Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/2663 E. 2023/7210 K. 22.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2663
KARAR NO : 2023/7210
KARAR TARİHİ : 22.06.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/1334 E., 2022/2607 K.
HÜKÜM/KARAR : Kısmen Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 2. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/251 E., 2022/162 K.

Taraflar arasındaki hizmet ve prime esas kazanç tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı şirket ve davalı Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davacının davalıya ait işyerinde 20.04.2004- 02.09.2009 tarihleri arasında muhasebe müdürü olarak en son 3.000,00 TL net ücretle çalıştığını, davalı işverinin bu süredeki bir kısım sigorta bildirimlerini yapmadığını ve primleri eksik olarak yatırdığını beyanla 20.04.2004-02.09.2009 tarihleri arasında eksik yatan sigorta primlerinin tespit edilerek 3.000,00 TL üzerinden tamamlattırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
1.Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının davalı şirkette muhasebe servisinde çalışan bir personel olduğunu, ön muhasebe kayıtlarını tuttuğunu, davacının muhasebe müdürü gibi bir unvanı olmadığını, davacının ön muhasebe personeli olarak 3.000,00 TL ücret almasının mümkün olmadığını, davacının 20.04.2004 tarihinde işe başlamadığını ve işe girdiği tarihte kuruma bildirimde bulunulduğunu, hizmet süresinin eksi tarihli olarak davaya konu edilmesinin kötü niyetli olduğunu beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; bu tür davaların resmi belgelerle ispatlanması gerektiğini, sadece tanık beyanları ile davanın ispatının mümkürn olmadığını, davacının kurum kayıtlarına göre işe giriş tarihinin 25.08.2004 olduğunu ve bu tarihten önce davalı işyerinde çalışmasına ilişkin bigli ve belge bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; “…Öncelikle davacının 20.04.2004 – 24.08.2004 tarihleri arasındaki sürede çalışma iddiası değerlendirildiğinde; davacının davalı işyerinde 20.04.2004 tarihinde işe başladığına ilişkin olarak kardeşi olan ancak davalı işyerinde çalışması bulunmayan …’ın beyanının bulunduğu, bunun dışındaki tanıkların beyanlarının kendilerinden önce veya sonra işe başladığı şeklinde davacının tam işe başlama ve çalışma tarihinin tespit edilemeyeceği ifadelerinin olduğu görülmektedir. Ayrıca aynı davacının işçilik alacaklarına ilişkin açmış olduğu davasında çalışma süresinin Kurum kayıtlarında gözüktüğü üzere 25.08.2004 – 02.09.2009 tarihleri arasında olduğu kabul edilmiş, kararın bu kısmı Yargıtay incelemesinde yerinde bulunarak bozma konusu yapılmamış, ayrıca bozma sonrasında kurulan kararı da her iki taraf temyiz etmeyerek çalışma süresinin Kurum kayıtlarında gözüktüğü üzere 25.08.2004 – 02.09.2009 tarihleri arasında geçtiği hususunu zımnen de olsa kabul etmiştir. Açıklanan gerekçeler ve Yargıtay’ın aradığı anlamda hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde ispatlanamadığından davacının 20.04.2004 – 24.08.2004 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının tespitine yönelik talebin reddine karar verilmiştir.

Davacı tarafın kuruma bildirilmesi gereken prime esas kazancının eksik bildirildiğine ilişkin iddiası değerlendirildiğinde; davacının işçilik alacaklarına ilişkin açmış olduğu davasında tanık beyanları ile emsal ücret araştırmaları neticesinde davacının en son ücretinin net 1.200,00 TL – brüt 1.647,81 TL olduğu kabul edilmiş olup kararın bu kısmı Yargıtay incelemesinde yerinde bulunarak bozma konusu yapılmamıştır. Davacının kredi işlemleri için Ziraat Bankasına sunmuş olduğu davalı işverenlikçe imzalanmış ücret bilgisine ilişkin 23.05.2008 tarihli belge daha önceki kararda yazılı delil başlangıcı kabul edilerek sonuca gidilmişse de Bölge Adliye Mahkemesi ilamında söz konusu belgenin davacının kredi işleminin kolaylaştırılması için düzenlenmiş bir belge olduğu, çoğunlukla uygulamada gerçeği yansıtmadığından Yargıtay içtihatları gereğince yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiştir. Bununla birlikte Bölge Adliye Mahkemesi kararından sonra davacının dosyaya sunmuş olduğu Kasım, Aralık 2007 ve Ocak 2008 elden ödeme tablolarında davacının maaşı 1.300,00 TL olarak kayıtlıdır. Davacı taraf, bu belgeler altındaki imzanın şirket sahibi …’ya ait olduğunu iddia etmiş olup davalı tarafça imza inkarında bulunulmamıştır. Dolayısıyla dosyaya sunulan bu kayıtlar yazılı delil başlangıcı kabul edilerek dosyadaki deliller doğrultusunda değerlendirme yapıldığında; davacının yaptığı iş, işyerindeki vasfı ve kıdemi, tanık beyanları ve emsal ücret verileri doğrultusunda belirlenen ve Yargıtay incelemesinde yerinde bulunan ücretin davacının gerçek ücretini desteklediği, buna göre davacının en son 2008 yılı Ocak ayında net 1.300,00 TL ücretle çalıştığı, davacının elden ödeme kayıtları ile desteklenen bu ücretinin aydan aya değişmesinin hayatın olağan akışına aykırı olacağı, davacının işyerindeki görev vasfının değişmediğine göre yazılı kayıt bulunan dönemlerin öncesi ve sonrasında da aynı nispette ücret alacağının kabulü ile davacının ücretinin asgari ücretin 2,42 katının daha üzerinde olduğu sonucuna varılmış, ancak önceki karar davacı tarafından istinaf edilmediği için önceki kararda hükmedilenlerin aşılmaması gerekmiştir. Hesap bilirkişinin eksik bildirilen primlerin miktarına ilişkin raporunun kapsamlı, gerekçeli ve denetime elverişli olduğu görülmüştür. Açıklanan gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.” gerekçesiyle;
“Davanın kısmen kabulü ile;
1-) a) Davacının 20.04.2004 – 24.08.2004 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının tespitine yönelik talebinin reddine,
b) Davacının 25.08.2004 – 02.09.2009 tarihleri arasında davalı işyerinde asgari ücretin 2,42 katı tutarında brüt ücretle çalıştığının ve bu dönemlere ilişkin bildirilenlere ek olarak bildirilmesi gereken fark prime esas kazançların miktarının 23.09.2020 tarihli hesap raporunda gösterildiği kadar olduğunun tespitine,
2-) 23.09.2020 tarihli hesap raporunun bildirilmesi gereken fark prime esas kazançların miktarına ilişkin tablosunun kararın eki sayılmasına,” şeklinde karar verildiği görülmüştür.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı şirket ve davalı Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının asgari ücretten fazle bir ücretle çalıştığının ispatlanamadığını, mahkemece davacının prime esas gerçek ücret tespiti talebinin kabulü ile davacının asgari ücretin 2,42 katı tutarında ücret aldığına dair hüküm kısmının hatalı olduğunu, alacak davasında tespit edilen son ücretin yazılı delillerle ispatlanamadığını, kesin hüküm sayılamayacağını, davacının iddia ettiği ücret miktarını yazılı delillerle ispatlaması gerekirken bu hususta yazılı herhangi bir delil sunmamış olduğunu, davacının imzasını içeren bordroların sunulmuş olduğunu, bordroların aksinin ispatlanamadığını, sadece tanık beyanları ve emsal ücret araştırmasına dayanarak kabülün usul ve yasaya aykırı olduğunu, iddia edilen prim miktarının ispatlanamamış olduğunu, davacının gerçek ücreti üzerinden eksiksiz olarak ücretlerinin kuruma bildirilmiş olduğunu, mahkemece kurulan hükmün gerekçesiz olduğunu, gerekçenin eksik ve hatalı olduğunu belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.

2.Davalı Kurum vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece davacının prime esas gerçek ücret tespiti talebinin kabulü ile davacının asgari ücretin 2,42 katı tutarında ücret aldığına dair hüküm kısmının hatalı olduğunu, alacak davasında tespit edilen son ücretin yazılı delillerle ispatlanamadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki alacak dosyasındaki ücrete dair kurulan tespit hükmünün yazılı delil başlangıcı sayılması gerektiği yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, emsal ücret araştırması sonucununa göre tespit edilen ücretin yazılı delil başlangıcı sayılamayacağını, davacının yasada belirlenen usule göre davasını yazılı delillerle ispatlayamadığını, davacı tarafça kaldırma kararından sonra sonra dosyaya sunulan Kasım, Aralık 2007 ve Ocak 2008 tarihlerine ilişkin olarak elden ödeme tabloları sunulmuş ve bu tablolarda davacının maaşı 1.300,00 TL olarak kayıtlı ise de; bu belgelerin mahkemece verilen delil bildirme sürelerinden sonra sunulduğunu, bu belgelerin de kredi işlemlerini kolaylaştırmak amacıyla verilmiş olmasının kuvvetle muhtemel olup, bu nedenle bu belgelere de itibar edilemeyeceğini, usul ve yasaya aykırı kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf talebinde bulunmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; “Somut davada davacının ücret iddiası her dönemde HUMK 288 inci maddesindeki yazılı sınırları aşmakta olmakla; yukarıda izah edilen Yargıtay uygulaması doğrultusunda prime esas gerçek ücret miktarlarının yazılı delille ispatlanması gerekir. Ancak yazılı delil başlangıcı sayılan elden ödeme belgeleri ile tanık beyanları ödeme belgelerinin ait olduğu aylar yönünden ve alacak dosyası nedeniyle işverence yapılan ödemeler gereğince son aya dair prim miktarı yönünden ispat yapılmış olduğu kabul edilebilir.
Mahkemece buna aykırı olarak ödeme belgelerinin bulunduğu aylar ve alacak dosyasındaki ödemelerin yapılmış olması nedeniyle son aydaki ücret miktarlarının diğer tüm dönem yönünden de delil sayılarak dönemin tümü yönünden prime esas ücret tespiti talebinin kabulü hatalıdır.

Ayrıca davalı SGK harçtan muaf olmasına rağmen aleyhine harca hükmedilmiş olması da usul ve yasaya aykırı olup hükmün bu yönden de kaldırılması gerekmektedir.

Davalılar vekillerinin bu yönleri ilişkin İstinaf talepleri haklı olmakla hükmün kaldırılması gerekse de, bu husus yeniden yargılamayı gerektiren bir durum olmadığından dairemizce hüküm kurulması uygun görülmüş, yukarıda İzah edilen gerekçe doğrultusunda Talep edilen prime esas gerçek ücret miktarı tüm dönem yönünden yazılı delille ispat sınırını aşmakla, tüm dönemin yazılı delille ispatı gerekip, Dosya kapsamında davacı tarafça sunulan ve işveren yetkilisinin imzasın içeren, yargılama sırasında imza inkarı yapılmamış olan elden ödeme belgelerindeki miktarlar yazılı delil başlangıcı kabul edilerek, bu aylara ilişkin ücret yönünden tanık beyanları da dikkate alınıp ödeme belgelerinin ait olduğu Kasım ve Aralık 2007 Ocak 2008 ayları yönünden prime esas gerçek ücret miktarının ispatlandığı kabul edilerek ve davacı tarafın İstinaf etmediği ilk mahkeme kararında hükmedilen miktarla sınırlı olarak davacının bu aylara ilişkin prime esas gerçek ücret miktarının, Kasım 2007 ve Aralık-2007 ayları yönünden brüt 1.415,70 TL, Ocak 2008 ayı yönünden brüt 1.472,33 TL olduğu, kesinleşen alacak dosyasında hükmedilen alacak miktarlarının ödenmiş olması nedeniyle son aya ilişkin prime esas ücret miktarının ispatlandığı kabul edilerek, buna göre Ağustos 2009 dönemindeki prime esas gerçek ücret miktarının brüt 1.611.72 TL olduğu, Eylül 2009 dönemine ait davacının 2 günlük çalışmasına ilişkin bildirilmesi gereken prime esas ücret miktarının 53,72 TL olduğu kabul edilerek, prime esas gerçek ücret miktarı yönündeki talep yönünden sadece bu aylara ilişkin ücretin belirtilen miktarda olduğu değerlendirmesi ile bu talebin kısmen kabulüne, davacı tarafın herhangi bir istinafı olmamakla mahkeme kabulü doğrultusunda hizmet tespiti talebinin reddine karar verilmek gerekmiştir.” gerekçeleri ile
I-Davalıların istinaf başvurularının ayrı ayrı kabulüne, HMK’nın 353/1-b.2 bendi gereğince, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına,
II-Davanın kısmen kabulüne;
1-Davacının 20.04.2004 – 24.08.2004 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının tespitine yönelik talebinin reddine,
2-Davacının prime esas gerçek ücret tespiti talebinin kısmen kabulüne,
-Kasım 2007 ve Aralık 2007 dönemlerine ilişkin bildirilmesi gereken prime esas gerçek ücret miktarının brüt 1.415,70 TL,
-Ocak 2008 dönemine ilişkin bildirilmesi gereken prime esas gerçek ücret miktarının brüt 1.472,33 TL,
-Ağustos 2009 dönemine ilişkin bildirilmesi gereken prime esas gerçek ücret miktarının brüt 1.611,72 TL,
-Eylül 2009 dönemine ilişkin 2 günlük çalışması için bildirilmesi gereken prime esas gerçek ücret miktarının brüt 53,72 TL olduğunun tespitine,
Fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B.Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili, kararın usul ve yasaya aykırı olup bozulması gerektiğini beyanla bozulmasını istemiştir.

2-Davalı Kurum vekili istinaf sebepleri doğrultusunda temyiz talebinde bulunmuştur.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet ve prime esas kazancınn tespitine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddeleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davacı ve davalı Kurum vekillerinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.