Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/3560 E. 2023/3984 K. 10.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3560
KARAR NO : 2023/3984
KARAR TARİHİ : 10.04.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ: … 2. İş Mahkemesi

Taraflar arasındaki iş kazasının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı işyerinde 27 seneyi aşkın bir zamandır sigortalı olarak çalıştığını, 10.04.2013 … günü çalıştığı ünitenin orta basınç buhar hattının patlaması sonucu oluşan gürültü ve basınç kaynaklı bir iş kazası geçirdiğini, geçirmiş olduğu iş kazası sonucunda müvekkilde sol kulakta orta derecede sensörinöral işitme kaybı meydana geldiğini, söz konusu iş kazası meydana geldikten sonra, davalı şirket tarafından herhangi bir iş kazası tutanağı tutulmadığını ve olayın Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilmediğini, davacı bu bildirimin yapılmadığını öğrendikten sonra … Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğüne 10.04.2013 tarihinde, gerçekleşen kazanın iş kazası olduğunun tespiti istemiyle başvurmuş olmasına karşın … Sosyal Güvenlik II Müdürlüğü 01.10.2015 tarihli yazısı ile olayın iş kazası olmadığının tespitinin yapılmış olduğunun bildirildiğini, … Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü tarafından hazırlanan 01.10.2015 tarih yazının kabulünün mümkün olmadığını, tanıklar dinlendikten sonra da anlaşılacağı üzere kazanın işyerinde çalışıldığı sırada, yapılan iş ile alakalı ve doğrudan davacının bedeni üzerinde kalıcı hasar oluşturacak şekilde meydana geldiğinin açık olduğunu, bu güne kadar üstleri tarafından “işten atılmakla” korkutulan davacının yaşamış olduğu dava konusu olayın, iş kazası olduğunun tespitini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının tümüyle mesnetsiz olduğunu, davacının açtığı işbu davada dürüstlük kurallarına aykırı hareket ettiğini, davacının 10.04.2013 tarihinde 08.00-16.00 vardiyasından sonra 16.00-24.00 vardiyasına devam ettiğini iddia ettiğini, ancak davacı olayın meydana geldiği saatte işyerinde olduğunu gösteren herhangi bir belge sunulmadığını, bununla birlikte, bir işçinin bir günde 16 saati bulan çalışma yapması hayatın olağan akışına da aykırı olduğunu, buna ek olarak, iddia olunan olay tarihinden sonra farklı kurumlarda muayene olduğu ve bir dizi ameliyattan geçtiği iddiasında olan davacı tüm bu hastane işlemlerinden sonra, 25.06.2015 tarihinde, Sosyal Güvenlik Kurumu’na iş kazası tespitiyle ilgili başvuruda bulunduğunu, Kurumun da gerçeğe uygun olarak 01.10.2015 tarih ve 79094008/20401/20544748656/4912386 sayılı tespit belgesinde iddia olunan olayın iş kazası olmadığına dair karar aldığını, davacının dava konusu edilen olaydan önceki dönemlerde de Kuruma birçok kez geçici iş göremezlik ödeneği bağlanması talebiyle başvurda bulunulduğunu, ancak taleplerinin iş kazasından kaynaklanmadığının ortaya çıkması neticesinde davacının aldığı geçici iş göremezlik ödeneklerini faiziyle birlikte Kuruma geri ödemek durumunda kaldığını, davacının işi sonlandıktan sonra haksız kazanç elde etme çabasında olduğunu, davacının iddia edilen olay tarihinden 2 yıl sonra Kuruma başvurduğunu ve nihayetinde 6 yıl sonra da işbu davayı ikame ettiğini, davacının iddialarının tümüyle mesnetsiz ve de suiyiniyetli olduğu için davanın reddini istemiştir.

Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; 10.04.2013 tarihinde meydana geldiği iddia edilen olayla ilgili Kuruma herhangi bir bildirimi yapılmadığını, işveren tarafından İş Kazası bildirimininde bulunulmadığını, olaya ilişkin kazalı ifade tutanağı, Jandarma/Polis ifade tutanağı veya şahit tutanağı mevcut olmadığını, Kurum tarafından da araştırma yapıldığı ve olaya ilişkin herhangi bir adli soruşturmanın olmadığının tespit edildiğini, davacının 25.06.2015 tarih ve 3364557 sayı ile Kuruma verdiği belgelerin İl Müdürlüğü Komisyonu tarafından incelendiğini, 11.09.2015 tarihli ve 11 sayılı Komisyon Kararı ile meydana gelen olayın 5510 sayılı Kanun’a göre İş Kazası olmadığına karar verildiğini, 01.10.2015 tarih ve 4912386 sayılı yazı ile kendisine bilgi verildiğini, davacının iş kazası geçirdiği iddiasını olayın üzerinden iki yıla yakın zaman geçtikten sonra ileri sürmesinin de hayatın olağan akışına uygun olmadığını ve iddiasının inandırıcılıktan uzak olduğunu, dolayısıyla davacının sağlık sorunları ve yapılan tedavinin iş kazası nedeniyle olduğuna ilişkin yeterli ve inandırıcı bir delil bulunmadığını, bu nedenlerle haksız ve yasal dayanaktan yoksun olan davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davasının kabulüne, davacı sigortalının davalı …Ş.-… Rafinerisi Müdürlüğü unvanlı işyerinde 10.04.2013 tarihinde 16.00/24.00 vardiyasında 22:30 sıralarında çalışırken çalıştığı ünitenin orta basınç buhar hattının patlaması sonucu oluşan gürültü ve basınç kaynaklı şeklinde gerçekleşen olayın 5510 sayılı Kanun’un 13/A-(a) maddesi kapsamında iş kazası olduğunun tespitine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili ile davalı şirket vekili istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.

B. İstinaf Sebepleri
Davalı SGK vekili istinaf dilekçesinde, mahkeme verilen kararın maddi ve hukuki vakıalar ile delillerin yeterince değerlendirilmemesi, eksik ve yetersiz inceleme sonucu tesis edildiğini ileri sürmüştür.
Davalı şirket vekili istinaf dilekçesinde, mahkeme kararına esas teşkil eden bilirkişi raporunun hatalı varsayımlara dayandığını, kararın yanlış hukuki değerlendirmeler içerdiğini, olayın iş kazası olmadığını, davacının görevlendirilmediği halde müdahale ettiğini, davacıya iş güvenliği ve sağlığı ile ilgili her türlü eğitimlerin verildiğini, işe uygun teçhizatın da temin edildiğini, olayla ilgili kaçınılmazlık unsuru bulunduğunu, davalı şirketçe her türlü tedbir alındığını ve tüm sorumlulukların yerine getirildiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahkemece dinlenen tanık beyanları ve doktor raporları bir bütün olarak incelendiğinde 10.04.2013 tarihinde Türkiye Petrol Rafinerileri A.Ş.-Kınkkale Rafinerisi Müdürlüğü unvanlı işyerinde saha operatörü olarak görev yapan davacı …’in 16.00/24.00 vardiyasında çalışırken çalıştığı ünitenin orta basınç buhar hattının patlaması sonucu oluşan gürültü ve basınç kaynaklı işitme kaybı ile neticelenen şekilde yaralanmasıyla sonuçlanan kazanın iş kazası olduğu, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalılar vekillerinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili ile davalı şirket vekili temyiz isteminde bulunmuşlardır.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı SGK vekili, istinaf dilekçesi ile benzer sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.

Davalı şirket vekili, istinaf dilekçesi ile benzer sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının yaralanması ile sonuçlanan olayların iş kazası olduğunun tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un ilgili maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, özellikle hastane kayıtları, işyeri periyodik muayene formları, 10.04.2013 tarihli vardiya defterinde pompaların hizasından trimpot kaynağından koptuğunun belirlenmesine dair işyeri notunun bulunması ile davacı tanıklarının beyanları ve dosyada yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinde davalı Kurum vekili ile davalı şirket vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.