Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/200 E. 2023/356 K. 16.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/200
KARAR NO : 2023/356
KARAR TARİHİ : 16.01.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/871 E., 2022/2098 K.
DAVA TARİHİ : 20.05.2016
KARAR : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 14. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/340 E., 2017/234 K.

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen tarım bağ kur sigortalılığının tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararına direnilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulu tarafından direnme kararının bozulmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 13.08.1996 ve 25.12.1995 tarihli müstahsil makbuzlarına göre teslim ettiği üründen yapılan tevkifat uyarınca Tarım Bağ-Kur sigortalılığının 13.08.1996 tarihinden başlatılması gerektiğinin tespitine, tescil tarihinden itibaren sigortalılığının devamına ve ihya talebinin kabulü ile çıkacak prim borçlarının ihya edilmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiş; 06.07.2017 tarihli ıslah beyanında; istemin bilirkişi raporunda belirtildiği üzere 01.06.1995 tarihi itibariyle değerlendirilmesini talep ettiğini belirtmiştir.

II. CEVAP
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 06.07.2017 tarihli ve 2016/340 E., 2017/234 K. sayılı kararı ile; dava konusu edilen dönemde Kurum kayıtlarında davacı adına yapılan tevkifat ya da bildirim bulunmamakla birlikte teslim ettiği ürün bedelinden … Zeytinyağı Fabrikası … tarafından tanzim edilen 13.05.1995 tarihli müstahsil makbuzunda 1.800 TL prim kesintisi yapıldığı, davacının müstahsil makbuzunu saklayarak Kurumun 26.03.2004 (1994) tarihli ve 4 seri nolu Tebliği gereği kendisine bu konuda yüklenen sorumluluğu yerine getirdiği, ürün bedelinden yapılan tevkifatı Kurum hesabına aktarmanın dava dışı işletme sahibinin, bunları takip etmenin ise Kurumun sorumluluğunda olduğu, müstahsil makbuzu ile kesildiği sabit olan primin Kurum hesabına aktarılmamasından davacının sorumlu tutularak sosyal güvenlik hakkına erişiminin engellenmesinin kanunun ruhuna, sosyal güvenliğin temel ilkelerine ve sosyal devlet anlayışına aykırı olduğu, davacı vekilinin dava dilekçesinde sözü ettiği diğer müstahsil makbuzlarının ise dosya içinde bulunmadığı gibi dava dışı … tarafından vergi dairesine verilen muhtasar beyannamelerin ekindeki davacının da adının yer aldığı müstahsil listesinde ürün bedelinin yazılı olduğu, prim kesintisine ilişkin bilgi bulunmadığı, ayrıca aynı şahsın dosyadaki dilekçesinde zirai ürün alımına ilişkin elinde makbuz mevcut olmadığını bildirdiği, bu nedenle davacının 12.05.2017 tarihli dilekçesi ile 06.07.2017 tarihli duruşmadaki beyanı birlikte değerlendirilerek ilk tevkifatın yapıldığı 13.05.1995 tarihini takip eden ay başı olan 01.06.1995 ile 31.12.1995 tarihleri arasında davacının Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun kabulü gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 10.11.2017 tarihli ve 2017/2241 E., 2017/1454 K. sayılı kararı ile; 1.800 TL prim kesintisi yapıldığı görünen 13.01.1995 tarihli müstahsil makbuzundaki tarih ve prim kesinti tutarı üzerinde tahrifat olduğunun çıplak gözle dahi fark edildiği gibi, … Zeytinyağı Fabrikası tarafından Kuruma 1995/1. ayda teslim edilen müstahsil listesinde davacının adına rastlanmadığının bildirilmesi karşısında gerçek şahıs tarafından yapılan tevkifatın Kuruma intikali söz konusu olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 25.02.2019 tarihli ve 2018/54 E., 2019/1310 K. sayılı kararı ile; “Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 27.11.2015 tarihli tescil talebine istinaden bu tarihten itibaren sigortalılığının başlatıldığı, 2007/44 sayılı Genelge gereği geriye dönük tescil işleminin yapılamadığının davacıya bildirildiği, 13.01.1995 tarihli, 18.000 TL prim kesintisi olan, … Zeytinyağı Fabrikası tarafından düzenlenen ürün teslimine ilişkin davacının adı ve soyadı yazılı makbuzun dosyada mevcut olduğu anlaşılmaktadır.

Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş kararları; Kurumun prim alacaklarını Bakanlar Kurulu kararı ile ürün bedellerinden tevkifat suretiyle tahsil etmesi halinde, Bağ-Kur’un prim ödenmesine rağmen, sigortalıyı re’sen kayıt ve tescil etmemesi, yasanın kendisine yüklediği re’sen tescil yükümlülüğüne aykırılık teşkil ettiğinden, prim tevkifatının yapıldığı tarihi izleyen aybaşından itibaren sigortalı olarak kabulü gerektiği yönündedir.

İlk prim kesintisini izleyen yıllarda prim kesintisi veya ürün tesliminin gerçekleştiğinin belirlendiği durumlarda, bu yıllar için de tespit kararı verilmesi gerekmektedir.

Tarım Bağ-Kur sigortalılığının temel koşulu 2926 sayılı Kanun’un 2/1 ve 3/b maddelerinde belirtildiği gibi, tarımsal faaliyette bulunmaktır. Prim tevkifatına dayalı tespit davasında, salt ziraat odası ve kooperatif kaydı gibi belgelerin bulunması, davanın kabulü için yeterli değildir. Tarımsal faaliyetin sürdüğünün, faaliyete ilişkin olarak hangi tarımsal ürünlerin üretildiği, nereye satıldığı veya teslim edildiği gibi hususlar da somutlaştırılarak belirlenmelidir. Prim tevkifatı ve ürün tesliminin, iki yıla kadar olan süre dışında süreklilik arzettiği hallerde de, tarımsal faaliyetin sürekli olduğu kabul edilebilir.

Somut olayda, uyuşmazlık konusu 13.01.1995 tarihli müstahsil makbuzundan davacının Bağ-Kur dosyasında iki fotokopi mevcut olup tahrifatın birinde olduğu fakat diğerinde tahrifat yapılmadığı ve tahrifat yapılmadan da okunaklı şekilde bağkur kesintisi olduğu dikkate alınmadan ve kurumun davacının adının olmadığını iddia ettiği … Zeytinyağı Fabrikası tarafından Kuruma 1995/1 ayda teslim edilen müstahsil listesinin de dosya arasına alınmadan hüküm kurulması hatalıdır.

Yapılacak iş, … Zeytinyağı Fabrikası tarafından Kuruma 1995/1 ayda teslim edilen müstahsil listesini dosya arasına almak ve 13.01.1995 tarihli müstahsil makbuzunda tahrifat olmadığını gözeterek sonucuna göre değerlendirerek karar vermekten ibarettir.” gerekçesi ile karar bozulmuştur.

B.Direnme Kararı:
Bölge Adliye Mahkemesinin 22.05.2019 tarihli ve 2019/631 E., 2019/777 K. sayılı kararı ile; müstahsil makbuzunun düzenlendiği tarihte yürürlükte bulunan 2926 sayılı Kanun’un 36. maddesindeki hükmün Kuruma tescil başvurusu yapıp sigortalı konumunu kazanmış kişilerin prim borçlarına ilişkin olduğu, ancak sigortalılık tescili bulunmayanların teslim ettiği ürün bedelinden usulsüz de olsa yapılan kesintinin kayıtlarına girmesine rağmen bu tutarı iade etmeyip üreticinin sigortalılığı konusunda da işlem yapmayan Kurumun ürün tesliminden prim kesintisi yapılan üreticiyi sigortalı kabul etmesi gerektiğinin ise yargı kararlarıyla zorunlu kılındığı, bu kapsamda kamu kurumları tarafından yapılan kesintilerin kamuya güven ilkesi gereği Kuruma intikali aranmamakta ise de, sigortalılık niteliği konusunda inceleme yapma ve sigortalı olmayanlardan tevkifat yoluyla prim tahsil etme yetkisi bulunmayan gerçek ve özel hukuk tüzel kişilerinin yaptıkları prim kesintilerinin Kurum kayıtlarına intikal ettirilmemesi durumunda geçmişe dönük sigortalılık statüsü tanınmasının mümkün olmadığı, prim kesintisinin Kuruma kayıtlarına intikal ettirilip ettirilmediği konusunun ürün teslim eden ile teslim alan arasında özel hukuk ilişkisi ötesinde sosyal güvenliğe etkisinin bulunmadığı, Kurumun 26.03.1994 tarihli ve 4 seri nolu tebliğinde tüm üreticilerin teslim ettikleri ürünlerden prim kesintisi yapılması gerektiği gibi bir yaklaşımın benimsenmediği, sosyal güvenlik temel insan haklarından olmakla birlikte nimet-külfet dengesini gözeten sistem gereği sigortalının başvurusu, belirlenen düzen ve belli bir süre prim ödenmesi gibi bir kısım yükümlülüklerin yerine getirilmesi gerektiği, davacının kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyeti nedeniyle sigortalılık haklarını takip etme yükümlülüğünü öngören yasal düzenlemeler gereğince talep konusu dönemde herhangi bir işlem yapmadığı, Kuruma sigortalılık iradesini gösterir başvurusunun bulunmadığı, aradan 20 yıl geçtikten sonra içeriğinde yer alan kesintinin Kurum kayıtlarına intikal etmediği belirgin olan ve geçerli olduğunun kabulünü gerektirir niteliğe sahip olmayan makbuza dayalı istemin kabulüne olanak bulunmadığı, bu nedenle yerleşik Yargıtay içtihatlarından ayrılan ve içtihat değişikliğine yol açacak uygulamanın Hukuk Genel Kurulunca karara bağlanması gerektiği gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.

C.Direnme Kararının Temyizi:
Direnme kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

D.Hukuk Genel Kurulu Kararı
Hukuk Genel Kurulu’nun 18.01.2022 tarihli 2019/(21)10-594 Esas, 2022/9 Karar sayılı ilamı ile, “Somut olayda davacının 27.11.2015 tarihili başvurusu üzerine Kurum tarafından ibraz ettiği müstahsil makbuzuna ait tevkifat bildirim listesinde ismine rastlanmadığından bahisle 2007/44 sayılı genelgeye istinaden geriye dönük tescil işlemi yapılmasının mümkün olmadığı belirtilerek 27.11.2015 tarihi itibariyle sigortalılığının başlatıldığı, davacıya ait Bağ-Kur sigorta şahsi sicil dosyası içinde 13.01.1995 tarihli müstahsil makbuzundan iki fotokopi mevcut olduğu, makbuzların birinde tarih ve prim kesinti tutarı üzerinde tahrifat bulunmakla birlikte diğerinde tahrifat olmadığı, tahrifat yapılmamış müstahsil makbuzunda … Zeytinyağı Fabrikası … tarafından Bağ-Kur prim kesintisi yapıldığının görüldüğü, Kurumca ilk derece mahkemesine hitaben yazılan 14.02.2017 tarihli cevabi yazıda makbuz tarihinin 1995/05 olmasına rağmen firma bildirim listelerinde 1995/01 olarak bulunduğu ancak kişinin herhangi bir kimlik bilgisi olmadığından işleme alınmadığının bildirildiği görülmüştür.

Şu hâlde yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; ürün tesliminin özel kuruluşlara yapılması hâlinde hak ve mükellefiyetin başlangıcı için bu tevkifatın Kurum hesabına intikal etmesinin zorunlu olması gerektiği dikkate alınarak davacının teslim ettiği ürün bedelinden tevkifat yoluyla prim kesintisi yapılmış olan 13.01.1995 tarihli müstahsil makbuzunun geçerli olduğu kabul edilmek suretiyle … Zeytinyağı Fabrikası … tarafından 1995/1. ayda düzenlenerek Kuruma teslim edilen tevkifat bildirim listesi getirtilmeli ve dava dışı gerçek kişi tarafından ürün teslimi sırasında tevkifat yoluyla davacı adına kesilen primin Kurum hesabına intikal edip etmediği araştırılarak prim kesintisinin Kurum hesabına intikal ettiğinin tespiti hâlinde davacının 12.05.2017 tarihli dilekçesi ile 06.07.2017 tarihli duruşmadaki ıslah beyanı da dikkate alınarak sigortalı olduğunun kabulüne, aksi durumda davanın reddine karar verilmelidir.” denilerek direnme kararının değişik gerekçe ile bozulmasına karar verilmiştir.

E. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile … Zeytinyağı Fabrikası … (… T.C. Kimlik numaralı) tarafından 1995/1. ayda düzenlenerek Kuruma teslim edilen tevkifat bildirim listesi ve … tarafından ürün teslimi sırasında tevkifat yoluyla davacı … adına kesilen primin Kurum hesabına intikal edip etmediği konularında bilgi istmini içeren yazıya … Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından verilen yanıtı içeren 25.07.2022 tarihli yazı içeriğinde, ” … T.C. Kimlik numaralı … adına l995/01 dönemi … firmasına ait kesinti bildirim İlistelerinde yapılan araştırmada kesintilerin Kurumumuz hesaplarına intikal ettiği ancak tevkifat listelerinde baba adı ve doğum tarihi bilgilerinin yazılmadığı, prim kesintisinin herhangi bir kişiye mal edilip edilemediği tespit edilememektedir.” bilgisine yer verildiği, Kemalpaşa İlçe Nüfus Müdürlüğünden, Kemalpaşa ilçe nüfus kayıtlarında yer alan … adlı kişilere ilişkin T.C. Kimlik ve nüfus kayıt bilgilerinin gönderilmesinin istenmiş; gelen bilgilerden, davacı dışında 05.01.2007 ve 01.01.2009 doğum tarihli iki kişinin kaydına yer verilmiş ise de, kesinti sonrasında doğan kişiler yönünden işlem gereği duyulmadığı, Kemalpaşa İlçe Jandarma Komutanlığı aracılığıyla, köy muhtar ve azalarının bilgilerine de başvurulmak suretiyle 1995 yılı ve halen Kemalpaşa Ulucak Köyü/Mahallesinde yaşayan ve tarımsal faaliyete bulunan … adlı kişiler konusunda yapılan araştırma sonucunda da, 06.09.1992 doğumlu bir kişinin varlığı belirtilmiş ise de, doğum tarihi itibariyle bu kişi yönünden de inceleme gereği duyulmadığı, bozma gereğince yapılan inceleme ve değerlendirme yanında, davacı tarafça istinaf edilmeyen ilk derece mahkemesi kararı nedeniyle davalı yararına oluşan usuli kazanılmış hakkın da gözetilerek karar verileceği gerekçesi ile, davanın kısmen kabulüne davacının 01.06.1995 – 31.12.1995 tarihleri arasında 2926 sayılı Kanun kapsamında Tarım Bağ-Kur sigortalısı olduğunun tespitine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, 2926 sayılı Kanun uyarınca bildirim yükümlülüğünün davacıya ait olduğu, davacının iddia ettiği tevkifat kesintisi dışında prim ödemesi olmadığı, kurum aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, Tarım Bağ Kur sigortalılığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, mülga 2926 Kanun’un 2/1, 3/b maddeleri ile 36 ıncı maddesinin 1 inci fıkrası

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle ;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

16.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.