YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2533
KARAR NO : 2023/7999
KARAR TARİHİ : 12.09.2023
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2018/257 E., 2022/631 K.
KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki 5510 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmamaya dair Kurum işleminin iptali ile idari para cezasının istirdadı davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece, bozmaya uyularak, davanın kabulüne dair karar verilmiştir.
Mahkemece verilen karar, davalı … Başkanlığı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelenerek, kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
I. DAVA
Davacı asil dava dilekçesinde özetle; İst. Çalışma ve İş Kurumunun 12.12.2013 tarih ve 43422173-309.3170081 sayılı kararı ile belirtilen 6.795 TL İdari Para Cezasına yaptığı itirazın kabul edildiğini, Anadolu 27. Sulh Ceza Mahkemesinin 12.02.2014 tarihli kararı ile İdari Para Cezasının iptaline karar verildiğini, bu kararın işletmesinde kanundışı veya SSK kapsamına alınmamış bir personel olmadığının ispatı olduğunu, SSK Genel Müdürlüğü’nün, aynı davayla ilgili olarak 03.01.2013 tarihli tebligatı ile, kayıtsız işçi çalıştırmaktan dolayı İdari Para Cezası kestiğini, peşin ödeme indiriminden faydalanarak 2.658 TL’yi ödediğini, 22.05.2014 tarihinde ise bu para cezasının iadesi ile ilgili başvurusunun olduğunu, ancak bir cevap alamadığını, ayrıca 5510 sayılı Kanun’dan yararlanarak aksatmadan ödemesi nedeniyle indirimli olarak yararlandığı SSK prim bedelleri 04.02.2013 tarihinden itibaren indirimsiz olarak uygulamaya konulmuş olduğundan, yüksek ödemek zorunda kaldığını ve zarara uğradığını beyan ederek, 04.03.2013 tarihinde 2.658 TL olarak ödediği cezanın ve 5510 sayılı Kanun’dan yararlanamayarak fazla ödediği SSK prim farklarının yasal faizleri ile iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı … Başkanlığı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında yapılan kurum işlemlerinin yerinde olduğu gerekçesi ile davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkeme, ilk bozma öncesi ilk kararında; “…Yapılan yargılama, toplanan deliller, SGK kayıtları ve dosya kapsamında bulunan diğer delillerin bütünlük içerisinde değerlendirilmesi neticesinde; 5510 sayılı Kanun’un 102 nci maddesine uygun olarak idari para cezası tebligatının alınmasından itibaren 15 günlük süre içerisinde ilgili Kadıköy SGM ye itirazda bulunulmadığı gibi İdare mahkemesinde dava açılmadığı, dava dilekçesi ekinde sunulan 04.02.2013 tarihli Ziraat Bankası Online tahsilat makbuzunda görüldüğü üzere 3.546,00 TL idari para cezasının ¾ lük kısmı olan 2.658,00 TL ödenmiş olduğu, bu tespitlere göre davacı kurumun gönderdiği 03.01.2013 tarihli İPC. tebligatına karşı yasada öngörülen prosedüre uygun olarak itirazda bulunulmadığından İPC. borcunun İdari aşamada kesinleşmiş olduğu, ödenmiş olan 2.658,00 TL İPC. nin (3.546,00 TL nin ¾’ü) ve fazla ödendiği ileri sürülen prim farklarının iadesinin bu aşamada istenemeyeceği anlaşılmış olmakla davanın reddine…” dair karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1.Mahkemenin bozma öncesi ilk kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin, bozma ilamında özetle: “…Eldeki davada, mahkemece idari para cezasına yönelik talep bakımından, 5510 sayılı Kanun’un 102 nci maddesine uygun olarak idari para cezası tebligatının alınmasından itibaren 15 günlük süre içerisinde ilgili Kadıköy SGM’ye itirazda bulunulmadığı gibi İdare mahkemesinde dava açılmadığı, gerekçesi ile idari para cezası borcunun idari aşamada kesinleşmiş olduğuna dair yapılan belirleme ve kabul yerinde ise de, Kurumca tutulan tutanak içeriğinin sigortalılık tespitine dair belirleme içermesi ve davacının bu tutanak üzerinde imzasının bulunmaması karşısında bağlayıcı niteliğinin bulunmadığı hususları dikkate alınarak, hakkında tespit yapılan kişinin fiili çalışmasının varlığı usulünce araştırılmalı ve sonucuna göre karar verilmelidir.
Bu kapsamda, uyuşmazlığın, kurumca belirlenen sigortalılığın fiili çalışmaya dayalı olup olmadığı hususunda toplandığı, buna göre davanın yasal dayanağının 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 86. maddesi olduğu anlaşılmaktadır.
Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, eldeki gibi sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
Mahkemece, fiili çalışmanın varlığı yönünden araştırma yapılmalı, bu araştırmada, çalıştığı kabul edilen kimse ile birlikte çalışan ve işverenin bordrolarında kayıtlı kişiler ile aynı yörede komşu veya benzeri işleri yapan başka işverenler ve bu işverenlerin çalıştırdığı bordrolara geçmiş kişiler saptanarak bilgi ve görgülerine başvurulmalı, emniyet tespitleri ve diğer tüm belgeler dikkate alınarak, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği nazara alınmalı ve resen araştırma ilkesi çerçevesinde elde edilebilecek diğer tüm deliller toplandıktan sonra çalışmanın fiili olup olmadığı hususunda hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmelidir…” denilerek karar bozulmuştur.
B.Mahkemece 1 inci Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin ilk bozma sonrası verdiği ikinci kararı ile;”..Dava, 5510 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinde yer alan teşvik indiriminden faydalandırılmamaya dair Kurum işleminin iptali ile idari para cezasının istirdadı istemine ilişkindir.
Dava konusu olan ve iptali talep edilen kurum işleminin dayanağını, Ataşehir İlçe Emniyet Müdürlüğü’nün davacıya ait olan işyerinde sigortasız bir şekilde çalıştığı tespit edilen yabancı uyruklu şahsa ilişkin tanzim ettiği tutanak teşkil etmektedir.
Yargıtay bozma ilamı uyarınca davacı tanıkları ile birlikte yabancı uyruklu şahsa ilişkin tespit yapılan dönemde davacıya ait işyerinde çalışan bordro tanıklarının beyanları alınmıştır. Bordro tanıklarının beyanlarından, işyerinde, dinlenilen bordro tanıkları ile birlikte davacının çalıştığı, işyerinin fazla işçinin çalışmasını gerektirmeyecek kapsam ve yoğunlukta olduğu ve sigortasız çalıştığı tespit edilen yabancı uyruklu kişiyi tanımadıkları ve bu kişinin kesinlikle davacıya ait işyerinde çalışmadığı anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen açıklama ve nedenler ışığında tüm dosya kapsamı içerisindeki bilgi ve belgeler ile Yargıtay bozma ilamı birlikte değerlendirildiğinde; ilgili emniyet birimi tarafından tanzim edilen tutanağa istinaden yabancı uyruklu kişinin davacıya ait olan işyerinde sigortasız bir şekilde çalıştığının tespitine ilişkin olarak tesis edilen davalı kurum işleminin hukuki mesnetten yoksun olduğuna kanaat getirildiğinden davanın Kabulü ile, Kadıköy SGM ‘ nin 03.01.2013 tarih ve 168.675 sayılı idari para cezasına ilişkin işleminin iptaline, iptal edilen idari para cezasına ilişkin olarak davacı tarafından ödenen 2.658,00 TL’nin ödeme tarihi olan 04.02.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan alınarak davacıya verilmesine,….” dair karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı … Başkanlığı ise, verilen kararın hatalı olduğunu, esasen davalı Kurumca davacı hakkında yapılan işlemlerin yerinde ve hukuki mevzuata da uygun olduğunu buna göre davanın reddi gerektiğini belirterek, kabul kararının bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı Kurumca yapılan işlemlerin yerinde olup olmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile birlikte 5510 sayılı Kanun’un 81 inci maddesi ile birlikte aynı kanunun 102 nci maddesi hükümleridir.
3. Değerlendirme
1.Mahkemenin, Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine, o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu; mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirdiği gibi, mahkemenin kararını bozmuş olan Yargıtay Hukuk Dairesince; sonradan, ilk bozma kararı ile benimsemiş olduğu esaslara usuli kazanılmış hakka aykırı bir şekilde, ikinci bir bozma kararı verilememektedir (09.05.1960 gün ve 21/9 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı, Hukuk Genel Kurulu’nun 12.07.2006 gün, 2006/9-508 E., 2006/521 sayılı kararı)
2.Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur. (04.02.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK)
3.Eldeki davada ise, uyulan bozma ilamı ve oluşan usuli kazanılmış hakkın gereği gibi yerine getirilmediği anlaşılmakta olup, öncelikle ilk bozma kararımız kapsamında ve uyulmakla oluşan usuli kazanılmış hak çerçevesinde, mahkemece idari para cezasına yönelik talep bakımından, 5510 sayılı Kanun’un 102 nci maddesine uygun olarak idari para cezası tebligatının alınmasından itibaren 15 günlük süre içerisinde ilgili Kadıköy SGM’ye itirazda bulunulmadığı gibi idare mahkemesinde dava açılmadığı, gerekçesi ile idari para cezası borcunun idari aşamada kesinleşmiş olduğuna dair yapılan belirleme ve kabulün yerinde olduğu belirtilmiş iken, aksi yönde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gibi, davacı hakkında yapılan ihbar sonrası emniyetçe tutulan tutanak içeriğine göre sarı fosforlu yelekle, Senegal kökenli ve siyahi olduğu anlaşılan dava dışı kişinin reklam amacı ile davacıya ait Magıcsun Solaryum iş yerinin önünde durduğuna dair olgu dikkate alındığında, taraflar arasında hizmet akdi bulunduğuna dair Kurum kabulünün aksinin ispat edilememiş olması karşısında, Kurumun teşvik iptaline dair yaptığı işlemin yerinde olduğu anlaşılmakta olup, bu nedenlerle davanın reddi yerine yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
12.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.