Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/2685 E. 2023/4321 K. 24.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2685
KARAR NO : 2023/4321
KARAR TARİHİ : 24.04.2023

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/601 E., 2022/1914 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ordu İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/750 E., 2021/813 K.

Taraflar arasındaki asıl dava yönünden Kurum işleminin iptali, birleşen davalar yönünden itirazın iptali davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine, birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı/birleşen davalar davalısı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı/birleşen davalar davalısı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı kurum tarafından; davacının almış olduğu ölüm aylığının kurum işlemi ile kesildiğini, devamında ise; borç bildirim belgesinin tebliğ edildiğini, Kuruma itirazlarının reddedildiğini, davalı kurumca düzenlenen tutanakların gerçeği yansıtmadığını, her ne kadar muvazaalı boşanma nedeni ile davacının almış olduğu emekli maaşı ve ölüm aylığı kesilmiş ise de, bu işlemin usul ve yasaya aykırı olduğunu, tarafların boşandıktan sonra yaklaşık olarak 16 yıldan bu yana hiçbir şekilde bir araya gelmediğini, boşanmış olduğu eşinin başka ilde ikamet ettiğini, bu durumun ikametgâh kayıtlarından anlaşılacağını, evlilik birliği hem resmi olarak hem fiili olarak tamamen bittiğini, davalı kurumun müfettişleri, tarafların ayrı yaşayıp yaşamadıklarının tespiti için kontrole geldiklerini ve tarafların fiilen ayrı yaşadıklarını görmüş olmalarına rağmen, son derece eksik ve hatalı bir inceleme ile gerçekle hiçbir ilgisi olmayan tutanak tuttuklarını, davacının evindeki tüm abone kayıtlarının kendi adına olduğu, boşandığı eşinin adına hiçbir kayıt olmadığını, boşanma kararı, muvazaalı olmadığı gibi, taraflar 16 yıldan buna fiilen ve hukuken boşanmaya bağlı olarak ayrı yaşadıklarını belirterek davacı adına tahakkuk ettirilen kurum işlemlerinin iptali ile; ölüm aylığın tekrar bağlanması ve kesilmiş olmasına bağlı olarak ödenmeyen ölüm aylıkların kesildiği tarihten itibaren faiziyle birlikte davacıya ödenmesini talep etmiştir.

Birleşen 2017/724 Esas sayılı davada davacı Kurum vekili dava dilekçesinde; davacı kurum tarafından davalı aleyhine Ordu 3.İcra Dairesinin 2017/45984 Esas sayılı dosyası ile ilamsız takip yapıldığını, bu takibe davalının borcu olmadığını beyan ederek itiraz ettiğini, Kurum denetmenleri tarafından başlatılan soruşturma sonucunda, davalının hak sabihi olarak yetim aylığı alabilmek için muvazaalı olarak boşandığının, eski eşi ile fiilen birlikte yaşamaya devam ettiğinin tespit edildiğini belirterek, Ordu 3.İcra Dairesinin 2017/45984 Esas sayılı dosyasında yapılan itirazın reddi ile davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Birleşen 2018/165 Esas sayılı davada davacı Kurum vekili dava dilekçesinde; davacı kurum tarafından davalı aleyhine Ordu 2. İcra Müdürlüğünün 2017/20891 Esas dosyası ile ilamsız takip yapıldığı ve davalının takip konusu alacağa ve ferilerine borcunun olmadığını beyan ederek itiraz ettiğini, müvekkili kurumdan müteveffa babasının hak sahibi olarak 37.856.002.1 sicil numarası ile aylık almakta olan davalının eşinden muvazaalı olarak boşandığını, fiilen birlikte yaşamaya devam ettiğini müvekkili kurumun kontrol memurlarınca yapılan soruşturma neticesinde ortaya çıktığını, kurumun yersiz olarak kendisine sağlık yardımı yapmasına neden olan davalı hakkında Ordu İcra Müdürlüğünün 20891 esas sayılı dosyası ile yapılan yersiz sağlık yardımları için takip başlatıldığını, davalı tarafından söz konusu takipteki alacağa ve ferilerine itiraz edildiğini ve takibin durduğunu beyanla davalı tarafından yapılan itirazın kaldırılmasına, takibin devamına, davalı tarafından yapılan itirazın haksız ve yersiz olması nedeniyle davalının icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Asıl davada davalı Kurum vekili dava dilekçesinde; kurum tarafından davacının talebinin reddine dair yapılan işlem usul ve yasaya uygun olduğunu, davacı hakkında kurum denetmenliği tarafından 22.06.2014 tarih, 2014/VC/108 sayılı soruşturma raporu ve ekleri tanzim edildiğini, yapılan araştırmada davacı ve eski eşinin boşanmış olmalarına rağmen fiilen birlikte yaşamaya devam ettiklerinin tespit edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

Birleşen 2017/724 Esas sayılı davada davalı vekili dava dilekçesinde; davacı kurum tarafından davalı aleyhine başlatılan 2017/45984 Esas sayılı icra takibinin ve dava dosyasının haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davalının boşanmış olduğu eski eşi ile boşantıktan sonra yaklaşık 16 yıldan bu yana hiçbir şekilde bir araya gelmediğini, boşanmanın muvazaalı bir boşanma değil gerçek bir boşanma olduğunu belirterek davanın reddi ile % 20 kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.

Birleşen 2018/165 Esas sayılı davada davalı vekili dava dilekçesinde; öncelikle derdestlik zamanaşımı ve yetki bakımından davanın usulden reddine karar verilmesi ile davacı kurumun davalı lehine % 20 kötüniyet tazminatı ödemesine hükmedilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “1-Esas dava yönünden davanın reddine,
2- Birleşen Mahkememizin 2017/724 esas sayılı dosyasında,
-Davanın Kabulü ile, Ordu 3. İcra Müdürlüğünün 2017/45984 sayılı dosyasında yapılan itirazın iptali ve takibin devamına, asıl alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,
3-Mahkememizin birleşen 2017/724 esas sayılı dosyası ile birleşen, 2018/165 esas sayılı dosyası yönünden
-Davacının davasının kabulü ile, Ordu İcra Müdürlüğünün 2017/20891 esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, asıl alacağın % 20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı/birleşen davalar davalısı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı/birleşen davalar davalısı vekili istinaf dilekçesinde; ilk derece mahkemesince eksik ve hatalı değerlendirme yapıldığı, davacı ile boşandığı eşi ile arasında muvazaalı bir boşanma söz konusu olmadığı, denetmen raporunun hatalı olduğu, davacı ile boşandığı eşi … ile boşandıktan sonra yaklaşık 18 yıldan bu yana hiç bir şekilde bir araya gelmedikleri, davacının boşandığı eşinin vefat ettiği, mahkemece yeniden inceleme ve araştırma yapılması gerektiği, birleşen 2017/724 Esas ve 2018/165 Esas sayılı davaların kabulüne ilişkin kararların hatalı olduğu, bilirkişi raporunun hatalı olduğu, birleşen dosyalar yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesi, takdir edilen vekalet ücretleri ve harç oranlarının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “ilk derece mahkemesinin kararının yasal ve hukuksal gerekçeleri ile dayanağı maddi delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığından 6100 sayılı HMK’nun madde 353/1-b.1 hükmü gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı/birleşen davalar davalısı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı/birleşen davalar davalısı vekili; istinaf dilekçesi ile benzer sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada boşandığı eşiyle birlikte yaşamadığını belirterek yetim aylığının kesilmesine ilişkin olarak tesis edilen işlemin iptali istemine, birleşen davalarda ise itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un 56 ncı maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, özellikle davacı/birleşen davalar davalısı ve eski eşi adına kayıtlı adreslerinde yapılan araştırma kapsamında dinlenen kamu tanıklarının beyanları ile dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davacı/birleşen davalar davalısı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Üye …’ın muhalefetine karşı, Başkan … ile Üyeler …, … ve …’ün oyları ve oy çokluğuyla, 24.04.2023 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİ
1. Somut uyuşmazlıkta, davacı karşı davalı kadın 2003 yılında eşinden boşanmıştır. Davacı-karşı davalı kadına boşanma kararı verildikten sonra ölen babasından dolayı bağlanan yetim aylığı 2014 yılında yapılan denetim sonrası fiili birliktelik nedeni ile 2008-2018 yılları için 5510 sayılı Kanun’un 56 ncı maddesi uyarınca ödenen aylıkların yersiz ödendiği, ayrıca bu nedenle sağlık gideri yapıldığı gerekçesi ile ödenen aylıklar ve yapılan sağlık gideri bedelleri için borç çıkarılmıştır.

2. Dairemizin 07.10.2021 tarih ve 2021/7072 Esas, 2021/11762 Karar sayılı ilamında yazılan karşı oy gerekçelerimde belirttiğim gibi davacı karşı davalı boşandığında 506 sayılı Kanun yürürlüktedir. 5510 sayılı Kanun’un 5754 sayılı Kanun’un 68 inci maddesi ile değişik geçici 1 inci maddesi uyarınca kesilmede 506 sayılı Kanun uygulanmalıdır. Anılan kanunda ise boşanılan eş ile birlikte yaşama olgusu bir kesilme nedeni olarak düzenlenmemiştir. 5510 sayılı Kanun’un 01.10.2008 tarihinden önce gerçekleşen boşanma olgusuna uygulanması olanağı, önceye etki yasağı nedeni ile olanaklı değildir.
3. Çoğunluğun önceye etki yasağı ilkesine aykırı olarak, lafzi yorum ve sigortalı aleyhine yorumu benimseyerek, sonradan gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak salt birlikte yaşama ve boşanan eşin desteğini alma koşulunu yeterli kabul etmesi, Kanunun ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçelerine aykırıdır.

4. Diğer taraftan aylık iptal edilen dönemdeki tedavi giderleri ise yukarda açıklanan nedenler yanında bir an için fiili birliktelik olduğu kabul edilerek aylık kesme işlemi kabul edilse dahi, Dairemizin 2021/7554 Esas, 2021/12160 Karar sayılı kararın karşı oy gerekçelerinde belirtildiği üzere, tedavi giderleri istenemez. Zira;

5. 19.01.2013 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6385 sayılı Kanun’un 12 nci maddesi ile 5510 sayılı Kanun’a eklenen Geçici 45 inci maddede, “bu Kanun’a göre genel sağlık sigortalısı ya da bakmakla yükümlü olunan kişi kapsamına girmekle birlikte, asli olarak hak etmediği bir kapsamda sağlık hizmeti alanlara 31.01.2012 tarihine kadar verilen sağlık hizmetlerine ilişkin Kurumca tahakkuk ettirilmiş veya ettirilecek borçlar, varsa ilgililerin bu nedenle açtıkları davadan vazgeçmeleri halinde tahsil edilmez. Bu borçlara ilişkin açılmış olan dava ve icra takiplerinden Kurumca vazgeçilir.” hükmüne yer verilmiştir. Anılan hükmün gerekçesinde ise, 5510 sayılı Kanun’a göre, vatandaşların genel sağlık sigortası kapsamına alınmasına ilişkin işlemlerin 2012 yılı Ocak ayı itibarıyla tamamlanması nedeni ile bu tarihe kadar yaşanan geçiş sürecinde, tabi olduğu genel sağlık sigortası statüsünün aradığı şartlarla sağlık yardımı alması gerekirken, Kanunun diğer statülerine göre ya da bakmakla yükümlü olunan kişi statüsünde hak etmediği halde sağlık yardımı yapılanlara ilişkin sağlık giderlerinin ilgililerden tahsil edilmemesi ve bu suretle oluşacak mağduriyetlerin önlenmesinin amaçlandığı belirtilmiştir.

6. 31.01.2012 tarihinden sonra yapılan sağlık giderlerinden dolayı davalının 5510 sayılı Kanun’un 60 ncı maddesinin ilgili bentleri gereğince genel sağlık sigortalısı sayıldığından ve 67 nci madde kapsamında gelir testine tabi tutulmasıyla oluşacak ihtilafa konu dönemdeki prim borçlarının Kurum tarafından tahsilinin mümkün olduğu göz önüne alındığında, belirtilen giderler genel sağlık sigortalısı sayılan sigortalıdan talep edilemeyecektir.

7. Açıklanan bu gerekçelerle mahkeme kararının bu gerekçe ile bozulması gerekirken, onanması görüşüne katılınmamıştır.