Ş. davacının babasının da hissesi olduğundan, davacının babasının vefatından sonra davacı … bu şirkete aynı zamanda hissedar olduğunu, davacının 26.08.2005 tarihinde Ödemiş Vergi Dairesi’nde kayıt açtırarak nakliyecilik yapmaya başladığını, davacının bu faaliyeti halen devam ettiğini, davacının nakliyecilik yapmaya başladığında Bağkur’a kaydı yapıldığını ve nakliye işi yapmaya başladığı tarihten itibaren Bağkur kaydı devam ettiğini, davacının SSK’ya tabi olarak çalıştığı dönemlerin tamanını Bağkur’a aktarılması için davalı kuruma başvurduğunu, davalı kurum tarafından davacının 03.10.1983 tarihinden 02.08.2004 tarihine kadar olan tüm sigortalılığı iptal edildiğini, ancak bağkur’a aktarılmadığını, sigortali hizmet sürelerinin iptaline neden olarak davacının şirket ortağı olması gösterildiğini, davalı kurumun bu işlemi davacının zarar gördüğünü belirterek davacının SSK’ya tabi olarak çalıştığı 03.10.1983 – 02.08.2004 tarihleri arasında geçen sigortalı hizmet sürelerinin iptaline ilişkin kurum işleminin iptaline, davacının iptal edilen bu sigortalılık sürelerinin Bağkur’a aktarılmasını talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, davacının kuruma başvurarak 1479 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesine göre tescilini yaptırmadığı gibi 26 ıncı maddeye göre resen tescil işleminin de yapılmadığını, 04.10.2000 tarihinde 619 sayılı KHK ile getirilen düzenlemenin, Anayasa Mahkemesinin 26.10.2000 tarih, 2000/61-34 sayılı kararıyla iptal edildiğini ve iptal kararının, RG’de yayınlanmasından başlayarak 9 ay sonra yürürlüğe girmesinin kararlaştırıldığını, böylece 08.11.2000 günlü RG’de yayınlanan iptal kararının 9 ay sonraki tarih olan 08.08.2001 tarihinde yürürlüğe girdiğini, yeni düzenlemenin 02.08.2003 günlü RG’de yayınlanan 4956 sayılı Kanun’un geçici 18 inci maddesiyle yapıldığını, anılan hükümle ” Bu Kanuna göre sigortalılık niteliği taşıdıkları halde, 04.10.2000 tarihine kadar kayıt ve tescilini yaptırmamış olan sigortalıların, sigortalılık hak ve mükellefiyetleri 04.10.2000 tarihinden itibaren başlar, ancak bu Kanuna göre zorunlu sigortalı olarak tescil edilmiş olanların sigortalılıkları bu Kanun’un yürürlük tarihinden itibaren 6 ay içinde Kuruma yazılı olarak başvurmaları ve 20.04.1982 – 04.10.2000 tarihleri arasında vergi kayıtlarını belgelemek ve belgelenen bu sürelere ilişkin olarak 49 ek ve ek 15 inci maddelere göre hesaplanacak prim borçlarının tamamını tebliğ tarihinden itibaren 1 yıl içinde, ödeme tarihinde bulundukları gelir basamağının yürürlükte olan prim tutarı üzerinden ödemek kaydıyla bu süreler sigortalılık süresi olarak değerlendirilir” düzenlemesinin yapıldığını, anılan hükmün yayım tarihi olan 02.08.2003 tarihinde yürürlüğe girdiğini, davacının, 1479 sayılı Kanuna 4956 sayılı Kanun’un 47 inci maddesi ile eklenen geçici 18 inci madde gereğince, Kanun’un yürürlüğe girdiği 02.08.2003 tarihinden itibaren 6 ay içinde Kuruma başvurarak 04.10.2000 tarihinden önceki “esnaf kaydını” belgelemek suretiyle bu sürelere ilişkin prim borçlarını ödeme isteğinde bulunmadığından, böylece Ek Geçici 13 üncü maddeye göre 11.10.1991 itibariyle tescil olunmadığı gibi aynı hükümden yararlanarak 11.10.1991 – 29.12.1994 arasındaki süreyi borçlanma hakkından da yararlanmadığını, öte yandan, 1479 sayılı Kanun da 506 sayılı Kanun’un 79/10 maddesinde öngörülen ve geçmiş hizmetlerin sigortalı olarak sayılmasının tespitine imkan veren yasal bir düzenleme mevcut olmadığından, Kanun’un cevaz vermediği bir durumun yargı yoluyla tespitinin mümkün olmayacağını, dolayısıyla 04.10.2000 tarihinden önce kayıt ve tescili yapılmamış olan çalışmaların Bağ-Kur kapsamına giren sigortalılıktan sayılmasına karar verilemeyeceğini, ayrıca yasa koyucunun zaman zaman çıkarmış olduğu borçlanma yasaları ile Bağ-Kur’a kayıt ve tescilini yaptırmamış sigortalıların hak ve mükellefiyetlerinin belirli tarihlerden itibaren başlayacağı yönünde hükümler koyduğunu, en son 5510 sayılı Kanun’un geçici 8 inci maddesi ile 04.10.2000 – 01.10.2008 tarihine kadar olan süreleri belgeleyerek borçlanma hakkı verilmiş olup, bu hakkın kullanılmamasının da hak düşürücü süreye bağlandığını öne sürerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.06.2019 tarihli ve 2016/1164 E., 2019/620 K., sayılı kararıyla davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 08.06.2020 tarihli ve 2019/2009 E., 2020/805 K., sayılı kararıyla; 11.12.1984 tarihi itibariyle 18 yaşını ikmal eden davacının, dava dışı … San. ve Tic. A.Ş.’de kurucu ortaklığının babasının ölümü üzerine intikal ettiği, davacıya ortaklığın babasından intikal ettiği tarih itibariyle davacının 18 yaşını ikmal etmediği, SSK Genel Müdürlüğü Teftiş Kurulu Başkanlığı‘nın 25.10.2002 tarih ve 2002/SR-156/91 sayılı raporunda, davacının çalışmalarının fiili ve gerçek olmadığına ilişkin bir tespit bulunmadığı, münhasıran anılan şirket kurucu ortaklığına dayandığı, davacının iptal edilen 03.10.1983 – 02.08.2004 tarihleri arasındaki 506 sayılı Kanun kapsamındaki zorunlu sigortalılığı döneminde, Kurumun davacının 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalılığını başlattığı tarihin 03.08.2004 tarihi olduğu dikkate alındığında, urum tarafından kabul edilen 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalılığının bulunmadığı, bu nedenle çakışan, 506 sayılı Kanun kapsamında sigortalılık ile 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalık bulunmadığından, baskın çalışmanın araştırılmasına gerek olmadığı gözetildiğinde, davacının 03.10.1983 – 02.08.2004 tarihleri arasındaki 506 sayılı Kanun kapsamındaki zorunlu sigortalılığını iptal eden Kurum işleminin yerinde olmadığı, davacının 18 yaşını ikmal tarihi olan 11.12.1984 tarihi öncesi 506 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığında 506 sayılı Kanun’un 60/G maddesinin tatbikinin Kurumun infaz aşamasında değerlendirebileceği anlaşıldığı, sonuç itibariyle 6100 sayılı yasanın 355 inci maddesinde yer alan, incelemenin, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı, ancak, kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde bunun kendiliğinden gözetileceği yönündeki düzenleme çerçevesinde yapılan incelemede, delillerin takdiri ve yasanın uygulanmasındaki hatanın giderilmesinin yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği dikkate alınarak davalı Kurum vekilinin istinaf talebinin kabulüne, Ödemiş 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi’nin, 13.06.2019 tarihli, 2016/1164 E., 2019/620 K., sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi nin 2 numaralı alt bendi gereğince kaldırılmasına, davanın kabulüne, davacı … T.C. Kimlik numaralı …’nün 74826 sicil nolu iş yeri … San. ve Tic.A.Ş. Nezdinde 03.10.1983-02.08.2004 tarihleri arasında geçen sigortalılık süresinin iptaline ilişkin kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Daire kararında; davacının dava dışı … San. Tic. A.Ş. ve … Yağ A.Ş. Kurucu ortak olması nedeniyle, 4/1-a kapsamında bildirime konu olan 03.10.1983 – 30.11.1986 ve 01.06.1988 – 02.08.2004 dönemlerde davacının şirketlerle ilişkisinin 1479 sayılı Kanun 24 üncü madde kapsamında vekalet ilişkisi mi yoksa 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesi kapsamında hizmet akdimi olduğu hususu irdelenip sonucuna göre karar verilmelidir yönünden bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesince, hükmüne uyulan bozma ilamı sonrası yargılamada; davacının babası … ‘nün de ortakları arası bulunduğu … Kollektif Şirketi – … ve Ortakları unvanlı şirketin, 21.04.1973 tarihinde tescil edildiği; davacının babasının 02.02.1980 tarihinde ölümü üzerine, şirket ortaklığına mirasçılık konumuyla davacının da girdiği; şirketin 31.05.1985 tarihinde nevi değiştirip Anonim Şirkete dönüşmesi üzerine, davacının da 413/15.000 payla şirket kurucu ortağı olduğu dosya kapsamındaki kayıtlarla sabit olup; uyulan bozma ilamı doğrultusunda yapılan inceleme kapsamında, isimleri davacı adına bildirim yapılan işyeri bordrolarında yer alıp hayatta olduğu için ulaşılabilen tanıklar … ve …, davacının işyerinde eylemli olarak şoförlük, tuğla sökümü ve araç onarım işlerinde eylemli olarak ücretli işçi konumunda çalıştığını beyan etmiştir. Davacıya yapılan ücret ödemelerini gösterir her tür bordro ve belgeleri ile bu konuda banka hesap numarası mevcut ise buna ilişkin bilgilerin gönderilmesi yönündeki yazıya işveren şirket tarafından verilen yanıtta, bu konudaki bilgi ve belgelere ulaşılamadığı beyan edilmiştir. Uyulan bozma ilamı gereğince yapılan inceleme araştırma sonucu elde edilen kanıtlar ile bozma öncesi yapılan yargılama sürecinde elde edilen tüm kanıtlar birlikte değerlendirildiğinde; davacının, dava konusu dönemdeki çalışmasının hizmet sözleşmesine dayalı olduğu; dava konusu dönemin tümü yönünden 1479 sayılı Kanun kapsamında sigortalı kabulü yönünde davalı Kurum tarafından dahi işlem gerçekleştirilmediği dikkate alınarak; bozma ilamı gereğince yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda, davanın kabulüne, davacı … T.C. Kimlik numaralı …’nün 74826 sicil nolu iş yeri … San. ve Tic. A.Ş. nezdinde 03.10.1983 – 30.11.1986, 01.06.1988 – 31.03.2003 ve 16.06.2003 – 02.08.2004 tarihleri arasında geçen sigortalılık süresinin iptaline ilişkin kurum işleminin iptaline karar verildi.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, çalışmanın ispatlanamadığını, davacının Bağ-Kur sigortalısı olması gerektiğini, yeterli inceleme yapılmadığını beyanla kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 4/1-a kapsamında geçen çalışmalarının iptaline dair kurum işleminin iptalininin tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanunun 79, 1479 sayılı Kanun’un 24, 25 inci maddesidir.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı Kurum vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle ;
Davalı kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,

13.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.