Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/3589 E. 2023/5573 K. 18.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3589
KARAR NO : 2023/5573
KARAR TARİHİ : 18.05.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/1356 E., 2023/22 K.
HÜKÜM/KARAR : Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 13. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/641 E., 2021/145 K.

Taraflar arasındaki tespit ve Kurum işleminin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili, davacı müvekkilinin Alman sigortasına giriş tarihinin 01.06.1995 olduğunu, 07.08.1993-01.06.1995 tarihleri arasındaki süreleri kuruma borçlanarak ödemesini yaptığını, kurum tarafından 2018/38 sayılı Genelge gereğince sigorta giriş tarihinin 01.06.1995 olduğunun tespit edilerek müvekkiline bildirildiğini, kurum işleminin yasaya aykırı olduğunu belirterek, davacı müvekkilinin sigorta başlangıç tarihinin 07.08.1993 olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili, davacının yurtdışı borçlanma işlemlerinin 2011/48 sayılı Genelge hükümleri doğrultusunda yapıldığını, tahsis talebi bulunmadığını, 06.11.2018 tarihinden sonraki tahsis taleplerinde emeklilik şartları belirlenirken 2018/38 sayılı Genelge hükümleri uygulandığını belirterek, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, “3201 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinde ”Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür.” hükmü yer almakla birlikte geriye götürülecek sigortalılık başlangıç tarihinin Türkiye’de geçen çalışmaya bağlı sigortalılık başlangıç tarihi olduğu açıktır. Zira cümlenin öncesinde Sosyal güvenlik kanunlarına tabi hizmetleri olanlara ilişkin düzenlemeye yer verildiği, devamında ise Türkiye’de sigortalı çalışması bulunmayanların sigortalılık başlangıç tarihinin ne şekilde belirleneceğinin düzenleme altına alındığı görülmektedir. Dolayısıyla kanun koyucunun açık şekilde Türkiye’deki çalışmasından dolayı sigortalı olanların bu çalışma kapsamındaki sigortalılık başlangıç tarihlerinin geriye çekilmesini düzenlediği anlaşılmaktadır. Kaldı ki ”sigortalılık sürelerini borçlananların âkit ülkede ilk defa çalışmaya başladıkları tarih, ilk işe giriş tarihi olarak kabul edilir” hükmü ”Sigortalılığın başlangıç tarihinden önceki süreler borçlanılmış ise, sigortalılığın başlangıç tarihi, borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülür’ hükmünden sonra yürürlüğe girdiğinden, kanun koyucunun yurt dışında geçen çalışma nedeniyle söz konusu olan sigortalılık başlangıç tarihinin geri çekilmesini düzenlediğini düşünmek mantıksal açıdan da mümkün değildir. Dolayısıyla Alman rant sigortasına tabi olunan tarih borçlanılan gün sayısı kadar geriye götürülerek sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesi mümkün değildir.

Yukarıda yer verilen hukuksal durum dikkate alındığında davacının ev kadını olarak geçen süreleri dikkate alınarak sigortalılık başlangıç tarihinin 07.08.1993 tarihi olduğunun kabul edilmesine olanak bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili, müvekkilinin Alman sigortasına 01.06.1995 tarihinde girdiğini 07.08.1993 tarihi ile 01.06.1995 tarihleri arasındaki süreyi de davalı kuruma borçlandığını ve ödediğini, bu nedenle sigorta başlangıç tarihi 07.08.1993 olduğunu, tıpkı askerlik borçlanmasında olduğu gibi sigorta başlangıç tarihinden önceki sürelerin borçlanılıp ödenmesi halinde sigorta başlangıç tarihi borçlanılan süre kadar önceki tarihe geldiğini verilen kararın açıkça usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını davanın kabulünü istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Yargıtay 10 Hukuk Dairesinin 2016/5575 E., 2016/10507K. ve 2018/3677 2018/11116 K. sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere “Uluslararası sözleşme ile hüküm altına alınmış bir hususta, 3201 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, borçlanılan ev kadını süresinin, sigorta başlangıcı olarak talep edilen tarihten geriye götürülerek sonuca ulaşılması usul ve yasaya aykırıdır. Bu durumda hem sözleşme hükmünün, hem de 3201 sayılı Kanun’un 5 inci maddesinin birlikte uygulanması imkanı bulunmadığı, davacının yurtdışı sigortalılık başlangıcı öncesi yapılan borçlanma sigortalılık başlangıcını geriye çekmeyeceği, Türkiye’deki sigorta başlangıcı olan 05.08.2014 tarihinden borçlanılan gün kadar geriye gidilerek sigortalılık başlangıç tarihi belirlenebilir ise de bu tarih de kurumun kabul ettiği sigorta başlangıç tarihinden daha sonraki bir tarih olduğu, buna göre dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, istinaf dilekçesi ile birebir aynı sebeplerle eksik incelemeye dayalı kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının ev kadını olarak geçen süreler dikkate alınarak sigorta başlangıç tarihinin 07.08.1993 olarak tespit edilmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 3201 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, Türkiye Cumhuriyeti ile Federal Almanya Cumhuriyeti Arasında Sosyal Güvenlik konusunda yapılan sözleşme’nin 29 uncu maddesi ile 3201 sayılı Kanun’un 5 inci maddesi hükümleri gereği, davacının Alman rant sigortasına giriş tarihinden borçlandığı ev kadınlığı süresi kadar geriye götürülmek suretiyle Türkiye sigorta başlangıç tarihinin belirlenmesi imkanı bulunmadığı, varılan sonucun hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeple ;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.