YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/220
KARAR NO : 2023/970
KARAR TARİHİ : 08.02.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1965 E., 2022/2308 K.
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 25.11.2019
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 18. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/333 E., 2021/38 K.
Taraflar arasındaki tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının, kurum nezdindeki hizmetlerinin birleştirilerek 15.08.2018 tarihinde emekliliğine ve yaşlılık aylığı bağlanmasına karar verilmesini talep ederek, davacının … Bahçelievler Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nde diş hekimi olarak görev yaptığını 1978 yılından 2004 yılına kadar hizmetinden dolayı yaşlılık aylığı bağlandığını, ancak hizmetinin 2011 yılı Eylül ayında başladığını, Sağlık Bakanlığı’nca atama yapıldığını, bu atama yapılınca yaşlılık aylığını kesildiğini, 15.08.2015 tarihinde re’sen emekli edilerek 4.297,00-TL aylık bağlandığını, ancak kurum işleminin doğru olmadığını, davacının çalıştığı sürelerin birleştirilerek 15.08.2018 tarihinde re’sen emeklilik tarihindeki hak ettiği ve hesaplanan aylıkların davacıya ödenmesi gerektiğine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II.CEVAP
Davalı SGK vekili tarafından; kurum kayıtlarının bunlara eş değer belgeler ile aksinin ispatlanacağını, aylık bağlama koşullarının 5510 sayılı Yasa ile sabit olduğunu, işlemlerde hata olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece;Yapılan yargılama sonunda, davacının sigortalılığın 1978 yılında başladığını belirterek kurum tarafından 2004 yılına kadar olan hizmeti nedeniyle yaşlılık aylığı bağlandığını, 2011 yılının Eylül ayında Sağlık Bakanlığı tarafından Bahçelievler Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’nde diş hekimi olarak göreve başladığını, ataması yapılınca aylığının kesildiğini, 15.08.2015 tarihinde 65 yaşını doldurunca re’sen emekliye ayrıldığını ve kendisine 4.297,00-TL aylık bağlandığını, daha sonra da yanlışlık yapıldığı gerekçesi ile aylığının kesildiğini, davacının ıslah dilekçesi ve beyanına göre 15.08.2018 tarihinden itibaren emekli sandığına tabii çalışıp buna göre emekli maaşı bağlanmasına kurum işleminin iptaline ve eksik ödenen aylıkların ödenmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüş, davacının tahsis dosyasının incelenmesinde 27.08.2004 tarihli yaşlılık aylığı tahsis talebine göre 4/1-B statüsünde yaşlılık aylığı bağlandığı, isteği üzerine 01.10.2011 tarihinde bu aylığın durdurulduğu, davacının Bahçelievler Ağız ve Diş Sağlığı Merkezi’ne Sağlık Bakanlığı tarafından diş hekimi olarak atandığı, en son 5510 sayılı Yasanın 4/1C kapsamında görev yapmakta iken emekliye sevk edildiği, 4 yıl 10 ay süresi bulunduğundan aylık bağlanmadığının bildirildiği, hizmetler için toptan ödeme tahakkuk ettirildiği, davacıya 01.09.2018 tarihinde 4/1B statüsünde yaşlılık aylığı bağlandığı anlaşıldığı,
Davacı yaşlılık aylığı almakta iken bundan vazgeçip diğer bir sosyal güvenlik kurumuna tabii olarak çalışmaya başlamış ancak 2829 sayılı Kanun gereğince çalışmalarının birleştirilmek suretiyle bir sosyal güvenlik kurumundan yaşlılık aylığı bağlanmasına olanak tanıyan bir düzenleme bulunmadığı,
Davacının 01.11.2013 – 15.08.2018 tarihleri arasında 4/C statüsünden bildirilen fiili hizmetlerinin 5510 sayılı Kanunun 44/1A bendinde belirtilen 5400 prim ödeme gününden az olması nedeniyle emekli aylığı bağlanmadığı bu koşulları taşımadığının bildirildiği belirtilmişse de uyuşmazlık davacının önceki hizmetleri ile sonraki hizmetlerinin birleştirilip birleştirilemeyeceği hususunda toplandığı,
Davacı son 7 yıllık fiili hizmet süresi içerisinde 5510 sayılı Kanunun 4/1C kapsamında çalışmıştır ve geçen çalışmalar içinde bu süre diğer sürelerden fazladır. Bu statüdeki çalışmasının yaş haddi nedeniyle sonlandırıldığı, davacının 1979 yılında sigorta girişinin bulunduğu, tüm sigortalı süreleri birleştirildiğinde, davacının çalışma süresinin 39 yıl olduğu, yaşlılık aylığı almakta iken yeniden çalışmaya başlaması nedeniyle yaşlılık aylığının kesildiği, tekrar yaş haddinden emekli olduktan sonra yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının yaşlılık aylığının hesaplanmasında önceki hizmetlerinin de değerlendirilmesi gerektiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.01.2014 tarihli ve 2013/10-235 E. 2014/9 K. Sayılı ilamında da belirtildiğinden, davacının 4/1B statüsünde yaşlılık aylığı aldıktan sonra yeniden çalışmaya başlaması nedeniyle yaşlılık aylığı durdurulmuşsa da daha sonra 4/1C kapsamında çalıştığı ve bu çalışmasının sona ermesinden emekli olmasından sonra davacıya 4/1B statüsünde yaşlılık aylığı bağlanması kurum işlemi, yerinde değildir. Davacının farklı statülerde çalışmaları kurum kayıtlarında belirlidir. 2829 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde, davacının 4/1C statüsünde çalışmalarının birleştirilmesi gerekir, davacının 15.08.2018 tarihi itibariyle 4/1C kapsamında emeklilik şartlarını taşıdığı da tüm kurum evraklarında anlaşıldığından davacının 15.08.2018 tarihinde 4/1C statüsünde emeklilik aylığı almaya hak kazandığının tespitine ve bu aydan itibaren emeklilik aylıklarının bağlanmasına ve eksik ödenen miktarların fark maaşı varsa hak ettiği tarihten itibaren davacıya ödenmesi gerektiğinin gerekçesiyle;
Açılan davanın kabulü ile,
(Islah dilekçesi de dikkate alınarak)
Davacının 2829 sayılı Kanun hükümlerine göre hizmetlerinin 4/1-C kapsamında değerlendirilmesi gerektiğinin Tespitine,
15.08.2017 tarihinden itibaren 4/1-C statüsünde emekliliğe hak kazandığının Tespitine, bu tarihi takip eden ay başından itibaren emekli aylığı almaya hak kazandığının tespitine,
Bu tarihten itibaren hak ettiği emekli aylıklarının (fark maaşı varsa) hak ettiği tarihten itibaren davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine, dair karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
1.Davalı Vekilinin İstinaf Sebepleri
Mahkemece verilen karar hukuka aykırıdır. Hak düşürücü süre itirazımız dikkate alınmamıştır. Pamukkale SGM cevabına göre; Sigortalının 12.09.2011’de Kuruma verdiği dilekçede Bahçelievler Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde işe başlayacağını belirterek tarafına maaş ödenmediğini belirten belge verilmesini istemiştir. İl Müd. tarafından 01.10.2011 tarihinden itibaren aylığı durdurulmuş, 28.09.2011 tarih-17406067 sayılı aylığının durdurulduğuna dair yazı gönderilmiştir. Genel Müd. tarafından 5335 sayılı kanuna göre işlemleri yapılmak üzere 04.01.2013 tarih – 211380 sayılı yazıları ile ekinde mevcut emekli sigortalılarımızın listesi İl Müd.ne gönderilmiştir. Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğümüzün Kamu Görevlileri Emeklilik Dairesi Başkanlığına ait 04.12.2018 tarih – 53494051 sayılı yazılarında sigortalımızın 15.08.2018 tarihinde işten ayrıldığı ve tarafına toptan ödeme yapıldığı bildirilmiştir. 2018/38 nolu Genelgemiz gereği sigortalımızın aylığı işten ayrıldığı 15.08.2018 tarihini takip eden 01.09.2018 tarihinden itibaren yeniden başlatılmıştır. Yine söz konusu sigortalının 22/07/2019 tarihli ve 10569272 sayılı talebine istinaden 01.10.2011-01.09.2018 tarihleri arasında aylıklarının ödenip ödenmeme hususu 25.07.2019 tarihli ve 10826764 sayılı yazımız ile Bağımsız Hizmet Akdiyle Çalışanlar Emeklilik Daire Başkanlığı’na görüş sorulmuştur. Sigortalının çalıştığı iş yerinin 5335 sayılı Kanunun 30. maddesinde sayılan istisnalar kapsamında olmaması nedeniyle 01.10.2011 – 01.09.2018 süresince kesilen yaşlılık aylıklarının adı geçene ödenmesi imkan bulunmamakta olup, ayrıca 4/1-(a) kapsamında geçen 15.09.2011-14.11.2013 süresi hizmetlerinin 5510 sayılı Kanunun 30. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince 4/1-(b) kapsamında bağlanacak aylığa ilişkin kısmi aylığın hesabında dikkate alınması gerekmektedir. İş Mahkemeleri Kanunu 7. Mad.’ne göre, dava konusuyla ilgili dava açılmadan önce Sosyal Güvenlik Kurumuna müracaat edilmesi zorunludur. Kuruma müracaat edilmeden dava açılmış olduğunun tespiti halinde davanın usulden reddi gerekir.” gerekçeleri ile kararın kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesince; somut olayda; dosya kapsamı, mevcut delil durumu da dikkate alındığında; Davacı son 7 yıllık fiili hizmet süresi içerisinde 5510 sayılı Kanunun 4/1C kapsamında çalışmıştır Davacının 1979 yılında yine 4/C kapsamında sigorta girişi bulunduğu, sigortalı süreleri birleştirildiğinde, davacı çalışma süresinin 30 yıldan fazla olduğu, yaşlılık aylığı almakta iken yeniden çalışmaya başlaması nedeniyle yaşlılık aylığı kesildiği, tekrar yaş haddinden emekli olduktan sonra yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının yaşlılık aylığının hesaplanmasında önceki hizmetlerinin de değerlendirilmesi gerektiği, bu husus Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.01.2014 tarihli ve 2013/10-235 E. 2014/9 K. sayılı ilamında da belirtildiğinden, davacının 4/1B statüsünde yaşlılık aylığı aldıktan sonra yeniden çalışmaya başlaması nedeniyle yaşlılık aylığı durdurulmuşsa da daha sonra 4/1C kapsamında çalıştığı ve bu çalışmasının sona ermesinden emekli olmasından sonra davacıya 4/1B statüsünde yaşlılık aylığı bağlanmasına dair kurum işleminin yerinde olmadığı, davacının farklı statülerde çalışmalarının kurum kayıtlarında belirli olduğu, 2829 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde davacının 4/1C statüsünde çalışmalarının birleştirilmesi gerektiği, davacının 15.08.2018 tarihi itibariyle 4/1C kapsamında emeklilik şartlarını taşıdığı da tüm kurum evraklarında anlaşıldığından, davacının 15.08.2018 tarihinde 4/1C statüsünde emeklilik aylığı almaya hak kazandığının tespitine ve bu aydan itibaren emeklilik aylıklarının bağlanmasına ve eksik ödenen miktarların fark maaşı varsa hak ettiği tarihten itibaren davacıya ödenmesi gerektiğinin tespitine dair verilen mahkeme kararının Dairece yerinde görüldüğü,
Ayrıca davacının 5510 sayılı Yasanın yürürlüğe girdiği tarihten sonraki dönemdeki aynı yasanın 4/c maddesi kapsamındaki çalışmaları ve 2829 sayılı Yasa dikkate alınmak suretiyle davacıya 4/1-c statüsünde emekliliğe hak kazandığının tespitine karar verilmiş bulunmasına göre adli yargı ve iş mahkemesinin görevli olduğu değerlendirildiği gerekçesiyle;
… 18. İş Mahkemesi’nin 24.02.2021 tarih, 2019/333 Esas- 2021/38 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Yasanın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; istinaf dilekçesinde belirttiği hususlar ile temyiz talebinde bulunmuştur.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; davacının 15/08/2018 tarihinden itibaren emekli sandığına tabii emekliliğe hak kazandığının tespiti ile hak ettiği ve hesaplanan aylıkların ödenmesi istemine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
Görev konusu, kamu düzeni ile ilgili olup, mahkemelerce yargılamanın her aşamasında re’sen ele alınması gereken bir husustur.
5434 sayılı Emekli Sandığı Kanununun 1’inci maddesiyle; Maliye Bakanlığı’na bağlı olmak ve bu Kanunda yazılı emeklilik işlerini görmek üzere …’da, tüzel kişiliğe sahip Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı kurulmuş ise de, 20.05.2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanununun 43’üncü maddesiyle, 5434 sayılı Kanunun bazı maddeleri yürürlükten kaldırılmış, devredilen kurumlar ve devre ilişkin hükümler içeren geçici 1’inci maddesiyle de, Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı, hiç bir işleme gerek kalmaksızın, bu Kanunun yürürlük tarihi itibarıyla, görevleri ile birlikte, 1’inci maddeye dayanılarak kurulan kamu tüzel kişiliğine sahip Sosyal Güvenlik Kurumu’na devredilmiştir.
Anayasanın 125’inci maddesinin birinci fıkrası ile, “idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır”; ve yine Anayasa’nın 37’nci maddesi ile “Hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz”. Anayasanın 125’inci maddesinde yer verilen kural, yönetimin/idarenin kamu hukuku ya da özel hukuk alanına giren tüm eylem ve işlemlerini kapsamaktadır.
01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Kanun’un geçici 4’üncü maddesinde; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanuna göre; aylık, tazminat, harp malûllüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 08.02.2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1 inci maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanunda kendileri için belirtilmiş olan şartları haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunur. Ancak, 5 ilâ 10 yıl arasında fiili hizmet süresi olan iştirakçilerden dolayı dul ve yetim aylığı almakta olanların, aylık ve diğer ödemeleri, bu Kanunun 32 nci, 34 üncü ve 37 nci maddelerindeki şartları haiz oldukları müddetçe devam edilir… Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır.” hükmü öngörülmüştür.
Öte yandan, “Uyuşmazlıkların çözüm yeri” başlığını taşıyan; 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 134’üncü maddesinde, bu Kanunun uygulanmasından doğan uzlaşmazlıkların, yetkili iş mahkemelerinde veya bu davalara bakmakla görevli mahkemelerde görüleceği, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 01.10.2008 günü yürürlüğe giren 101’inci maddesinde de, bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan durumlarda, bu Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği hüküm altına alınmıştır.
İş mahkemeleri, esas olarak iş ve sosyal güvenlik hukuku uygulamasından kaynaklanan bireysel ve toplu hak uyuşmazlıklarını çözmek üzere, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanununa dayanılarak kurulmuştur.
Bu kapsamda Sosyal Güvenlik Kurumu’nun prim ve diğer alacaklarının hesaplanması, sigortalı olma hakkının kazanılması ya da kaybedilmesi, işçilik alacaklarının belirlenmesi gibi kendi içinde bütünlük ve uzmanlık gerektiren konular bu mahkemelerin görev alanına girmektedir.
Ayrıca belirtmek gerekir ki, idari nitelikteki bir davanın hukuk mahkemesine açılması durumunda izlenecek sürece ilişkin olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanununda birbirini tamamlayan düzenlemeler yer almaktadır. 6100 sayılı Kanunun 114. maddesinde, yargı yolunun caiz olması durumu, dava koşulları arasında sıralanmış, 115. maddesinde, dava koşulu eksikliğini saptayan mahkemece davanın usulden reddine karar verileceği belirtilmiştir. 2577 sayılı Kanunun 2. maddesinde, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve amaç yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları ile idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan zarar görenlerce açılan tam yargı davaları idari dava türleri olarak sıralanmış, 9. maddesinde, çözümlenmesi Danıştay’ın, idare ve vergi mahkemelerinin görevlerine girmesine karşın, adli yargı yerlerine açılmış bulunan davaların görev noktasından reddi durumunda, bu konudaki kararların kesinleşmesini izleyen günden itibaren 30 gün içinde görevli mahkemede dava açılabileceği, görevsiz yargı makamına başvuru tarihinin, Danıştay’a, idare ve vergi mahkemelerine başvurma tarihi olarak kabul edileceği, adli yargı yerlerine açılan ve görevsizlik sebebiyle reddedilen davalarda, görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra, anılan 30 günlük süre geçirilmiş olsa da idari dava açılması için öngörülen süre henüz dolmamış ise bu süre içinde idari dava açılabileceği bildirilmiştir.
3.Değerlendirme
Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında yapılan değerlendirme sonucu; 5510 sayılı Kanunun geçici 4’üncü maddesi gereğince, 5434 sayılı Kanun kapsamında aylığının bağlanması istemine ilişkin eldeki uyuşmazlığın çözümünde; 5434 ve 5335 sayılı Kanun hükümleri uygulanacak olup, 506 veya 5510 sayılı Kanunların uygulama yeri bulunmadığından, sözü edilen 134 ve 101’inci madde hükümlerine göre sınırlı yetki ile donatılmış iş mahkemeleri görevli olmayıp, bu tür davaların idari yargının görev alanı içerisinde olduğu ortaya çıkmaktadır.
Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurularak, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece hatalı değerlendirme sonucu, işin esasına girilerek, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI.KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1-Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
08.02.2023 gününde oybirliğiyle karar verildi.
…