Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/2020 E. 2023/2338 K. 13.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2020
KARAR NO : 2023/2338
KARAR TARİHİ : 13.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/2956 E., 2022/3790 K.
DAVALILAR :1- …
vekili Avukat …
2-…
DAVA TARİHİ : 12.10.2021
HÜKÜM/KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/406 E., 2022/463 K.

Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali, hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin fiilen çalışmadığı halde sigorta bildirimi yapılan çalışanlar bulunduğuna dair gelen ihbar üzerine davalı Kurum Müfettişi tarafından düzenlenen ve gerçeği yansıtmayan 24.01.2020 tarih ve 20020/M/0404 sayılı rapor ile müvekkilinin 18.05.2018 – 04.11.2019 tarihleri arasındaki sigortalılık sürelerinin iptal edildiğini, Kurumun yaptığı suç duyurusuna istinaden soruşturma başlatıldığını, iş yeri sahibi … ve o dönemde fiili çalışan işçilerin ifadesinin alındığı, … Market sahibi …’in, iş yerinde işlerin takibininin oğlu … tarafından yapıldığı kısa ve uzun dönemli birçok işçinin iş yerinde çalıştığı ayrıca …’in davacı …’in kimliği saklı kalmak üzere personelin ve diğer iş yerlerinin denetimini yapmak üzere denetim elemanı ve rakip firmaların fiyat araştırmalarını yapmak amacıyla görevlendirdiğinden bu kişinin sigorta kurumundan görevlendirilen müfettişlerin davacıyı tanıyıp tanımadığı sorusuna ilk anda olumsuz cevap vermelerinin normal olduğu, davacının söz konusu iş yerinde çalıştığı dönemde market bölümünde kasiyer adı altında çalışmadığından iş yerinde bulunan çalışanların daha önce müvekkilini görmedikleri yönünde ifade verdiklerini market bölümündeki çalışanların müvekkilini tanımamalarının işinin gereği olduğu, bu sebeple davalı kurumun müfettişi tarafından hazırlanan denetmen raporunda çalışanların müvekkilini tanımadığı gerekçesine dayanması ve bu doğrultuda sigortalılık sürelerinin iptal edilmesinin hatalı ve iptali gereken bir işlem olduğu, müvekkil sigortalarının yatmadığını e-devlet üzerinden tesadüfen öğrendiği, müvekkilinin denetim elemanı ve rakip firmaların fiyat araştırması yapan eleman olarak işe alındığı, işe alan iş yeri sahibi …’in oğlu …’in ifadesi ile de teyit edildiği ayrıca kurumda muhasebe ve bilgi işlerine bakan çalışan … ve yine ön muhasebe bölümünde çalışan … tarafından bu durumun doğrulandığı, müvekkili de muhasebe departmanında olduğundan asıl iş arkadaşlarının bu kişiler olduğu, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 2020/16275 soruşturma ve 2020/13072 K., sayılı kararı ile kavuşturmaya yer olmadığına dair karar verdiği, hazırlanan ve asıl çalışma arkadaşları ve işlerle asıl ilgilenen iş yeri sahibinin oğlu …’in belgesine başvurulmadan müvekkil aleyhine hazırlanan raporun sigortalılık sürelerinin iptalinde tek başına yeterli kabul edilemeyeceğine, Kurum müfettişlerince iş yerinde yapılan incelemelere ait tutanakların ve denetim raporunun beyanlarına başvurulan çalışanların nitelik olarak müvekkilinin çalışmasını bilebilecek kişilerden seçilmediği, iş yeri sahibi …’in ilk olarak müvekkili tanımadığı ama daha sonra ifadesinde belirtildiği gibi işlerle oğlu … ilgilendiğinden ismen tanımamasının normal olduğu, sağlıklı bir araştırma yapılmadığı, davanın kabulü ile davalı Kurumun müfettişi tarafından hazırlanan Denetmen Raporuna istinaden davacının 18.05.2018 – 04.11.2019 tarihleri arasındaki …’e ait … Markette de çalışmasının sigortalılık sürelerinini fiili çalışmaya dayandığının tespitine ve SGK prim günlerinin taraflarına iadesine aynı rapora istinaden tüm bildirimlerin iptal edilmesini içeren işleminin iptaline ve yargılama giderler ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, Kurum müfettişi tarafından yapılan incelemede …’e ait işyerinde yapılan durum tespiti ve akabinde yapılan kayıt incelemesiyle ve alınan ifadeler neticesinde 24.01.2020 tarih, 2020/MU/04 rapor sayılı denetmenlik raporunun tanzim edildiğini, denetimin konusu ile ilgili görev emirleri uyarınca müvekkil kuruma yapılan başvurunun ve alo 170 İhbar hattı aracılığıyla … (Bilgin Market) ünvanlı iş yerinde kayıt dışı çalışanların bulunduğuna ve iş yerinde fiili çalışmadığı halde sigorta bildirimi yapılan çalışanların olduğuna yönelik ihbarlara istinaden gerçekleştirilen incelemelerin iş bu raporun konusunu oluşturduğu, söz konusu iş yeri ile ilgili olarak Kurum kayıtlarının incelendiği durum tespitinin yapıldığı, denetime konu adrese gidilip yerel denetim yapıldığı ve ilgili tüm kişilerin ifadeye çağrıldığı ve bunun neticesinde ilgili rapor düzenlendiği, rapor ile yapılan durum tespitinin ortaya konulduğu, iş yeri sigortalılarından …,…,… ‘in iş yerinde tam gün ve sürekli bir çalışmanın olduğu iş yerinde çalışanların aldıkları ücretler üzerinden bildirimlerininin yapıldığı sigortalı bildirimi yapılan …’i tanımadıkları ve böyle bir kişinin iş yerinde çalışmadığını beyan ettiklerini, işveren …’in iş yerinde tam gün ve sürekli bir çalışmasının olduğu, … adlı kişiyi tanımadığını beyan ettikleri, sigorta bildirimi yapılan …’in kuruma çağrılıp beyanının alındığı, …’e ait iş yerinde sigortalı olarak gösterilen kişilerden … için yapılan bildirimin fiili durumu yansıtmadığı, gerçeğe aykırı belge düzenlendiğinin açık olduğu, fiilen çalışmayan birinin kanun ve mevzuatlara göre sigortalı olmasından söz edilemeyeceği, 5510 sayılı Kanun’un 4 üncü maddesinde bahsedilen şartları taşımadığı halde sigortalı bildirimi yapılan kişilerin “sahte sigortalı” olarak adlandırıldığı, hazırlanan rapor ve evraklar gereği kurumca gerekli işlemin yapıldığı davanın reddine karar verilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; tüm dosya kapsamı,kurum kayıtları, bordro tanık beyanları, davalının iş yeri şahsi dosyası, davacının imzasını taşıyan tediye makbuzları, irsaliye kayıtları, davacıya yapılan aylık ücret ödemelerini gösterir banka kayıtları, resmi kurumlardan gelen müzekkere cevapları birlikte değerlendirildiğinde; davacının davalı işveren yanında talebe konu sürede kesintisiz olarak hizmet akdine bağlı olarak çalıştığı, kurumun iptal işleminin yerinde olmadığı kanaatiyle davanın kabulüne, davacının Denizli Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü’nün 24.01.2020 tarih 2020/MU/04 sayılı denetmen raporu ile 1093960 sicil numaralı işyerinden bildirilen 18.05.2018 – 04.11.2019 tarihleri arasındaki hizmetlerini iptal eden kurum işleminin iptaline, davacının 1093960 sicil numaralı işyerinde 18.05.2018 – 04.11.2019 tarihleri arasında hizmet akdine tabi olarak çalıştığının tespitine karar verildi.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili, davanın hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesini, davacının işbu davanın açılmasında hukuki yararının bulunmadığını, davacının dava açmadan önce kuruma başvuru zorunluluğunun dava şartı olduğunu, davacının ilgili koşulları yerine getirmediğinden dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davalıya ait iş yerinde sigortalı olarak gösterilen kişilerden … için yapılan bildirimin fiili durumu yansıtmadığı, gerçeğe aykırı belge düzenlendiğini, fiilen çalışmayan birinin kanun ve mevzuatlara göre sigortalı olmasından söz edilemeyeceğini, müvekkili kurum tarafından ilgili rapor ve evraklar doğrultusunda mevzuat hükümleri uyarınca gerekli işlemlerin yapıldığını, işlemin yasal mevzuata ve hukuka uygun olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; tüm dosya kapsamı, kurum kayıtları, bordro tanık beyanları, davalının iş yeri şahsi dosyası, davacının imzasını taşıyan tediye makbuzları, irsaliye kayıtları, davacıya yapılan aylık ücret ödemelerini gösterir banka kayıtları, resmi kurumlardan gelen müzekkere cevapları birlikte değerlendirildiğinde; davacının davalı işveren yanında talebe konu sürede kesintisiz olarak hizmet akdine bağlı olarak çalıştığı, kurumun iptal işleminin yerinde olmadığı, davacının tespit talebinin kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı görülmekle; ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi nin 1 numaralı alt bendi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı kurum vekili, istinaf dilekçesi ile birebir aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı çalışmalarının iptaline ilişkin kurum işleminin iptali ile 18.05.2018 – 04.11.2019 tarihleri arasında çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 86 ıncı maddeleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davalı kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

13.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.