YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/245
KARAR NO : 2023/775
KARAR TARİHİ : 06.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/627 E., 2022/2323 K.
FER’İ MÜDAHİL : …
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 28.12.2017
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 19. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/587 E., 2020/477 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ve fer’i müdahil kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer’i müdahil kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin davalı okulda müzik öğretmeni olarak 01.09.1999 tarihi itibariyle çalışmaya başladığını ve kesintisiz olarak çalışmalarını sürdürdüğünü, müvekkilinin emekli olacağı düşüncesi ile SGK’da yaptığı kontrol sonucu davalı okulun sigorta giriş tarihini 01.09.1999 tarihi olarak yapması gerekirken sehven 01.10.1999 tarihinde yaptığını ve müvekkilinin girişini kuruma 1 aylık geç bildirimde bulunduğunu tespit ettiğini, davalı okulun müvekkilinin sigorta başlangıç tarihini işe başlama tarihinden 1 ay sonra yapması nedeniyle müvekkilinin sigorta hükümleri açısından elde etmesi gereken kazanılmış hakları bakımından ciddi mağduriyetler yaşamasına neden olduğunu, müvekkilinin 1999 yılının Ağustos ayında davalı okulda okullar açılmadan oryantasyon sürecine katıldığını ve okulların açılması ile birlikte 01.09.1999 tarihinde resmi olarak fiilen davalı okulda müzik öğretmeni olarak çalışmaya başladığını, davalı okul tarafından müvekkilinin işe başlangıç tarihinin 1 ay geç bildirilmesi nedeniyle 08.09.1999 tarihinde yayınlanan ve emeklilik ile sigortalılık hakları açısından dönüm noktası olan 4477 sayılı Kanun hükümleri açısından mağdur edildiğini bildirmiş, müvekkilinin davalı okulda fiilen çalışmaya başladığı tarih olan sigorta başlangıç tarihinin 01.09.1999 tarihi olarak tespit edilmesine ve bu tespit sonucu dahili davalı kurum kayıtlarının düzeltilmesine, müvekkili tarafından sigortasız çalışılan 1 aylık süre için yatırılmayan sigorta primlerinin davalı okul tarafından yatırılmasına, müvekkilinin sigorta başlangıç tarihinin 01.09.1999 olarak tespiti durumunda geriye yönelik olarak 4477 sayılı Kanun açısından haklarının korunarak yaş şartı hariç olmak üzere emeklilik için gereken sigortalılık yıl ve prim gün sayısı bakımından dahili davalı kurum kayıtlarının düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Feri’i müdahil kurum vekili tarafından yapılan işlemlerde kanun ve yasalara aykırı bir işlem bulunmadığını, müvekkili kurumun dava açılmasına sebebiyet vermediğini belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı işveren vekili, öncelikle davacının 01.09.1999 tarihinden sonraki 1 ay için sigorta primlerinin müvekkili şirket tarafından yatırılmasını talep ettiğini ancak bu talebinin hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından reddi gerektiğini, müvekkili işletmenin çalışanların tüm işe girişlerini mutlaka tam zamanında usulüne uygun olarak bildirdiğini, ancak 1999 senesinin üzerinden tam 19 yıl geçtiğini, yaşanan büyük depremler nedeni ile o dönemde idari işlemlerin gecikmesinin mümkün olduğunu, müvekkili şirket tarafından kuruma ibraz edilen işe giriş bildirgesinin yazılı delil olduğunu, davacının iddiasını ispatlaması gerektiğini belirtmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; dava, davacının 01.09.1999-30.09.1999 tarihleri arasında davalı iş veren yanında çalıştığının tespiti istemine ilişkindir. Davacı tarafça, davacının sigortalı bildirimin 01.10.1999 tarihinden itibaren yapıldığı ancak fiili çalışmanın 01.09.1999 tarihinden itibaren başladığı ifade edilmiştir. Sunulan kayıtlardan, davacı adına … İl Milli Eğitim Müdürlüğüne davacının 01.09.1999 tarihinden itibaren müzik öğretmeni sıfatıyla çalışmaya başladığına dair bildirim yapıldığı tespit olunmuştur. Davacının çalışma iddiası yönünden tanıkların beyanları alınmış, 01.03.1999 tarihinden itibaren davalı işveren yanında bildirimi bulunan … davacının 1999 yılı Ağustos ayında oryantasyon döneminde fiilen davalı iş yerinde bulunduğunu ifade etmiştir. Tanık, 1999 yılında meydana gelen depremin olduğu dönemde fiilen davacının bu iş yerinde çalıştığını ifade etmiştir. Tanığın somut beyanı ve çalışması kayda geçmiş tanık olması nedeniyle beyanına itibar edilmiştir. Davalı iş veren yanında 01.09.1998 yılından itibaren kayıtlı çalışması bulunan tanık … davacının fiilen 1999 yılı Eylül ayı itibariyle görev yaptığını ifade etmiştir. Bu kapsamda, kurum kayıtlarına çalışmaya ilişkin sunulan bildirim ve kayıtlı tanıkların fiili çalışmayı doğrulayan beyanları nazara alınarak davanın kabulüne, davacının 1029308.34.02 Sicil numaralı davalı işveren yanında kuruma bildirilen süreler haricinde; 01.09.1999-30.09.1999 tarihleri arasında 30 gün ve günlük 3,12 TL kazançla olmak üzere hizmet akdine bağlı olarak çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer’i müdahil kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı fer’i müdahil Kurum vekili; çalışma olgusunun yöntemince araştırılmadığını, kamu düzenine ilişkin eldeki davada resen inceleme ve araştırma yapılması gerektiğini, Kurum kayıtlarında davacının çalışmasını doğrulayan kayıt ve belge bulunmadığından tanık sözleriyle kanıtlanmasını kabul etmediklerini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davalı Kurum vekili; dava açılmadan önce Kuruma başvuru koşulunun yerine getirilmediğini, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, fiili çalışmanın yöntemince kanıtlanması gerektiğini, davanın reddinin gerekiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacının 1029308.034 sicil sayılı davalı Vakıf adına işlem gören işyerindeki hizmetinin 01.10.1999 tarihinden itibaren 31.08.2020 tarihine kadar Kuruma bildirildiği ve 28.12.2017 tarihinde açılan eldeki davada hak düşürücü sürenin söz konusu olmadığı; davacının davalı işveren yanında Kuruma bildirilen süreler haricinde 01.09.1999-30.09.1999 tarihleri arasında 30 gün ve günlük 3,12 TL kazançla hizmet akdine bağlı olarak çalıştığının … Valiliği İl Milli Eğitim Müdürlüğünün 11.01.2000 tarih ve 463 sayılı yazısı ile 31.08.1999 tanzim tarihli iş sözleşmesiyle kanıtlandığı; bordro tanıkları M.S. ve Y.H.B davacının 1999 yılı Eylül ayında fiilen çalışmaya başladığını söyledikleri anlaşılmakla, istinaf kanun yoluna başvuran taraf ve HMK’nın 355’inci maddesine göre istinaf sebepleri dikkate alınarak yapılan istinaf incelemesine göre, davanın kabulüne dair İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı Vakıf vekilinin ve fer’i müdahil Kurum vekilinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca oy birliğiyle esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer’i müdahil kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Fer’i müdahil kurum vekili, istinaf dilekçesi ile birebir aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 01.09.1999-30.09.1999 tarihleri arasında çalışıp çalışmadığının tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesidir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde fer’i müdahil kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…