Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/2262 E. 2023/1842 K. 01.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2262
KARAR NO : 2023/1842
KARAR TARİHİ : 01.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/82 E., 2022/253 K.
DAVALILAR : 1- … vekili Avukat …
2-…Otomotiv – (… ) vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 25.02.2011
KARAR : Kısmen Kabul

Taraflar arasında görülen hizmet tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce, mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının davalılardan …’e ait oto alım satımı yapılan işyerinde satış elemanı olarak 01/10/2004-31/12/2006 ve 17/07/2008-15/05/2009 tarihleri arasında çalışıp son aylık ücretinin net 800,00 TL olduğunu, iş akdinin davalı işverence 15/05/2009 tarihinde haksız sona erdirildiğini, sigorta bildiriminin işverence yapılmadığını, işçilik alacaklarının ödenmediğini, bu nedenle davacının davalı işveren yanında 01/10/2004-31/12/2006 ve 17/07/2008-15/05/2009 tarihleri arası hizmetlerinin tespitiyle kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram genel tatil ücreti, ücret, yıllık izin ücreti alacaklarının faizleriyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1. Davalılardan SGK vekili cevap dilekçesinde özetle, hak düşürücü sürenin dolduğunu, varsa çalışma olgusunun her türlü şüpheden uzak kesin delillerle ispatlanması gerektiğini, kurum işlemlerinin yerinde ve yasal mevzuata uygun olup, davanın reddi gerektiğini bildirmiştir.

2. Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının davalı müvekkili yanında oto alım satımı yapıp kendi işi ile iştigal edip esnaflık yaptığını, davalının araçlarını sattığı zamanlarda komisyon aldığını, davalı araçlarının satışına yardımcı olmak karşılığı kendi araçlarını bu işyerinde sattığına ilişkin kayıtlar olduğunu, davacıya ücret ödenmediğini, davacının kendi işyerini açmak için davalı işyerindeki kendi adına araç satım işini bıraktığını, davacının araç alım satımı yaptığı sırada Yozgat’ta bulunan bir işyerinde sigortalı görüldüğünü, davanın reddi gerektiğini bildirmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemenin 20.04.2016 tarihli ve 2011/1152 Esas 2016/149 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile, davacının davalılardan işveren yanında 25.10.2004-31.12.2006 tarihleri arası 785 gün 17.07.2008-15.05.2009 tarihleri arası 298 gün olmak üzere toplam 1083 gün asgari ücretle çalıştığının tespitine, fazla istemin reddine, karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar avukatları temyiz isteminde bulunmuştur.

Dairemizin 01.11.2018 tarihli 2016/13222 Esas 2018/8772
Karar sayılı ilamı ile; ” mahkemece, resen araştırma ilkesi gereğince; davalı …’in yargılama aşamasında davacının, yanında oto alım satımı yapıp kendi işi ile iştigal edip esnaflık yaptığı, kendisinin araçlarını sattığı zamanlarda komisyon aldığı, araçlarının satışına yardımcı olmak karşılığı kendi araçlarını bu işyerinde sattığına ilişkin kayıtlar olduğu, davacıya ücret ödenmediği yönündeki öne sürdüğü iddialar gözetilerek, yöntemince gerekli araştırmalar yapılmalı, davacı ve davalının beyanı ve bilgisi alınarak, davacının gerçekleştirdiği araç alım satımı ile ilgili noter işlmeleri sorularak dosyaya celp edilmeli, davacı iddiaları ile davalı beyanlarındaki çelişkiler giderilmeli, işyerinin kapsam, kapasite ve niteliği araştırılmalı, işyeri işvereninin vergi kayıtları irdelenerek çalışan sayısı tespit edilmeye çalışılmalı buna göre eylemli çalışmanın var olup olmadığı, sürekli, kesintili, mevsimlik olup olmadığı, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip; deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, sonucuna göre karar verilmelidir.” gerekçesi ile karar bozulmuştur.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece bozmaya uyularak 29.11.2022 tarihli 2019/82 Esas 2022/253 Karar sayılı kararı ile; davalı tarafından bildirilen tüm Noterliklerden yapılan araştırmada davacının hizmet tespiti talebinde bulunduğu 01.10.2004-31.12.2006, 17.07.2008-15.05.2009 dönemlerine rastlar şekilde asaleten yaptığı araç alım-satım işlemlerinin; 19.03.2007 tarihli araç satış sözleşmesi(satıcı)11.12.2007 tarihli araç satış sözleşmesi (alıcı), 30.10.2018 tarih, 21234 yevmiye nolu araç satış işlemi olduğu, başkaca işlem kaydı bulunmadığı, dinlenen tanıklar … ve …’in beyanlarında davalı işyerindeki bazı araçlarda davacının hissesi olduğunu, araçta parayı ortak koyduklarını satışta …’in varsa masraflarını düşüp kalan tutarı aralarında paylaştıklarını duyduklarını ifade ettikleri, bu beyanlarının duyumdan ibaret olduğu, tanık …’in önceki yargılamadaki ifadesinin dosya kapsamıyla uyumlu olduğu, yine bu tanıklar ifadelerinin geri kalanında davacının sabah 08:00 da işyerine geldiğini, akşam 17:00-18:00’a kadar dükkanda durduğunu, satışı yapılacak araçları temizlediğini, gün içinde bir aracın noterden satışı gerektiğinde davalının bunu davacıya söylediğinde davacının noterden işlemleri yaptığını, davacı ile davalı arasındaki ilişkiyi tam olarak bilmediklerini, … ve … isimli kişilerin ortaklığı olduğunu, bu kişilerin araç temizliği yapmadıklarını, havuz sistemi ile dahil olanların ortaya belli miktarda para koyduklarını araç alım satımında da herkesin kendi koyduğu para oranında kar aldığını davacının bu havuz sisteminde yer alıp almadığını bilmediklerini beyan ettikleri, ayrıca … beyanında davalının işyerinde… isminde birinin çalıştığını ifade ettiği, davacı tanığı … önceki yargılamada alınan beyanında davalıya ait işyerinde çalıştığını, davacının davalıya bağımlı çalıştığını beyan ettiği, yine kamu tanığı …’nın beyanlarından davacının davalının çalışanı olduğunun anlaşıldığı, dinlenen diğer tanık anlatımları ve tüm dosya kapsamından davacının nizalı dönemde sadece 3 adet aracın alım satımıyla ilgili noter işleminin olması, davalının işleri hızlı bir şekilde ilerletmek için işyeri adına satışı yapılacak araçların davacı adına yapılmasının hayat olağan akışına uygun olması, davalı ile ortaklık yapan … ve …’ın araç yıkama işini yapmaması, davacının araçları yıkaması, işyerindeki mesai saatlerine dikkat edip düzenli olarak işyerinde olması birlikte değerlendirildiğinde davacı ile davalı işveren arasında hizmet akdi unsurları oluşup, davacının bu kapsamda kuruma bildirilmiş sigortalı çalışmaları olmayıp, davacının davalı işyerinin vergi kaydına göre mükellefiyetin başlayıp açıldığı tarihten itibaren davalı işyerinde çalıştığı kanaatine varıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile, davacının davalılardan işveren yanında 25.10.2004-31.12.2006 tarihleri arası 785 gün, 17.07.2008-15.05.2009 tarihleri arası 298 gün olmak üzere toplam 1083 gün asgari ücretle çalıştığının tespitine, fazla istemin reddine, karar verilmiştir.

III. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar veilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı …vekili temyiz dilekçesinde özetle: taraflar arasında 4857 sayılı Kanun ve 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nda tanımını bulan hizmet akdinin unsurlarını barındıran hizmet ilişkisinin olmadığını, adi ortaklık olduğunu, davacının davalı müvekkile ait işyerinde kendi adına araç satış işi yaptığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2.Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde: taraflar arasında 4857 sayılı Kanun ve 818 sayılı Borçlar Kanunu’nda da tanımını bulan hizmet akdinin unsurlarını barındıran hizmet ilişkisi mevcut olmadığını, kararında hizmet ilişkisi başlangıç tarihi tespitinin de hatalı olduğunu, kurum kayıtlarıyla sabit olan işyerinin yasa kapsamına alınma tarihinin dikkate alınmadığını, yerel mahkeme eksik inceleme sonucu hüküm kurduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanun’unun (1086 sayılı Kanun) 428 inci, 438 inci maddesinin yedi, sekiz, dukuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 506 sayılı Kanun 79 uncu maddesi,

3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler, tüm dosya kapsamına göre kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

IV. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı …Otomativ ve davalı Kurum vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

01.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.