Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/3643 E. 2023/3845 K. 06.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3643
KARAR NO : 2023/3845
KARAR TARİHİ : 06.04.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 34. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/178 E., 2022/1542 K.
KARAR : Esastan Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 36. İş Mahkemesi
SAYISI : 2019/252 E., 2020/312 K.

Taraflar arasındaki (1) günlük sigortalılığın tespiti ile sigorta başlangıcının tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı SGK vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 13.07.1999 – 13.02.2001 tarihleri arasında ESC Araştırma Danışmanlık ve Ticaret Limited Şirketi’nde çalıştığını ancak şirket tarafından müvekkilinin işe başlangıç tarihini yaklaşık 1 yıl sonra 27.07.2000 tarihinde Kuruma bildirdiğini, müvekkilinin işe giriş tarihinin 13.07.1999 tarihi olduğunu, müvekkiline referans mektubu düzenleyen Prof. Dr. … tarafından müvekkilinin 19 ay hizmet ifasında bulunduğunun belirtildiğini, ayrıca, bordrodan dinlenilecek tanıklarca da müvekkilinin başlangıç tarihinin belirlenebileceği beyanla müvekkilinin sigorta başlangıç tarihinin 13.07.1999 tarihi olarak tespiti ile SGK kayıtlarının bu şekilde düzeltilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı Kurum vekili; davanın hak düşürücü 5 yıllık süre geçtikten sonra açıldığını, davacının çalışmaları bakımından müvekkil Kurum kayıtlarının esas olduğunu, müvekkili Kurumun resmi kayıtlarının incelenmesi gerektiği ve sadece tanık beyanlarına dayanılarak hüküm verilmemesi gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ” Davanın Kabulü ile davacının, sigorta başlangıç tarihinin 13.07.1999 tarihi olduğu ve 13.07.1999 tarihinde bir gün 1023647 sigorta sicil numaralı işveren nezdinde sigortalı çalıştığının tespitine,” karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B.İstinaf Sebepleri
Davalı Kurum vekili; davacının tespitini talep ettiği sürelerin tam olarak açıklattırılmasını talep edilmesine rağmen açıklatılmadığını, dava 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesi ile öngörülen 5 yıllık hak düşümü süresi geçtikten sonra açılmış olduğundan davanın hak düşümü nedeniyle reddi gerektiğini, hizmet akdiyle çalıştığı iddia edilen döneme ait belgelerin Kuruma verilip verilmediği ya da çalışmaların Kurumca tespit edilip edilmediği araştırılması gerektiğini, iddiaları müvekkil kurum kayıtlarına eş değerde belgelerle kanıtlaması gerektiğinden davacının çalışma iddialarını salt tanık anlatımlarına dayalı olarak kanıtlamasına muvaffakati olmadığını, çalışma konusu işin niteliği, devamlılık gösterip göstermediği dikkate alınarak ücret konusu titizlikle araştırılması, sadece tanık beyanlarına dayanılarak hüküm verilmemesi, tanık dinlenmesi gerekiyorsa, tanıkların çalışıldığı iddia edilen işyerindeki işi bilen ve tanıyan, aynı zamanda dönem bordrolarında adı geçen kişilerden olmasına dikkat edilmesi, Kurumun yazılı kayıtları ile çelişen tanık beyanları hükme esas alınmaması, Kurum dava açılmasına sebebiyet vermediğinden, davanın kabulü halinde aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, dava açılmadan dava şartı olan Kuruma başvuru şartı yerine getirilmediğini, davanın kabulüne dair verilen kararının kaldırılarak, davanın reddine karar verilmesini belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının, dava açılmadan önce Kuruma müracaat ederek dava şartını yerine getirdiği, Bordrolu tanıkların davacı çalışmasını doğruladıkları,işe giriş bildirgesi aslı üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesinde; bildirgedeki fotoğrafın ve imzanın davacıya ait olduğunun bildirildiği, davacının dava konusu ettiği dönemde bordrolu çalışması bulunan denetlenebilir tanık dinlendiği, davacının 13.07.1999 tarihli işe giriş bildirgesi ile davalı işyerinde hizmet akdi ile çalıştığının SGK’ya bildirildiği, bildirgenin süresinde kuruma verildiği, bildirgedeki sigorta numarasının daha sonraki dönemde davacının sigorta numarası olarak kullanıldığı, işe giriş bildirgesi aslının kurum kayıtlarında olup gönderildiği, bildirge verilmiş olması nedeni ile hak düşürücü sürenin geçmediği, davalı iş yerinin 01.12.1995 tarihinde kanun kapsamına alındığı, davacının fiili çalışmasının toplanan deliller ile ispat edildiği, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçeleri ile “… 36. İş Mahkemesi’nin 03.11.2020 tarihli, 2019/252 Esas – 2020/312 Karar sayılı kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı kurum vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun’un 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine,” karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SGK vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davalı SGK vekili temyiz dilekçesinde; istinaf gerekçelerini tekrarla kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının, davalı şirket nezdinde işe başlangıç tarihinin 13.07.1999 tarihi olarak tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 506 sayılı Kanun’un 79/10 ve 108 inci maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.506 sayılı Kanun’un 108 inci maddesi gereğince sigortalılık başlangıç tarihinin belirlenmesine ilişkin açılan her dava, sigortalılığın saptanması istemini de içerdiğinden, aynı Kanun’un 79/10 maddesi kapsamında bir günlük çalışmanın belirlenmesi davasıdır. Bu nedenle hizmet tespiti davalarındaki kanıtlama yöntem ve ilkeleri benimsenip uygulanmalı, başka bir anlatımla, sigortalılıktan söz edilebilmesi için, çalışmanın varlığı, hizmet tespiti davaları yönünden kabul edilen yöntem ve ilkelere uygun biçimde saptanmalıdır. Bu davaların kanuni dayanağı 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrası olup bu bentte “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları kurumca tespit edilmeyen sigortalıların hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak hizmet tespiti isteyebilecekleri” açıklanmıştır. Anlaşılacağı üzere, çalışmanın tespiti istemiyle hak arama yönünden kanun ile getirilen süre, doğrudan doğruya hakkın mevcudiyetini etkileyen hak düşürücü niteliktedir ve dolması ile hak bir daha canlanmamak üzere ortadan kalkmaktadır. Söz konusu Kanun’un kabul edilip, yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla beş yıl olarak öngörülen süre, 09.07.1987 tarihinde yürürlüğe giren 3395 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle on yıla çıkarılmış, daha sonra 07.06.1994 tarihinde yürürlüğe giren 3995 sayılı Kanun’un 3 üncü maddesiyle yeniden beş yıl olarak düzenlenmiş olup, hâlen geçerliliğini korumaktadır.

2.Bu kapsamda işe giriş bildirgesi düzenlenmediği veya düzenlenmesine karşın kanuni hak düşürücü süre içerisinde Kuruma verilmediği, bu süre içerisinde Kuruma verilen dönem bordroları ile bildirimin yapılmadığı, sigorta primlerinin Kuruma yatırılmadığı, çalışmanın varlığı yönünde sigorta müfettişince herhangi bir saptamanın söz konusu olmadığı durumlarda, hizmetin varlığını ileri süren kişilerin hak düşürücü süre gerçekleşmeden yargı yoluna başvurması zorunludur.

3.İşverenin, çalıştırmış olduğu sigortalılara ait hangi belgeleri Kuruma vermesi gerektiği 506 sayılı Kanun’un 79 uncu maddesinin 1 inci fıkrasında açıkça ifade edildiği üzere yönetmeliğe bırakılmıştır. Atıf yapılan Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliğinde işverence verilecek belgeler düzenlenmiştir. Bunlar, aylık sigorta primleri bildirgesi, dört aylık sigorta primleri bordrosu, sigortalı hesap fişi vs.dir. Yönetmelikte sayılan bu belgelerden birisinin dahi verilmiş olması hâlinde artık Kanun’un 79 uncu maddesinin 10 uncu fıkrasında yer alan hak düşürücü süreden söz edilemez. Yargıtay uygulamasında anılan maddenin yorumu geniş tutulmakta; eğer sayılan belgelerden birisi işveren tarafından verilmişse burada Kurumun işçinin çalışmasından haberdar olduğu ve artık hizmet tespiti davası için hak düşürücü sürenin varlığından söz edilemeyeceği kabul edilmektedir. Diğer taraftan, Kurum tarafından yapılan bir tespitin olması hâlinde de aynı kabul şekline ulaşılmaktadır.

4.
Davacının, (1) günlük sigortalılığın tespiti ile sigorta başlangıcının 13.07.1999 olduğunun tespitini talep ettiği eldeki davada, davacı adına davalı iş yerinden verilen ilk işe giriş bildirgesinin 21.07.2000 tarihli olduğunun yine dosya içeriğinde davacının iddia ettiği 13.07.1999 tarihinde işe başladığını belirtir işe giriş bildirgesinin aslı ya da onaylı örneğinin mevcut olmadığının anlaşılması üzerine, Dairemizin 28.11.2022 tarihli geri çevirme kararı sonrasında gelen kayıtların incelenmesinde, Mahkemenin kabulüne konu olan 13.07.1999 tarihli işe giriş bildirgesinin Kurum kayıtlarına intikal etmediği, davalı iş yerinden davacı adına verilen ilk işe giriş bildirgesinin 21.07.2000 tarihli olduğu bildirilmiştir.

5. Yukarıda yapılan açıklamalar nazarında, davacının 13.07.1999 tarihli sigorta başlangıcı tespiti talebi bakımından, davalı iş yerinden işe giriş bildirgesinin düzenlenmemesi ve anılan tarihte Kuruma herhangi bir şekilde hizmet bildirimi ile ücretinden prim kesintisinin de yapılmaması karşısında, Mahkemece öncelikte 13.07.1999 tarihinin sigorta başlangıcı olarak kabul edilmesine dayanak olacak nitelikte, yönetmelikte belirtilen belgelerin bulunup bulunmadığı araştırılmalı, çalışma olgusu şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenmeli, yine 1 günlük çalışmanın tespiti istemi yönünden de talebinin dava tarihi itibariyle hak düşürücü süreye uğrayıp uğramadığı irdelenmeli, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.