Yargıtay Kararı 10. Hukuk Dairesi 2023/367 E. 2023/1971 K. 03.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/367
KARAR NO : 2023/1971
KARAR TARİHİ : 03.03.2023

MAHKEMESİ : … Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
SAYISI : 2021/634 E., 2022/1626 K.
vekili Avukat …
DAVA TARİHİ : 17.12.2020
KARAR : Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ : … 25. İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/309 E., 2021/1 K.

Taraflar arasındaki 5434 sayılı Kanun kapsamındaki hizmetler nedeniyle emekli ikramiyesinin ödenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın yargı yolu yanlışlığı nedeniyle usulden reddine dair karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacının istinaf isteminin esastan reddine dair karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Türk Silahlı Kuvvetlerinde muvazzaf subay olarak çalışmakta iken sigorta prim gününü tamamlaması üzerine yaş haddini bekleyerek emekli ikramiyesi ödemesi almadan emekliye ayrıldığını, daha sonra Türk Hava Kurumu nezdinde 4/c ile sözleşmeli akademisyen olarak çalıştığını, sözleşmenin 06.05.2015 tarihinde sona erdiğini, davalı kurum tarafından davacıya 01.02.2019 tarihinden itibaren 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre aylık bağlandığını ancak emekli ikramiyesi ödenmediğini, oysa davacının 27.08.2012 tarihi itibariyle 5434 sayılı Kanun uyarınca emekli ikramiyesini hak ettiğini, davacının 27.08.2012 tarihi itibariyle hak etmiş olduğu emekli ikramiyesinin emekli aylığı bağlama tarihi olan 01.02.2019 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiğini, bu hususta kuruma yaptıkları başvurunun 29.06.2020 tarihli yazı ile “davacının 03.08.2017 tarihinde görevine son verildiği ve 1475 sayılı İş Kanunun 14 üncü maddesi uyarınca emekli ikramiyesi ödenemeyeceği” gerekçesiyle reddedildiğini beyan ederek davacının emeklilik ikramiyesinin ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı hakkında kendisince yapılan işlemlerin yasaya ve hukuka uygun olduğunu aylığında herhangi bir hatanın bulunmadığını, zamanaşımı, hak düşürücü süre, derdestlik, husumet, görev ve yetki itirazında bulunduklarını, davacının talebi ile ilgili Kurumun yaptığı işlemin doğru olduğunu, herhangi bir eksiklik bulunmadığını bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Somut olayda; davacının 5510 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 01.10.2008 tarihinden önce 5434 sayılı Kanun kapsamında çalışması bulunduğu, davacıya 01.02.2019 tarihinde 5434 sayılı Kanun kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığı, yukarıda açıklananlar doğrultusunda 5510 sayılı Kanun’un bu uyuşmazlıkta uygulama yerinin bulunmadığı, İş Mahkemelerinin görevli olmadığı anlaşılmakla yargı yolunun caiz olmaması sebebiyle aşağıdaki karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri
İstinaf başvurusunda bulunan davacı vekili, iş mahkemelerinin görevli olduğunu 5510 sayılı Kanun’un 101 inci maddesi gereğince görevli iş mahkemesinin davaya bakması gerektiğini belirterek, usul ve yasaya aykırı ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne dair karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; somut olayda, davacıya 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti emekli sandığı kanunu kapsamında aylık bağlanmış olup, uyuşmazlığın davacının emekli ikramiye ödenmesi talebini reddeden Kurum işleminin iptali istemine ilişkin olduğu, dolayısıyla uyuşmazlığın 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre çözülmesi gerektiği anlaşılmakla, uyuşmazlığın çözümünün idari yargının görev alanına girdiği gözetilerek 6100 sayılı HMK’nın 114/1-b maddesine göre dava şartı olan “yargı yolunun caiz olmaması” nedeniyle davanın usulden reddine dair verilen karar yerinde olmuştur.
Dosyadaki yazılara,hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayandığı maddi delillere, bu delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine göre, usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılan hükme yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK ‘nın 353/1-b-1 inci maddesi gereğince esastan reddine dair karar verilmiştir.

V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili verilen kararın hatalı olduğunu, iş mahkemesinin bu davaya bakmakla görevli ve yetkili olduğunu belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacıya emekli ikramiyesinin ödenmesi gerekip gerekmediği hususuna ilişkindir.

2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile 5510 sayılı Kanun’un 101 inci maddesi hükümleridir.

3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup, davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.