Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/3464 E. 2023/3914 K. 10.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3464
KARAR NO : 2023/3914
KARAR TARİHİ : 10.04.2023

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2019/4106 E., 2022/1346 K.
KARAR : Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ağrı 1. Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
SAYISI : 2019/60 E., 2019/98 K.

Taraflar arasındaki Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin… numaralı Bağ-Kur iştirakçisi olduğunu, 01.07.1982 tarihi itibari ile Bağ-Kur kaydı bulunduğunu, yasal koşulların oluştuğu 01.08.2008 günü emekli olduğunu ve 8 yıl boyunca emekli maaşı aldığını, emeklilik aylığı aldığı esnada 04.02.2016 tarihinde davalı Kurumun emekliliğini iptal ettiğini ve müvekkiline 65.400,60-TL borcun ödenmesi için borç kağıdı gönderildiğini ve bunun şimdiye kadar alınmış olan emeklilik aylığı olduğu bildirilerek müvekkile karşı icra yoluna başvurulacağının söylendiğini, davalı Kuruma müracaatı ile hizmetleri ve borçlarının çıkarılmasını istediğini, Kuruma olan borçlarını yapılandırarak toplamda 9.055,61-TL ödediğini ve ödeme yapmaya devam ettiğini belirterek aylığının kesilmesine ilişkin kurum işleminin iptalini, aylığın yeniden bağlanmasını, ödenmeyen aylıkların ödenmesini, kuruma yaptığı ödemelerin tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili, 4/a hizmetinden dolayı terki yapılmış bulanan sigortalının vergi kaydı olmadığı halde 04.10.2000 tarihinden sonra oda kayıtlarına göre bir daha sehven sigorlalılığının başlatıldığı ve bu kayıtlara istinaden emekli işlemlerinin yapıldığı tespit edildiği emekliliği hak etmediği, ödenen maaşlarının iptal edilmesinin ardından kuruma iade edilmesi amacıyla tarafına tebliğ yapıldığını, 4/a ve 4/b sigortalılarının tahsis talep tarihi itibariyle Kanunda öngörülen aylık bağlama koşullarını yerine getirip getirmediklerine bakılarak savunarak davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; davacının dava konusu dönemde vergi kaydının bulunmaması nedeniyle zorunlu sigortalılık koşullarını taşımadığı açıktır. Vergi kaydı bulunmayan davacının esnaf Bağ-Kur sigortalılığın için başlangıçta aranan şartlarını taşımadığı gibi bu şartları taşımadığını bilmesine rağmen Bağ-Kur sigortalığının tescili amacıyla Kuruma başvurması da Medeni Kanunun 2 nci maddesi uyarınca objektif iyiniyet kuralının olayda uygulanmasını olanaksız kılmaktadır. Davacının vergi kaydı bulunmadığı halde vergi kaydı varmış gibi sigorta tescili yapılarak prim ödenmesi ile sigortalılık elde edebilmesi mümkün değildir. (bkz. Yargıtay HGK 31/05/2017 tarih 2015/21-1553 E.-2017/1038 K. sayılı ilamı) Açıklanan nedenlerle; davalı Kurumun davacının 24.07.2001 tarihinden yaşlılık aylığı tahsis talep tarihi olan 30.07.2008 tarihine kadar 1479 sayılı Kanun’a tabi olarak Bağ-Kur sigortalılığının iptal edilmesine ilişkin işleminde hukuka aykırı herhangi bir yön bulunmamaktadır. Davacının diğer talebi olan; davacının yaş sebebiyle yaşlılık aylığı tahsis talebinde bulunduğu, 01.03.2017 tarihinde bu talebin olumlu karşılandığı ancak hiç maaş alamadığı ile ilgili olarak açmış olduğu dava hakkında da; her ne kadar davacının yaşlılık aylığını alamadığı iddia edilmiş ise de dosya kapsamında mevcut bulunan ayrıntılı ödeme ve hesap cetveli dökümünün incelenmesinde davacıya 01.03.2017 başlangıç tarihli yaşlılık aylığı bağlandığı ve dava tarihi olan 15.01.2019 tarihine kadar kesintisiz olarak yaşlılık aylığı ödemesi yapıldığı görülmektedir. Mahkemece bu hususlar değerlendirilerek davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili; olayın Kurumun kusuru neticesinde meydana geldiğini, müvekkilinin prim borçlarını ödediğini ve Kurumun bunu uzun süre kullandığını, bu nedenle sigortalılığın iptalinin doğru olmadığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; 1479 sayılı Kanun’da yapılan değişiklikler; önceki mevzuatın öngördüğü koşullara sahip olan sigortalıların, sigortalılık niteliklerine son vermemekte, değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten sonra Bağ-Kur sigortalılık niteliğini kazananlar yönünden yeni düzenlemeler içermektedir. Davacının 01.07.1982-03.01.1984, 22.05.1984-05.11.1992 tarihleri arasında vergi kaydının, 22.01.1988-27.06.2006 tarihleri arasında oda kaydının, yine 20.12.1982 tarihinden 20.11.2008 tarihi itibariyle devam eden oda kaydının, 25.07.2001-10.12.2001 tarihleri arasında 136 gün, 14.05.2002-01.08.2002 tarihleri arasında 79 gün, 01.09.2002-31.12.2002 tarihleri arasında 90 gün süreli 506 sayılı Kanun’a tabi sigortalılığının bulunduğu, davacının 01.07.1982 tarihli vergi kaydına istinaden 16.08.1984 tarihinde tescilinin yapıldığı, 01.07.1982 tarihi itibariyle esnaf Bağ-Kur sigortalılığının başlatıldığı, 01.08.2008 tarihi itibariyle emekli olduğu, davalı Kurum tarafından, Kurum çalışmalarından sonra yeniden başlatılan Bağ-Kur sigortalılığının, sigortalılık şartlarından “vergi kaydı olması” şartının sağlanmadığı gerekçesiyle iptal edildiği, uyuşmazlık konusu olan 04.10.2000-01.8.2008 tarihleri arasında davacının oda kaydı bulunduğu ancak vergi kaydı bulunmadığı anlaşılmaktadır. Dosya kapsamından özellikle çakışan SSK sigortalılık sürelerinin kısa süreli olup önceden başlayıp devam edegelen vergi ve oda kaydı nedeniyle Bağ-Kur sigortalılığına değer verilmesinin gerekmesine rağmen (benzer bir olayla ilgili olarak Y. (kapatılan) 21.H.D. 2017/4023 E., 2018/7894 K., sayılı karar), hatalı değerlendirme ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu belirtilerek davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 2 numaralı alt bendi uyarınca kararın ortadan kaldırılarak davanın kabulü ile Kurum işleminin iptaline, iptal edilen Kurum işlemi nedeniyle davacının kesilen yaşlılık aylığının kesilme tarihi itibariyle yeniden bağlanmasının ve sonraki talebi üzerine yaşlılık aylığının hak ettiği tarihe kadar olan dönem için ödenmesi gerektiğinin tespitine, davacının, 01.08.2008 tarihinden itibaren emekli edilmesi üzerine ödenen yaşlılık aylıkları nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, davacının, iptal edilen işlem nedeniyle davalıya ödediği 9055.61-TL’nin (maaş geri ödemesi) ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, Kurum işleminin yerinde olduğunu belirterek eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının aylığının kesilmesine ilişkin kurum işleminin iptali, aylığın yeniden bağlanması, ödenmeyen aylıkların ödenmesi, Kuruma yaptığı ödemelerin tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 1479 sayılı Kanun’un 24,25, geçici 10 uncu maddeleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davalı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.