Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/3278 E. 2023/6839 K. 13.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3278
KARAR NO : 2023/6839
KARAR TARİHİ : 13.06.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/308 E., 2023/96 K.
KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : İnegöl 1. İş Mahkemesi
SAYISI : 2021/114 E., 2021/468 K.

Taraflar arasındaki 5510 sayılı Kanun’un 81 inci maddesi hükümlerinden özel nitelikteki işyeri olması nedeniyle faydalandırılması gerektiğinin tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine dair karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf isteminin esastan reddine dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 5510 sayılı Kanun’un 81 inci maddesinin (ı) bendinden yararlanmak üzere SGK İlçe Müdürlüğüne müracaat ettiğini, davalı kurumun 08.03.2021 tarih ve 21528901 sayılı cevabi yazısında; davacı şirketin 5335 sayılı Kanun’un 30/2 maddesinde sayılan kuruluşlardan olduğu gerekçesiyle 5510 sayılı Kanun 81/1 maddesinden yararlanamayacağına ilişkin “red” cevabı verildiğini, müvekkil şirketin özel hukuk tüzel kişiliğine sahip olduğunu, bu nedenle özel sektör işvereni olarak 5510 sayılı Kanun 81/1 maddesinde düzenlenen işveren hissesine düşen 5 puanlık prim indiriminden yararlanabileceğinin ve bu hakkın şirketin kuruluş tarihi olan 19.04.2018 tarihinden itibaren geçerli olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında kendisince yapılan işlemlerin yasaya ve hukuka uygun olduğunu, zamanaşımı, hak düşürücü süre, derdestlik, husumet, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İnegöl Ticaret ve Sanayi Odası yazısına göre; davacı İnegöl Belediyesi Personel Hizmetleri Ltd. Şti. Ortaklarının (20 pay karşılığı 10.000 TL sermayeli) İnegöl Belediyesi olduğu, İnegöl Vergi Dairesi Başkanlığının yazısına göre; İnegöl Belediyesi Personel Hizmetleri Ltd. Şti. nin; kuruluş tarihinin 19.04.2018 olduğu (Belediye İktisadi Teşekkülü) anlaşılmaktadır.

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 334 maddesinde “Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişilerinden birine, esas sözleşmede öngörülecek bir hükümle, pay sahibi olmasalar da. İşletme konusu kamu hizmeti olan anonim şirketlerin yönetim kurullarında temsilci bulundurmak hakkı verilebilir” şeklinde yer alan düzenleme göre belediyelere şirket kurabilme veya bir şirkete ortak olmalarına imkân tanınmıştır. 6772 sayılı Kanun’un 1 inci maddesi gereğince, “belediyeler ve bunlara bağlı teşekküller” kanun kapsamındadır. Belediyelerin hissedarı olduğu şirketler ise, TTK tabi, belediyeden ayrı ve bağımsız özel hukuk tüzel kişiliğine sahip olduğundan, bu şirketler belediyeye bağlı teşekkül sayılmaz. Türk Ticaret Kanunu’nun 16’ncı maddesinde “Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar” denilmek suretiyle belediye şirketleri tacir kabul etmiş yani özel ticari şirketler gibi değerlendirilmiştir. Herhangi başka bir kanunda da bu şirketlerin kamu tüzel kişisi olduklarına dair özel bir hüküm bulunmadığına göre, yerel yönetim birimlerinin şirketleri Türk Ticaret Kanunu’na göre kurulan ve özel hukuka tabi olan özel hukuk tüzel kişileridir. Ancak uygulamada belediye şirketlerin hukuki statüsünü belirlemede esas alınan 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sosyal güvenlik ve emeklilik uygulamaları için getirilen, “Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanlar bu aylıkları kesilmeksizin; genel bütçeye dâhil daireler, katma bütçeli idareler, döner sermayeler, fonlar, belediyeler, il özel idareleri, belediyeler ve il özel idareleri tarafından kurulan birlik ve işletmeler, sosyal güvenlik kurumları, bütçeden yardım alan kuruluşlar ile özel kanunla kurulmuş diğer kamu kurum, kurul, üst kurul ve kuruluşları, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bunların bağlı ortaklıkları ile müessese ve işletmelerinde ve sermayesinin %50’sinden fazlası kamuya ait olan diğer ortaklıklarda herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamaz ve görev yapamazlar.” düzenlemesi ile , 6102 sayılı TTK’ya göre kurulan belediye şirketleri için kamusal yönün ağır basması nedeniyle kamu tüzel kişisi olarak kabul edilmektedir.

Somut olayda davacı şirketin 6102 sayılı Kanun gereğince özel hukuk tüzel kişiliği bulunduğu, ancak Yargıtay uygulaması yönünden 5510 sayılı Kanun’un 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 81 inci maddesinin 1inci fıkrasının (ı) bendinde yer alan Hazine Teşvikinden, aynı maddeye eklenen ve sosyal güvenlik ve emeklilik uygulamaları için getirilen, 5335 sayılı Kanun 30 uncu madde nedeniyle; davacı şirketin 5 puanlık prim indiriminden yararlanamayacağı kanaatine varılmış, sosyal güvenlik hukuku ve uygulama açısından; Sermayesinin tamamı İnegöl Belediyesi’ne ait olan davacı şirketin, 5510 sayılı Kanun’un 81(ı) bendinin sadece özel sektör iş yerleri niteliğinde olan işyerleri bakımından uygulanma gereği ve 5335 sayılı Kanun 30 uncu maddesine yapılan atıf nedeniyle 5510 sayılı Kanun’un 81(ı) maddesi kapsamından faydalanamayacağı, kurum işleminin yerinde olduğu anlaşılarak davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
İstinaf başvurusunda bulunan davacı vekili, esasen özel işyeri olduğunu ve davaya konu talebi hakkında davalı Kurumca faydalandırılması gerektiğini belirterek, buna göre de usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne dair karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;Uyuşmazlık; davalı Kuruma yapılan bildirim ve prim ödemesi esnasında 5510 sayılı Kanun’un 81/1-(ı) bendi kapsamında %5 oranındaki prim teşvikinden yararlanamayan davacı işverenin bu hakka sahip olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
5510 sayılı Kanun’un 81/1-(ı) maddesinde düzenlenen prim teşviki, 5510 sayılı Kanun’a, 5763 sayılı Kanun’un 24. maddesi ile eklenmiş olup, 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

5510 sayılı Kanun’un 81/1-(ı) maddesine göre; “Özel sektör işverenlerinin yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı olarak yurt içinden götürülen sigortalılar için, bu maddenin (f) bendine göre prime esas kazanç üzerinden ödenecek primin işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanır. Bu bent hükümlerinden faydalanabilmek için; çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili olarak işverenler tarafından bu Kanun uyarınca verilmesi gereken aylık prim ve hizmet belgelerinin yasal süresi içinde Kuruma verilmesi, bu sigortalılara ilişkin olarak yatırılması gereken sigorta primi tutarlarının Hazinece karşılanmayan kısmının yasal süresi içinde işverenlerce ödenmiş olması ve bu işverenlerin Kuruma prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcunun bulunmaması şarttır. Ancak Kuruma olan prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını 6183 sayılı Kanun’un 48 inci maddesine göre tecil ettiren ve taksitlendiren işverenler ile taksitlendirme ve yapılandırma kanunlarına göre taksitlendiren ve yapılandıran işverenler bu tecil, taksitlendirme ve yapılandırmaları devam ettiği sürece bu bent hükmünden yararlandırılır…”

Dosya kapsamından; davacı şirketin, 12.02.2021 tarihinde Kuruma başvurarak 5510 sayılı Kanun’un 81/1-ı maddesindeki düzenlemeden yararlandırılmasını ve fazla ödediği primlerinde iadesini istediği, davalı Kurumun ise; sermayesinin %50’sinden fazlasının kamuya ait bulunduğu ve dolayısıyla 5335 sayılı Kanun’un 30/2 nci maddesi kapsamında zikredilen kurum ve kuruluşlardan olduğu gerekçesiyle talebini reddettiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; ticaret sicil kayıtlarına göre sermayesinin %50’sinden fazlasının İnegöl Belediyesi’ne ait olduğu sabit bulunan davacı şirketin bu nedenle 5335 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamında olması ve dolayısıyla 6111 sayılı Kanun ile yapılan değişikliğin yürürlüğe girdiği 01.03.2011 tarihinden sonraki dönem için prim teşvikinden yararlanmasının mümkün bulunmaması karşısında İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacının yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili kurum işlemlerinde hata olduğunu, sasen özel işyeri olduğunu ve davaya konu talebi hakkında davalı Kurumca faydalandırılması gerektiğini belirterek, buna göre de usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı şirketin özel işyer statüsü nedeniyle 5510 sayılı Kanun’un 81 inci maddesi hükümlerinden faydalandırılması gerekip gerekmediği hususuna ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un 81/(ı) maddesi, 5510 sayılı Kanun’un 3/21 maddesi, 5335 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle davacı şirketin ortaklık yapısı ve hisse durumu dikkate alındığında davacıya ait iş yerlerinin niteliğinin 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden itibaren kamu iş yeri niteliğinde olmasına ve aksi yöndeki yaklaşımın isabetsiz olmasına rağmen, sonuca etkisinin bulunmamasına göre, usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,13.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.