YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2246
KARAR NO : 2023/1927
KARAR TARİHİ : 02.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/243 E., 2022/406 K.
DAVA TARİHİ : 17.12.2013
HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen prim borcu olmadığına ilişkin menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davalı kurum tarafından 04.11.2013 tarihinde tebliğ edilen ödeme emri ile … Yapı Sanayi Tic. Ltd. Şti adına işlem gören işyerinden dolayı 2005/13095 sayılı dosya ile takip başlatıldığını ve ödenmeyen borçların ödenmesinin istendiği, davacının ortağı olduğu firmaya herhangi bir bildirim düzenlenmeksizin ödeme emri gönderildiğini, 6183 sayılı Kanun gereği şirket ortaklarının şirketten tahsili imkanı kalmayan borçtan sorumlu olacaklarını, oysa şirketin açmış olduğu … 21. Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasında borcu karşılar derecede alacağı olduğunu ve dosyanın kurumun borcunu karşılayacağı, yine davacının şirketteki sermaye hissesi oranında borçtan sorumlu olacağı, % 35 oranında hissesi olan davacının hissesini aşar şekilde kendisinden borç talep edildiğini ileri sürerek davacı hakkında düzenlenen ödeme emrinin ve takibin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, davacı iddilarının hukuki dayanaktan yoksun olduğundan reddinin gerektiğini, öncelikle davacı tarafın davaya konu prim borcu bulunan … Yapı San. Tic. Ltd. Şti’ nin % 35 hissedarı olduğunu ve borcun bu kadarından sorumlu olduklarını iddia ettiklerini, osyaki 6183 sayılı Kanun’un mükerrer 35 inci maddesinde limited şirket ortaklarının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olduklarını ve bu kanunun hükümleri gereğince takibe tabi tutulduklarını, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait emme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulduklarını, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulduklarını, kurum alacağının şirketten sahsiline imkan kalmadığı anlaşıldığından davacının şirket ortağı olması hasebiyle kendsine şirket borçlarından dolayı haciz yazısı yapıldığını ve ödeme emri gönderildiğini, yine davacının herhangi bir bildirimde bulunulmadığına ilişkin de iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 30.12.2014 tarihli ve 2013/672 Esas, 2014/706 Karar sayılı kararıyla davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine,
Daire kararında dava konusu Kurum yazısının ödeme emri niteliğinde olmadığı ancak borç bildirimi niteliğinde olduğu dikkate alınarak davanın menfi tespit istemli dava olduğu gözetilmek suretiyle, esasa girilip yapılacak yargılama sonuca göre karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulduğu,
Mahkemece bozmaya uyularak verilen 22.02.2018 tarihli 2017/423 Esas 2018/102 Karar sayılı davanın reddine dair kararın davacı vekilince temyizi üzerine,
Daire kararında, davacının dava konusu borçtan sorumluluğunun tespiti için davacının temsil ve ilzama yetkili kişi olarak atandığı tarih olan 14.05.2005 tarihinden öncesi için, 6183 sayılı Kanun’un 35 inci maddesi kapsamında, sonrası için 506 sayılı Kanun’un 80 inci maddesi kapsamında sorumlu olduğu gözetilerek karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulduğu,
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 12.02.2020 tarihli, 2019/576 Esas 2020/120 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabul kısmen reddine dair verilen kararın taraf vekilleri tarafından temyizi üzerine,
Daire kararında 30.12.2002 tarihli ticaret sicil gazetesine göre davacı borçlu dava dışı … Yapı San. Tur. Tic. Ltd. Şti. ’nin %35 hissesine sahip olup, 28.04.2005 tarihinden itibaren de temsil ve ilzama yetkili kişi olduğu ve bu kapsamda sorumluluğunun belirlenmesi gereği işaret edilerek bozulmuştur.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
Daire kararında, davalı Kurum davacıya çıkardığı borç bildirim yazısında, 2004/11. ay ile 2005/6. aylar dahil bu aylar arasındaki prim ve gecikme zammı borçlarının ödenmesi gerektiği bildirilmiş, dosya içerisine alınan belgelere göre de davacının 30.12.2002 tarihinden itibaren şirketin %35 hissesine sahip olduğu, 28.4.2005 tarihinden itibaren de temsil ve ilzama yetkili kişisi olduğu anlaşılmaktadır. Mahkemece davacının sorumluluğunun temsil ve ilzam yetki tarihine kadar olan borçlardan şirketteki hissesi oranında, temsil ve ilzam yetkisinden sonra ise borçların tamamından sorumlu olacak şekilde bir karar verilmesi gereği işaret edilerek bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uygun şekilde hazırlanan tabloya göre belirlenen miktarlara göre davacının sorumlu olduğu borç miktarının 17.725,15 TL (5.658,59 TL+ 12.066,56 TL) olduğu, davacının 10.508,81 TL tutarındaki borç miktarından (28.233,96-TL-17.725,15 TL) sorumlu olmadığı kanaatine varılarak davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili prim borcunun borçlu şirketten tahsil edilemez olması halinde sorumluluğunun doğacağını, şirketten tahsil imkanı bulunduğunu bu sebeple söz konusu prim borcundan dolayı sorumluluğunun bulunmadığını belirterek temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Davalı Kurum vekili davanın reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin eksik araştırma ve incelemeye dayandığını belirterek temyiz istemine bulunmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davadışı şirkete ait prim borcundan dolayı gönderilen borcun iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un ve 6183 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
02.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…