Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/2327 E. 2023/3506 K. 30.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2327
KARAR NO : 2023/3506
KARAR TARİHİ : 30.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/336 E., 2022/436 K.
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 25.04.2014
KARAR : Kabul

Taraflar arasında görülen Kurum işleminin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozma kararına karşı direnme kararı verilmiştir.

Direnme kararının davacı vekili tarafından temyizi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemece bozma doğrultusunda yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.

Mahkeme kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının boşandığı eşi ile ayrı yaşadığını ileri sürerek davacıya 01.04.2010 tarihinden itibaren yetim aylığı bağlanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; yetki itirazında bulunmuş, Kurum denetmenlerince yapılan araştırma ve soruşturma neticesinde davacı ve boşandığı eşinin birlikte yaşadıklarının anlaşıldığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI
Mahkemeninin 07.04.2015 tarihli ve 2014/520 E., 2015/296 K. sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 05.10.2015 tarihli ve 2015/12740 E., 2015/17706 K. sayılı kararı ile; “Somut olayda; eldeki bu davada davacı tarafından 01.04.2010 tarihinden itibaren boşandığı eşi ile birlikte yaşamadığı iddia edilmektedir. Hemen belirtmek gerekir ki, önceki kesinleşen hüküm tarafların muvazaalı boşandığı yönünde kesin hüküm oluşturmaz. Ancak dava konusu 18.10.2008-17.03.2010 tarihleri arasında birlikte yaşama olgusu hususu kesinleşmiştir. Böyle olunca Mahkemece, davacının 01.04.2010 tarihinden sonrası boşandığı eşi ile birlikte yaşayıp yaşamadığı konusunda işin esasına girilerek hasıl olacak sonuca göre karar vermek gerekir iken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Yapılacak iş, davacının 01.04.2010 tarihinden sonra boşandığı eşiyle fiilen beraber yaşamaya devam edip etmediği konusunda dosya kapsamında toplanan delillerden ve gerek görülmesi halinde araştırmayı genişletmek suretiyle çıkacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir” gerekçesine dayalı olarak hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Direnme Kararı
Mahkemenin 25.02.2016 tarihli ve 2015/631 E., 2016/103 K. sayılı kararı ile direnme kararı verilmiştir.

C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı
1.Direnme kararı süresi içinde taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 30.09.2021 tarihli, 2018/(21)10-147 Esas ve 2021/1122 Karar sayılı kararı ile “somut olay değerlendirildiğinde; davacının daha önce açtığı ve temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen … İş Mahkemesinin 2012/206 E., 2012/1143 K. sayılı kararı boşanmanın muvazaalı olduğu yönünde kesin hüküm oluşturmayıp sözü edilen karar ile davacı ve boşandığı eşinin 18.10.2008-17.03.2010 tarihleri arasındaki dönemde fiilen birlikte yaşadıkları olgusu kesinleşmiştir. Bu nedenle 01.04.2010 tarihinden sonraki dönem yönünden davacının boşandığı eşi ile fiilen birlikte yaşamaya devam edip etmediği konusunda işin esasına girilerek toplanan deliller ve gerekirse araştırma genişletilerek toplanacak deliller değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekir” şeklindeki gerekçeye dayalı olarak davalı Sosyal Güvenlik Kurumu vekilinin temyiz isteminin hukukî yarar yokluğundan reddine, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece Bozma İlâmına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilâmına uyularak yapılan yargılama sonucunda 01.04.2010 tarihinden itibaren davacı ile eski eşinin birlikte yaşadığına dair herhangi bir beyan, delil olmadığı, aksine tüm delillerin birlikte değerlendirilmesinde ayrı yaşadıkları kanaatine varıldığı belirtilmek suretiyle “davanın kabulü ile, davacı …’a 01.04.2010 tarihinden itibaren yeniden yetim aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine,” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili sunmuş olduğu temyiz başvuru dilekçesi ile, davacının 18.10.2008- 17.03.2010 tarihleri arasında boşanmış olduğu eşiyle fiilen birlikte yaşadığının kesin hüküm ile sabit hale geldiğini, her ne kadar Kanunun 56 ıncı maddesi ile “eşinden boşandığı halde, boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı belirlenen eş ve çocukların, bağlanmış olan gelir ve aylıkları kesilir” hükmüne yer verilmiş ve hükümde saikten bahsedilmemiş ise de maddenin amacından bu durumun gelir ve aylık almaya engel teşkil ettiğinin anlaşılabildiğini, davanın reddinin gerektiğini beyan ederek Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, Kurum işleminin iptali ile kesilen aylığın yeniden bağlanması gerektiğinin tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası,

2. 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 56/2 ve 59/2 inci maddeleri hükümleridir.

3. Değerlendirme
1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,

Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,

30.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.