YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/2799
KARAR NO : 2023/5046
KARAR TARİHİ : 09.05.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2020/2050 E., 2022/2349 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 12. İş Mahkemesi
SAYISI : 2017/47 E., 2020/259 K.
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili ve fer’i müdahil SGK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili ve fer’i müdahil SGK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I.DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalı işverene ait işyerinde 15.12.1989 – 1999 yılı Nisan ayına kadar kesintisiz ve sürekli çalıştığını ileri sürerek, eksik gösterilen çalışma sürelerinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
II.CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, davacının 15.12.1989 tarihinde işe girişinin yapıldığını, 31.12.1994 tarihinde işten ayrıldığını, 1999 yılı Nisan ayına kadar çalışma iddiasının yerinde olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Fer’i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının tespitini istediği tarihlerin hak düşürücü süreye uğradığını, çalışma iddiasının yazılı, somut ve inandırıcı delillerle kanıtlaması gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
III.İLK DERECE MAHKEME KARARI
Dosya kapsamından; davalı işveren tarafından davacı adına Kuruma bildirimde bulunulan 15.12.1989 – 31.12.1994 devresine ilişkin olarak, her ne kadar davacı tarafça aralıksız çalışma iddiasında bulunulmuş ise de, dosyada mevcut ücret ödeme bordrolarının tümünde davacının imzasının bulunduğu, davacının imzasını taşıyan yazılı belgelerin aksinin eşdeğerde yazılı belgelerle kanıtlanması gerektiği ve davacı tarafça da dava dosyasına herhangi bir yazılı belge sunulmadığından, 15.12.1989 – 31.12.1994 devresine ilişkin aralıksız çalışma iddiasının dinlenemeyeceği, bunun yanında, yine davacı tarafından Kuruma en son bildirimin yapıldığı 31.12.1994 tarihinden sonrasında da 1999/Nisan ayına kadar aralıksız çalıştığının, ancak çalışmalarının Kuruma bildirilmediğinin iddia edildiği, bu yönde; dosyada dinlenen davacı (bordro) tanığı …’ın beyanı ile davacı (bordro) tanığı …’ın beyanı birlikte değerlendirildiğinde; davacının Kuruma bildirimlerinin sona erdiği 31.12.1994 tarihinden sonrasında da çalışmasına aralıksız devam ettiğinin anlaşıldığı, yapılan tespitler ve açıklamalara göre, davacının davasının kısmen kabulü ile;
– Davacının davalı işveren Anadolu Tekstil Giyim San. Tic. A.Ş.’ye ait 192055.35 sicil sayılı işyerinde; 15.12.1989 – 10.3.1999 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle 2862 gün çalıştığı, 1350 günlük çalışmasının Kuruma bildirildiği, 1512 günlük çalışmasının bildirilmediğinin tespitine,
– Davacının davalı işveren tarafından dört aylık sigorta primleri bordroları ile Kuruma bildirilen, ancak sigortalı hizmet cetveline işlenmeyen 1989/3.dönem (12 aya ilişkin) 8 günlük, 1992/3.dönem (9-10-11-12.aylara ilişkin) 120 günlük, 1993/2.dönem (5-6-7-8.aylara ilişkin) 120 günlük çalışmalarının da sigortalı hizmet döküm cetveline işlenmesi gerektiğinin tespitine, davacının 08.03.1973 doğumlu olup, 18 yaşını 08.03.1991 tarihinde doldurduğu, 506 sayılı Kanun’un 60/G maddesi uyarınca sigortalılık başlangıç tarihinin 18 yaşını doldurduğu 08.03.1991 tarihi olduğu, bu tarihten önceki çalışma gün sayılarının prim ödeme gün sayısının hesabında değerlendirilmesi gerektiğinin tespitine,
– Fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir.
IV.İSTİNAF
A.İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer’i müdahil SGK vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
B.İstinaf Sebepleri:
1.Davalı vekilinin istinaf sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; davacının gerçek ve fiili çalışmasının varlığını yazılı deliller ile ispat edemediğini, mahkemece sadece tanık beyanlarına dayanılarak hüküm kurulmasının ve 04.05.2020 tarihli bilirkişi raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, ek rapor talepleri değerlendirilmeksizin karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının davalı şirket nezdindeki çalışmasının 15.12.1989-31.12.1994 tarihleri arasında olduğunu ve bu tarihler arasındaki çalışmalarının kesintisiz olmadığını, davacının 1999 yılına kadar çalışmadığını, davalı şirket tarafından dosyaya sunulan bordrolarda davacının imzasının bulunduğunu, bilirkişi tarafından hak düşürücü süre yönünden değerlendirme yapılmadığını belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Fer’i müdahil Kurum vekilinin istinaf sebepleri
Fer’i müdahil SGK vekili istinaf dilekçesinde; hukuka aykırı düzenlenen bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, tespitine karar verilen tarihlerin hak düşürücü süreye uğradığını, davacının iddiasını yazılı belgelerle ispat edemediğini, Kurum kayıtlarına dayanılarak hüküm kurulması gerekirken tanık beyanlarının hükme esas alındığını, dinlenen davacı tanık beyanlarının davanın kabulü için yeterli olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
C.Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; istinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK 355 inci maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan incelemede; dava dosyasındaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere, vakıa ve hukuki değerlendirme ile özellikle, davalı tarafından sunulan ücret ödeme bordrolarında davacının imzasının bulunduğu, davacı imzasını taşıyan yazılı belgelerin aksinin eşdeğerde yazılı delillerle kanıtlanabileceği dikkate alındığında 15.12.1989 – 31.12.1994 tarihleri arasında 1991/2.dönem 7.ay hariç Kuruma yapılan bildirimlerde olduğu gibi, davalı işveren tarafından dosyaya sunulan ücret ödeme bordrolarında; 1989/3.dönem 1989/12.aya ilişkin 8 gün, 1992/3.dönem 9-10-11-12.aylara ilişkin 30’ar gün (toplam 120 gün), 1993/2.dönem 5-6-7-8.aylara ilişkin 30’ar gün (toplam 120 gün) davacının çalışmalarının kayıtlı olup, söz konusu dönemlere ilişkin çalışmalarının dört aylık sigorta primleri bordroları ile Kuruma iletilmesine rağmen, davacının sigortalı hizmet cetveline işlenmeyen çalışmalarının hizmet döküm cetveline işlenmesi gerektiği, 1994/2 dönem bordrosunda çıkış tarihi yeralmadığı görülmekle, bordro tanığı …’ın beyanı ile tanığın çalışmasına ara verdiği ve çıkışının gösterildiği 10.03.1999 tarihine kadar çalıştığının anlaşılması karşısında; delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın yerinde olduğu belirgin olup, ayrıca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V.TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve fer’i müdahil SGK vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekilinin temyiz sebepleri
Davalı vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyizen bozulmasını istemiştir.
2.Fer’i müdahil Kurum vekilinin temyiz sebepleri
Fer’i müdahil SGK vekili; istinaf sebepleri doğrultusunda hükmün temyiz incelemesi sonucu bozulmasını istemiştir.
C.Gerekçe
1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının davalı nezdinde hizmet akdine dayalı olarak 15.12.1989 – 1999 Nisan tarihleri arasında çalıştığının tespitine ilişkindir.
2.İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun Geçici 7 nci maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’nun 79/10 uncu maddesi.
3.Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekili ve fer’i müdahil SGK vekili tarafından temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle,
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
09.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.