Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/3630 E. 2023/5628 K. 22.05.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3630
KARAR NO : 2023/5628
KARAR TARİHİ : 22.05.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2022/3017 E., 2022/3126 K.
KARAR : Davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 32. İş Mahkemesi
SAYISI : 2016/86 E., 2020/726 K.

Taraflar arasındaki rücuan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen karar verilmiştir.

Kararın davacı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle;kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; Beşiktaş Sosyal Güvenlik Merkezinde işlem gören davalı şirket çalışanlarından Mehmet Emin AGU’ııun, 23.01.2009 tarihinde geçirdiği trafik iş kazası sonucu % 100 oranında malul ve bakıma muhtaç olduğu, Kurum Müfettişliğinin raporundan ve kaza tespit tutanağından: ‘Kazalı sigortalının 21.01.2009 tarihinde saat 21:00 sularında, kullanmakla olduğu 34 GS 6942 plakalı motosikletle kurye dağıtımı yaparken, yol ayrımında kaygan yolda direksiyon hakimiyetini kaybederek kazaya uğradığı, 21.10,2009 tarihli tahkikat ifadesinden işverenin kazalıya kask vermediği, kazalının kaskı kendisinin temin ettiği, kazanın fazla mesai saatlerinde oldukça geç bir saatle meydana geldiğinin anlaşıldığı, İşverenin İş Kanunu 77 inci maddede öngörülen yükümlülüklerini yerine getirmediğinden kusurlu olduğu. Kurumca sigortalıya 137.195,91 tutarında İlk peşin sermaye değerli gelir bağlanarak, 1.262.14 TL geçici işgöremezlik ödeneği ödendiği, tedavisi için 7.732,40 TL harcama yapıldığını, böyleee toplam Kurum zararının 146,190,45 TL’ye ulaştığı, beyanla 5510 sayılı Kanun 21 inci maddesi gereği. Kurum zararının ilk peşin değerli gelirlerin onay tarihi 12.08,2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının sorumlu olmadığını. işverenin kişisel sorumluluğunun oluşması için kaza ile zarar arasında illiyet bağının bulunması gerektiğini, kazanın trafik kazası olması sebebiyle, iş ile ilgili olmadığını, Kurumun, kazalı sigortalıya yardımları yapmakla yükümlü olmasına rağmen, bu yardımları işverenden istemesinin mümkün olmadığını, iş sağlığı vc güvenliği yönünden işverence eksikliğin olmadığını. kazanın tamamen işçiden kaynaklandığı, kusurun kazalıya ait olduğu, Trafik Polisi Tutanağında da işçinin hızını, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak kusurunu işlediği kanaatine varıldığını, kazalıya çalışma talimat tebliğ edildiği vc iş güvenliği malzemelerinin verildiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ” İşveren % 100 kusurludur. Kurum zararı hesaplanırken davalının %45 kusurlu olduğu esas alınarak hesaplama yapıldığından müvekkil Kurum zararı da eksik hesaplanmıştır. Sigortalımızın işe giriş bildirgesini süresinde vermeyen davalı işverenin 5510 sayılı Kanun’un 23 üncü maddesi gereğince de sorumludur..Hesap raporunu dilekçemizde belirttiğimiz sebeplerle kabul etmiyoruz, hatalıdır. Kararda lehimize hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama gideri hatalı hesaplanmıştır.Yine davanın kısmen kabulü nedeni ile aleyhimize vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Kabul anlamına gelmemekle birlikte aleyhimize hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama gideri de hatalı hesaplamıştır. Faiz oranları ve faiz başlangıç tarihleri hatalıdır. ” gerekçeleriyle, kararın ortadan kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
SGK vekili tarafından mahkemeye sunulan dilekçe ile, ekli belge ile davalının yapılandırma kanunun kapsamında tüm ödemeleri yaptığının anlaşıldığı, Somut olayda; dava, rücuan tazminat istemine ilişkin olduğu, dava konusu borcun karar tarihinden sonra, kararın kesinleşmesinden önce ödenmesi nedeniyle dava konusunun ortadan kalktığı, bu nedenle istinaf isteminin kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kararın kaldırılarak, davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına, yargılama giderlerinin tarafların kendi üzerinde bırakılmasına, yapılandırma yasası gereği dava konusuz kalmakla, taraflar lehine vekalet ücretine takdirine yer olmadığına dair karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle, HMK’nın 355 maddesi ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede, davacı Kurum vekilinin istinaf isteminin kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b.2 maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına, karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle; Kurum lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
7256 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun’un “Ortak Hükümler” başlıklı 3 üncü maddesinin 13 üncü fıkrası:

“a) Bu Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve ilgili maddeler uyarınca dava açmamaları veya açılan davalardan vazgeçmeleri ve kanun yollarına başvurmamaları gereken borçluların, bu Kanun hükümlerinden yararlanabilmeleri için ilgili maddelerde belirlenen başvuru sürelerinde, yazılı olarak bu iradelerini belirtmeleri şarttır. Borçlularca, Kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere davadan vazgeçilmesi hâlinde idarece de ihtilaflar sürdürülmez.

b) Davadan vazgeçme dilekçeleri ilgili tahsil dairesine verilir ve bu dilekçelerin tahsil dairelerine verildiği tarih, ilgili yargı merciine verildiği tarih sayılarak dilekçeler ilgili yargı merciine gönderilir. Maliye Bakanlığına bağlı tahsil dairelerince tahsili gerektiği hâlde tahakkuku diğer kamu idarelerince yapılan alacaklara ilişkin ilgili kamu idaresi aleyhine açılmış davalardan vazgeçme dilekçelerinin verileceği idari mercii belirlemeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

c) Bu Kanun hükümlerinden yararlanmak üzere başvuruda bulunan ve açtıkları davalardan vazgeçen borçluların bu ihtilaflarıyla ilgili olarak karar tarihine bakılmaksızın bu Kanunun yayımı tarihinden sonra tebliğ edilen kararlar uyarınca işlem yapılmaz.
ç) Bu Kanun hükümlerinden yararlanılmak üzere vazgeçilen davalarda verilen kararlar ile hükmedilen yargılama gideri, avukatlık ücreti ve fer’ileri talep edilmez ve bu alacaklar için icra takibi yapılamaz. Vazgeçme tarihinden önce ödenmiş olan yargılama giderleri ve avukatlık ücretleri geri alınmaz.” düzenlemesini içermektedir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2-Dava konusu Kurum alacağının 7256 sayılı Kanun kapsamında yapılandırıldığı anlaşıldığından, anılan yasal düzenleme uyarınca taraflar lehine yargılama giderine, avukatlık ücretine ve fer’ilerine hükmedilmemesi, tarafların yaptıkları yargılama giderlerinin de kendi üstlerinde bırakılması isabetlidir.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı Kurum vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

22.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.