YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2023/3782
KARAR NO : 2023/4478
KARAR TARİHİ : 26.04.2023
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI : 2020/22 E., 2021/113 K.
HÜKÜM/KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen prime esas kazancın tespiti davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda,Yargıtay 10. Hukuk Dairesince Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı davalı ve fer’i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi … tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı şirket nezdinde 14.04.2008-14.03.2011 tarihleri arası yaptığı çalışma dönemlerinde aldığı SGK primine esas aylık ücretinin tespiti ile davacının bu ücret üzerinden SGK’ya ödenmesi gereken eksik primlerin tespiti ile davacının sigortalılığına yansıtılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
1-Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının talep etmiş olduğu hususların zamanaşımına uğradığını, davacının taleplerinden, aylık ücretinin tespitini talep etmesinin isabetsiz olduğunu, ne kadar ücret aldığını bilmesi ve dilekçede de bu hususu belirtmesi gerektiğini, davacının çalışma süresi, meslekteki uzmanlığı, almış olduğu eğitimler ve mezun olduğu okul hep birlikte değerlendirildiğinde, davacının asgari ücretin üzerinde ücret almasının hayatın olağan akışına uygun düşmediğini, davalı şirket sahipleri ile davacının arasında gelişen dostluk ve verilen söz uyarınca davacıya ibranamede belirtilen ücret ve tazminatların ihtiyari olarak ödendiğini, bu ücret ve tazminatların hiçbir şekilde davacının almış olduğu ücretlerin bir karşılığı ve yansıması olmadığını, davacıya gönül rızası ile fazla tazminat ödenmesinin, daha sonra gelişen olaylar çerçevesinde koz olarak kullanıldığını ve haksız menfaat sağlamaya çalışıldığını bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
2-Fer’i müdahil SGK vekili cevap dilekçesinde; 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra davanın açıldığını ve reddi gerektiğini, davacının davasına dayanak bu iddiasını yazılı delil ile ispat etmesi gerektiğini, belirterek bu nedenle haksız açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 05.08.2016 tarihli ve 2016/167 E., 2017/137 K., sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne, davacının 14.04.2008-14.02.2011 tarihleri arasında davalı şirkette asgari ücretle çalıştığının, 14.02.2011-14.03..2011 tarihleri arasında asgari ücretin 4,57 katı ücretle çalıştığının tespitine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 29.12.2017 tarihli ve 2017/2326 E., 2017/2995 K., sayılı kararıyla; “ibranamede yer alan ve ödenen kıdem tazminatı miktarından hareketle prime esas kazanç tespiti ancak son ay çalışması ile ilgili olarak yapılabilir. İlk derece mahkemesince bu esaslara uygun olarak karar verildiği görülmektedir.” gerekçesi ile, davacı ile davalı ve feri müdahil vekillerinin istinaf başvurularının HMK’nın 353/1-b maddesinin 1. alt bendi gereğince esastan reddine, karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve feri müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin, 12.12.2019 tarihli ve 2018/1745 E., 2019/9833 K. sayılı kararıyla; “mahkemece, dava konusu dönem, hem 506 sayılı Yasanın 77. maddesi hem de 5510 sayılı Yasanın 80. maddesini de kapsamakla kısmen kabule konu ödemelerin anılan maddeler kapsamında olup olmadığı, miktar ve dönemleri belirlenmeksizin yazılı şekilde kısmen kabul kararı verilmesi yine talep edilen tüm dönemler bakımından yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında araştırma ve inceleme yapılmaksızın eksik inceleme ile hüküm kurulması bozma nedenidir. ” gerekçesi ile ilk derece mahkemesi kararı bozulmuştur.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile “…davacının davalıya ait işyerinde 28/02/2011 tarihine kadar yasal asgari ücretle çalıştığı, 01/03/2011 tarihinden 14/03/2011 akdin feshi tarihine kadar aylık brüt 3.370,88 TL ücretle çalıştığının kabul edilebileceği, fesih tarihinde hak kazanılan prime esas kazanca dahil işçilik alacaklarından dolayı ibraname olduğundan ödendiği kabul edilerek, 4.805,70 TL prime esas kazancık eksik bildirildiği, 720,86 TL sigorta prime ve işsizlik sigortası işçi payı, 1.802,14 TL sigorta primi ve işsizlik sigortası primi işveren payının eksik ödendiği anlaşılmakla davacının davasının kısmen kabulü ile davacının davalıya ait iş yerinde 14/04/2008-28/02/2011 tarihleri arasında yasal asgari ücretle çalıştığının, 01/03/2011-14/03/2011 tarihleri arası aylık bürüt 3,370,88 TL ücretle çalıştığının tespitine fazlaya ilişkin talebin reddine karar” karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve feri müdahil Kurum vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1-Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
2-Fer’i müdahil Kurum vekili temyiz dilekçesinde; kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, prime esas kazancın tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371, inci maddeleri.
2-Davanın Yasal dayanaklarından olan 506 sayılı Kanunun “Prime esas ücretler” başlığını taşıyan 77. maddesinin 1. fıkrası ile 5510 sayılı Kanun’un “Prime esas kazançlar” başlıklı 80 inci maddesinin birinci fıkrasında, sigortalıların prime esas kazançlarının nasıl belirleneceği açıklanmıştır. Diğer taraftan 506 sayılı Kanunun 79/10 uncu ve 5510 sayıl Kanun’un 86/9 uncu maddelerine dayalı olarak açılan bu tür hizmet tespiti davalarında kesinleşen mahkeme ilamı, işverence Kuruma verilmeyen belgelerin yerine geçecek nitelikte olduğundan hükümde ayrıca 77 ve 80 inci maddelere göre hesaplanacak olan 1 günlük ücretin belirtilmesi de gerekmektedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun; 288 inci maddesinde, bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri belir bir tutarı geçtiği takdirde senetle kanıtlanması gerektiği, bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri, ödeme veya borçtan kurtarma (ibra) gibi herhangi bir sebeple belirli bir tutardan aşağı düşse bile senetsiz kanıtlanamayacağı bildirilmiş, 289 uncu maddesinde, 288 inci madde uyarınca senetle kanıtlanması gereken konularda yukarıdaki hükümler hatırlatılarak karşı tarafın açık muvafakati durumunda tanık dinlenebileceği, 292 inci maddesinde de, senetle kanıtlanması zorunlu konularda yazılı bir delil başlangıcı varsa tanık dinlenebileceği açıklanarak delil başlangıcının, dava konusunun tamamen kanıtlanmasına yeterli olmamakla birlikte, bunun var olduğunu gösteren ve aleyhine sunulmuş olan tarafça verilen kağıt ve belgeler olduğu belirtilmiştir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 200 ve 202 inci maddelerinde de bu düzenlemeler korunmuştur.
Kuruma ödenmesi gereken sigorta primlerinin hesabında gerçek ücretin/kazancın esas alınması gerekmekte olup hizmet tespiti davalarının kamusal niteliği gereği, çalışma olgusu her türlü kanıtla ispatlanabilmesine karşın ücret konusunda aynı genişlikte ispat serbestliği söz konusu değildir ve değinilen maddelerde yazılı sınırları aşan ücret alma iddialarının yazılı delille kanıtlanması zorunluluğu bulunmaktadır. Ücret tutarı maddede belirtilen sınırları aştığı takdirde, tespiti gereken gerçek ücretin; hukuksal geçerliliğe sahip olarak düzenlenmiş bulunmaları kaydıyla, sigortalının imzasını içeren aylık ücreti gösteren para makbuzları, banka kayıtları, ticari defter kayıtları, ücret bordroları gibi belgelerle kanıtlanması olanaklıdır. Yazılı delille ispat sınırının altında kalan miktar için tanık dinlenebileceği gibi, tespiti istenen miktar sınırı aşsa dahi varlığı iddia edilen çalışmanın öncesine ve sonrasına ait yazılı delil başlangıcı sayılabilecek belgeler bulunuyorsa tanık dinlenmesi mümkündür. Nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 20.10.2010 gün ve 2010/10 – 480 E., 2010/523 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-481 E., 2010/524 K., 20.10.2010 gün ve 2010/10-482 E., 2010/525 K., 19.10.2011 gün ve 2011/10-608 E., 2011/649 K., 19.06.2013 gün ve 2012/10-1617 E., 2013/850 K., sayılı ilamlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.
3. Değerlendirme
1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler, dosyada mevcut ibraname bulunmasına göre kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı ve feri müdahil Kurum vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin ilgiliden alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
26.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.