Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/2143 E. 2023/1961 K. 02.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2143
KARAR NO : 2023/1961
KARAR TARİHİ : 02.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/207 E., 2022/325 K.
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 22.09.2016
KARAR : Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen ödeme emrinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; 12.07.2016 tarihli ve 2016/33016- 33017-33018 takip numaralı ödeme emirlerinin müvekkiline 18.07.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, ödeme emirlerinde bahsi geçen prim borcuna karşı Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinin 113/3 üncü maddesi hükmü uyarınca davalı Kuruma 02.08.2016 tarihinde itiraz ettiklerini, Kurumun itirazın reddine ilişkin 11.08.2016 tarihli kararının 23.08.2016 tarihinde kendilerine tebliğ edildiğini, bunun üzerine Mahkemede dava açtıklarını, 5510 sayılı Kanun’un 88 inci maddesi uyarınca şirket yetkilisinin şirketin prim borcundan sorumlu tutulabilmesi için ortada haklı bir sebebin olmaması gerektiğini; şirket hakkında … 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/109 E. sayılı dosyası üzerinden görülen iflasın ertelenmesi davasının 19.03.2014 tarihli tensip tutanağı ile şirkete kayyım atanmasına karar verildiğini ve 29.01.2015 tarihinde iflasın ertelenmesine karar verildiğini; 09.11.2015 tarihinde ise şirketin iflasına karar verildiğini; ödeme emirlerindeki borçların müflis şirketin iflasının ertelendiği ve tedbir kapsamında bulunduğu döneme ilişkin olduğunu, bu nedenle müflis şirket yetkilisi olan müvekkilinin bu dönem borçlarından sorumlu olmadığını belirterek, Kurum tarafından başlatılan takiplerin ve ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 04.04.2017 tarih, 2016/333 Esas ve 2017/60 Karar sayılı ilamı ile davanın 6183 sayılı Kanun’un 58 inci maddesi gereğince hak düşürücü süre içersinde açılmadığından süre yönünden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç
… Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 21.06.2017 tarihli ve 2017/1328 Esas ve 2017/790 Karar sayılı kararı ile; ” 1134855.045 sicil sayılı … İnş.Elektronik Turizm Yazılım Mak. San ve Tic A.Ş. işyerine ait prim ve işşizlik sigortası primi ile damga vergisi borçları nedeniyle, 2016/033016, 2016/033107, 2016/033018 sayılı takip dosyası üzerinden düzenlenen ödeme emirlerinin 18.07.2016 günü davacıya tebliğ edildiği, eldeki davanın ise, ödeme emrinin tebliğinden itibaren 7 günlük hak düşürücü süre geçtikten sonra 22.09.2016 tarihinde açıldığı, davanın hak düşürücü sürede açılmadığına ilişkin Mahkeme yaklaşımının yerinde olduğu, davacı vekilinin istinaf dilekçesinde, Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği 113/5 inci maddesi gereğince itiraz süresinin 15 gün olduğunu, Kurumun inceleme sonrasında vereceği kararın tebliğinden itibaren dava açma süresinin başlayacağını belirttiği, bahsedilen Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği 113/5 inci maddesi hükmü ile idari para cezalarına karşı başvuru yolununun düzenlediği, davaya konu olan borçların prim ve işşizlik sigortası primi ile damga vergisi borçlarına ilişkin olup idari para cezasına yönelik olmadığından bu itiraza itibar edilmediği, davacı vekilinin ileri sürdüğü itirazların sıralanan gerekçeler ışığında yerinde olmadığı, ayrıca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı ” gerekçesiyle “… 3.İş Mahkemesi’nden verilen 04.04.2017 tarih, 2016/333 Esas ve 2017/60 Karar sayılı kararına yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,” karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Birinci Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairenin 17.06.2020 tarihli ve 2020/1343 Esas ve 2020/3492 Karar sayılı ilamı ile “… borçlunun 7 günlük itiraz süresi zarfında dava açması halinde, davanın esası hakkında bir değerlendirme yapılacağı hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Bu sürenin geçirilmesi halinde ise, davacının kamu borçlusu olup olmadığı incelenecektir. Kamu borçluları açısından 7 günlük sürenin geçirilmesi halinde menfi tespit davası açma hakkı bulunmamaktadır; ancak 3. kişiler bakımından menfi tespit davası açma süresi 6183 sayılı Kanunu 79 uncu maddesi uyarınca 1 yıldır. Somut durumda Mahkemece, davacının kamu borçlusu olup olmadığı araştırılmalı, davacının kamu borçlusu olmaması halinde itiraz süresiyle bağlı olmadığı gözetilerek, açılan dava menfi tespit davası olarak kabul edilip davanın esasına girilmeli ve oluşacak sonuca göre karar verilmelidir. Bu maddi ve hukuki esaslar göz önünde tutulmaksızın, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucunda yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir” gerekçesine dayalı olarak Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Birinci Karar
İlk Derece Mahkemesinin 21.10.2021 tarih 2020/151 Esas 2021/119 Karar sayılı kararı ile uyulan bozma kararı doğrultusunda yapılan araştırma ve değerlendirme neticesinde; davanın reddine, karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairenin 01.06.2022 tarih 2022/5875 Esas ve 2022/8339 Karar sayılı ilamı ile “… Kurum borçlusu dava dışı Anonim Şirket hakkında … 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce 2014/109 Esas sayılı dava dosyası kapsamında 29.01.2015 tarihinde “şirket aleyhine 6183 sayılı Kanun’a göre yapılan takiplerde dahil olmak üzere mevcut ve ileri de yapılacak tüm takiplerin ve ihtiyati hacizlerin tedbirine durdurulmasına,” şeklinde karar verildiği, iflas karar tarihi olan 09.11.2015 tarihine kadar tedbir kararının devam ettiği, davalı Kurum tarafından ödeme emirlerine konu olan borcun tedbir kararından sonraki dönem olan 2015/07, 08, 09 uncu aylarına ilişkin prim, işsizlik sigorta prim borcu ve damga vergisi borcuna ilişkin olarak tahakkuk ettirildiği anlaşılmakla, tedbir kararının verilmiş olması davacı yönünden yukarıda belirtilen haklı sebebi oluşturduğundan davanın kabulüne karar verilmesi gerekir iken davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir” gerekçesine dayalı olarak İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

D. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulan bozma kararı doğrultusunda yapılan araştırma ve değerlendirme neticesinde; davanın kabulüne, davalı Kurum tarafından 2016/33016, 2016/33017 ve 2016/33018 sayılı takip dosyasından davacıya gönderilen ödeme emirlerinin iptaline, karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili sunmuş olduğu temyiz dilekçesi ile Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 17.06.2020 tarihli 2020/1343 Esas – 2020/3492 Karar sayılı ilamında belirtilen davacının kamu borçlusu olup olmadığına yönelik ön sorunun Mahkemece hiç tartışılmadığını, davacının yönetim kurulu üyesi olması sebebi ile kamu borçlusu olduğunu ve davanın süresinde açılmadığını, süre yönünden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini beyan ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, ödeme emrinin iptaline ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,

2. 5510 sayılı Kanunu’nun 88/20 inci maddesi, Türk Ticaret Kanunu’nun 317 inci maddesi ile İcra İflas Kanunu’nun 179/b maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.