Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/3261 E. 2023/3580 K. 03.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3261
KARAR NO : 2023/3580
KARAR TARİHİ : 03.04.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/193 E., 2022/2467 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 12. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/75 E., 2020/374 K.

Taraflar arasındaki kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının … 1. Aile Mahkemesinin 2003/103 Esas – 2003/834 sayılı kararı ile…’dan boşandığını, babasının 08.12.2008 tarihinde vefat etmesinden sonra, babasının emekli maaşından pay almaya başladığını, davalı Kurumca davacıya gönderilen 23.10.2018 tarih, B.13.2.SGK.4.35 sayılı yazıyla halen boşandığı eşi ile birlikte yaşadığından bahisle, babası üzerinden aldığı ölüm aylığının iptal edildiğini ayrıca 29.607,68 TL’sının da tahakkuk ettirildiğini, bunun üzerine ilgili Kuruma gerekli itiraz başvurusu yapıldığını, ilgili Kurumun 14798863-000EBK.1138033 sayı ve 21.01.2019 tarihli cevabında müvekkilinin itirazının reddedildiğini, ret kararının 25.01.2019 tarihinde müvekkiline tebliğ edildiğini, ilgili Kurumca gerçekleştirilen işlemin hukuki bir gerekçesinin ve dayanağının bulunmadığını, müvekkili ile eski eşi…’nın aynı evde yaşamadığını, aynı evde yaşadıklarına dair somut bir tespit bulunmadığını, davacının …/… adresinde çocukları Vahide, Ahmet ve İskender ile birlikte yaşadığını, boşandığı eşi…’nın ise ……Karabağlar/… adresinde yaşadığını, Kurum işleminin iptali talebi ile borcun iptali için … 6. İdare Mahkemesinde açtığı davanın mahkemenin 2019/149 Esas – 2019/135 Kararı ile görev yönünden reddedildiğini, yasaya ve usule açıkça aykırı olan Kurumun haksız işleminin kaldırılmasını, borcun iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığı hususunun kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen rapor sonucunda tespit edildiğini, davacının ihtiyati tedbir talebi ile ilgili olarak yasanın aradığı şartların gerçekleşmediğini, bu nedenle ihtiyati tedbir talebinin reddi gerektiğini, kurum tarafından yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun bulunduğunu, kuruma karşı açılan davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun bulunduğunu beyanla davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından 5510 sayılı Kanun’un 59/2 nci maddesi gereğince Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından düzenlenen tutanak içeriğinin aksi ispat edilemediği gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, müvekkili ile eski eşi…’nın aynı evde yaşamadığını, …’nın ara sıra çocuklarını görmek amacıyla müvekkilinin evine girmesinin müvekkilinin aynı evde yaşadığının bir delili olmadığı gibi ölüm aylığının iptal edilmesinin bir gerekçesinin de olamayacağını, tüm tanıkların da müvekkili ile…’nın aynı evde yaşamadığını ifade ettiklerini, denetmenler tarafından 28.03.2018 tarihinde tutulan tutanakta ifadesi geçen… adlı kişinin kim olduğunun belli olmadığını, Emniyet araştırmasında da böyle bir kişinin varlığına rastlanılmadığını, mahkemenin ise var olmayan bir kişinin ifadesine dayanak karar verdiğini, iki farklı girişi olan, iki farklı dairede oturduklarını, ikisinin oturduğu adresin bile farklı olduğunu, tanık ifadelerinin mahkemece hiçbir şekilde dikkate alınmayarak haksız olarak karar verildiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tutanak tanığı…’nın davacının boşandığını bilmediğini, …’nın oturduğu odasının olduğu yeri görmediğini, ancak o şekilde duyduğunu, akşam saatlerinde merdivenlerden üst kata çıkarken…’yı gördüğüne dair beyanı, Kurum denetmeni Yasin Altınmakas tarafından ….. ile ilgili olarak 2012 yılında yapılan denetimde de davacı ve boşandığı eşinin ev adresini ……/… olarak beyan etmeleri, davacının ve boşandığı eşinin boşanmalarına rağmen kapı girişleri farklı sokaklara açılsa da, aynı bahçe içerisinde bulunan evlerde oturduklarının anlaşılması karşısında, delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davanın reddine dair verilen kararın yerinde olduğu belirgin olup, ayrıca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından “… 12. İş Mahkemesinin 02.10.2020 tarih, 2019/75 Esas ve 2020/374 Karar sayılı sayılı kararına yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine ” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesi ile benzer sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, boşandığı eşiyle birlikte yaşamadığını belirterek yetim aylığının kesilmesine ilişkin olarak tesis edilen işlemin iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 5510 sayılı Kanun’un 56 ncı maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, özellikle davacı ve eski eşi adına kayıtlı aynı bahçe içerisinde bulunan adreslerinde yapılan araştırma kapsamında dinlenen kamu tanıklarının beyanları, ortak medula kayıtları ile dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

Üye …’ın muhalefetine karşı, Başkan … ile Üyeler …, … ve …’ün oyları ve oy çokluğuyla, 03.04.2023 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY GEREKÇESİ

1. Somut uyuşmazlıkta, davacı kadın 2004 yılında eşinden boşanmıştır. Davacı-karşı davalı kadına boşanma kararı verildikten sonra ölen babasından dolayı bağlanan yetim aylığı 2020 yılında yapılan denetim sonrası fiili birliktelik nedeni ile 2009-2018 yılları için 5510 sayılı Kanunun 56 ıncı maddesi uyarınca ödenen aylıkların yersiz ödendiği gerekçesi ile borç çıkarılmıştır.

2. Dairemizin 07.10.2021 tarih ve 2021/7072 Esas, 2021/11762 Karar sayılı ilamında yazılan karşı oy gerekçelerimde belirttiğim gibi davacı boşandığında 506 sayılı Kanun yürürlüktedir. 5510 sayılı Kanunun 5754 sayılı Kanunun 68 inci maddesi ile değişik geçici 1 inci maddesi uyarınca kesilmede 506 sayılı Kanun uygulanmalıdır. Anılan kanunda ise boşanılan eş ile birlikte yaşama olgusu bir kesilme nedeni olarak düzenlenmemiştir. 5510 sayılı Kanunun 01.10.2008 tarihinden önce gerçekleşen boşanma olgusuna uygulanması olanağı, önceye etki yasağı nedeni ile olanaklı değildir.

3. Çoğunluğun önceye etki yasağı ilkesine aykırı olarak, lafzi yorum ve sigortalı aleyhine yorumu benimseyerek, sonradan gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılarak salt birlikte yaşama ve boşanan eşin desteğini alma koşulunu yeterli kabul etmesi, Kanunun ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçelerine aykırıdır.

4. Açıklanan bu gerekçelerle mahkeme kararının bu gerekçe ile onanması gerekirken, fiili birlikteliğin araştırılması yönünde bozulması görüşüne katılınmamıştır.