Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/2016 E. 2023/2214 K. 08.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2016
KARAR NO : 2023/2214
KARAR TARİHİ : 08.03.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
KARAR : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ: Kaş Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi

Taraflar arasındaki tarım Bağ-Kur sigortalılık tespiti ve yaşlılık aylığı bağlanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 21.11.2011 yılında davalı Kuruma başvuru yaptığını, Kurumca belirlenen prim bedelini yatırdığını, davalı Kurumun yazısı ile tarımsal faaliyetin tespiti yapıldığından 01.03.1998 tarihinden itibaren sigortalılığının 12982590714 TC kimlik numarası üzerinden 7291405119 Bağ-Kur numarası ile başlatıldığının bildirildiğini, ancak müvekkiline yaşlılık aylığının bağlanmadığını, tevkifattan sonra silinen ve daha sonra eklenen hizmetlerinin tekrardan eklenmesi ve müvekkilinin emekliliğine karar verilmesi için 02.02.2018 tarihinde davalı Kuruma başvuru yaptıklarını, tevkifatı yapan komisyoncunun kesinti listelerinin kuruma intikal etmediği tespit edildiğinden sigortalılık tescilinin yapılmadığından bahisle taleplerinin reddedildiğini, ancak tevkifatı komisyoncu …’in yaptığını ve süresinde Kuruma bildirdiğini, tüm bu sebeplerle müvekkilin sigortalılık başlangıç tarihinin 11.02.1998 olarak tespitine, müvekkiline emekli maaşının bağlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; Kurum kayıtlarına göre davacının 21.07.2011-28.11.2013 tarihleri arasında hizmet süresinin bulunduğunu, 11.02.1998 tarihli müstahsil makbuzu fotokopisindeki … isimli sebze ve meyve komisyoncu makbuzuna ilişkin tevkifata dair kesinti listelerinin kuruma intikal etmediği tespit edildiğinden davacının talebinin reddedildiğini, bu sebeplerle davacının davasının reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının tarım bağkur sigortalısı sayılma koşullarını taşıyıp taşımadığının tereddüte mahal bırakmayacak şekilde açıklığa kavuşturulmamış olduğunu, davacının seracılık yaptığını beyan eden tanığın beyanında kesinti yapıldığı ve kesinti listesinin kuruma verildiğine yönelik bir açıklama bulunmadığını, davacının tevkifatın kesildiği 1998 yılında Demre ilçesinde ikamet edip etmediği ile ilgili bir araştırma yapılmamış olduğunu, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulmuş olduğunu, müvekkili Kurumun harçtan muaf olmasına rağmen aleyhine yargılama giderleri ile birlikte harca hükmedilmiş olduğunu belirtmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “Somut davada, aidiyet ve intikal şartı ile ilgili sorun olmasa kurumun tescil ettiği süreyi iptal etmeyeceği açıktır. Kurum uygulamasında bir defa tevkifat varsa ve kişi Ziraat Odası üyesi ise başkaca ürün teslimi ve tevkifat olmadan sigortalılığın devam ettirildiği malumdur. Sosyal Güvenlik Kurumu, Sosyal Güvenlik Yasalarını uygulama konusunda ilk sırada gelmektedir. Mahkemelerin sigortalı olma şartlarını dahada ileriye götürerek kurumun aramayacağı şartları araması doğru olmayacaktır. Benzer gerekçelerle dairemizce verilen bir karar Yargıtay’ca onaylanmıştır. (Dairemizin 08.09.2017 tarih ve 2017/1688 esas, 2017/1646 karar sayılı kararı kapatılan Yargıtay 21. Hukuk Dairesi’nin 25.02.2019 tarih ve 2018/283 esas, 2019/1311 karar sayılı kararı ile onanmıştır.)

Öte yandan dairemizce yazılan müzekkereye kurumun 09.12.2022 tarihinde verdiği cevapla, davacının prim borcu bulunmadığı, 01.03.2018 tarihi itibarıyla yaş ve prim ödeme gün sayısı dahil yaşlılık aylığına hak kazandığı bildirilmiştir.
İlk derece mahkemesince harçtan muaf olan kurum aleyhine yargılama giderleri içine katılarak harca hükmedilmesi hatalı olmuştur.” gerekçesiyle “1- Davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 2 numaralı alt bendi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına,

2- Davanın kabulü ile; davacının 01.03.1998 – 21.05.2009 tarihleri arasında tarım Bağ-Kur sigortalısı olarak tespiti ile davacının kısmi emeklilik şartlarını taşıması sebebiyle emeklilik aylığı bağlanmasına,” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde; dava açılmasına sebebiyet vermediklerini, aleyhe yargılama gideri olmaması gerektiği, Kurum işleminin yerinde olduğunu belirterek kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, tarım Bağ-Kur sigortalılığın tespiti ve yaşlılık aylığı bağlanmasına ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2926 sayılı Kanun’un 2, 3, 5, 6, 9, 10 uncu maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 3, 4, 6, 7, 9 uncu maddeleri, 506 sayılı Kanun’un Geçici 81 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1. Dosya kapsamı incelendiğinde, 1998 Şubat ayına ait tevkifat kesintisi ve 06.03.1995-21.05.2009 tarihleri arası ziraat odası kaydı bulunan davacı için 01.03.1998-21.05.2009 tarihleri arasında tarım Bağ-Kur sigortalı kabul eden Kurumun daha sonra tevkifat kesintisinin Kurum kayıtlarına intikal etmemesi nedeniyle sigortalılığı iptal ettiği, ilgili dönemde sigortalı olduğunun tespiti ve yaşlılık aylığı bağlanması istemli açılan işbu davada, Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.

2.2926 sayılı Kanun’un 2 nci maddesinde, Kanunla veya kanunların verdiği yetkiye dayanılarak kurulan sosyal güvenlik kuruluşları kapsamı dışında kalan ve herhangi bir işverene hizmet akdiyle bağlı olmaksızın, 3 üncü maddenin (b) bendinde tanımlanan tarımsal faaliyette bulunanların tarım Bağ-Kur sigortalısı sayılacakları belirtilmiştir.

3.Anılan Kanunun 3 üncü maddesinin (b) bendinde “Tarımsal faaliyette bulunanlar: Kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde, kamuya mahsus mahallerde ekim dikim, bakım, üretim, yetiştirme ve ıslah yollarıyla veya doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünlerinin üretimini, avlanmasını, avcılar ve yetiştiriciler tarafından muhafazasını, taşınmasını sağlayanlar veya bu ürünlerden sair bir şekilde faydalanmak suretiyle kendi adına ve hesabına faaliyette bulunanlar” olarak tanımlanmış, 5 inci maddesinde, sigortalı olmanın zorunlu olduğu, sigortalı olmak hak ve yükümlülüğünden vazgeçilemeyeceği ve kaçınılamayacağı, 6 ncı maddesinde ise, diğer sosyal güvenlik kuruluşları kapsamına tabi bir işte çalışanların, çalışmaya başladıkları tarihten bir gün önce, sigortalılıklarının sona ereceği hüküm altına alınmıştır. Ayrıca aynı Kanunun 9 uncu maddesi Kuruma re’sen tescil yükümlülüğü yüklemiştir.

4.Anılan Kanunun 10 uncu maddesine göre ise, kayıt ve tescil işlemlerinde valilik, kaymakamlık, özel idare, belediye, muhtarlık ve nüfus idareleri kayıtları ile, diğer kamu Kurum ve kuruluşlarının, Kanun’la kurulu meslek kuruluşlarının, tarım satış kooperatifleri ve birliklerinin T.Şeker Fabrikaları Anonim Şirketi ve tarım kesimine yönelik faaliyette bulunan milli bankaların kayıtlarının esas alınacağı bildirilmiştir.

5.5510 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (b) maddesinde, köy ve mahalle muhtarları ile hizmet akdine bağlı olmaksızın kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan tarımsal faaliyette bulunanların sigortalı olacakları, anılan Kanun’un 3 üncü maddesinde ise tarımsal faaliyetin, “Kendi mülkünde, ortaklık veya kiralamak suretiyle başkalarının mülkünde veya kamuya mahsus mahallerde; ekim, dikim, bakım, üretme, yetiştirme ve ıslah yoluyla yahut doğrudan doğruya tabiattan istifade etmek suretiyle bitki, orman, hayvan ve su ürünleri elde edilmesini ve/veya bu ürünlerin yetiştiricileri tarafından; muhafazasını, taşınmasını veya pazarlanmasını,” ifade edeceği, 7 nci maddenin (b) bendinde sigorta hak ve yükümlülüklerinin “tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için tarımsal faaliyetlerinin kanunla kurulu ilgili meslek kuruluşlarınca veya kendilerince, bir yıl içinde bildirilmesi halinde kaydedildiği tarihten, bu süre içinde bildirilmemesi halinde ise bildirimin Kuruma yapıldığı tarihten” itibaren başlayacağı, 9 uncu maddenin 1 inci fıkrasının 5 inci bendi gereği sigortalılığın “Tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için, tarımsal faaliyetinin sona erdiği veya 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca muafiyet kapsamına girdiği yahut 65 yaşını doldurması nedeniyle talepte bulunduğu tarihten,” itibaren sona ereceği, 6 ncı maddenin (ı) bendinde ise, Kamu idarelerinde ve Kanunun ek 5 inci maddesi kapsamında sayılanlar hariç olmak üzere, tarım işlerinde veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz işlerde çalışanlar ile tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlardan; tarımsal faaliyette bulunan ve yıllık tarımsal faaliyet gelirlerinden, bu faaliyete ilişkin masraflar düşüldükten sonra kalan tutarın aylık ortalamasının, bu Kanun’da tanımlanan prime esas günlük kazanç alt sınırının otuz katından az olduğunu belgeleyenlerin ve 65 yaşını dolduranlardan talepte bulunanların 5510 sayılı Kanun’un kısa ve uzun vadeli sigorta hükümleri çerçevesinde sigortalı sayılmayacakları belirtilmiştir.

6.Kendi nam ve hesabına tarımsal faaliyette bulunan ve bildirimsiz kalan sigortalılar için 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddesinde öngörülen “hizmet tespiti” davasına eşdeğer bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Anılan düzenlemede, kayıt ve tescillerini yaptırmayan sigortalıların hak ve yükümlülüklerinin kayıt ve tescil edildikleri tarihi takiben başlayacağının hükme bağlanmış olması karşısında, kayıt ve tescil, yada tescil yerine geçen iradi prim ödemesi veya prim tevkifatı öncesine isabet eden tarımsal faaliyet ve buna dayalı “sigortalılığının tespiti” söz konusu olamayacaktır.

7.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.05.2011 gün, 2011/10-230 Esas 2011/319 Karar sayılı, 29.02.2012 gün ve 2011/10-769 Esas 2012/107 karar sayılı ve 27.06.2012 gün 2012/10-292 Esas ve 2012/415 Karar kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, davacının tarımsal faaliyetinin kesintisiz sürüp sürmediğinin tespiti için, Mahkemece;
a-Çekişmeli dönemde davacının nerede oturduğu; Nüfus Müdürlüğü, İlçe Seçim Kurulu Başkanlığı ve Muhtarlık kayıtları esas alınarak belirlenmeli,

b-Dönem içinde Ziraat Bankası, Kooperatif veya Birlikler aracılığıyla “Tarımsal Amaçlı Kredi” kullanıp kullanmadığı araştırılmalı,

c-Dönem içinde ürün teslimatından dolayı prim kesintisi yapılıp yapılmadığı veya sigortalılık iradesini ortaya koyacak şekilde prim ödemesinin bulunup bulunmadığı araştırılmalı,

ç-25.04.2006 gün 26149 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 5488 sayılı Tarım Kanun’un 19 uncu maddesi uyarınca Çiftçi Kayıt Sistemine dahil edilerek doğrudan gelir desteği alıp almadığı ve bu bağlamda davacının hangi ürünleri ekerek bunları nerelere sattığı, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun “Zirai kazanç, zirai faaliyet, zirai işletme, çiftçi ve mahsulün tarifi” başlıklı 52, “Zirai kazançta vergileme” başlıklı 53, ve “Vergi Tevkifatı” başlıklı 94 vd. maddeleri ile 213 Vergi Usul Kanunu’nun “Vergi kesenlerin sorumluluğu” başlıklı 11 inci maddesi kapsamında zirai kazançlarından dolayı vergi ödeyip ödemedikleri araştırılmalıdır. Konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.12.2010 gün ve 2010/10-580-647 sayılı kararında da açıkça belirtildiği üzere “Tevkifat yapma ve kurum hesaplarına aktarma yükümü, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’nun 94/11 inci maddesinde öngörülen çiftçilerden satın alınan zirai mahsuller için yapılan ödemelerden gelir vergisine mahsuben tevkifat yapma yükümüne paralel olarak getirilmiştir. Bakanlar Kurulu Kararı kapsamındaki gerçek ve tüzel kişiler, tarımsal faaliyette bulunan bu kişilerden satın aldıkları ürün bedellerinden tevkifat yapmakla yükümlüdürler.” Tevkifat suretiyle vergilendirilen çiftçiler yaptıkları satış ve hizmetleri dolayısıyla müstahsil makbuzu almak ve saklamak zorundadırlar.

d-Tarımsal faaliyeti kapsamında ilaç, gübre ve sulama parası ödeyip ödemediği, varsa bunların fatura ve belgelerinin nelerden ibaret olduğu, Ziraat Odası, Kooperatif veya Birliklere üyeliği varsa bu kuruluşlara düzenli bir şekilde aidat ödeyip ödemediği araştırılmalı, tarımsal faaliyete elverişli tapulu taşınmazının bulunup bulunmadığı, tarımsal faaliyetin taşınmaz kiralanması yoluyla gerçekleştirildiğinin savunulması halinde; taşınmazların, kimden hangi yıllar için kiralandığı, kiracının; kiralama yoluyla faaliyetini yürütmeye elverişli alet ve edavatının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, traktörünün bulunduğunun ileri sürülmesi halinde, traktörün hangi tarihte satın alınıp ilgilisi adına trafiğe tescil edildiğini gösteren fatura ve trafik tescil belgesinin celp edilmeli,

e-Hayvan yetiştiriciliği bulunduğunun ileri sürüldüğü hallerde, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.06.2011 gün ve 2011/10-306-365 sayılı Kararında da belirtildiği üzere 16.05.1986 tarihinde yürürlüğe giren 3285 sayılı Hayvan Sağlığı ve Zabıtası Kanununun 22 nci maddesi kapsamında hayvanlarına ilişkin menşe şehadetnamesinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek, büyük ve küçükbaş hayvanlarına ilişkin istatistik bilgileri ve bu hayvanlara ilişkin yapılması zorunlu bulunan periyodik aşılara ilişkin bilgiler İlçe Tarım Müdürlüklerinden sorulmalı, köy muhtarı ve ihtiyar heyeti üyeleri gibi tarımsal faaliyetin varlığını yakından bilebilecek durumdaki tanıklar dinlenilerek sigortalılık olgusunun varlığı hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklığa kavuşturulmalıdır.

8. Ayrıca 2926 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinde belirtilen şekilde sigortalılığın sona erip ermediği araştırılmalı ve bu bağlamda çekişmeli dönemde 506 sayılı Kanun kapsamında SSK sigortalılığı ya da 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu Bağ-Kur sigortalılığı varsa ve bu sigortalılık süresi makul süreyi aşmışsa, …nun 14.02.2007 gün, 2007/21-73-71 sayılı ve 14.03.2012 gün, 2011/10-804-152 sayılı kararları göz önünde bulundurularak sigortalılığın sona erdiği olgusu da dikkate alınmalıdır.

9. Belirtilen açıklamalar ışığında somut olaya dönüldüğünde, her ne kadar yapılan bir kısım araştırımalar nazarında Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda belirtildiği şekilde karar verilmiş ise de, tarımsal faaliyet anılan yöntemler çerçevesinde belirlenip, ürünlerin kime satıldığı araştırılıp sonucuna göre karar verilmelidir.

10. Tarımsal faaliyetin ispatlanması durumunda, tahsis istemi yönünden yapılacak incelemeye esas olmak üzere, davacının Kurum tarafından 2011 yılında tescil edilmesi ile prim ödemelerinin 2011 yılında başlaması, davacının 03.01.2014 tarihinde toptan ödeme talebinde bulunması, 09.02.2018 tarihli tarım sigortalı bilgilerinde 21.07.2011-28.11.2013 arası 2 yıl 4 ay 9 gün hizmetin bulunduğu prim borcunun olmadığı ile fazla ödemenin bulunmadığı yine aynı prim ödemelerine göre 08.12.2022 tarihli Tarım Sigortalılık Bilgilerinde, 01.03.1998 (Ek 19), 01.05.2008-21.05.2009, 21.07.2011-28.11.2013 tarihleri arası 5609 gün hizmetin belirtildiği, prim borcunun olmadığı ve fazla ödemenin bulunmadığının belirtildiği anlaşılmakla, 03.01.2014 tarihli toptan ödeme talebi sonucu da araştırılarak prim ödemelerine göre sigortalılık süreleri netleştirilip sonucuna göre karar verilmelidir.

11. Bölge Adliye Mahkemesince her ne kadar “… davacının kısmi emeklilik şartlarını taşıması sebebiyle emeklilik aylığı bağlanmasına” şeklinde hüküm kurulmuş ise de, uyuşmazlık konusu dönem dışındaki süreler de belirtilmek suretiyle tahsise esas alınan sürelerin denetime elverişli olacak şekilde gerekçede gösterilmemesi ile tahsis başlangıcının kararda gösterilmemesi sonucu infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulması yerinde görülmemiştir.

Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan, Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine, gönderilmesine, 08.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.