YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3254
KARAR NO : 2023/3804
KARAR TARİHİ : 06.04.2023
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1572 E., 2023/59 K.
KARAR : Esastan Red
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kastamonu İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/404 E., 2021/191 K.
Taraflar arasındaki hizmet ve sigorta primine esas kazanç tespitine ilişkin davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davacının davalı … bünyesinde mermer ustası olarak 10.10.2016-15.03.2019 tarihleri arasında kesintisiz bir şekilde çalıştığını, son net maaşının 3.000,00 TL olduğunu beyanla bildirilmeyen hizmetlerinin tespiti ile tüm çalışma dönemindeki gerçek prime esas kazancının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı işveren davaya cevap vermemiştir.
2.
Feri müdahil Kurum vekili, hukuki dayanaktan yoksun söz konusu davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı davalı iş yerinde, 10.10.2016- 07.06.2017 tarihleri arasında kesintisiz olarak ve fiilen çalıştığını iddia etmişse de; davalı iş yerinin 07.06.2017 tarihinde kanun kapsamına alındığı, SGK tarafından gönderilen hizmet döküm cetvelinde davacının, davalıya ait iş yerinde 07.06.2017 tarihinde işe giriş kaydının bulunduğu, kurum tarafından davalı iş yerine ait dava konusu dönemi kapsar nitelikte bordro dökümlerinin gönderildiği, tespit edilen bordro tanıklarının mahkememizce beyanlarının alındığı, bordro tanıklarından davacının çalıştığını iddia ettiği dönemde sigortası gözüken kimsenin tespit edilemediği zira davalı iş yerinin, 07.06.2017 tarihinde kanun kapsamına alındığı, Kastamonu Vergi Dairesi müzekkere cevabında da; “davalı iş yerinin 22.02.2016 tarihinde taş- mermer işçiliği üzerine faaliyet gösterdiği, 2016 yılında davalı iş yerinden işçi bildiriminin yapılmadığı ancak 2017 yılında 1 adet asgari ücretli işçi bildiriminde bulunduğunun” bildirildiği, dinlenen bordro tanıklarının davacının hizmet tespiti istediği dönemde çalışmaları olmadığı ve tanıkların “kendi çalışma dönemleri ile sınırlı” olarak bilgi sahibi olabilecekleri için beyanlarına itibar edilmediği, zira tanıklar da beyanlarında “kendi çalıştıkları dönemde davacının da çalıştığını” beyan ettikleri, komşu iş yeri tanıklarının davacı ve davalıyı tanımadıklarını beyan ettiği, hizmet tespiti davasının niteliği gözetildiğinde, hiçbir kuşku ve tereddüte mahal bırakmayacak şekilde ispatlanması gerektiğinin sabit olduğu; yapılan yargılama, toplanan deliller, dinlenen tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde davacının, çalıştığını iddia ettiği döneme ilişkin olarak iddiasını ispat edemediği anlaşılmakla, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, çalışmanın dinlenen tanık beyanları ile kanıtlandığını, mahkemece hatalı değerlendirme ile karar verildiğini, davanın kabulü gerektiğini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamından, anılan yasal düzenlemeler ve yapılan açıklamalar çerçevesinde, dinlenen kamu tanık beyanlarından, tespiti istenen dönem yönünden davacı iddiasının ispatlanamadığı, gerçek ücretin tespiti istemine ilişkin olarak ise herhangi bir yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belge olmadığından davanın reddine dair mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu görülmekle, davacı vekilinin istinaf isteminin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, gerekli araştırmanın yapılmadığını beyanla davanın kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hizmet ve sigorta primine esas kazanç tespitine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1) Dava, 5510 sayılı Kanun’un madde 86/9 uncu maddesi uyarınca açılmış hizmet tespiti davasıdır. Maddeye göre, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilirlerse, bunların mahkeme kararında belirtilen aylık kazanç toplamları ile prim ödeme gün sayıları nazara alınır.”
Davanın yasal dayanağını oluşturan 5510 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinde bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında resmi belge ve yazılı delillerin bulunması sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması halinde somut bilgilere dayanması inandırıcı olmaları koşuluyla bordro tanıkları veya iş ilişkisini bilen komşu işyeri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen diğer tanıklarla dahi sonuca gitmek mümkündür. Bu tür davalar kamu düzeni ile ilgili olduğundan özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmeleri zorunlu olup mahkemece, tarafların sunduğu deliller ile yetinilmemeli, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun ilgili hükümleri esas alınarak kendiliğinden araştırma ilkesi benimsenmeli, sigortalılığın kabulü ve hüküm altına alınabilmesi için hizmet akdinin ve eylemli çalışmanın varlığı ortaya konulmalıdır.
2) Davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Kanun’un “Prime Esas Kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin 1 inci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanun’un 79/10 uncu ve 5510 sayılı Kanun’un 86/9 uncu maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 nci ve 80 inci maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun; 288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde, senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292 inci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 200 üncü ve 202 nci maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10-480 Esas – 2010/523 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 Esas – 2010/524 Karar, 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 Esas – 2010/525 Karar, 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 Esas – 2011/649 Karar, 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 Esas – 2013/850 Karar sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
3. Değerlendirme
1.Eldeki davada Mahkemece verilen karar eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olup yapılan araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir.
2. Hizmet tespiti talebi yönünden; eksik dönem bordroları celbedilerek, ihtilaf konusu tüm dönemde beyanlarına başvurulmayan diğer bordrolu çalışanlar ile doğru işyeri adresi tespit edilerek davacının çalışması hakkında bilgi verebilecek nitelikteki komşu işyeri sahipleri ve çalışanları belirlenmeli, bu şahısların duruşmalarda tanık sıfatıyla ayrıntılı beyanlarına başvurulmalı, ihtilaf konusu tüm dönemde fiili çalışma olgusu açıklığa kavuşturulmalı,
3. Sigorta primine esas kazanç tespit talebi yönünden de Mahkemece yapılan araştırma yetersiz olup; yukarıda yer alan mevzuat hükümleri doğrultusunda bir karar verilmelidir.
VI. KARAR
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.