YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2628
KARAR NO : 2023/2062
KARAR TARİHİ : 06.03.2023
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2022/119 E., 2022/323 K.
vekili Avukat …
…
HÜKÜM/KARAR : Davanın reddi
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen yaşlılık aylığının düzeltilen sürelere göre yeniden hesaplanması gerektiğinin tespiti davasında verilen direnme kararı hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca kararın bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 31.12.2013 tarihli ilk borçlanma talebinin 21.10.1988 tarihinden itibaren 5000 gün olacak şekilde 21.10.1988–10.09.2002 tarihleri arasına; 26.08.2014 tarihli ikinci borçlanma talebinin ise 17.12.2003 tarihinden itibaren 375 gün olacak şekilde 17.12.2003–02.01.2005 tarihleri arasına mal edilmesi gerektiğinin tespiti ile yaşlılık aylığının da düzeltilen sürelere göre yeniden hesaplanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı … vekili cevap dilekçesinde; davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.03.2017 tarihli ve 2016/717 E., 2017/103 K. sayılı kararı ile; davacının yurt dışındaki çalışma sürelerinin, birinci tahakkuk cetvelinde dikkate alınan sürelerin, yurt dışında sürekli ikamet izni olması ve çocuk yetiştirme ile hamilelik dönemlerinin uzun vadeli sigorta kollarından sayıldığı dikkate alındığında Kurum işleminin hatalı olduğu, birinci ve ikinci borçlanmanın davacının ev kadınlığında ve sigortalı çalıştığı dönemlere hasredilmek sureti ile intibakın davacı lehine olacak şekilde yapılması gerektiği, yaşlılık aylığı hesap yöntemi yönünden ise 01.01.2000 tarihinden önce sigortalılık süresi ne kadar fazla ise o kadar fazla aylık bağlanacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının Kuruma borçlanarak ödediği 5000 günlük 31.12.2013 tarihli işlem ile ilgili borçlanılan sürenin 21.10.1988-10.09.2002, 375 günlük 26.08.2014 tarihli işlem ile ilgili borçlanılan sürenin 17.12.2003-02.01.2005 dönemlerine mal edilmesi gerektiğinin ve davacıya bağlanan aylığın başlangıçtan itibaren bu intibak sürelerine göre yeniden hesaplanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 21.06.2017 tarihli ve 2017/1056 E., 2017/1090 K. sayılı kararı ile; davacının 31.12.2013 ve 29.08.2014 tarihli yurt dışı hizmet borçlanma talep dilekçelerinde borçlanmak istediğini belirttiği süre, … Kenti Belediye Başkanlığına ait 03.01.2014 tarihli ikamet belgesinde davacının 21.10.1988 tarihinden itibaren ilçelerinde kayıtlı olduğunun belirtilmesi, ayrıca 29.04.2014 tarihinde Kuruma müracaat ederek 21.10.1988 tarihinden itibaren yurt dışında aralıksız oturum hakkı olduğunu belirterek bu tarihten itibaren 5000 gün olarak düzenleme yapılması yönünde talepte bulunması karşısında ilk derece mahkemesi kararının ve gerekçesinin yerinde olduğu belirtilerek davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 21. Hukuk Dairesinin 19.02.2018 tarihli ve 2017/6623 E., 2018/1406 K. sayılı kararı ile , “davanın yasal dayanağını oluşturan 3201 sayılı Kanun’ un 5 inci maddesi ve Yurtdışında Geçen Sürelerin Borçlandırılması ve Değerlendirilmesine İlişkin Yönetmeliğin borçlandırılan sürelerin değerlendirilmesi ve sigortalılığın başlangıcı başlıklı 12 inci maddesine göre, Kurumca yapılan borçlanma tahakkuk işlemi yerinde olduğu gibi Kurumca düzenlenen borçlanma cetvelindeki süreye ait borçlanma bedelinin ihtirazi kayıt konulmadan ödenmesi karşısında davanın reddi gerekirken kabulü usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir. ” gerekçesi ile karar bozularak dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
B. İkinci Bozma Kararı
1.Mahkemece, önceki kararda direnilerek davanın kabulüne karar verilmiş; karara karşı davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 27.01.2022 tarihli ve 2019/(21)10-146 Esas, 2022/67 Karar sayılı kararıyla; “3201 sayılı Yurt Dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt Dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’un 5 inci maddesi uyarınca yurt dışı hizmet borçlanmalarında esas alınan yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru olmak üzere belirlenecektir. Bu durumda yurt dışı borçlanma talebi üzerine tahakkuk ettirilen borçlanma bedelinin kısmen ödenmesi veya kısmen borçlanma yapılması hâlinde yapılan ödemeye veyahut kısmen borçlanmaya karşılık gelen sigortalılık süresinin hangi tarihlere mal edileceği 5 inci madde kapsamında değerlendirilerek, yurt dışındaki sigortalılık sürelerinin ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru hesaplanması ile sonuca ulaşılacaktır. İlgili maddenin borçlanılan sürelerin hangi tarihlere mal edileceğine yönelik açık düzenlemesi karşısında borçlanma cetvelindeki süreye ait borçlanma bedelinin ihtirazi kayıt konularak ödenmesinin de sonuca etkili olmadığı belirgindir.
Somut olayda; davacının 21.10.1988 tarihinden itibaren Almanya’da ikamet etmeye başladığı, Alman …Sigortası hizmet belgesine göre 01.10.1989 tarihinde zorunlu prim süresi kapsamında sigortalılığının bulunduğu, 31.12.2013 ve 26.08.2014 tarihlerinde Kuruma vermiş olduğu borçlanma talep dilekçeleriyle 3201 sayılı Kanun uyarınca yurt dışında geçen 01.02.1983 tarihinden itibaren çalışılan, boşta geçen ve ev kadınlığı sürelerini borçlanma talebinde bulunduğu, Kurumca kısmi borçlanma talepleri kabul edilerek 27.09.1989-16.03.1991, 17.03.1991- 31.03.1992 ve 01.08.1997-31.12.2009 tarihleri arasında kalan 5375 gün karşılığı borç tahakkuk cetveli düzenlendiği, davacı tarafından borçlanma bedellerinin 26.06.2014 ve 21.01.2015 tarihlerinde ödendiği, borçlanılan sürelerin tahakkuk cetvelinde yazılı sürelere mal edildiği anlaşılmaktadır.
Bu durumda yukarıda yapılan açıklamalar ile somut olaya ilişkin maddi ve hukukî olgular bir arada değerlendirildiğinde; 3201 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinde yer alan açık düzenleme karşısında kısmi borçlanma yapılması hâlinde borçlanılan sürenin hangi tarihe mal edileceği, ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru gidilerek belirlenecektir. Bu açık yasal düzenlemenin aksine davacının yurt dışı borçlanma sürelerinin sigorta başlangıcından ileriye mal edilmesine olanak bulunmamaktadır.
Diğer taraftan Özel Daire bozma kararında belirtilenin aksine borçlanma cetvelindeki süreye ait borçlanma bedelinin ihtirazi kayıt konularak ödenmiş olması da sonuca etkili olmayacaktır. Borçlanma bedeli ihtirazi kayıt konularak ödense dahi 3201 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi uyarınca ispatlayıcı belgelerde kayıtlı bulunan tarihler arasındaki son tarihten geriye doğru gidilerek mal edilecek tarihler tespit edilecektir.
Nitekim Hukuk Genel Kurulunun 16.09.2021 tarihli ve 2018/10(21)-1017 E., 2021/1014 K., 22.06.2021 tarihli ve 2018/10(21)-1040 E., 2011/811 K., 2018/10(21)-1041 E., 2021/812 K., 2018/10(21)-994 E., 2021/810 K. sayılı kararları da aynı doğrultudadır. ” şeklinde değişik gerekçe ile İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmuştur.
C. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, 3201 sayılı Kanun’un 5/2 maddesinin dikkate alınmadığını, kısmi borçlanma halinde kurumun bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmemesi nedeniyle sigortalı lehine değerlendirme yapılması gerektiğini, açıkça yasa ile düzenlenmemiş bir hususta kurum tebliğine dayalı işlem yapılmasının sosyal güvenliğin temel ilkelerine aykırı olduğunu belirterek temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 3201 sayılı Kanun kapsamında yapılan yurt dışı borçlanma talebi üzerine tahakkuk ettirilen borçlanma bedelinin herhangi bir ihtirazi kayıt konulmadan ödenmesi hâlinde yapılan ödemeye karşılık gelen sigortalılık süresinin hangi aylara mal edilmesi gerektiği noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,3201 sayılı Kanunun 5.maddesidir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,
06.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
…