Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/2401 E. 2023/6438 K. 06.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2401
KARAR NO : 2023/6438
KARAR TARİHİ : 06.06.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3053 E., 2022/3774 K.
KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Denizli 4. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/482 E., 2022/382 K.

Taraflar arasındaki 4447 sayılı Kanun’un ek 4 üncü maddesi hükümlerinden faydalandırılmasının yasaklanmasına ilişkin yapılan Kurum işleminin iptali ile yersiz ödenen primlerin davalı Kurumdan tahsili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf isteminin esastan reddine dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Denizli’de hastane işleten bir sağlık kuruluşu olduğu, bünyesinde doktor, sağlık personeli ve yardımcı personel olmak üzere 300’ü aşkın kişiyi istihdam ettiği, müvekkili şirketin ayrıca 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu’nun ek 4 üncü maddesinde yer alan teşvikten uzun süreden beri yararlandığı, bu maddeye göre gerekli şartları sağlayan işyerlerinden %2 olan işsizlik sigortası işveren payının %l olarak alındığı, davacı müvekkili şirketin işveren payını bu kapsamda %1 olarak yatırmakta iken 2020/3. ayında teşvikten yararlandırılmasının sona erdirildiği ve bu tarihten itibaren de %2 olarak işveren payını yatırmaya devam ettiği, müvekkilinin teşvikle ilgili olarak 04.11.2021 tarihinde davalı idareye itiraz ettiği ve davalı idarenin 09.11.2021 tarih ve …sayılı yazısıyla “…Kurumumuzca yapılan araştırma neticesinde işyerinizde …T.C. kimlik numaralı sigortalı … ‘in 26.04.2020 tarihinde ölümlü iş kazası geçirmiş olduğunun tespit edildiği” şeklinde cevap verdiği, davalı idarenin 09.11.2021 tarih ve …sayılı yazısından anlaşıldığı üzere müvekkilininin şirketin 4447 sayılı Kanun’un ek 4 üncü maddesi uyarınca faydalanmakta olduğu işsizlik sigortası priminin işveren payı teşvikinin müvekkili şirkette ölümlü iş kazası meydana geldiğinden bahisle sona erdirildiği, ancak, müvekkilinin şirkete ait işyerinde meydana gelen kazanın ölümlü iş kazası olarak nitelendirilmesinin mümkün olmadığı, zira söz konusu yazıda adı geçen …’in 26.04.2020 iş kazası geçirmediği, olay günü intihar ettiği, adı geçen işçinin 26.04.2020 tarihinde öğle yemeği için yemekhaneye çıktığı ve sonra terasa çıkarak kendini aşağıya attığı, olayın öğrenilmesi ile müvekkili şirket tarafından kuruma gerekli bildirimin yapıldığı, olayla ilgili olarak davalı idare müfettişlerince incelemelerin yapıldığı, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde de soruşturma başlatıldığı ve yapılan tüm araştırma ve incelemeler sonrasında olayın intihar olduğu, davacı müvekkili şirkete atfedilecek bir kusur bulunmadığının tespit edildiğini, davalı kurum tarafından yapılan tüm araştırma ve müfettiş incelemeleri sonrasında söz konusu olayla ilgili olarak davacı müvekkilinin şirkete herhangi bir kusur atfedilmediği, yani davacı müvekkili şirketin adı geçen işçinin ölümünde herhangi bir kusuru bulunmadığı, her ne kadar yukarıda yer verilen mevzuatta teşvikten yararlanmak için ölümlü iş kazası meydana gelmemiş olma şartı aranmakta ise de davaya konu olayda davacı müvekkilinin şirketin hiçbir kusuru olmadığı işçinin intiharı sonucu gerçekleşen ölüm nedeniyle söz konusu teşvikten yararlandırılmamasının hukuk sisteminin temel ilkelerine ve hakkaniyete aykırı olduğu, bilindiği üzere mevzuatın bir hiyerarşi içinde birbirine bağlı olduğu ve alt normların üst normlara uygun olmasının zorunlu olduğu, meydana gelen olayda hiçbir kusuru ve dahli olmayan müvekkilinin, çalışan işçinin intiharı nedeni ile teşvikten yararlandırılmayarak cezalandırılmasının yasal olmadığı, açıklanan tüm bu sebeplerle, müvekkilinin hukuka aykırı bir şekilde işsizlik sigortası primi işveren payı teşvikinden yararlandırılmamasına ilişkin işlemin iptali ile teşvikten tam olarak yararlandırılmasına, teşviklerden tam olarak yararlandırılmaması nedeni ile 2020/3. aydan itibaren fazladan ödemek zorunda kaldığı işsizlik sigortası işveren payının fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL’sinin fazladan ödemelerin yapıldığı tarihlerden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalı idareden alınarak davacı müvekkiline ödenmesine ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında kendisince yapılan işlemlerin yasaya ve hukuka uygun olduğunu, zamanaşımı, hak düşürücü süre, derdestlik, husumet, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;”….Yukarıda alıntılan kanunun lafzına göre bir işverenin işyerinde çalışanların işsizlik sigortası işveren payı kısmından %1 oranında teşvikten yaralanabilmesi için işyerinde 3 yıllık süre zarfında ölümlü veya sürekli iş göremezlikle sonuçlanan iş kazası meydana gelmemesinin gerektiği, kazanın meydana gelmesinde işverenin kusurunun bulunup bulunmamasının aranmadığı buradan hareketle davacı işyerinde 26.04.2020 tarihinde ölümlü iş kazası meydana geldiği, buna göre davalı Kurumun davacının işyerinde ölüm iş kazası meydana gelmesi nedeniyle işsiz sigortası işveren payını %2 oranında tahsil etmesinde hata bulunmadığı anlaşılmakla davanın reddine” dair karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
İstinaf başvurusunda bulunan davacı vekili, esasen çok tehlikeli bir işletme vasfında sayılan iş yerinde 4447 sayılı Kanun’un ek 4 üncü maddesindeki teşvik hükümlerinden faydalandırılması gerektiğini ve davaya konu talebi hakkında davalı Kurumca faydalandırılması gerektiğini belirterek, buna göre de usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne dair karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;”…Somut olayda; işverenin sözü edilen teşvikten yaralanabilmesi için işyerinde 3 yıllık süre içinde ölümlü veya sürekli iş göremezlikle sonuçlanan iş kazası meydana gelmemesinin gerektiği (kazanın meydana gelmesinde işverenin kusurunun bulunup bulunmamasının aranmadığı) anlaşılmakla, işyerinde 26.04.2020 tarihinde meydana gelen iş kazası nedeniyle davalı Kurum işlemlerinde herhangi bir hata bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

Açıklamalar itibariyle; dosyadaki yazılara, hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan kanuni ve hukuki gerekçeleri ile dayandığı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden kanuna aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine dair karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili kurum işlemlerinde hata olduğunu, sasen özel işyeri olduğunu ve davaya konu talebi hakkında davalı Kurumca faydalandırılması gerektiğini belirterek, buna göre de usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı şirketin 4447 sayılı Kanun’un ek 4 üncü maddesi hükümlerinden faydalandırılmasının yasaklanmasına ilişkin yapılan Kurum işleminin iptali ile yersiz ödenen primlerin davalı Kurumdan tahsili gerekip gerekmediğine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un 81/(ı) maddesi, 4447 sayılı Kanun’un ek 4 üncü maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.