YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3265
KARAR NO : 2023/3574
KARAR TARİHİ : 03.04.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI :
Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı ve fer’i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı fer’i müdahil Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya ait … işletmesinde 20.06.2007-13.02.2015 tarihleri arasında kesintisiz olarak asgari ücret ile çalıştığını, müvekkilinin çalışmaya başladığı tarihten 11.07.2013 tarihine kadar sigortasının hiç yapılmadığını, sonrasında ise eksik şekilde bildirim yapıldığını, hizmet tespitinin yapılması amacı ile müvekkili tarafından … 1. İş Mahkemesinin 2015/403 Esas sayılı dosyası ile dava ikame edildiğini, Yargıtay’dan bozularak dönme sebebi ile sırası ile 2017/88 ve 2019/42 Esas sayıları ile görüldüğünü, müvekkilinin davadan vazgeçmesi, karşı tarafın da kabulü üzerine davanın reddedilerek bu şekilde kesinleştiğini, bu davada müvekkilinin 01.01.2008-13.02.2015 tarihleri arasında 2563 gün çalışmasının olduğunun bunun 574 gününün Kuruma bildirildiğinin ancak 1989 gününün Kuruma bildirilmediği yönünde tespitte bulunulduğunu belirterek davanın kabulü ile müvekkilinin 01.01.2008-13.02.2015 tarihleri arasında asgari ücret ile kesintisiz olarak davalı yanında çalıştığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, Yargıtay 10. Hukuk Dairesi tarafından İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasının ardından, ara karar ile birlikte kamu tanığı bildirilmesinin istenildiğini, davacı tarafından kamu tanığı bildirilmediğini, akrabalarından oluşan tanık isimlerinin bildirildiğini, tanık anlatımlarını kabul etmediklerini, tanık anlatımları üzerinden düzenlenen bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, dava temyiz aşamasındayken taraflar arasında 01.10.2018 tarihinde protokol düzenlendiğini, bu protokol ile davadan feragata ilişkin beyanın bildirildiğini, kamusal sosyal güvenlik hakkından feragatın mümkün olmadığından bahisle esasın incelemeden bozulduğunu, yerel Mahkeme tarafından bozmaya uyularak davanın vazgeçme nedeniyle reddedildiğini, davacının korunmasının hukuka uygun olmadığını, davacının, sunulan protokol ile işçilik alacakları talebinden vazgeçtiği gibi hizmet tespiti davasından da feragat ettiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.
Fer’i müdahil Kurum vekili, davacının tespitine karar verilmesini istediği tarihlerin 5 yıllık hak düşürücü süreye uğradığını, davacının çalıştığını iddia ettiği tarihte fiili sigortalı olarak adlandırılabilecek çalışmalarının bulunduğunu ispatlamak zorunda olduğunu belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; Mahkemece yapılan yargılama sonunda; “Yukarıdaki tespitler ve tanık söylemleri birlikte değerlendirildiğinde; mevcut delil durumuna göre, davacı … Vurgun’un, davalı işveren … sicil sayılı işyerinde; 1.1.2008 tarihinden işten çıkarıldığı 13.2.2015 tarihine kadar hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle devamlı çalıştığının kabulü gerektiği, davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı belirtilerek davanın kabulüne, davacının, davalı işveren … sicil sayılı işyerinde; 1.1.2008 – 13.2.2015 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak asgari ücretle 2563 gün çalıştığı, 574 günlük çalışmasının Kuruma bildirildiği, 1989 günlük çalışmasının bildirilmediğinin tespitine” karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer’i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili, davacının, hukuksal boşlukları, davacı aleyhine kötü niyetli kullandığını, Mahkemece kamu ve bordro tanıkları beyanlarına itibar edilmediği ve davacıya yakın olan tanıkların beyanlarına itibar ettiğini, işyerinde çalışanların, muhasebecilerin, işyeri sahibinin, komşu esnafların beyanlarında davacının, işyerine işçi aldığı, işten çıkardığı, işyeri kirasını yatırdığı, işyerinin ne şekilde devam edeceğine ilişkin karar alma sürecine katıldığı, kendi SGK primini işyerinin muhasebecisine verdiği, işyerinin giderlerine katıldığına yönelik beyanlar verdikleri, anılan beyanlara rağmen, vergi ve oda kayıtları dikkate alınarak gerçeğe aykırı bir şekilde davacı ile müvekkili arasında hizmet akdinin bulunduğunun kabul edilemeyeceğini, gayri resmi ortaklığın belgesinin bulunmayacağını beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Fer’i müdahil Kurum vekili, gerçek ve fiili çalışmanın yazılı belgelerle ispat edilemediğini, dinlenen davacı tanıklarının beyanlarının davanın kabulü için yeterli olmadığını, fer’i müdahil olan müvekkil Kurum aleyhine yargılama giderleri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; sonuç itibarıyla, 6100 sayılı Kanun’un 355 inci maddesinde yer alan ve incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılacağı, ancak kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde bunun kendiliğinden gözetileceği yönündeki düzenleme çerçevesinde yapılan incelemede ve özellikle; davalı adına kayıtlı işyerinin ve bu işyerinden davacının bildirimlerinin olması, yargılama aşamasında dinlenen tanık beyanlarında, davacının uyuşmazlık konusu dönemde eylemli ve fiilen çalışmasına yönelik beyanlar verildiği dikkate alındığında, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların, sıralanan gerekçeler ışığında yerinde olmadığı, ayrıca kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde fer’i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Feri müdahil Kurum vekili, istinaf dilekçesi ile birebir aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının 01.01.2008-13.02.2015 tarihleri arasında çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun’un 79, 5510 sayılı Kanun’un 86 ncı maddeleridir.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde fer’i müdahil kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
03.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.